Ayıptan doğan sorumluluk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5334 E. 2023/1568 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
misliyle değişim↗ muayene yükümlülüğü↗ anlaşamama tutanağı↗ nispi ticari dava↗ zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ ücretsiz onarım↗ misli ile değişim↗ tamamlanabilir dava şartı↗ bedel indirimi↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ terditli dava↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ hakkaniyet↗ dava şartı yokluğu↗ kamu düzeni↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ tacir↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/21 E., 2020/109 K.
Taraflar arasındaki ayıptan doğan sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Fatih Otomotiv Petrol İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den Volkswagen Amarok marka ve model kamyoneti 138.618,38 TL bedelle satın aldığını, diğer davalının dava konusu aracın Türkiye distribütörü olduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklı gizli ayıpların bulunduğunu, ayıbın ortaya çıkması sonrasında defalarca servis hizmeti alınmasına karşın ayıbın giderilemediğini, nihayetinde yetkili servisçe motor değişimi önerisinde bulunulduğunu, ancak bu önerinin aracın piyasa değerinin düşmesine sebebiyet verilecek olması nedeniyle kabul edilmediğini, aracın müvekkili iştigal alanı nedeniyle maden ve hafriyat işinde kullanıldığı bilinmesine rağmen ikame olarak elverişsiz araç verildiğini ileri sürerek öncelikle ayıplı aracın ayıpsız misliyle değişimine, bunun kabul görmemesi halinde ayıp oranında bedel iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Doğuş Oto. Paz. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan dava uyarınca müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının süresinde ve usulünce ayıp ihbarında bulunmadığını, muayene yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, motor değişimi ile araçtaki tüm sorunların giderilebileceğini, bu haliyle davacının misliyle değişim talebi yerine ücretsiz onarımının hakkaniyete uygun olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Fatih Oto. Pet. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davaya cevap vermemiş duruşmalardaki beyanında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın her iki tarafının da tacir olduğu ve dava konusu aracın davacının ticari işletmesinde kullanılmak üzere satın alındığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5 e A maddesi yürürlüğe girdikten sonra 15.01.2019 tarihinde açılan eldeki davanın aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği nispi ticari dava olduğu ve uyuşmazlık konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin dava açmadan önce arabulucuya başvurarak anlaşamama son oturum anlaşamama tutanağını dosyaya ibraz etmesi gerekirken davacı vekilinin böyle bir belge ibraz etmediği, iddialarının ileri sürülüş biçimine göre dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığının açıkça anlaşıldığı, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle taraflarca ileri sürülmese dahi resen nazara alınmasının gerektiği, zorunlu arabuluculuk dava şartının yargılama sırasında tamamlanabilen bir dava şartı da olmadığı, aksi halin kabulünün arabuluculuk müessesesinin doğasına aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın ticari işletmelerine ilişkin olmadığını, anılan eksikliğin tamamlanabilir olduğunu, arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığının açık olmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari nitelikli ayıplı araç satımından kaynaklı misliyle değişim ya da ayıp oranında bedel indirimi istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 111 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 5/A ve 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilişkili olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinde aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın ise 4 üncü madde kapsamında kaldığı, ticari dava olduğu İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde de yer aldığı üzere sabittir.
Somut olayda, davacının ayıp hukuki nedenine dayalı olarak misli ile değişim, kabul edilmediği taktirde bedel iadesi istemli terditli dava açtığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin ikinci fıkrasında Mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği belirtilerek asli talebe öncelik verildiği, yani davanın asli talebe göre niteleneceği açıktır. Bu durumda Mahkemece davacının asli talebinin para alacağı olmadığı, bu talebin de arabuluculuk dava şartı olmadan incelenebileceği gözetilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın her iki tarafının da «tacir» olduğu ve dava konusu aracın davacının «ticari işletmesinde» kullanılmak üzere satın alındığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5 e A maddesi yürürlüğe girdikten sonra 15.01.2019 tarihinde açılan eldeki davanın aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği «nispi ticari» dava olduğu ve uyuşmazlık konusunun bir miktar «para alacağına» ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin dava açmadan önce «arabulucuya başvurarak» anlaşamama «son» oturum «anlaşamama tutanağını» dosyaya «ibraz» etmesi gerekirken davacı vekilinin böyle bir belge ibraz etmediği, iddialarının ileri sürülüş biçimine göre dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığının açıkça anlaşıldığı, «zorunlu arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, bu nedenle taraflarca ileri sürülmese dahi resen nazara alınmasının gerektiği, zorunlu arabuluculuk dava şartının yargılama sırasında tamamlanabilen bir dava şartı da olmadığı, aksi halin kabulünün arabuluculuk müessesesinin doğasına aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava öncesinde «zorunlu arabuluculuğa başvurma» şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinde aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · ihtar
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3665 E. 2023/7293 K.
Ortak:misliyle değişim · terditli dava · ayıp · hakkaniyet · istinaf yoluna başvurulabilirlik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan dava uyarınca müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacının süresinde ve usulünce «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «muayene yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, motor değişimi ile araçtaki tüm sorunların giderilebileceğini, bu haliyle davacının «misliyle değişim» talebi yerine «ücretsiz onarımının» «hakkaniyete» uygun olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… igal alanı nedeniyle maden ve hafriyat işinde kullanıldığı bilinmesine rağmen ikame olarak elverişsiz araç verildiğini ileri sürerek öncelikle ayıplı aracın ayıpsız «misliyle değişimine», bunun kabul görmemesi halinde «ayıp» oranında bedel iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticari nitelikli» ayıplı araç satımından kaynaklı «misliyle değişim» ya da «ayıp» oranında «bedel indirimi» istemine ilişkindir 2.
Benzer bu kararda… ekkilinin davanın açıldığı tarihe kadar tekrarlayan sorunlar sebebiyle aracı 4 kez davalı Aykar...A.Ş.'ye ait servise götürmek zorunda kaldığını, 24.05.2017 tarihli «son» servis ziyaretinde, aracın motorunun silindir kapağında çatlak olduğunun tespit edildiğini, söz konusu gizli ayıbı öğrenir öğrenmez davalılara «ayıp» ihbarında bulunduklarını ve aracın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini istediklerini ancak davalıların buna yanaşmadığını ileri sürerek «terditli» talepte bulunmuş öncelikle aracın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde ise aracın satış bedeli olarak fazlaya ilişkin haklar s …
2.Davalı Doğuş Otomotiv...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ayıp ihbarının» süresinde yapılmadığını, «delil tespitinin» hukuka aykırı yapıldığını, müvekkilinin «garanti sorumluluğunun» olmadığını, araçtaki arızanın onarımla giderilebilecek nitelikte olduğunu, nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporununda da bu hususun belirtildiğini, bu nedenle «misliyle değişim» talebinin «hakkaniyete» aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik ciddi mahiyetteki itirazlarının dikkate alınmadığını, alıcının elde ettiği faydaların ve araç üzerind …
2.Davalı Doğuş Otomotiv..A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının «ayıp ihbar sürelerine» riayet etmediğini, «delil tespit» işleminin hukuka aykırı olduğunu, davanın eksik harçla açıldığını, sonradan ortaya çıkan ayıbın onarımla giderilebilecek nitelikte olup «misliyle değişim» talebinin haksız olduğunu ve misliyle değişim durumunda araçta elde edilen faydanın mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:garanti sorumluluğu · ayıp ihbar süresi · ihbar süresi · dönme hakkı · sözleşmeden dönme · gizli ayıp · ayıp ihbarı · eksik harç
Benzer bu kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu aracın motor silindir kapağında çatlak bulunduğu, söz konusu ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, gizli ayıp, bizzat davalı Aykar..A.Ş. tarafından tespit edildiğinden ayrıca «ihbar» edilmesine gerek bulunmadığı, dolayısıyla «ayıp ihbarının», 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süre içerisinde yapıldığının kabulü gerektiği, ayıptan, davalı Aykar...A.Ş.'nin satıcı sıfatıyla, diğer davalının ise genel hükümlere göre «garanti» veren sıfatıyla sorumlu olduğu, davacının seçimlik hakkını ürünün ayıpsız bir misliyle değiştirilmesinden yana kullandığı, ayıbın, aracın en önemli parçası olan motorda meydana geldiği, motorun onarımı mümkünse de, onarım sonrasında aracın orjinalliğinin ortadan kalkacağı ve aracın değerinin düşeceği, bu nedenle davacının ayıplı olarak üretilen motorun onarılması suretiyle aracın bu haliyle kullanmaya zorlanamayacağı, davacının sıfır kilometre olarak aldığı araçtan beklediği verimi alamaması nedeniyle «sözleşmeden dönme hakkını» kullanmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu aracın davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı Aykar...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan «delil tespitinin» hukuka aykırı olduğunu, «ayıp ihbar sürelerine» uyulmadığını, «eksik harç» alındığını, arızanın onarımla giderilebileceğini, Mahkemece, araçtan elde edilen faydaların dikkate alınıp «mahsup» edilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP 1.Davalı Aykar...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının «ayıp ihbar sürelerine» riayet etmediğini, «delil tespit» işleminin hukuka aykırı olduğunu, araçta imalat hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanca araçtan elde edilen menfaatlerin düşülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Doğuş Otomotiv..A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının «ayıp ihbar sürelerine» riayet etmediğini, «delil tespit» işleminin hukuka aykırı olduğunu, davanın eksik harçla açıldığını, sonradan ortaya çıkan ayıbın onarımla giderilebilecek nitelikte olup «misliyle değişim» talebinin haksız olduğunu ve misliyle değişim durumunda araçta elde edilen faydanın mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · ibraz · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın her iki tarafının da «tacir» olduğu ve dava konusu aracın davacının «ticari işletmesinde» kullanılmak üzere satın alındığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5 e A maddesi yürürlüğe girdikten sonra 15.01.2019 tarihinde açılan eldeki davanın aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği «nispi ticari» dava olduğu ve uyuşmazlık konusunun bir miktar «para alacağına» ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin dava açmadan önce «arabulucuya başvurarak» anlaşamama «son» oturum «anlaşamama tutanağını» dosyaya «ibraz» etmesi gerekirken davacı vekilinin böyle bir belge ibraz etmediği, iddialarının ileri sürülüş biçimine göre dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığının açıkça anlaşıldığı, «zorunlu arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, bu nedenle taraflarca ileri sürülmese dahi resen nazara alınmasının gerektiği, zorunlu arabuluculuk dava şartının yargılama sırasında tamamlanabilen bir dava şartı da olmadığı, aksi halin kabulünün arabuluculuk müessesesinin doğasına aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava öncesinde «zorunlu arabuluculuğa başvurma» şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinde aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5334 E. , 2023/1568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/467 Esas, 2021/602 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/21 E., 2020/109 K.
Taraflar arasındaki ayıptan doğan sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Fatih Otomotiv Petrol İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den Volkswagen Amarok marka ve model kamyoneti 138.618,38 TL bedelle satın aldığını, diğer davalının dava konusu aracın Türkiye distribütörü olduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklı gizli ayıpların bulunduğunu, ayıbın ortaya çıkması sonrasında defalarca servis hizmeti alınmasına karşın ayıbın giderilemediğini, nihayetinde yetkili servisçe motor değişimi önerisinde bulunulduğunu, ancak bu önerinin aracın piyasa değerinin düşmesine sebebiyet verilecek olması nedeniyle kabul edilmediğini, aracın müvekkili iştigal alanı nedeniyle maden ve hafriyat işinde kullanıldığı bilinmesine rağmen ikame olarak elverişsiz araç verildiğini ileri sürerek öncelikle ayıplı aracın ayıpsız misliyle değişimine, bunun kabul görmemesi halinde ayıp oranında bedel iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Doğuş Oto. Paz. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan dava uyarınca müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının süresinde ve usulünce ayıp ihbarında bulunmadığını, muayene yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, motor değişimi ile araçtaki tüm sorunların giderilebileceğini, bu haliyle davacının misliyle değişim talebi yerine ücretsiz onarımının hakkaniyete uygun olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Fatih Oto. Pet. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davaya cevap vermemiş duruşmalardaki beyanında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın her iki tarafının da tacir olduğu ve dava konusu aracın davacının ticari işletmesinde kullanılmak üzere satın alındığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5 e A maddesi yürürlüğe girdikten sonra 15.01.2019 tarihinde açılan eldeki davanın aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği nispi ticari dava olduğu ve uyuşmazlık konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin dava açmadan önce arabulucuya başvurarak anlaşamama son oturum anlaşamama tutanağını dosyaya ibraz etmesi gerekirken davacı vekilinin böyle bir belge ibraz etmediği, iddialarının ileri sürülüş biçimine göre dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığının açıkça anlaşıldığı, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle taraflarca ileri sürülmese dahi resen nazara alınmasının gerektiği, zorunlu arabuluculuk dava şartının yargılama sırasında tamamlanabilen bir dava şartı da olmadığı, aksi halin kabulünün arabuluculuk müessesesinin doğasına aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın ticari işletmelerine ilişkin olmadığını, anılan eksikliğin tamamlanabilir olduğunu, arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığının açık olmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari nitelikli ayıplı araç satımından kaynaklı misliyle değişim ya da ayıp oranında bedel indirimi istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 111 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 5/A ve 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilişkili olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinde aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın ise 4 üncü madde kapsamında kaldığı, ticari dava olduğu İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde de yer aldığı üzere sabittir.
Somut olayda, davacının ayıp hukuki nedenine dayalı olarak misli ile değişim, kabul edilmediği taktirde bedel iadesi istemli terditli dava açtığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin ikinci fıkrasında Mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği belirtilerek asli talebe öncelik verildiği, yani davanın asli talebe göre niteleneceği açıktır. Bu durumda Mahkemece davacının asli talebinin para alacağı olmadığı, bu talebin de arabuluculuk dava şartı olmadan incelenebileceği gözetilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931067900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz