Protokole göre | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2102 E. 2023/1868 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik tahkikat↗ teslimde gecikme↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ gabin↗ iskonto↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ geç teslim↗ genel işlem koşulu↗ mahrum kalınan kâr↗ kar kaybı↗ tahkikat↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ ek prim↗ fesih↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ taahhütname↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 10.03.2016 tarih, 2014/607 E., 2016/137 K. sayılı kararı ile davalının yapmış olduğu feshin haklı olduğunu somut delillerle ispat edemediği, davacının haksız fesih nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ile mahrum kalınan kâr ve protokolden kaynaklanan cezai şart talep edebileceği, cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kâr mahrumiyetine ilişkin 48.033,81 TL'nin aynen ödenmesine, 25.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarih, 2017/3313 E., 2018/4970 K. sayılı kararıyla; "...Ancak dosya içeriğinde bulunan davacı tarafından davalıya yazılmış 11.04.2011 tarihli yazıda, 18.04.2011 tarihinden sonra %1,5 iskontu uygulanacağı bildirilmiştir. Bilirkişice bu husus incelenmediği gibi mahkemece de bu belge üzerinde durulmamıştır. Mahkemece bu belgenin sıhhati üzerinde durulup, davacı tarafından davalıya yazılmış olduğu saptandığında belirtilen oranda iskonto yapılmadığının anlaşılması durumunda davalının feshinin haklı olacağı göz önüne alınarak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik tahkikat ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında 11.04.2011 tarihli belgede, 18.04.2011 tarihinden itibaren peşin alımlarda aylık %1.5 iskonto oranı kullanılacağının belirlendiği, bu belgenin ve taraflar arasındaki satışların ve iskontonun uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalının defter kayıtları ile uyumlu ve tüm belgelerle karşılaştırılmış ekli muavin dökümlerine göre davalının davacıdan aldığı mal bedellerini peşin almadığı, bu nedenle %1,5 oranında iskontonun uygulanmaması gerektiği, zira iskonto için peşin alım yapılması gerektiği, iskontonun uygulanmayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın kâr mahrumiyetine ilişkin talebi hakkında 48.033,81 TL'nin 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 43.033,81 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebinin ilişkin talebi hakkında 14.891,26 TL'nin 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 9.891,26 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın protokolden kaynaklanan cezai şart talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden dolar hesaplarında uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davalıya bildirdiği %1,5 iskonto oranının çok altında bir oranı uyguladığını, ayrıca malı geç teslim ettiğini, malın akaryakıt istasyonuna zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davalının kayba uğradığını, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla iki cezai şarta karar verilemeyeceğini, davalının tüm alımlarını peşin yaptığının tespit edildiğini, buna rağmen iskonto oranını düşük uygulandığını, dolar kurunun artması nedeniyle hükmedilen cezai şartın şirketin ticari mahvına sebep olacağını, davalının herhangi bir alım taahhüdü vermediğini, davacının kar kaybının olmadığını, sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ve gabin nedeniyle de hükümsüz olduğunu, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kusurunun bulunmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin bayi sıfatındaki davalı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, dağıtıcı sıfatındaki davacı lehine sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalınan kar ve iki cezai şarta karar verilip verilemeyeceği, hesaplamanın doğru yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Tarafların arasında 18.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve 17.08.2010 tarihli bu sözleşmenin eki niteliğindeki protokol tanzim edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafından peşin alım yapılmadığı, bu nedenle iskonto oranının davalıya uygulanmasının gerekmediği, davalının fesih beyanının haklı nedenlere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kar mahrumiyeti, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve protokolden kaynaklanan cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesinde, 32 inci maddede belirtilen kar mahrumiyetine ek olarak, Bayinin süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi durumunda dağıtıcıdan aldığı LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucunda bulunacak bedelin cezai şart olarak ödenmesinin gerektiğine hükmolunmuştur. Bayilik sözleşmesinin eki olarak tanzim edilen Protokolün üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde ise Bayinin protokolü haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi durumunda 75.000,00 USD cezai şart ödemesi gerektiği belirtilmiştir.
Her ne kadar sözleşme ve protokolde iki ayrı cezai şart öngörülmüş ise de, Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesi ve Protokolün üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde hükmolunan her iki maddedeki fesih nedenlerinin hukuki gerekçeleri aynı olup sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin haksız feshine dayanmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı Bayi tarafından sözleşme hükmüne aykırı davranılarak tek taraflı feshedilmesinden dolayı davacı ancak protokol ya da sözleşmedeki cezai şartlardan birisini isteyebilir.
Bu nedenle, davacının kararlaştırılan cezai şartlardan birini isteyebileceğinden, ana bayilik sözleşmesinin dışında, bu sözleşmenin eki niteliğindeki protokole göre cezai şart isteyemeyeceği gözetilerek davacı lehine tek cezai şarta hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle protokolde belirtilen cezai şarta da hükmedilerek davacı lehine iki ayrı cezai şarta karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5015 E. 2021/3448 K.
Ortak:alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · taahhütname
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» bayi sıfatındaki davalı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, «dağıtıcı» sıfatındaki davacı lehine «sözleşmenin feshi» nedeniyle «mahrum kalınan» kar ve iki «cezai şarta» karar verilip verilemeyeceği, hesaplamanın doğru yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davalıya bildirdiği %1,5 «iskonto» oranının çok altında bir oranı uyguladığını, ayrıca malı «geç teslim» ettiğini, malın akaryakıt istasyonuna zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davalının «kayba» uğradığını, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla iki «cezai şarta» karar verilemeyeceğini, davalının tüm alımlarını peşin yaptığının tespit edildiğini, buna rağmen iskonto oranını düşük uygulandığını, dolar kurunun artması nedeniyle hükmedilen cezai şartın şirketin ticari mahvına sebep olacağını, davalının herhangi bir «alım taahhüdü» vermediğini, davacının «kar kaybının» olmadığını, sözleşmenin «genel işlem koşullarına» aykırı olduğunu ve «gabin» nedeniyle de hükümsüz olduğunu, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kusurunun bulunmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece davalı tarafından peşin alım yapılmadığı, bu nedenle «iskonto» oranının davalıya uygulanmasının gerekmediği, davalının «fesih» beyanının haklı nedenlere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «kar mahrumiyeti», sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» ve «protokolden» kaynaklanan cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · makul süre · yenileme · havale · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 «havale» tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1885 E. 2022/6668 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · kâr dağıtımı · protokol · taahhütname
İncelediğiniz karardaMahkemece davalı tarafından peşin alım yapılmadığı, bu nedenle «iskonto» oranının davalıya uygulanmasının gerekmediği, davalının «fesih» beyanının haklı nedenlere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «kar mahrumiyeti», sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» ve «protokolden» kaynaklanan cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesinde, 32 inci maddede belirtilen «kar mahrumiyetine» ek olarak, Bayinin süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi durumunda «dağıtıcıdan» aldığı LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının «fesih» tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucunda bulunacak bedelin «cezai şart» olarak ödenmesinin gerektiğine hükmolunmuştur.
Mahkemece 10.03.2016 tarih, 2014/607 E., 2016/137 K. sayılı kararı ile davalının yapmış olduğu feshin haklı olduğunu somut delillerle ispat edemediği, davacının «haksız fesih» nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» ile «mahrum kalınan» kâr ve «protokolden» kaynaklanan cezai şart talep edebileceği, cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kâr mahrumiyetine il …
Benzer bu karardaDava taraflar arasında düzenlenen «protokol» ve ...«bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» istemine ilişkindir.
Anılan «protokol» ve sözleşme hükümleri uyarınca davacının «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin yerinde olduğu; ancak davalı cezai şartın miktarının pek fahiş olduğunu ileri sürmesi nedeniyle davalının ekonomik durumu ve ticari faaliyetinin kapsamı dikkate alındığında talep edilen cezai şart miktarının pek fahiş olup olmadığı, davalının ekonomik açıdan mahvına sebep olup olmayacağı hususu ve davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı şartlarda başka bir bayi ile ne kadar süre içerisinde sözleşme yapabileceğinin tespiti ile bu süre kadar ancak ve en fazla sözleşmenin «fesih» tarihi olan 17.11.2014 ila taraflar arasındaki sözleşmenin bitim tarihi arasındaki süre kadar yoksun kaldığı kar mahrumiyetini talep edilebileceği gözönüne alınarak bu hususlarda uzman bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ve «eksik inceleme» sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın yazılı gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «protokolde» davalının diğer «dağıtım» şirketi ile olan mevcut LPG «bayilik sözleşmesinin» sona erdirileceği yolunda bir «taahhütte» bulunmadığı, davacının davalı ile ...bayilik sözleşmesini, davalının diğer dağıtım şirketi ile sözleşmesi olduğunu ve bu sözleşme yürürlükte iken kendi yaptığı sözleşmesinin uygulanamayacağını bilerek imzaladığı ve sözleşme kapsamında kendisi tarafından «ifa» edilen bir edim de bulunmadığı, ...bayilik sözleşmesinin davalının «kusuru» ile sona erdiğinin kabulü mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza koşulu · müspet zarar · yapılandırma protokolü · dürüstlük kuralı · ifa · ihtar · ihtarname · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, yanlar arasında bağıtlandığı, ancak fiilen hiç hayata geçmeyen ...Bayilik Sözleşmesi'nin haklı olarak feshedildiği olgusuna dayalı olarak «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» talep edilmesinin haklı, yasal ve yerinde olmadığı, talebin MK 2 maddesinde öngörülen «dürüstlük kuralına» da aykırı olduğu, mevcut hareket tarzının davalıyı yeni bir akaryakıt ve intifa sözleşmesi bağıtlamaya zorlamak amaçlı görüldüğü, davacının sözleşmenin bağıtlandığı tarihten feshine kadar 4 yılı aşkın süre eylemsiz kalmasının «ceza koşulu» ve kar mahrumiyeti isteme hakkından açıkça vazgeçtiği şeklinde yorumlanamayacağı, aksi halde hakkın bu şekilde kötüye kullanmasının kabul edilemeyeceği gerekçesi i …
Keza işbu sözleşmenin BAYİ’nin sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle PO tarafından ya da haksız surette BAYİ tarafından feshedilmesi halinde BAYİ, PO’nun bu yüzden doğabilecek tüm menfi ve «müspet zararlarını» ve bu arada sözleşme fesdehilmemiş olsaydı, «ifa» edileceği süre sonuna kadarki döneme ait olmakla üzere, PO’nun ileriye dönük «kar mahrumiyetini» derhal ödemekle yükümlüdür.”.
Şirketi ile olan 5 yıllık sözleşmesinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre 22.11.2013 tarihinde sona erdiği, davacının sözleşme bitim tarihinden önce davalıya gönderdiği 11.11.2013 tarihli «ihtarnamede» 3 gün içinde sözleşme şartlarına uyulmasını «ihtar» ettiği ancak davalının ihtara rağmen ...
Şirketi ile yapılan sözleşmenin bitim tarihi olan 22.11.2013 tarihinde yürürlüğe gireceğini bildiği halde, «ihtarnameye» rağmen sözleşmesini uzatmak suretiyle davacı ile «yapılan protokol» ve ...Bayilik Sözleşmesinin yürürlüğe girmesini engellemek suretiyle yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerini açıkça ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olup, davacı sözleşmeyi feshetmekte haklıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2102 E. , 2023/1868 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/95 Esas, 2020/42 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davalının süresinden önce bayilik sözleşmesini ve taraflar arasında imzalanan protokolü haksız olarak feshettiğini, bu nedenle sözleşmenin 32 nci maddesine göre şimdilik 5.000,00 TL mahrum kalınan kârın, sözleşmenin 33 üncü maddesine göre şimdilik 5.000,00 TL cezai şartın ve protokole göre ödenmesi gereken 75.000,00 USD karşılığı 136.005,00 TL cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini, 49.103,74 TL kâr mahrumiyeti, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebini 14.891,26 TL ve 75.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının USD hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle tahsili olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki protokole göre davacının peşin alımlarda yapması gereken iskontoyu yapmadığını, bedeli peşin olarak ödenen LPG'nin geç teslim edilmesi nedeniyle davalının ayda 6-7 gün LPG'siz kaldığını, peşin alımlardaki iskonto oranlarının piyasa şartlarına göre çok düşük kaldığından davacıya yapılan başvurunun ciddiye alınmadığı, davacının LPG teslimlerindeki gecikmelerinin süreklilik halini alması nedeniyle feshin son çare olarak uygulanması zorunluluğunun ortaya çıktığını, hem sözleşmeden hem de protokolden kaynaklanan cezai şartın birlikte talep edilmesinin doğru olmadığını, davalının yıllık alım taahhüdü bulunmadığı gibi davacının ödediği bir intifa bedeli ya da teşvik primi bulunmadığından davacının uğramış olduğu bir zarardan da bahsedilemeyeceğini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 10.03.2016 tarih, 2014/607 E., 2016/137 K. sayılı kararı ile davalının yapmış olduğu feshin haklı olduğunu somut delillerle ispat edemediği, davacının haksız fesih nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ile mahrum kalınan kâr ve protokolden kaynaklanan cezai şart talep edebileceği, cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kâr mahrumiyetine ilişkin 48.033,81 TL'nin aynen ödenmesine, 25.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarih, 2017/3313 E., 2018/4970 K. sayılı kararıyla; "...Ancak dosya içeriğinde bulunan davacı tarafından davalıya yazılmış 11.04.2011 tarihli yazıda, 18.04.2011 tarihinden sonra %1,5 iskontu uygulanacağı bildirilmiştir. Bilirkişice bu husus incelenmediği gibi mahkemece de bu belge üzerinde durulmamıştır. Mahkemece bu belgenin sıhhati üzerinde durulup, davacı tarafından davalıya yazılmış olduğu saptandığında belirtilen oranda iskonto yapılmadığının anlaşılması durumunda davalının feshinin haklı olacağı göz önüne alınarak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik tahkikat ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında 11.04.2011 tarihli belgede, 18.04.2011 tarihinden itibaren peşin alımlarda aylık %1.5 iskonto oranı kullanılacağının belirlendiği, bu belgenin ve taraflar arasındaki satışların ve iskontonun uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalının defter kayıtları ile uyumlu ve tüm belgelerle karşılaştırılmış ekli muavin dökümlerine göre davalının davacıdan aldığı mal bedellerini peşin almadığı, bu nedenle %1,5 oranında iskontonun uygulanmaması gerektiği, zira iskonto için peşin alım yapılması gerektiği, iskontonun uygulanmayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın kâr mahrumiyetine ilişkin talebi hakkında 48.033,81 TL'nin 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 43.033,81 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebinin ilişkin talebi hakkında 14.891,26 TL'nin 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 9.891,26 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın protokolden kaynaklanan cezai şart talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden dolar hesaplarında uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davalıya bildirdiği %1,5 iskonto oranının çok altında bir oranı uyguladığını, ayrıca malı geç teslim ettiğini, malın akaryakıt istasyonuna zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davalının kayba uğradığını, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla iki cezai şarta karar verilemeyeceğini, davalının tüm alımlarını peşin yaptığının tespit edildiğini, buna rağmen iskonto oranını düşük uygulandığını, dolar kurunun artması nedeniyle hükmedilen cezai şartın şirketin ticari mahvına sebep olacağını, davalının herhangi bir alım taahhüdü vermediğini, davacının kar kaybının olmadığını, sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ve gabin nedeniyle de hükümsüz olduğunu, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kusurunun bulunmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin bayi sıfatındaki davalı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, dağıtıcı sıfatındaki davacı lehine sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalınan kar ve iki cezai şarta karar verilip verilemeyeceği, hesaplamanın doğru yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Tarafların arasında 18.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve 17.08.2010 tarihli bu sözleşmenin eki niteliğindeki protokol tanzim edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafından peşin alım yapılmadığı, bu nedenle iskonto oranının davalıya uygulanmasının gerekmediği, davalının fesih beyanının haklı nedenlere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kar mahrumiyeti, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve protokolden kaynaklanan cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesinde, 32 inci maddede belirtilen kar mahrumiyetine ek olarak, Bayinin süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi durumunda dağıtıcıdan aldığı LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucunda bulunacak bedelin cezai şart olarak ödenmesinin gerektiğine hükmolunmuştur. Bayilik sözleşmesinin eki olarak tanzim edilen Protokolün üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde ise Bayinin protokolü haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi durumunda 75.000,00 USD cezai şart ödemesi gerektiği belirtilmiştir.
Her ne kadar sözleşme ve protokolde iki ayrı cezai şart öngörülmüş ise de, Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesi ve Protokolün üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde hükmolunan her iki maddedeki fesih nedenlerinin hukuki gerekçeleri aynı olup sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin haksız feshine dayanmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı Bayi tarafından sözleşme hükmüne aykırı davranılarak tek taraflı feshedilmesinden dolayı davacı ancak protokol ya da sözleşmedeki cezai şartlardan birisini isteyebilir.
Bu nedenle, davacının kararlaştırılan cezai şartlardan birini isteyebileceğinden, ana bayilik sözleşmesinin dışında, bu sözleşmenin eki niteliğindeki protokole göre cezai şart isteyemeyeceği gözetilerek davacı lehine tek cezai şarta hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle protokolde belirtilen cezai şarta da hükmedilerek davacı lehine iki ayrı cezai şarta karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931220700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz