6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Noterde yapılan hisse devir sözleşmesinin hile iddiasıyla iptali koşulları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8028 E. 2023/1873 K. · · İlk derece: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Noter huzurunda bedeli karşılığında yapılan hisse devir sözleşmesinin hile (irade sakatlığı) nedeniyle iptali için, aldatan tarafın davacıyı yanıltıcı davranışının ve bu yönde iddia/delilin bulunması gerekir; davacının serbest iradesiyle devraldığı, akrabalarının telkiniyle ortak olması ve devirden sonra hakkında soruşturma açılması sözleşmeyi geçersiz kılmaz ve hile sübuta ermediğinde iptal davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Hisse devir sözleşmesinin hile (irade sakatlığı) nedeniyle iptali koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, hisse devrini gerçekleştiren dava dışı kişinin maksadının şirketin illegal işlerinin devamı olduğunu ceza soruşturmasında öğrendiğini, ailevi ilişkiler kullanılarak basit bir yalanı aşan yoğunluktaki sözlerle aldatıldığını, gerçek durumu bilse devri yapmayacağını, iradesinin hile nedeniyle sakatlandığını ve hiçbir bedel ödemediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirketin sicil kaydına göre davacı şirket ortağı olup münferiden temsile yetkili kılınmıştır; hisse devrine ilişkin noter sözleşmesine göre davalıya ait hissenin tamamı 400.000,00 TL bedel karşılığında davacıya devredilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki beyanı, vekilinin duruşmadaki beyanı ve soruşturmadaki ifadesi dikkate alındığında, noter huzurunda yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir herhangi bir hile bulunmadığı; davacının serbest iradesiyle bedeli karşılığında devraldığı; sözleşmenin yapılmasından sonra soruşturmada ifadesine başvurulmasının devirle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İptali istenen devir sözleşmesinin hile ile aldatılmak suretiyle yapıldığı yönünde herhangi bir iddia ve delil söz konusu değildir; başlatılan ceza soruşturması kapsamında ifadesi alınan davacının, akrabalarının telkini sonucunda şirkete ortak olması devir sözleşmesini geçersiz kılmaz. Bu nedenle sübuta ermeyen davanın reddi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Hisse devir sözleşmesinin hile nedeniyle iptali için aldatıcı davranışın iddia ve delille ortaya konması gerektiği; akrabaların telkiniyle ortak olmanın ve sonradan açılan soruşturmanın sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı yönünde emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesi irade sakatlığı hile (aldatma) saik hatası ispat

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 16098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 30

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13042 E. 2013/18624 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirket Ortaklığından Çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10516 E. 2015/10568 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirket Ortaklığından Çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10428 E. 2015/10153 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8028 E.  ,  2023/1873 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1238 Esas, 2021/1216 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/442 E., 2020/675 K.

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ve davalının akrabası olan ...'ın davalının cinayet davasına karışması sebebi ile tutuklanması üzerine şirketin iş ve işlemlerinde sıkıntı yaşanabileceğinden şirketi güvenilir birine devredilmesi gerektiğini, şirketin tüm işleri ile kendisinin ilgileneceğini söylediğini, müvekkilinin de bu teklifi samimi bularak kabul ettiğini ve davalının Beran İletişim İnş. Ltd Şti.ndeki hissesini 07.11.2019 tarihli sözleşme ile devraldığını, aynı gün ...'a şirket dair tüm yetkileri devrettiğini, ancak devirden kısa bir süre sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/183441 soruşturma sayılı dosyasında dolandırıcılık iddiası ile göz altına alınıp ifadesine başvurulduğunda şirketin hisse devir işleminin illegal faaliyetlere devam maksadıyla yapıldığını anladığını, müvekkilinin şirketle ilgili böyle bir durumdan haberdar olmadığını, devir nedeni ile herhangi bir bedel ödemediğini, bedel ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hisse devir işleminin gerçekleştirilmesinde iradesinin sakatlandığını ileri sürerek hisse devrine ilişkin 01.11.2019 tarihli sözleşmenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın dava dilekçesindeki beyan ve ifadesi, davacı vekilinin duruşmadaki beyanı dikkate alındığında noter huzurunda yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı, davacı tarafın serbest iradesiyle hisse devir sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin yapılmasından sonra davacının soruşturma dosyasında ifadesine başvurulmasının devir sözleşmesiyle bir ilgisinin bulunmadığı, bu bağlamda iptali istenen devir sözleşmesinin hile ile yapıldığı yönünde herhangi bir iddia ve delilin söz konusu olmadığı, davacının, dava konusu şirketteki davalı hissesinin tamamını noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile bedeli karşılığında devraldığı, devir sözleşmesinin yapılmasında herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı gibi bu yönde davacı tarafın bir iddiasının da bulunmadığı, davacının akrabalarının telkini sonucunda şirkete ortak olmasının devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı, davacının ancak koşulları mevcut ise ve şirketin tek ortağı olduğu dikkate alındığında şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda davacı tarafın serbest iradesiyle devir sözleşmesi yaptığı belirtilmişse de yerleşik içtihatlarda hilede aldatılan şahsın iradesi ile irade beyanı birbirine uygun olsa da bu iradenin oluşumunda aldatan tarafın sebep olduğu bir saik hatasının söz konusu olacağı denilerek iradenin oluşumundaki hilenin iradeyi sakatladığının belirtildiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ... tarafından müvekkilinin aldatılarak şirket hissesi müvekkiline devredildiğinden müvekkilinin iradesinin hile nedeniyle sakatlandığının kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından devir alınan şirketin sicil kaydına göre davacının şirket ortağı olduğu ve şirketi münferiden temsil etmek üzere yetkili kılındığı, hisse devrine ilişkin Karşıyaka 4. Noterliğinin 07.11.2019 tarihli ve 36826 sayılı devir sözleşmesine göre davalı ...'a ait hissenin tamamının 400.000,00 TL bedel karşılığında davacıya devredildiği, davacı tarafın dava dilekçesindeki beyan ve ifadesi, davacı vekilinin duruşmadaki beyanı dikkate alındığında noter huzurunda yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı, davacı tarafın serbest iradesiyle hisse devir sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin yapılmasından sonra davacının soruşturma dosyasında ifadesine başvurulduğu ve davacının "...

...'nın kuzeni ...'ın eşi Yaşar'ın akrabası olduğunu, bu şirketi devir almasını ...'ın istediğini.." beyan ettiği, bu bağlamda iptali istenen devir sözleşmesinin hile ile davacının aldatılmak suretiyle yapıldığı yönünde herhangi bir iddia ve delilin söz konusu olmadığı, davacının, dava konusu şirketteki davalı hissesinin tamamını noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile bedeli karşılığında devraldığı, devir sözleşmesinin yapılmasında herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı gibi bu yönde davacı tarafın bir iddiasının da bulunmadığı, başlatılan ceza soruşturma kapsamında ifadesi alınan davacının akrabalarının telkini sonucunda şirkete ortak olmasının devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı, davacının sübuta ermeyen davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket hissesinin devrini gerçekleştiren dava dışı ...'ın maksadının davalının tutuklanması değil de şirketin illegal işlerinin devamı olduğunu ceza soruşturması sırasında anlaşıldığını, devir işleminden hemen sonra şirketle ilgili olarak dava dışı ...'a yetkilerini devrettiğinden şirketle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, müvekkilinin sosyal hayatı ve şirketin faaliyet alanları dikkate alındığında bu şirketin faaliyetlerini sürdürmek amacıyla hisse devrini gerçekleştirmeyeceğinin açık olduğunu, ailevi ilişkiler kullanılarak basit bir yalanı aşan müvekkilini kandıracak ve yanıltacak yoğunluk ve güçteki sözleri ile planlanıp sergilenen davranışların hileli davranış olarak nitelendirilmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da hile kavramının, gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması hali olarak tanımlandığını, bu durumda müvekkilinin hileli davranışlar ile yanıltılmış olup, yanıltıldığı hususları, hakkında başlatılan soruşturmanın sorgu aşamasında öğrendiğini, hilenin sebep olduğu sakatlığın irade beyanında değil, iradenin oluşmasında meydana geldiğini, hilede aldatılan şahsın iradesi ile irade beyanı birbirine uygunsa da bu iradenin oluşumunda aldatan tarafın sebep olduğu bir saik hatasının söz konusu olduğunu, müvekkilin noter huzurunda resmi şekilde hisse devrini gerçekleştirdikleri şirketin illegal faaliyetlerle uğraşan bir şirket olduğunu bilmesi halinde söz konusu hisse devri sözleşmesini yapmayacağını, müvekkilinin iradesinin hile nedeniyle sakatlandığının kabulü gerektiğini, müvekkilin, iradesinin sakatlandığının, şirket ile fiilen hiçbir bağı olmadığının, hiçbir maddi menfaat gütmeksizin, hatıra binaen ve güven ilişkisi ile şirketi devraldığının tespitine yarayan delillerinin ve müvekkilinin şirket hisse devri karşılığında hiçbir bedel ödemediğinin tespiti için faal olan bankalardaki hesap hareketlerinin celbi ve tanık dinletme talepleri değerlendirilmeksizin, karar verildiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hisse devir işleminin irade sakatlığı iddiası ile iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1, 30 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931234200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1238 E. 2021/1216 K.

Hisse devir sözleşmesinin hile ile iptali talebinin reddi

Gerekçe özeti

Noter huzurunda serbest irade ile yapılan bir hisse devir sözleşmesinin hile nedeniyle iptali istenirse, iptali gerektirir nitelikte bir hile bulunduğuna dair iddia ve delil bulunması gerekir; devir işleminden sonra ortaya çıkan bir ceza soruşturmasında ifade verilmiş olması ya da devrin akraba telkiniyle gerçekleşmiş olması, tek başına hile teşkil etmez ve sözleşmeyi geçersiz kılmaz.

Emsal değeri

Noterde yapılan hisse devir sözleşmesinin hile nedeniyle iptali istemlerinde, devir işleminden sonra ortaya çıkan olayların (ceza soruşturması, akraba telkini) tek başına hile ispatı için yeterli olmadığına ilişkin değerlendirme açısından emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: hile irade fesadı hisse devri noterde yapılan sözleşme saik hatası ispat yükü

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1238

KARAR NO 2021/1216

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/12/2020

NUMARASI 2020/442 Esas-2020/675 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/09/2021

Davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin, akrabasının aracılığıyla davalının ... İnş. Ltd Şti'ndeki hissesini Karşıyaka ... Noterliği'nin 07/11/2019 tarih ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile devraldığını, devraldıktan kısa bir süre sonra İstanbul C.Başsavcılığının 2018/183441 soruşturma sayılı evrakında göz altına alınıp ifadesine başvurulduğunu, soruşturma evrakının dava konusu şirket kullanılarak dolandırıcılık eylemine ilişkin olduğunu, müvekkilinin şirketle ilgili böyle bir durumdan haberdar olmadığını, bu bağlamda aldatılmış olması nedeniyle hisse devrine ilişkin 01/11/2019 tarihli sözleşmenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı tarafa, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının, dava konusu şirketteki davalı hissesinin tamamını noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile bedeli karşılığında devraldığı, devir sözleşmesinin yapılmasında herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı gibi bu yönde davacı tarafın bir iddiasının da bulunmadığı, davacının akrabalarının telkini sonucunda şirkete ortak olmasının devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı, davacının ancak koşulları mevcut ise ve şirketin tek ortağı olduğu dikkate alındığında şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebileceği gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; gerekçeli kararda davacı tarafın serbest iradesiyle devir sözleşmesi yaptığı belirtilmişse de yerleşik yargıtay içtihatlarında da görüleceği üzere hilede aldatılan şahsın iradesi ile irade beyanı birbirine uygunsa da, bu iradenin oluşumunda aldatan tarafın sebep olduğu bir saik hatasının söz konusu olacağı denilerek iradenin oluşumundaki hilenin iradeyi sakatladığının belirtildiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise ... tarafından müvekkilinin aldatılarak şirketin hissenini müvekkiline devredilmiş bulunduğundan müvekkilinin iradesinin hile nedeniyle sakatlandığının kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafından devir alınan şirketin sicil kaydının tetkikinde davacının şirket ortağı olduğu ve aynı zamanda şirketi münferiden temsil etmek üzere yetkili kılındığı; hisse devrine ilişkin Karşıyaka ... Noterliğinin 07/11/2019 tarih ... yevmiye numaralı devir sözleşmesine göre davalı ...'a ait hissenin tamamının 400.000-TL bedel karşılığında davacıya devir edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın dava dilekçesindeki beyan ve ifadesi, davacı vekilinin duruşmadaki beyanı dikkate alındığında noter huzurunda yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı, davacı tarafın serbest iradesiyle hisse devir sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin yapılmasından sonra davacının İstanbul C.

Başsavcılığının 2018/183441 soruşturma sayılı evrakında ifadesine başvurulduğu davacının "...'nın kuzeni ...'ın eşi ...'ın akrabası olduğunu ,bu şirketi devir almasını ...'ın istediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.Bu bağlamda iptali istenen devir sözleşmesinin hile ile davacının aldatılmak suretiyle yapıldığı yönünde herhangi bir iddia ve delilin söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Davacının, dava konusu şirketteki davalı hissesinin tamamını noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile bedeli karşılığında devraldığı, devir sözleşmesinin yapılmasında herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı gibi bu yönde davacı tarafın bir iddiasının da bulunmadığı, başlatılan ceza soruşturma kapsamında ifadesi alınan davacının akrabalarının telkini sonucunda şirkete ortak olmasının devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı, davacının sübuta ermeyen davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/09/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.