Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1398 E. 2023/1442 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ ihtar usulü↗ hizmet tespiti davası↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ tespit davası↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/562 E., 2022/106 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti aleyhine açtığı hizmet tespit davası açtığını, yargılamasının Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yargılama sırasında söz konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını ve Mahkemece şirketin ihyasının talep edilmesi için davacıya süre verildiğini ileri sürerek İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine ve 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığını, ancak tebligatın "taşınmış" notu ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden resen terkin edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği hizmet tespiti davasının taraflarınca yapılan resen terkinden sonra açıldığını, şirketin kapanmadan önce devam eden bir davası bulunmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davalının yasal hasım konumunda olduğunu yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihyasını talep ettiği şirket hakkında yargılaması Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden dava bulunduğu, Mahkemenin şirketin davacıya şirketin ihyasını talep etmesi için süre verdiği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin ihyası istenen şirketin kayıtlı adresine gönderildiği, ancak taşınmış olduğundan tebliğ edilemediği, tebliğ edilemeyen ihtarın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine herhangi bir tebligat çıkarılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihtarın şirket yetkilisine tebliğine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadan sadece şirketin kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine ihtarın ilan yoluyla tebliğ edilerek Kanunda belirtilen şartlar yerine getirilmeksizin şirketin resen terkinine gidilmesinin Kanun hükmüne uymadığı, terkinin usulsüz olduğu, öte yandan şirketin terkin nedeninin "5174 sayılı Kanuna göre odaca kaydı silinenler" olarak tanımlandığı, kanunda sınırlı sayılı olarak sayılan resen terkin nedenleri arasında oda kaydının silinmesi bulunmadığı, davalının işlemlerinde kusurlu olduğu, yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, terkin tarihinde derdest davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda re'sen terkin işlemi kanuni dayanağı olmayan oda kaydının silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırı olduğundan dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin bu yönüyle de hukuka uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 27.09.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmediği, davalı 6102 sayılı Kanun'yn geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen şirketin tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmamasında ve davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, ihyasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… rketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin «son» adresine «tebligat» yapıldığını, ancak tebligatın "taşınmış" notu ile iade edildiğini, «ihtarın» ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden «resen terkin» edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği hizmet tespiti davasının taraflarınca yapılan resen terkinden sonra açıldığını, şirketin kapanmadan önce devam eden bir davası bulunmadığını, «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, davalının «yasal hasım» konumunda olduğunu «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda re'«sen terkin» işlemi kanuni dayanağı olmayan oda «kaydının» silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtar usule» aykırı olduğundan dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin bu yönüyle de hukuka uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın ihyası istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.09.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmediği, davalı 6102 sayılı Kanun'yn geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmamasında» ve davalının «yargılama giderleri» ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ihtarat · ticaret sicili tescili · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:ihtar usulü · münfesihlik · re'sen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda re'«sen terkin» işlemi kanuni dayanağı olmayan oda «kaydının» silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtar usule» aykırı olduğundan dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin bu yönüyle de hukuka uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın ihyası istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.09.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmediği, davalı 6102 sayılı Kanun'yn geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmamasında» ve davalının «yargılama giderleri» ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin «son» adresine «tebligat» yapıldığını, ancak tebligatın "taşınmış" notu ile iade edildiğini, «ihtarın» ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden «resen terkin» edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği hizmet tespiti davasının taraflarınca yapılan resen terkinden sonra açıldığını, şirketin kapanmadan önce devam eden bir davası bulunmadığını, «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, davalının «yasal hasım» konumunda olduğunu «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · geçici 7. madde · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaMüdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1398 E. , 2023/1442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1113 Esas, 2022/1706 Karar
HÜKÜM
Esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/562 E., 2022/106 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti aleyhine açtığı hizmet tespit davası açtığını, yargılamasının Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yargılama sırasında söz konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını ve Mahkemece şirketin ihyasının talep edilmesi için davacıya süre verildiğini ileri sürerek İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine ve 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığını, ancak tebligatın "taşınmış" notu ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden resen terkin edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği hizmet tespiti davasının taraflarınca yapılan resen terkinden sonra açıldığını, şirketin kapanmadan önce devam eden bir davası bulunmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davalının yasal hasım konumunda olduğunu yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihyasını talep ettiği şirket hakkında yargılaması Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden dava bulunduğu, Mahkemenin şirketin davacıya şirketin ihyasını talep etmesi için süre verdiği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin ihyası istenen şirketin kayıtlı adresine gönderildiği, ancak taşınmış olduğundan tebliğ edilemediği, tebliğ edilemeyen ihtarın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine herhangi bir tebligat çıkarılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihtarın şirket yetkilisine tebliğine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadan sadece şirketin kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine ihtarın ilan yoluyla tebliğ edilerek Kanunda belirtilen şartlar yerine getirilmeksizin şirketin resen terkinine gidilmesinin Kanun hükmüne uymadığı, terkinin usulsüz olduğu, öte yandan şirketin terkin nedeninin "5174 sayılı Kanuna göre odaca kaydı silinenler" olarak tanımlandığı, kanunda sınırlı sayılı olarak sayılan resen terkin nedenleri arasında oda kaydının silinmesi bulunmadığı, davalının işlemlerinde kusurlu olduğu, yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, terkin tarihinde derdest davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda re'sen terkin işlemi kanuni dayanağı olmayan oda kaydının silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırı olduğundan dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin bu yönüyle de hukuka uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 27.09.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmediği, davalı 6102 sayılı Kanun'yn geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen şirketin tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmamasında ve davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, ihyasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931190900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz