Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7493 E. 2023/1772 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi harç↗ hesap kat ihtarnamesi↗ maktu harç↗ hesap kat ihtarı↗ davanın konusuz kalması↗ kat ihtarnamesi↗ kat ihtarı↗ borca itiraz↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ nispi vekalet ücreti↗ başvurma harcı↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ menfi tespit davası↗ vekalet ücreti takdiri↗ ön inceleme duruşması↗ maktu vekalet ücreti↗ müteselsil kefil↗ tespit davası↗ zamanaşımı def'i↗ muacceliyet↗ derdestlik↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ def'i↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ haciz↗ ek tasfiye↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı dava konusu takip hakkında derdest dosya sonrası açılan itirazın iptali davasında yargılama yapan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 28.11.2018 tarihli ve 2018/245 E., 2018/1183 K. sayılı kararla davalının zamanaşımı def'i kabul edilerek davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, menfi tespit davasının konusu olan takip bu kararla sona ererek ortada derdest bir takip dosyası kalmadığı, davacının kesin kararla işlemden kalkmış olan takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, lehine kötü niyet tazminatı verilmesi istemleri yönünden, menfi tespit davası da konusuz kaldığından esas hakkında yargılama yapma imkanı kalmadığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın maktu vekalet ücreti takdiri ve %20 kötü niyet tazminatı verilmesi yönünden karar verilmesine yer olmaması şeklindeki değerlendirmeler ve hükümler dışında kalan kısımlara ilişkin istinaf talebinin bulunmadığını, vekalet ücreti yönünden maktu değil nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, alacaklı/davalının statüsünün sağladığı avantajlar ile alacağa tam 34 kat faiz işletilerek müvekkili aleyhine takibe geçilmesi, müvekkilinin borçlu olmadığı bir alacak sebebiyle fahiş tutarda haciz tehdidi altında kalması, hakkındaki fahiş tutarlı takip sebebiyle kredi notunun düşmesi, pasifinin aktifinden fazla görünmesi gibi birçok mali zararına sebebiyet veren sonuca maruz kaldığını, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalı alacaklı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön inceleme duruşmasının yapıldığı 21.01.2019 tarihinden sonra davanın konusuz kaldığına karar verildiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleriyle belirlenen vekalet ücretinin tamamına hükmolunması gerektiği ve tarifenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla nispi olarak belirleneceği, ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi uyarınca yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağından davanın ön inceleme duruşmasından sonra konusuz kaldığından davacı lehine tarife hükümlerine göre nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmediği ve davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğine işaret edilerek davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilebilmesi için davanın reddine karar verilmiş olması gerektiğini, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davacı vekiline nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceğini,, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na (492 sayılı Kanun) bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. Kısmının birinci fıkrası uyarınca konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınması gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen genel kredi ve kefalet sözleşmesi kapsamında borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi, 1136 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5390 E. 2013/20294 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın «maktu vekalet ücreti takdiri» ve %20 «kötü niyet tazminatı» verilmesi yönünden karar verilmesine yer olmaması şeklindeki değerlendirmeler ve hükümler dışında kalan kısımlara ilişkin istinaf talebinin bulunmadığını, vekalet ücreti yönünden maktu değil nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, alacaklı/davalının statüsünün sağladığı avantajlar ile alacağa tam 34 kat faiz işletilerek müvekkili aleyhine takibe geçilmesi, müvekkilinin borçlu olmadığı bir alacak sebebiyle fahiş tutarda «haciz» tehdidi altında kalması, hakkındaki fahiş tutarlı takip sebebiyle kredi notunun düşmesi, pasifinin aktifinden fazla görünmesi gibi birçok mali zararına sebebiyet v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön «inceleme duruşmasının» yapıldığı 21.01.2019 tarihinden sonra davanın konusuz kaldığına karar verildiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleriyle belirlenen «vekalet ücretinin» tamamına hükmolunması gerektiği ve tarifenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla nispi olarak belirleneceği, ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi uyarınca yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağından davanın ön inceleme duruşmasından sonra konusuz kaldığından davacı lehine tarife hükümlerine göre «nispi vekalet ücreti takdiri» gerekirken, «maktu vekalet ücreti» takdir edilmesi yerinde görülmediği ve davacı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğine işaret edilerek davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilebilmesi için davanın reddine karar verilmiş olması gerektiğini, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiğinden davacı vekiline nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerini» takdir ve hükmedeceğini,, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na (492 sayılı Kanun) bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını «taşıyan» bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III.
Benzer bu karardaBölüm ikinci kısım nazara alınarak 1.200,00 TL «vekalet ücretinin» tahsili ile davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davanın reddedilmiş olmasına rağmen, davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmiş olması, usul ve yasaya uygun olmayıp, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket · temsil · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, yukarıda ifade edildiği gibi, davanın «husumetten» reddine karar verilmiş olmasına rağmen, Hüküm fıkrasının “6” nolu bendinde, “Davacı kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 164/«son» Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 7 ile Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 2.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacak isteminin «limited şirkete» yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5828 E. 2024/3232 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «makine kırılma sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
-
Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5740 E. 2012/7384 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7493 E. , 2023/1772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/270 Esas, 2021/636 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE
MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/493 E., 2020/477 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Türkiye Emlak Bankası A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamedeki bedelin 13.631,00 TL olduğunu, ihtarname dayanağı olarak banka hesap kat ihtarı ve ekindeki hesap özetinin gösterildiğini, mevcudiyeti ileri sürülen borçla ilgili olarak davacının hiçbir bilgisinin olmadığını, hesap kat ihtarnamesinin davacıya tebliğ edilmediğini, müvekkili aleyhine takip başlatıldığı ve müvekkili tarafından borca itiraz edildiğini, icra takibine kredi sözleşmesinin eklenmediğini, iddia edilen alacak 18 yıl önceye dayandığından davacının olayı hatırlamadığından sözleşmedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hakkındaki itiraz haklarını saklı tuttuklarını, takip konusu borcun zamanaşımına uğramış olduğunu, takibe konu kredi ana alacağının 13.631,00 TL olup takibe geçilen miktarın ise 134.406,65 TL olduğu, davacının kredi sözleşmesinde böyle bir yükümlülüğü bulunmadığını, talep edilen faiz oranı ve faiz miktarı fahiş olduğu, kefil sıfatı ile davacının bu borçtan sorumlu olmadığını iddia ederek, dava konusu icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibe, borca, faize ve faiz oranına itirazlarının kabulü ile takibin iptaline, alacaklı davalının haksız ve kötü niyetle takip yaptığından %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının borcunun bulunmadığı yönündeki iddianın mesnetsiz olduğunu, davacının dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, ihtarnamenin davacının adresine gönderildiğini, adres değişikliği var ise bunu bankaya bildirmesi gerektiğini, ihtarnameye süresinde itiraz edilmediğinden borcun muaccel hale geldiğini, davacının alacağın zamanaşımına uğradığı iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili bankanın 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca 06.07.2001 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girdiğini, müvekkili bankanın alacağının 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bunu değiştiren 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun çerçevesinde hazine alacağı sayıldığını, zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı dava konusu takip hakkında derdest dosya sonrası açılan itirazın iptali davasında yargılama yapan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 28.11.2018 tarihli ve 2018/245 E., 2018/1183 K. sayılı kararla davalının zamanaşımı def'i kabul edilerek davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, menfi tespit davasının konusu olan takip bu kararla sona ererek ortada derdest bir takip dosyası kalmadığı, davacının kesin kararla işlemden kalkmış olan takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, lehine kötü niyet tazminatı verilmesi istemleri yönünden, menfi tespit davası da konusuz kaldığından esas hakkında yargılama yapma imkanı kalmadığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın maktu vekalet ücreti takdiri ve %20 kötü niyet tazminatı verilmesi yönünden karar verilmesine yer olmaması şeklindeki değerlendirmeler ve hükümler dışında kalan kısımlara ilişkin istinaf talebinin bulunmadığını, vekalet ücreti yönünden maktu değil nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, alacaklı/davalının statüsünün sağladığı avantajlar ile alacağa tam 34 kat faiz işletilerek müvekkili aleyhine takibe geçilmesi, müvekkilinin borçlu olmadığı bir alacak sebebiyle fahiş tutarda haciz tehdidi altında kalması, hakkındaki fahiş tutarlı takip sebebiyle kredi notunun düşmesi, pasifinin aktifinden fazla görünmesi gibi birçok mali zararına sebebiyet veren sonuca maruz kaldığını, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalı alacaklı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön inceleme duruşmasının yapıldığı 21.01.2019 tarihinden sonra davanın konusuz kaldığına karar verildiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleriyle belirlenen vekalet ücretinin tamamına hükmolunması gerektiği ve tarifenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla nispi olarak belirleneceği, ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi uyarınca yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağından davanın ön inceleme duruşmasından sonra konusuz kaldığından davacı lehine tarife hükümlerine göre nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmediği ve davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğine işaret edilerek davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilebilmesi için davanın reddine karar verilmiş olması gerektiğini, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davacı vekiline nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceğini,, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na (492 sayılı Kanun) bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. Kısmının birinci fıkrası uyarınca konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınması gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen genel kredi ve kefalet sözleşmesi kapsamında borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi, 1136 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931215600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz