Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7518 E. 2023/1927 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki sözleşmesi↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ iyiniyet kuralı↗ husumet itirazı↗ yetki itirazı↗ iyiniyet↗ hizmet sözleşmesi↗ dürüstlük kuralı↗ bilirkişi incelemesi↗ yetki↗ fatura↗ ihtarname↗ tacir↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 06.07.2015 tarih, 2015/355 E. ve 2015/581 K. sayılı kararı ile davalı tarafın itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2016/3848 E. ve 2017/5825 K. sayılı kararıyla yalnız tacirler ve kamu tüzel kişileri tarafından yetki sözleşmesi yapılabileceğinden davalının tacir olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca, yetki konusunda da iyiniyet kurallarının uygulama yeri bulduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu davacı, Türk uyruklu davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının yetki itirazının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğu nazara alınarak yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesinde uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerin konusu şirket kuruluşu ve yönetimine ilişkin olmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine ilişkin olduğu, alacak talebine yönelik ibraz edilen faturalarda davacı yanca sunulan hizmetlerin açıkça gösterildiği, hizmetlerin yerine getirildiğinin dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesiyle tespit edildiği, bahse konu hizmetlere yönelik ücretlerin sözleşme ile kararlaştırıldığı ve faturalandırmanın da sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, hizmetlerin sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olması karşısında oluşan borçtan da davalının bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetki ve husumet itirazında bulunmuş, davacıdan hizmet talebinin olmadığını, faturaların da müvekkili adına düzenlenmediğini, davacının hangi hizmetleri verdiğinin ve neye göre ücretlendirildiğinin değerlendirilmediğini, İsviçre Kanunu'na göre değerlendirme yapılması gerektiğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki şirket kuruluşu ve yönetimi anlaşmasından kaynaklı olarak davacının verdiği hizmetler karşılığında alacaklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.
2. 5718 sayılı Milletlararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 47 nci maddesi.
3. İsviçre Borçlar Kanunu'nun vekâlet akdine ilişkin 394 üncü maddesi ve devamı hükümleri ile 406 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7486 E. 2016/1775 K.
Ortak:yetki itirazı · hizmet sözleşmesi · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının «yetki itirazının» reddi ile işin esasına girilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesinde uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerin konusu şirket kuruluşu ve yönetimine ilişkin olmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine ilişkin olduğu, alacak talebine yönelik «ibraz» edilen faturalarda davacı yanca sunulan hizmetlerin açıkça gösterildiği, hizmetlerin yerine getirildiğinin dosyada yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle» tespit edildiği, bahse konu hizmetlere yönelik ücretlerin sözleşme ile kararlaştırıldığı ve faturalandırmanın da sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, «hizmetlerin sözleşme» ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olması karşısında oluşan borçtan da davalının bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2016/3848 E. ve 2017/5825 K. sayılı kararıyla yalnız «tacirler» ve kamu tüzel kişileri tarafından «yetki sözleşmesi» yapılabileceğinden davalının tacir olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca, yetki konusunda da «iyiniyet kurallarının» uygulama yeri bulduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu davacı, Türk uyruklu davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının «yetki itirazının» iyiniyet ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» oluşturduğu nazara alınarak yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bu nedenle de d …
Mahkemece 06.07.2015 tarih, 2015/355 E. ve 2015/581 K. sayılı kararı ile davalı tarafın itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın «yetki» yönünden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaDavalı ... adlı yabancı uyruklu «şirketin merkezi» ...’da olduğundan uyuşmazlığın «yabancı unsur» içerdiği kuşkusuz olup, davalının «yetki itirazının» yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında yabancı uyruklu davalının «yetki itirazının» reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken, isabetli görülmeyen gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Hukuk Mevzuatı uyarınca kurulan «yabancılık unsuru» «taşıyan» «tüzel kişilik» olduğu, MÖHUK'nın 40. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarına göre belirleneceği, bu durumda «genel yetki» hükümleri gereği davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olacağı, Türk Mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olmalarını gerektirir herhangi bir hüküm ya da yazılı nitelikte belge bulunmadığı, mahkemenin MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta «görevli» ve yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki · sözleşmenin ifa yeri · genel yetki · genel yetkili mahkeme · ifa yeri · yabancılık unsuru · yerleşim yeri · şirket merkezi mahkemesi
Benzer bu karardaAncak 5718 sayılı MÖHUK’nın «milletlerarası yetki» başlıklı 40. maddesi "Türk mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini», iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." hükmünü haiz olup, 6100 sayılı HMK’nın «genel yetkili» mahkeme başlıklı 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki «yerleşim yeri» mahkemesidir." şeklindeki düzenlemeyi içermektedir.
Hukuk Mevzuatı uyarınca kurulan «yabancılık unsuru» «taşıyan» «tüzel kişilik» olduğu, MÖHUK'nın 40. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarına göre belirleneceği, bu durumda «genel yetki» hükümleri gereği davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olacağı, Türk Mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olmalarını gerektirir herhangi bir hüküm ya da yazılı nitelikte belge bulunmadığı, mahkemenin MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta «görevli» ve yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... adlı yabancı uyruklu «şirketin merkezi» ...’da olduğundan uyuşmazlığın «yabancı unsur» içerdiği kuşkusuz olup, davalının «yetki itirazının» yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Bu nedenle davacı istemleri de gözetilerek fesh edilmiş sözleşmeye dayalı olarak dahi olsa HMK’nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmenin ifa yeri» mahkemesinde de dava açılabileceği ve esasen sözleşmedeki karakteristik edimin ifa yerinin de İstanbul olduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4801 E. 2010/9569 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh
Benzer bu karardaTaraf vekilleri, 17.09.2010 tarihli dilekçeleri ile tarafların «sulh» olduklarını bildirerek dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerinden ve vekaletnamelerinde sulh yapma yetkisi bulunduğundan ancak, mahkemece karar verilip davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında sulh olunduğundan ve bu aşamada dahi sulh nedeniyle bir karar vermek mahkemenin görevi dahilinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3472 E. 2014/5716 K.
Ortak:yetki sözleşmesi · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2016/3848 E. ve 2017/5825 K. sayılı kararıyla yalnız «tacirler» ve kamu tüzel kişileri tarafından «yetki sözleşmesi» yapılabileceğinden davalının tacir olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca, yetki konusunda da «iyiniyet kurallarının» uygulama yeri bulduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu davacı, Türk uyruklu davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının «yetki itirazının» iyiniyet ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» oluşturduğu nazara alınarak yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bu nedenle de d …
Mahkemece 06.07.2015 tarih, 2015/355 E. ve 2015/581 K. sayılı kararı ile davalı tarafın itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın «yetki» yönünden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının «yetki itirazının» reddi ile işin esasına girilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesinde uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerin konusu şirket kuruluşu ve yönetimine ilişkin olmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine ilişkin olduğu, alacak talebine yönelik «ibraz» edilen faturalarda davacı yanca sunulan hizmetlerin açıkça gösterildiği, hizmetlerin yerine getirildiğinin dosyada yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle» tespit edildiği, bahse konu hizmetlere yönelik ücretlerin sözleşme ile kararlaştırıldığı ve faturalandırmanın da sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, «hizmetlerin sözleşme» ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olması karşısında oluşan borçtan da davalının bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkide «yabancılık unsuru» bulunduğu, 5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesine göre, Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini» iç hukukun yer itibari ile «yetki» kuralları tayin ettiği, aynı yasanın 47. maddesi gereği taraflar arasında «yetki sözleşmesi» bulunmadığına göre yetkili mahkemenin dava tarihi itibari ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin 9/1 maddesine göre belirlenmesi gerektiği, somut ola …
Mahkemece HUMK 9/1. maddesine göre dava dışı ve davalıların ortağı olduğu şirketin ikametgahının yurtdışında bulunduğu, bu nedenle davada Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle «yetki» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, karar gerekçesinde belirtilen HUMK 9/1. maddesi davalıların ikametgahına bağlı bir «yetki» kuralı getirdiğinden davalıların ortağı olduğu dava dışı şirketin ikametgahı itibariyle «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davanın taraflarının Türk uyruklu ve davalıların Türkiye'de kurulu ve muamele merkezleri Türkiye'de olan şirketler olduğu göz …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık unsuru · yetkisizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkide «yabancılık unsuru» bulunduğu, 5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesine göre, Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini» iç hukukun yer itibari ile «yetki» kuralları tayin ettiği, aynı yasanın 47. maddesi gereği taraflar arasında «yetki sözleşmesi» bulunmadığına göre yetkili mahkemenin dava tarihi itibari ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin 9/1 maddesine göre belirlenmesi gerektiği, somut ola …
Dava, davalıların ortağı olduğu yabancı ülkede kurulmuş şirketin icra müdürü olan davacının, bahsi geçen şirketin faaliyetlerine «son» verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde icra müdürlüğü sıfatının kaldırılmaması nedeniyle şirketin kurulu olduğu yabancı ülkede çalışamamasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece HUMK 9/1. maddesine göre dava dışı ve davalıların ortağı olduğu şirketin ikametgahının yurtdışında bulunduğu, bu nedenle davada Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle «yetki» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, karar gerekçesinde belirtilen HUMK 9/1. maddesi davalıların ikametgahına bağlı bir «yetki» kuralı getirdiğinden davalıların ortağı olduğu dava dışı şirketin ikametgahı itibariyle «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davanın taraflarının Türk uyruklu ve davalıların Türkiye'de kurulu ve muamele merkezleri Türkiye'de olan şirketler olduğu göz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7518 E. , 2023/1927 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/68 Esas, 2021/489 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davalı vekili Av...... ile davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile yapılan “şirket kuruluşu ve yönetim anlaşması” gereğince davalı adına iki şirketin kuruluşunu ve yönetimini üstlendiğini, bu faaliyet karşılığında düzenlenen faturalara davalı tarafça itiraz edilmediğini, ancak 25.02.2013 tarihli ihtarnameye rağmen 21.148,20 CHF tutarındaki fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek 21.148,20 CHF alacağın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre uyuşmazlığın çözümünde Cenevre Kantonu Mahkemeleri'nin tek yetkili olduğunu, faturaların dava dışı şirketler adına düzenlendiğini, bir borç bulunsa dahi dava dışı şirketlerden talep edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 06.07.2015 tarih, 2015/355 E. ve 2015/581 K. sayılı kararı ile davalı tarafın itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2016/3848 E. ve 2017/5825 K. sayılı kararıyla yalnız tacirler ve kamu tüzel kişileri tarafından yetki sözleşmesi yapılabileceğinden davalının tacir olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca, yetki konusunda da iyiniyet kurallarının uygulama yeri bulduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu davacı, Türk uyruklu davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının yetki itirazının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğu nazara alınarak yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesinde uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerin konusu şirket kuruluşu ve yönetimine ilişkin olmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine ilişkin olduğu, alacak talebine yönelik ibraz edilen faturalarda davacı yanca sunulan hizmetlerin açıkça gösterildiği, hizmetlerin yerine getirildiğinin dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesiyle tespit edildiği, bahse konu hizmetlere yönelik ücretlerin sözleşme ile kararlaştırıldığı ve faturalandırmanın da sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, hizmetlerin sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olması karşısında oluşan borçtan da davalının bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetki ve husumet itirazında bulunmuş, davacıdan hizmet talebinin olmadığını, faturaların da müvekkili adına düzenlenmediğini, davacının hangi hizmetleri verdiğinin ve neye göre ücretlendirildiğinin değerlendirilmediğini, İsviçre Kanunu'na göre değerlendirme yapılması gerektiğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki şirket kuruluşu ve yönetimi anlaşmasından kaynaklı olarak davacının verdiği hizmetler karşılığında alacaklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.
2. 5718 sayılı Milletlararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 47 nci maddesi.
3. İsviçre Borçlar Kanunu'nun vekâlet akdine ilişkin 394 üncü maddesi ve devamı hükümleri ile 406 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931164600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz