Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1198 E. 2023/1802 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar usulü↗ sınırlı ihya↗ infisah↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ özel dava şartı↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ şirketin tasfiyesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ ihtarname↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/89 E., 2022/244 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi olduğu Egecan Yapı Taahhüt ve Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketinin mükellefiyetinin resen sonlandırıldığını, şirket adına kayıtlı ... ve 06 JK 069 plakalı araçların halen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirketin resen tasfiyesi ile birlikte araçların tasfiye dışı bırakıldığını, araçlara ilişkin satış işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini ileri sürerek resen terkin edilen şirketin tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için şirketin ihyasına karar verilerek müvekkili ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini şirketin terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen silinme tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 08.02.2022 tarihinde açıldığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin faaliyetinin sonlandırılmasının tasfiye memurunun iradesi ile değil resen sonlandırıldığını, şirkette tasfiyesi gereken mallar varken, tüm borçlar ödenmemişken şirketin faaliyetinin sonlandırılmasının olanaksız olduğunu, beş yıllık sürenin işlemesinin olanaklı olmadığını, şirketin vergi borçları, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarının devam ettiğini, bu kurumlar tarafından şirket aleyhine icrai işlemlerin devam ettiğini, mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddedildiğini, bir şirket hakkında icrai işlemler ve/veya davalar devam ederken şirketin tasfiyesinin olanaklı olmadığını, şirketin ihyasının istenmesinde müvekkilinin menfaati bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak ihyası talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla tasfiye işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında terkin olan şirketin ihya olunmasını talep etmekte davacının hukuki yararının olduğu, ihyası talep olunan şirketin münfesih sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmış ise de, şirketin mal varlığı bulunduğundan yasa gereği 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 08.02.2022 tarihinde açıldığı, kaldı ki davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 10 yıllık dava açma süresi dolsa dahi, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden terkini usulsüz olduğundan tam ihyasının talep edilebileceği, davacı yanın talebi ise şirkete ait iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu, davacının son müdürü olduğu şirket malvarlığının tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, ihyası talep olunan şirketin ticaret sicilinden terkini usulsüz olduğundan tam ihyasına karar verilebilecek ise de, davalı yanın talebinin iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu gözetilerek iki adet aracın tasfiyesi ve ek işlemleri yönünden şirketin yeniden sicile tesciline, ek tasfiyesine karar verilen şirkete şirket son müdürü olan davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı nedeniyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, şirketin son adresine çıkarılan tebligatın iade olduğunu, ihtarın ayrıca Ticaret Sicil Gazatesinde ilan edildiğini, ihtarın hukuka uygun olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, taraflarına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:ihtar usulü · sınırlı ihya · infisah · münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi · malvarlığına ilişkin dava · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak «ihyası» talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla «tasfiye» işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında «terkin» olan «şirketin ihya» olunmasını talep etmekte davacının «hukuki yararının» olduğu, ihyası talep olunan şirketin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ...
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından «resen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açılmış ise de, şirketin mal varlığı bulunduğundan yasa gereği 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 08.02.2022 tarihinde açıldığı, kaldı ki davanın …
… esen sonlandırıldığını, şirket adına kayıtlı ... ve 06 JK 069 plakalı araçların halen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirketin resen tasfiyesi ile birlikte araçların «tasfiye» dışı bırakıldığını, araçlara ilişkin satış işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini ileri sürerek «resen terkin» edilen şirketin tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için şirketin ihyasına karar verilerek müvekkili ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · ihtarat · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sicilden terkin · yargılama giderleri
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü her ne kadar «yasal hasım» olsa da «terkin» işlemi usulsüz olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Logart Yazılım Danışmanlık Bilgisayar Eğitim Gıda Reklam İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, şirkete 40...10 T.C. kimlik numaralı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Şti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Şti.'nin ek tasfiyesine, müvekkilinin veya mahkemece uygun görülecek başkaca bir kimsenin «tasfiye işlemleri» için yetkilendirilmesine, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:ihtar usulü · infisah · münfesihlik · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak «ihyası» talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla «tasfiye» işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında «terkin» olan «şirketin ihya» olunmasını talep etmekte davacının «hukuki yararının» olduğu, ihyası talep olunan şirketin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · geçici 7. madde · yasal hasım · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · ihbar · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «terkin» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki usule göre gerçekleştirilmediğini, re'«sen terkin» işlemleri sırasında şirket «temsilcisine» «tebligat» çıkarılmadığını, terkin koşullarının oluşmadığını, aynı şirket için açılan başka bir ihya davasında yargılama yapılarak davalının «hak düşürücü süre» yönünden itirazlarının kabul edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:ihtar usulü · münfesihlik · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak «ihyası» talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla «tasfiye» işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında «terkin» olan «şirketin ihya» olunmasını talep etmekte davacının «hukuki yararının» olduğu, ihyası talep olunan şirketin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, «ihyası» talep edilen şirketin «ticaret sicilinden terkini» usulsüz olduğundan tam ihyasının talep edilebileceği, davacı yanın talebi ise şirkete ait iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu, davacının «son» müdürü olduğu şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya istemekte «hukuki yararı» bulunduğu, ihyası talep olunan şirketin ticaret sicilinden terkini usulsüz olduğundan tam ihyasına karar verilebilecek ise de, davalı yanın talebinin iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu gözetilerek iki adet aracın tasfiyesi ve ek işlemleri yönünden şirketin yeniden sicile tesciline, ek tasfiyesine karar verilen şirkete şirket son müdürü olan davacının «tasfiye memuru» olarak atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıdem tazminatı · re'sen terkin · yasal hasım · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · alacak davası · yetki
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4204 E. 2023/4584 K.
Ortak:infisah · münfesihlik · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak «ihyası» talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla «tasfiye» işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında «terkin» olan «şirketin ihya» olunmasını talep etmekte davacının «hukuki yararının» olduğu, ihyası talep olunan şirketin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından «resen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açılmış ise de, şirketin mal varlığı bulunduğundan yasa gereği 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 08.02.2022 tarihinde açıldığı, kaldı ki davanın …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, Mahkemesince, «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca usulüne uygun «terkin» edilmediğinden şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» ihyasına karar verildiği, silinme «sebebine» göre «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek olmadığı, öte yandan davalı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı cevap vermemiş, tensiple yazılan müzekkere gereği sunulan bilgi yazısında, «münfesih» olmasına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kendilerine yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen süresinde bildirimde bulunmayan şirketin 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiliğin ihyası · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · ticaret sicili tescili · sicilden terkin · yargılama giderleri · tüzel kişilik
Benzer bu karardaİhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılmış olduğundan bu yönü ile de «ihya» talebinin yerinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreden sonra şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinde eldeki dava açılmışsa da yukarıda açıklanan gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında re'sen terkin işlemi yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 140210 sicil numarası ile kayıtlı iken re'sen terkin edilen Metsan Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyası» istenen şirket ile ilgili yapılan «tebligatların» usulüne uygun olduğunu, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu ve ihya kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, «terkin» işleminin ilgili mevzuata uyma yükümlülüğü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dolayısıyla terkin işleminde kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» olmadığını, «yasal hasım» konumunda bulunduklarından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmekle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davalının «yargılama giderleri» ve harçtan sorumlu tutulması yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu, «ihyası» istenen şirketin 5174 sayılı Kanuna göre oda «kaydının» sicilden re'sen silindiği, davalının sicilden silme gerekçesi gözetildiğinde «hak düşürücü sürenin» işlemesinin söz konusu olamayacağı, davanın kabulü yönündeki kararda usul ve yasaya aykırı bir durum görülmediği gerekçsesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanı» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile «ihyası» istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» «kaydının» re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1198 E. , 2023/1802 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1284 Esas, 2022/1564 Karar
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/89 E., 2022/244 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi olduğu Egecan Yapı Taahhüt ve Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketinin mükellefiyetinin resen sonlandırıldığını, şirket adına kayıtlı ... ve 06 JK 069 plakalı araçların halen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirketin resen tasfiyesi ile birlikte araçların tasfiye dışı bırakıldığını, araçlara ilişkin satış işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini ileri sürerek resen terkin edilen şirketin tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için şirketin ihyasına karar verilerek müvekkili ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini şirketin terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen silinme tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 08.02.2022 tarihinde açıldığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin faaliyetinin sonlandırılmasının tasfiye memurunun iradesi ile değil resen sonlandırıldığını, şirkette tasfiyesi gereken mallar varken, tüm borçlar ödenmemişken şirketin faaliyetinin sonlandırılmasının olanaksız olduğunu, beş yıllık sürenin işlemesinin olanaklı olmadığını, şirketin vergi borçları, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarının devam ettiğini, bu kurumlar tarafından şirket aleyhine icrai işlemlerin devam ettiğini, mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddedildiğini, bir şirket hakkında icrai işlemler ve/veya davalar devam ederken şirketin tasfiyesinin olanaklı olmadığını, şirketin ihyasının istenmesinde müvekkilinin menfaati bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06 JK 069 ve ... plakalı araçların kaydında malik olarak ihyası talep olunan şirketin unvanının yer aldığı, dolayısıyla tasfiye işleminin tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediği hususunun sabit olduğu, bu bağlamda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi anlamında terkin olan şirketin ihya olunmasını talep etmekte davacının hukuki yararının olduğu, ihyası talep olunan şirketin münfesih sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davalı ...
Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmış ise de, şirketin mal varlığı bulunduğundan yasa gereği 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 08.02.2022 tarihinde açıldığı, kaldı ki davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 10 yıllık dava açma süresi dolsa dahi, davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden terkini usulsüz olduğundan tam ihyasının talep edilebileceği, davacı yanın talebi ise şirkete ait iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu, davacının son müdürü olduğu şirket malvarlığının tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, ihyası talep olunan şirketin ticaret sicilinden terkini usulsüz olduğundan tam ihyasına karar verilebilecek ise de, davalı yanın talebinin iki adet aracın tasfiyesiyle sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına yönelik olduğu gözetilerek iki adet aracın tasfiyesi ve ek işlemleri yönünden şirketin yeniden sicile tesciline, ek tasfiyesine karar verilen şirkete şirket son müdürü olan davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı nedeniyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, şirketin son adresine çıkarılan tebligatın iade olduğunu, ihtarın ayrıca Ticaret Sicil Gazatesinde ilan edildiğini, ihtarın hukuka uygun olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, taraflarına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931238900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz