6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6600 E. 2023/1707 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin haklı feshi mücerret borç ikrarı belirsiz süreli sözleşme müşteri çevresi haklı fesih hizmet akdi haklı nedenle fesih müşteri portföyü rekabet yasağı sözleşmesi işçilik alacakları borç ikrarı zamanaşımının kesilmesi mücerretlik tanık beyanı kesin delil takipsizlik kararı teminat senedi rekabet yasağı davanın açılmamış sayılması şirket zararı 818 sayılı borçlar kanunu ikrar ek prim tazminat davası derdestlik açılmamış sayılma oy yasağı fesih bono haksız fiil esastan ret geçersizlik taahhütname ilk derece kararının kaldırılması kusur dava sebebi haksız rekabet yükleten (shipper) avans faizi zamanaşımı teminat kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 447 · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2014/120 E., 2019/867 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.03.2007 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirkette sigortacılık hizmetlerini ve sigortacılık ile ilgili her türlü işi şirket adına yürüttüğünü, sözleşmenin 12. maddesinin 1. bendi uyarınca davalının müvekkili nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra ne kendi adına ne başka bir işveren altında müvekkili ile rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, davalının 01.06.2009 tarihinde tek taraflı irade beyanıyla işten ayrıldığını, müvekkili şirketlerin tüm sigortalı müşteri bilgilerine ulaşan davalının işten ayrıldıktan bir ay sonra kendi adına Midas Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.ni kurarak bu bilgileri kullandığını, tamamen kötü niyetli ve önceden tasarlayarak yapılan bu işlemler sonucunda müvekkili şirketlerin zarara uğradıklarını ileri sürerek, sözleşme hükümlerine göre müvekkilinin hak ve alacaklarının tespitine ve şimdilik 50.000,00 TL'nin 01.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacıların yanındaki çalışmasının 2009 yılı Haziran ayında son bulduğunu, akabinde 02.07.2009 tarihinde kurucu ortağı olduğu şirketi kurduğunu, davacıların aynı olay sebebiyle müvekkili aleyhine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/144 E. sayılı dosyası üzerinden 25.02.2014 tarihinde bir dava daha açtıklarını, derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının talebine dayanak olarak gösterdiği 01.03.2007 tarihli iş akdine ilişkin sözleşmede ilgili hükümlerin bulunduğu sayfada müvekkilinin herhangi bir imzasının bulunmadığını, ilgili hükümlerin geçerli bir rekabet yasağı içermediğini, coğrafi sınır, süre, kapsam belirtilmeyen rekabet yasağının mevzuat açısından geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili tarafından davacılara karşı işçilik alacaklarıyla ilgili olarak Ankara 12. İş Mahkemesinin 2010/818 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve mahkemece müvekkilinin iş akdini haklı nedenle feshettiğinin hüküm altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının işten ayrılma tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga 818 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesine göre rekabet yasağının hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olduğu, davalının 03.07.2007 tarihinde Yüksel Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.de işe girerken imzaladığı sözleşmenin 12 nolu maddesinin 1 inci bendi uyarınca sigorta prim üretme ve bu alanda yeni müşteriler kazanma çalışmasında bulunan işçinin çalıştığı süre içerisinde işyeri imkanları ve itibarını kullanarak yaratılan ve oluşturulan müşteri potansiyelini grup halinde ya da tek tek müşteri işten ayrıldıktan sonra ne kendi adına ne başka bir işveren adına bağlamamayı, kendi ve başka işyerleri çıkarlarına kullanmamayı taahhüt edildiği, sözleşme hükümleri gereği teminat amacıyla 50.000,00 TL tutarında bono imzalanıp verildiği, tanık beyanları, bono örneği ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanmamış olmamasının sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı, davalının 01.06.2009 tarihi itibariyle işi bıraktığı, 1 ay sonra 02.07.2009 tarihinde kendi adına Midas Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.ni kurduğu, davacının davalı aleyhine aynı hukuki sebebe dayalı 26.01.2011 tarihinde açtığı davayı takipsiz bıraktığı ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, dava açılması zamanaşımını keser ise de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, dava açılmasıyla meydana gelmiş olan zamanaşımı kesilmesi artık hükümsüz olduğu, 13.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalının haksız rekabet davranışının 01.07.2011 tarihinde sona ermiş olduğu, davanın açıldığı 28.03.2014 tarihine kadar mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (mülga 6762 sayılı Kanun) 62 nci maddesine göre 58 inci maddedeki yazılı dava olmasına göre bir yıllık sürenin geçtiği belirtilmiş ise de haksız rekabetin haksız fiil olduğu, haksız fiilin mülga 818 sayılı Kanun'un 41 ila 60 ıncı maddeleri birlikte dikkate alındığında bir yıllık zamanaşımı süresinin zarar görenin, fail ve zararı öğrendiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerektiği, sadece birinin öğrenilmesi zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli olmadığı, haksız fiil devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığı, dava dilekçesinde davalının, aynı iş kolunda bir işyeri açtığını ve iş yerinin faal olduğunu bildirerek davalının haksız rekabetinin devam ettiğini iddia edildiğinden davalının zamanaşımı itirazının reddedildiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, davalı tarafından açılan işçilik alacakları davasında Ankara 12. İş Mahkemesinin 2015/316 E., 2015/579 K. sayılı ilamında SGK bildirimlerinin asgari ücret üzerinden bildiriminin yapılması, gerçek ücret üzerinden yapılmamasının haklı fesih olarak kabul edildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, bu kararın iş akdinin işçi tarafından haklı feshedildiğinin kesin delili olarak kabul edildiği, mülga 818 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshetmesi halinde işçi aleyhine olarak rekabet yasağının ihlal ettiği iddiasının ileri sürülemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin ikinci fıkrasının da aynı doğrultuda düzenlemeyi içerdiği, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirket kurduğu, tanık beyanlarına göre davacı şirketin müşteri portföyünü de kendi kurduğu şirketine taşıdığı sabit ise de davalı davacı işyerinden sözleşmeyi haklı feshederek ayrıldığından rekabet yasağının kanunen sona erdiği, bu sebeple davalının eylemlerinin tazminatı gerektirmediği, iş sözleşmesi kapsamında işçi tarafından işverene verilen 50.000,00 TL tutarındaki senedin de rekabet yasağının teminatı olarak verilmiş olması sebebi ile kayıtsız şartsız mücerret bir borç ikrarı niteliğinde olmadığı, teminat senedinin paraya çevrilmesi gerekmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Ankara 12. İş Mahkemesi kararına dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu alacağın, taraflar arasındaki sözleşmenin 12 nci maddesine dayandığını, davalının müvekkili şirketin müşteri portföyünü kullandığı hususunun sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün karşı tarafa, sözleşmenin haklı feshi ya da işverence haksız feshi nedeniyle sebep olduğu zarardan kurtulma hakkı vermediğini, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması, sözleşmede hüküm olmaması halinde ise ilgili yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dolayısı ile dava konusu uyuşmazlığa taraflar arasındaki sözleşmenin 12 nci maddesinin uygulanmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda teknik incelemenin sınırlı bir şekilde yapıldığını ve müvekkilinin zararı ile ilgili hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dosyaya sunulan 14.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde açıkça davanın mülga 818 sayılı Kanun'un 348 ve devamı maddelerine dayalı olduğunun açıklandığı, taraflar arasındaki iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinde: "İş sahibi işçinin feshini muhik gösterecek bir kusuru yok iken akdi feshetmiş yahut iş

sahibinin feshi haklı gösteren bir kusuru dolayısiyle akit işçi tarafından feshedilmiş ise, işçi aleyhine memnuiyete muhalefetinden dolayı dava ikame edilemez." düzenlemesine yer verildiği, somut olayda da davalı işçinin, taraflar arasındaki iş akdini haklı nedenle feshettiğinin kesinleşen Ankara 12. İş Mahkemesinin 2015/316 E. 2015/579 K. sayılı kararıyla sübut bulduğu, dolayısıyla davalı aleyhine rekabet yasağına aykırılık iddiası ile açılan davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz sebeplerini yineleyerek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edildiği iddiasına dayalı tazminat davası olup uyuşmazlık işçilik alacakları ile ilgili davada davalının iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiğine dair kesinleşen iş mahkemesi kararı dayanak alınarak haksız rekabet şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Mülga 818 sayılı Kanun'un 41, 60, 348 ve 352 inci maddeleri,

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabetin durdurulması | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7931 E. 2013/22913 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2168 E. 2017/1103 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6600 E.  ,  2023/1707 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1581 Esas, 2021/1000 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/120 E., 2019/867 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.03.2007 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirkette sigortacılık hizmetlerini ve sigortacılık ile ilgili her türlü işi şirket adına yürüttüğünü, sözleşmenin 12. maddesinin 1. bendi uyarınca davalının müvekkili nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra ne kendi adına ne başka bir işveren altında müvekkili ile rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, davalının 01.06.2009 tarihinde tek taraflı irade beyanıyla işten ayrıldığını, müvekkili şirketlerin tüm sigortalı müşteri bilgilerine ulaşan davalının işten ayrıldıktan bir ay sonra kendi adına Midas Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.ni kurarak bu bilgileri kullandığını, tamamen kötü niyetli ve önceden tasarlayarak yapılan bu işlemler sonucunda müvekkili şirketlerin zarara uğradıklarını ileri sürerek, sözleşme hükümlerine göre müvekkilinin hak ve alacaklarının tespitine ve şimdilik 50.000,00 TL'nin 01.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacıların yanındaki çalışmasının 2009 yılı Haziran ayında son bulduğunu, akabinde 02.07.2009 tarihinde kurucu ortağı olduğu şirketi kurduğunu, davacıların aynı olay sebebiyle müvekkili aleyhine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/144 E. sayılı dosyası üzerinden 25.02.2014 tarihinde bir dava daha açtıklarını, derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının talebine dayanak olarak gösterdiği 01.03.2007 tarihli iş akdine ilişkin sözleşmede ilgili hükümlerin bulunduğu sayfada müvekkilinin herhangi bir imzasının bulunmadığını, ilgili hükümlerin geçerli bir rekabet yasağı içermediğini, coğrafi sınır, süre, kapsam belirtilmeyen rekabet yasağının mevzuat açısından geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili tarafından davacılara karşı işçilik alacaklarıyla ilgili olarak Ankara 12.

İş Mahkemesinin 2010/818 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve mahkemece müvekkilinin iş akdini haklı nedenle feshettiğinin hüküm altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının işten ayrılma tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga 818 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, mülga 818 sayılı Kanun'un 348 inci maddesine göre rekabet yasağının hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olduğu, davalının 03.07.2007 tarihinde Yüksel Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.de işe girerken imzaladığı sözleşmenin 12 nolu maddesinin 1 inci bendi uyarınca sigorta prim üretme ve bu alanda yeni müşteriler kazanma çalışmasında bulunan işçinin çalıştığı süre içerisinde işyeri imkanları ve itibarını kullanarak yaratılan ve oluşturulan müşteri potansiyelini grup halinde ya da tek tek müşteri işten ayrıldıktan sonra ne kendi adına ne başka bir işveren adına bağlamamayı, kendi ve başka işyerleri çıkarlarına kullanmamayı taahhüt edildiği, sözleşme hükümleri gereği teminat amacıyla 50.000,00 TL tutarında bono imzalanıp verildiği, tanık beyanları, bono örneği ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanmamış olmamasının sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı, davalının 01.06.2009 tarihi itibariyle işi bıraktığı, 1 ay sonra 02.07.2009 tarihinde kendi adına Midas Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.

Şti.ni kurduğu, davacının davalı aleyhine aynı hukuki sebebe dayalı 26.01.2011 tarihinde açtığı davayı takipsiz bıraktığı ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, dava açılması zamanaşımını keser ise de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, dava açılmasıyla meydana gelmiş olan zamanaşımı kesilmesi artık hükümsüz olduğu, 13.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalının haksız rekabet davranışının 01.07.2011 tarihinde sona ermiş olduğu, davanın açıldığı 28.03.2014 tarihine kadar mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (mülga 6762 sayılı Kanun) 62 nci maddesine göre 58 inci maddedeki yazılı dava olmasına göre bir yıllık sürenin geçtiği belirtilmiş ise de haksız rekabetin haksız fiil olduğu, haksız fiilin mülga 818 sayılı Kanun'un 41 ila 60 ıncı maddeleri birlikte dikkate alındığında bir yıllık zamanaşımı süresinin zarar görenin, fail ve zararı öğrendiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerektiği, sadece birinin öğrenilmesi zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli olmadığı, haksız fiil devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığı, dava dilekçesinde davalının, aynı iş kolunda bir işyeri açtığını ve iş yerinin faal olduğunu bildirerek davalının haksız rekabetinin devam ettiğini iddia edildiğinden davalının zamanaşımı itirazının reddedildiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, davalı tarafından açılan işçilik alacakları davasında Ankara 12.

İş Mahkemesinin 2015/316 E., 2015/579 K. sayılı ilamında SGK bildirimlerinin asgari ücret üzerinden bildiriminin yapılması, gerçek ücret üzerinden yapılmamasının haklı fesih olarak kabul edildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, bu kararın iş akdinin işçi tarafından haklı feshedildiğinin kesin delili olarak kabul edildiği, mülga 818 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshetmesi halinde işçi aleyhine olarak rekabet yasağının ihlal ettiği iddiasının ileri sürülemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin ikinci fıkrasının da aynı doğrultuda düzenlemeyi içerdiği, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirket kurduğu, tanık beyanlarına göre davacı şirketin müşteri portföyünü de kendi kurduğu şirketine taşıdığı sabit ise de davalı davacı işyerinden sözleşmeyi haklı feshederek ayrıldığından rekabet yasağının kanunen sona erdiği, bu sebeple davalının eylemlerinin tazminatı gerektirmediği, iş sözleşmesi kapsamında işçi tarafından işverene verilen 50.000,00 TL tutarındaki senedin de rekabet yasağının teminatı olarak verilmiş olması sebebi ile kayıtsız şartsız mücerret bir borç ikrarı niteliğinde olmadığı, teminat senedinin paraya çevrilmesi gerekmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Ankara 12. İş Mahkemesi kararına dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu alacağın, taraflar arasındaki sözleşmenin 12 nci maddesine dayandığını, davalının müvekkili şirketin müşteri portföyünü kullandığı hususunun sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün karşı tarafa, sözleşmenin haklı feshi ya da işverence haksız feshi nedeniyle sebep olduğu zarardan kurtulma hakkı vermediğini, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması, sözleşmede hüküm olmaması halinde ise ilgili yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dolayısı ile dava konusu uyuşmazlığa taraflar arasındaki sözleşmenin 12 nci maddesinin uygulanmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda teknik incelemenin sınırlı bir şekilde yapıldığını ve müvekkilinin zararı ile ilgili hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dosyaya sunulan 14.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde açıkça davanın mülga 818 sayılı Kanun'un 348 ve devamı maddelerine dayalı olduğunun açıklandığı, taraflar arasındaki iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinde: "İş sahibi işçinin feshini muhik gösterecek bir kusuru yok iken akdi feshetmiş yahut iş

sahibinin feshi haklı gösteren bir kusuru dolayısiyle akit işçi tarafından feshedilmiş ise, işçi aleyhine memnuiyete muhalefetinden dolayı dava ikame edilemez." düzenlemesine yer verildiği, somut olayda da davalı işçinin, taraflar arasındaki iş akdini haklı nedenle feshettiğinin kesinleşen Ankara 12. İş Mahkemesinin 2015/316 E. 2015/579 K. sayılı kararıyla sübut bulduğu, dolayısıyla davalı aleyhine rekabet yasağına aykırılık iddiası ile açılan davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz sebeplerini yineleyerek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edildiği iddiasına dayalı tazminat davası olup uyuşmazlık işçilik alacakları ile ilgili davada davalının iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiğine dair kesinleşen iş mahkemesi kararı dayanak alınarak haksız rekabet şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Mülga 818 sayılı Kanun'un 41, 60, 348 ve 352 inci maddeleri,

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931162400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.