Şirket yöneticisinin azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6240 E. 2023/1527 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü↗ bilgi alma ve inceleme hakkı↗ şirket müdürünün azli↗ faaliyet raporu↗ birim fiyat↗ denetime elverişli rapor↗ ağır kusur↗ tanık beyanı↗ sermaye artırımı↗ mükerrerlik↗ şirket müdürü↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ ara karar↗ basiretli tacir↗ hisse devri↗ denetime elverişlilik↗ dürüstlük kuralı↗ protokol↗ ticari defter↗ havale↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/885 E., 2019/206 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava dışı Medilife Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.ne 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını aynı zamanda şirketin ortağı olduğunu, davalının davacıdan sermaye artırımı yapılacağı sözü ile %10 hisse devri yaptığını, 1.500.000,00 TL para aldığı halde bu parayı sermayeye koymadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının sıklıkla ve haksız olarak engellendiğini, ihtarnamelere rağmen taleplerin davalı tarafından reddedildiğini, şirket müdürü tarafından yapılması gereken genel kurulların yapılmadığını, yapılanların da usul ve yasalara uygun olmadığını, şirket müdürünün basiretli tacir gibi davranmadığını, davacı aleyhine kararlar almaya çalıştığını, davalının kötü niyetli olarak sermaye arttırımına gittiğini, sermaye artırımı 800 olumlu oya karşılık 3200 oyla reddedildiği halde müdürlük kararı ile sermaye artırımı yönünde işlem tesis edildiğini, şirket müdürünün keyfi harcamalar yaptığını, şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirket müdürü ...'in görevinden azline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davalı ile kişisel husumetinni bulunduğunu, genel kurulda alınan tüm kararlara muhalif kaldığını ve haklarını kötüye kullanarak gerek davalı gerekse ortağı bulunduğu şirket aleyhine lüzumsuz davalar açtığını, şirkete sadakat yükümlülüğünü kişisel ve haksız talepleri uğruna hiçe saydığını, sermaye artış kararının genel kurul toplantısında alındığını şirket müdürü olan davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 591 inci maddesi gereğince pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullandırmak üzere yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, yapılan tüm toplantıların ve alınmış olan tüm genel kurul kararlarının kanuna ve usulü uygun olduğu, şirketin borçlandığı ididasının asılsız olduğunu savunarak davanı reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 27.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu şirketin 2013, 2014 ve 2015 yılları itibariyle öz kaynaklarının negatif olduğu ve öz kaynakların kaydi değerlerle dönem net zararını karşılayamadığı, 2016 yılında şirketin öz kaynaklarının sermaye artışına bağlı olarak pozitife döndüğü, 2016 yılında aylık 8.000,00 TL kira gelirinin kayıtlara işlendiği, bu yönde eleştiri konusu yapılabilecek bir olguya rastlanılmadığı, davacıya devredilen hisse değerinin 10.000,00 TL olduğu, dava dışı Medilife şirketinin ticari defter ve kayıtlarında 1.490.00,00 TL'nin kayıtlı olmadığı, dava dışı Medilife Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. nin dava dışı Alqabas Agency arasındaki ticari ilişki nedeniyle dosyada bulunan birbirleri ile uyumlu yazı ve eklerinin gerçekliğinin kabulü halinde 732.714,53 USD tutarındaki gelirin davalının yönetici olduğu dava dışı Medilife şirketi ticari defterlerine gerek dönem olarak gerekse tutar olarak yansıtılmamış olduğunun kabulünün gerekeceği yönünde görüş bildirdikleri, itiraz üzerine heyete bir doktor dahil edilmek suretiyle alınan alınan ek raporda hasta listesinde mevcut 142 kişiden 5 inin hastane kayıtlarında olmadığı, 137 kişiden 19 unda mükerrer yatışların olduğu, dolayısıyla 116 hasta üzerinde yapılan incelemede hastalara koyulan tanılar ile yapılan işlemlerin, yapılan işlemler karşılığı alınan ücretlerin dönem koşullarına uygun olduğu, dava dosyasındaki hasta listesinde bulunan herbir kişinin hastane kayıtlarında gerek network sisteminde poliklinik kaydı olarak gerekse ameliyat edilenlerin ameliyat defterinde protokol numaraları ile kayıtlı olduğu, 2015 senesinde Güvenli Hasta Kayıt Sistemi olarak Tıp Data kullanıldığı, hastalara koyulan tanılar karşılığında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirdiği, davacının şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerektiği, yapılan yargılama, toplanan deliler ve itibar olunan bilirkişi raporlarına göre davalı şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektirecek haklı sebebin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi kök raporu ve ek raporunun birbirine zıt görüş ve kanaat içerdiğini, çelişkinin giderilmesi ve heyete bilişim uzmanı bilirkişi dahil edilmek suretiyle yeni bir rapor alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, güvenli hasta kayıt sistemi ile ilgili olarak 27.03.2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümlerine göre inceleme yapılmaksızın denetime elverişsiz bir rapor hazırlandığını, bilirkişilerin ek raporda söz konusu ettikleri ameliyelerin ne olduğu hususundaki tespitlerinin ve fiyat belirlemelerinin afaki olma ihtimalinin olduğunu, güvenli hasta kayıt sistemindeki kayıtlarda sonradan bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitinin bilişim uzmanına yaptırılıp ondan sonra doktor bilirkişinin ameliyeleri tespit edip mali sonuçlarını belirtmesi gerektiğini, ek raporda yer alan hastalara yapılan ameliyelerin hepsine yapılan işlemler 2015 mali yılında yapıldığını, ancak iş bu hastalara yapılan ameliyeler 2017 yılı mali yılında faturalandığını, diğer bir ifadeyle vergiyi doğuran olayın 2015 mali yalında gerçekleştiğini ancak faturasının 2017 yılında kesildiğini, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında şirket müdürünce yapılan gelir gider tablolarının, bilançoların, faaliyet raporlarının muhasebe kayıtlarının gerçek olup olmadığının değerlendirilmediğini, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün 2017/3720 sayılı dosyasından Alqabas İnternational hakkında hukuken geçersiz bir faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, vergi mevzuatına göre Alqabas İnternational'a kesilecek faturanın 2015 yılında kesilmiş olması gerektiğini, bu güne kadar Alqabas İnternational ile yapılan sözleşmenin hiçbir şekli ile dava dosyasına sunulmadığını, verilen hizmetin 2 yıl sonra Alqabas İnternational hakkında taraflarınca bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmak istenilmesinden sonraki bir tarihte muhasebe kayıtlarına işlenmesinin davalının başlı başına dürüstlük kuralına aykırı davranışta olduğunun açık ispatı olduğunu, uzman olmayan bilirkişi tarafından verilen rapora itirazları değerlendirilmeden, Yargıtay'ın emsal içtihatlarına aykırı biçimde yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın tanıkları dinlenmek suretiyle mali müşavir ve ticaret hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, 20.06.2018 tarihli ara karar uyarınca heyete doktor bilirkişi de katılmak suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların ek rapora yönelik verdiği dilekçesinde de ileri sürdüğü, davacı vekilinin ek rapora yönelik itirazlarının günlük muhasebel işlemlere yönelik olup davalının genel olarak ağır kusurlu olduğu veya kasdi olarak dava dışı şirketi zarara uğrattığı iddiasının somut delillerle isbat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince, sunulan deliller, bilirkişi rapor ve ek rapor içeriğindeki tespitler ışığında gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu ileri sürülmesine rağmen istinaf mahkemesince bilirkişi raporuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, raporun kendi içinde çelişkili tespitler içerdiğini, ameliyeler 2015 yılında yapıldığı halde o yıla ait özel hastanelerin fiyat listesi dikkate alınmadığını, raporun sonuç bölümünde sadece "..yapılan işlemleri karşılığı alınan ücretin dönemin koşullarına uygun olduğu " görüşüne yer verildiğini, dava dışı Alqabas hastanesi ile bir birim fiyat anlaşması bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, hasta kayıtlarının Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 49 uncu maddesine göre tutulması gerekliliğinin raporda göz ardı edildiğini, bu şekilde ancak bir muhasebeleşme hilesinin önüne geçilebileceğini, zira dava dışı hastane tarafından 694.000,00 USD talep edildiği halde 01.12.2016 tarihinde 35.000,00 USD avans ve 01.02.2017 tarihinde 309.278,19 TL faturanın bulunduğunu, dava dışı hastaneye yapılan ameliyeler 2015 yılında gerçekleştiğinden vergiyi doğuran olayın 2017 yılında mali kayıtlara alınmasının açıklanması gerektiğini, bu hususların raporda değerlendirilmediğini, davacı tarafça dosyaya alınması istenilen hastalara ilişkin ayrıntılı döküm davalı tarafından dosyaya sunulmadığından incelemenin eksik kaldığını, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde belirlenen usullere göre kayıt tutulup tutulmadığına dair raporda değerlendirme yapılmadığını, istinaf mahkemesi kararının gerekçesinin soyut olduğunu, tanık beyanları ile gayri resmi satışların yapıldığının sabit olduğunu ve davalı tarafça da aksinin ileri sürülmediğini, faturasız alışveriş, hasta işlemlerine dair ayrıntılı dökümün verilmemesinin ağır kusur olduğunu, tanık beyanlarına yönelik raporda inceleme yapılmadığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının hissedarı olduğu şirketin müdürünün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) no'lu alt fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi
3.Özel Hastaneler Yönetmeliği
3. Değerlendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ile ilgili alınan bilirkişi raporları yetersiz olup Mahkemece şirketin ve şirket müdürünün banka kayıtları incelettirilerek yurt dışındaki şirket tarafından gönderilen havale olup olmadığı, bunların şirket defteri ile muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği, defterlerde gerçek nakit giriş çıkışlarının gösterilip gösterilmediği, hasta kayıtlarının Özel Hastaneler Yönetmeliği'ne uygun tutulup tutulmadığı, buna aykırı hareket edilip edilmediği hususunda bankacılık, sağlık konusunda uzman sektör bilirkişileri ve mali müşavirin de arasında bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının rapora ilişkin esaslı itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7546 E. 2024/1565 K.
Ortak:ticari defter kayıtları · şirket zararı · ticari defter · geçersizlik · cy/cy kaydı · temsil · e-defter
İncelediğiniz kararda… bulunan birbirleri ile uyumlu yazı ve eklerinin gerçekliğinin kabulü halinde 732.714,53 USD tutarındaki gelirin davalının yönetici olduğu dava dışı Medilife şirketi «ticari defterlerine» gerek dönem olarak gerekse tutar olarak yansıtılmamış olduğunun kabulünün gerekeceği yönünde görüş bildirdikleri, itiraz üzerine heyete bir doktor «dahil» edilmek suretiyle alınan alınan ek raporda hasta listesinde mevcut 142 kişiden 5 inin hastane kayıtlarında olmadığı, 137 kişiden 19 unda «mükerrer» yatışların olduğu, dolayısıyla 116 hasta üzerinde yapılan incelemede hastalara koyulan tanılar ile yapılan işlemlerin, yapılan işlemler karşılığı alınan ücretlerin dönem koşullarına uygun olduğu, dava dosyasındaki hasta listesinde bulunan herbir kişinin hastane kayıtlarında gerek network sisteminde poliklinik «kaydı» olarak gerekse ameliyat edilenlerin ameliyat defterinde «protokol» numaraları ile kayıtlı olduğu, 2015 senesinde Güvenli Hasta Kayıt Sistemi olarak Tıp Data kullanıldığı, hastalara koyulan tanılar karşılığında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirdiği, davacının «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerektiği, yapılan yargılama, toplanan deliler ve itibar olunan bilirkişi raporlarına göre davalı şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektirecek haklı «sebebin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… tilen kararı ile 27.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu şirketin 2013, 2014 ve 2015 yılları itibariyle öz kaynaklarının negatif olduğu ve öz kaynakların «kaydi» değerlerle dönem net zararını karşılayamadığı, 2016 yılında şirketin öz kaynaklarının sermaye artışına bağlı olarak pozitife döndüğü, 2016 yılında aylık 8.000,00 TL kira gelirinin kayıtlara işlendiği, bu yönde eleştiri konusu yapılabilecek bir olguya rastlanılmadığı, davacıya devredilen hisse değerinin 10.000,00 TL olduğu, dava dışı Medilife şirketinin «ticari defter» ve kayıtlarında 1.490.00,00 TL'nin kayıtlı olmadığı, dava dışı Medilife Sağlık Hizmetleri Tic.
Şti.ne 10 yıllığına «şirket müdürü» olarak atandığını aynı zamanda şirketin ortağı olduğunu, davalının davacıdan «sermaye artırımı» yapılacağı sözü ile %10 «hisse devri» yaptığını, 1.500.000,00 TL para aldığı halde bu parayı sermayeye koymadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının sıklıkla ve haksız olarak engellendiğini, «ihtarnamelere» rağmen taleplerin davalı tarafından reddedildiğini, şirket müdürü tarafından yapılması gereken genel kurulların yapılmadığını, yapılanların da usul ve yasalara uygun olmadığını, şirket müdürünün «basiretli tacir» gibi davranmadığını, davacı aleyhine kararlar almaya çalıştığını, davalının kötü niyetli olarak sermaye arttırımına gittiğini, sermaye artırımı 800 olumlu oya karşılık 3200 oyla reddedildiği halde müdürlük kararı ile sermaye artırımı yönünde işlem tesis edildiğini, şirket müdürünün keyfi harcamalar yaptığını, «şirketi zarara» uğrattığını ileri sürerek şirket müdürü ...'in görevinden azline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «cari hesap ilişkisi» bulunduğu, tarafların «ticari defterleri» arasındaki farkın davacının düzenlediği toplam 1.580.960,99 TL'lik faturaların davalı tarafından icra takibinden sonra davacıya iade edilmesinden ve «ticari defter kayıtlarından» çıkarılmasından kaynaklandığı, birleşen dava konusu takibe konu edilen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 19.08.2015 tarihli yazı ve ekindeki belgelerde birleşen dava konusu faturalarda bulunan malzemelerin, davalı tarafından kullanılmış olduğunun tespit edildiği, davalı tarafça faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunun iddia edildiği, dosyada mevcut Vergi Müfettişi tarafından hazırlanan raporda davacının düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olmadığının belirtildiği, davalının satın almaya dair 100.000,00 TL ve üzeri iş ve işlemlerin, «yönetim kurulu» üyelerinin müşterek atacağı üç imza ile geçerli olduğunun düzenlendiği, taraflar arasında akdedilen 15.03.2012 ve 12.10.2012 tarihli sözleşmelerin, davacı şirket adına yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ... tarafından imzalandığı, taraflar arasında 2012 yılında da ticari ilişki olduğu ve sadece 2013 yılı içinde taraf defter «kaydına» göre 2.024.002,30 TL’lik alım-satım gerçekleştiği, buna karşın davalının 875.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı tarafça sözleşmenin «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin «hakkın kötüye kullanılması» olacağı, davalının yasal süresi içinde itiraz etmeyerek «ticari defterlerine kayıt» ettiği dava konusu faturalarla ilgili, icra takibinden sonra «iade faturası» düzenleyerek itiraz ettiği, faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olması yanında davalı çalışanı tarafından imzalı olduğu, faturalar dışında «irsaliyeler» üzerinde şirket kaşe ve imzaların da olduğu, ayrıca davalı şirket çalışanlarınca imzalı bulunan bu irsaliyelerin davalı tarafından bu malzemelerin alındığına «karine» olduğu, aksinin davalı tarafça ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalı tarafın dava konusu takiplere itirazının iptaline, takiplerin …
İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu faturaların gerçek dışı olduğu, müvekkilinin büyük bir «sahtecilik» ile karşı karşıya kaldığı, «fatura» konusu malzemelerin «teslim» edildiğinin ispatlanmadığını, «sevk irsaliyelerinde» imza olmadığını, irsaliye ve fatura içeriklerinin farklı olduğunun tespit edildiğini, sadece faturaların «ticari defterlere kaydı» davacı lehine alacak oluşturmayacağını, İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alım satım «garanti sözleşmesinin» şirketi «temsile» yetkili kişi tarafından imzalanmadığını, sözleşmeyi imzalayan kişinin ceza yargılaması ile yargılandığını, asıl ve birleşen davaya konu faturalarda teslim alan imzasının bulunmadığını, «uyuşmazlık konusu» faturalarda hasta adının yer almadığını, faturaların «muvazaalı» olduğunu, uyuşmazlık konusu faturaların aynı gün içinde devam eden seri numaralar ile hasta adı olmadan binlerce muhtelif malzemenin fatura edildiğini, ceza yargıl …
DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine «cari hesap ekstresine» dayanarak alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takiplerinin davalı tarafın takibe ve «borca itirazı» sonucu durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını, müvekkilinin medikal malzeme ticaretiyle iştigal ettiğini, faturaların ve içeriğindeki malzemelerin davalıya «teslim» edildiğini, «ticari defterlerde kayıtlı» bulunan faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürerek asıl ve birleşen davada icra takiplerine yönelik davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter kaydı · temel borç ilişkisi · cari hesap ekstresi · imza sirküleri · garanti sözleşmesi · cari hesap ilişkisi · iade faturası · sevk irsaliyesi
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu faturaların gerçek dışı olduğu, müvekkilinin büyük bir «sahtecilik» ile karşı karşıya kaldığı, «fatura» konusu malzemelerin «teslim» edildiğinin ispatlanmadığını, «sevk irsaliyelerinde» imza olmadığını, irsaliye ve fatura içeriklerinin farklı olduğunun tespit edildiğini, sadece faturaların «ticari defterlere kaydı» davacı lehine alacak oluşturmayacağını, İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alım satım «garanti sözleşmesinin» şirketi «temsile» yetkili kişi tarafından imzalanmadığını, sözleşmeyi imzalayan kişinin ceza yargılaması ile yargılandığını, asıl ve birleşen davaya konu faturalarda teslim alan imzasının bulunmadığını, «uyuşmazlık konusu» faturalarda hasta adının yer almadığını, faturaların «muvazaalı» olduğunu, uyuşmazlık konusu faturaların aynı gün içinde devam eden seri numaralar ile hasta adı olmadan binlerce muhtelif malzemenin fatura edildiğini, ceza yargıl …
… denetimde bu durumu tespit ederek suç duyurusunda bulunulduğunu, dava dışı çalışanlar ve davacı tarafından iş birliği ile muhasebe prosedürüne aykırı olarak alacak «kaydı» oluşturulduğunu, alacak talep edebilmesi için «temel borç ilişkisinin» varlığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında dava konusu faturalarla ilgili gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını, davacıyla mal/hizmet tedarikine ilişkin geçerli bir sözleşme de yapılmadığını, 2012 - 2013 yıllarına ait «imza sirkülerinde» satın almaya dair 100.000,00 TL ve üzeri bedelli iş ve işlemlerin «yönetim kurulu» üyelerinin üçünün müşterek imzasıyla yapılacağı, diğer işlemlerin müşterek iki imzayla yapılacağının kabul edildiğini, davacının belirttiği sözleşmenin müvekkili şirketi bağlamadığını, «fatura» konusu mallara ilişkin ambar, stok veya sistem kaydı bulunmadığını, fatura konusu mal/hizmetin şirkete «teslim» edilmediğini, faturaların müvekkili hastanenin satın alma sürecinden geçmediğini, satın alma müdüründen, cerrahi özellikli malzemelerde de doktor onayı ve ameliyathane kullanım raporu olmadan muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğini, dava konusu faturaların hiçbirinde şirketi «temsile» yetkili kişilerin imzasının bulunmadığını, ayrıca gerçek dışı faturaların iade ve itirazı için herhangi bir süre bulunmadığını, fatura içeriğindeki malzemelerin öz …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «cari hesap ilişkisi» bulunduğu, tarafların «ticari defterleri» arasındaki farkın davacının düzenlediği toplam 1.580.960,99 TL'lik faturaların davalı tarafından icra takibinden sonra davacıya iade edilmesinden ve «ticari defter kayıtlarından» çıkarılmasından kaynaklandığı, birleşen dava konusu takibe konu edilen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 19.08.2015 tarihli yazı ve ekindeki belgelerde birleşen dava konusu faturalarda bulunan malzemelerin, davalı tarafından kullanılmış olduğunun tespit edildiği, davalı tarafça faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunun iddia edildiği, dosyada mevcut Vergi Müfettişi tarafından hazırlanan raporda davacının düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olmadığının belirtildiği, davalının satın almaya dair 100.000,00 TL ve üzeri iş ve işlemlerin, «yönetim kurulu» üyelerinin müşterek atacağı üç imza ile geçerli olduğunun düzenlendiği, taraflar arasında akdedilen 15.03.2012 ve 12.10.2012 tarihli sözleşmelerin, davacı şirket adına yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ... tarafından imzalandığı, taraflar arasında 2012 yılında da ticari ilişki olduğu ve sadece 2013 yılı içinde taraf defter «kaydına» göre 2.024.002,30 TL’lik alım-satım gerçekleştiği, buna karşın davalının 875.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı tarafça sözleşmenin «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin «hakkın kötüye kullanılması» olacağı, davalının yasal süresi içinde itiraz etmeyerek «ticari defterlerine kayıt» ettiği dava konusu faturalarla ilgili, icra takibinden sonra «iade faturası» düzenleyerek itiraz ettiği, faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olması yanında davalı çalışanı tarafından imzalı olduğu, faturalar dışında «irsaliyeler» üzerinde şirket kaşe ve imzaların da olduğu, ayrıca davalı şirket çalışanlarınca imzalı bulunan bu irsaliyelerin davalı tarafından bu malzemelerin alındığına «karine» olduğu, aksinin davalı tarafça ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalı tarafın dava konusu takiplere itirazının iptaline, takiplerin …
DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine «cari hesap ekstresine» dayanarak alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takiplerinin davalı tarafın takibe ve «borca itirazı» sonucu durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını, müvekkilinin medikal malzeme ticaretiyle iştigal ettiğini, faturaların ve içeriğindeki malzemelerin davalıya «teslim» edildiğini, «ticari defterlerde kayıtlı» bulunan faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürerek asıl ve birleşen davada icra takiplerine yönelik davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6240 E. , 2023/1527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1893 Esas, 2021/1055 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/885 E., 2019/206 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava dışı Medilife Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.ne 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını aynı zamanda şirketin ortağı olduğunu, davalının davacıdan sermaye artırımı yapılacağı sözü ile %10 hisse devri yaptığını, 1.500.000,00 TL para aldığı halde bu parayı sermayeye koymadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının sıklıkla ve haksız olarak engellendiğini, ihtarnamelere rağmen taleplerin davalı tarafından reddedildiğini, şirket müdürü tarafından yapılması gereken genel kurulların yapılmadığını, yapılanların da usul ve yasalara uygun olmadığını, şirket müdürünün basiretli tacir gibi davranmadığını, davacı aleyhine kararlar almaya çalıştığını, davalının kötü niyetli olarak sermaye arttırımına gittiğini, sermaye artırımı 800 olumlu oya karşılık 3200 oyla reddedildiği halde müdürlük kararı ile sermaye artırımı yönünde işlem tesis edildiğini, şirket müdürünün keyfi harcamalar yaptığını, şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirket müdürü ...'in görevinden azline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davalı ile kişisel husumetinni bulunduğunu, genel kurulda alınan tüm kararlara muhalif kaldığını ve haklarını kötüye kullanarak gerek davalı gerekse ortağı bulunduğu şirket aleyhine lüzumsuz davalar açtığını, şirkete sadakat yükümlülüğünü kişisel ve haksız talepleri uğruna hiçe saydığını, sermaye artış kararının genel kurul toplantısında alındığını şirket müdürü olan davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 591 inci maddesi gereğince pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullandırmak üzere yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, yapılan tüm toplantıların ve alınmış olan tüm genel kurul kararlarının kanuna ve usulü uygun olduğu, şirketin borçlandığı ididasının asılsız olduğunu savunarak davanı reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 27.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu şirketin 2013, 2014 ve 2015 yılları itibariyle öz kaynaklarının negatif olduğu ve öz kaynakların kaydi değerlerle dönem net zararını karşılayamadığı, 2016 yılında şirketin öz kaynaklarının sermaye artışına bağlı olarak pozitife döndüğü, 2016 yılında aylık 8.000,00 TL kira gelirinin kayıtlara işlendiği, bu yönde eleştiri konusu yapılabilecek bir olguya rastlanılmadığı, davacıya devredilen hisse değerinin 10.000,00 TL olduğu, dava dışı Medilife şirketinin ticari defter ve kayıtlarında 1.490.00,00 TL'nin kayıtlı olmadığı, dava dışı Medilife Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. nin dava dışı Alqabas Agency arasındaki ticari ilişki nedeniyle dosyada bulunan birbirleri ile uyumlu yazı ve eklerinin gerçekliğinin kabulü halinde 732.714,53 USD tutarındaki gelirin davalının yönetici olduğu dava dışı Medilife şirketi ticari defterlerine gerek dönem olarak gerekse tutar olarak yansıtılmamış olduğunun kabulünün gerekeceği yönünde görüş bildirdikleri, itiraz üzerine heyete bir doktor dahil edilmek suretiyle alınan alınan ek raporda hasta listesinde mevcut 142 kişiden 5 inin hastane kayıtlarında olmadığı, 137 kişiden 19 unda mükerrer yatışların olduğu, dolayısıyla 116 hasta üzerinde yapılan incelemede hastalara koyulan tanılar ile yapılan işlemlerin, yapılan işlemler karşılığı alınan ücretlerin dönem koşullarına uygun olduğu, dava dosyasındaki hasta listesinde bulunan herbir kişinin hastane kayıtlarında gerek network sisteminde poliklinik kaydı olarak gerekse ameliyat edilenlerin ameliyat defterinde protokol numaraları ile kayıtlı olduğu, 2015 senesinde Güvenli Hasta Kayıt Sistemi olarak Tıp Data kullanıldığı, hastalara koyulan tanılar karşılığında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirdiği, davacının şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerektiği, yapılan yargılama, toplanan deliler ve itibar olunan bilirkişi raporlarına göre davalı şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektirecek haklı sebebin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi kök raporu ve ek raporunun birbirine zıt görüş ve kanaat içerdiğini, çelişkinin giderilmesi ve heyete bilişim uzmanı bilirkişi dahil edilmek suretiyle yeni bir rapor alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, güvenli hasta kayıt sistemi ile ilgili olarak 27.03.2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümlerine göre inceleme yapılmaksızın denetime elverişsiz bir rapor hazırlandığını, bilirkişilerin ek raporda söz konusu ettikleri ameliyelerin ne olduğu hususundaki tespitlerinin ve fiyat belirlemelerinin afaki olma ihtimalinin olduğunu, güvenli hasta kayıt sistemindeki kayıtlarda sonradan bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitinin bilişim uzmanına yaptırılıp ondan sonra doktor bilirkişinin ameliyeleri tespit edip mali sonuçlarını belirtmesi gerektiğini, ek raporda yer alan hastalara yapılan ameliyelerin hepsine yapılan işlemler 2015 mali yılında yapıldığını, ancak iş bu hastalara yapılan ameliyeler 2017 yılı mali yılında faturalandığını, diğer bir ifadeyle vergiyi doğuran olayın 2015 mali yalında gerçekleştiğini ancak faturasının 2017 yılında kesildiğini, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında şirket müdürünce yapılan gelir gider tablolarının, bilançoların, faaliyet raporlarının muhasebe kayıtlarının gerçek olup olmadığının değerlendirilmediğini, Büyükçekmece 1.
İcra Müdürlüğünün 2017/3720 sayılı dosyasından Alqabas İnternational hakkında hukuken geçersiz bir faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, vergi mevzuatına göre Alqabas İnternational'a kesilecek faturanın 2015 yılında kesilmiş olması gerektiğini, bu güne kadar Alqabas İnternational ile yapılan sözleşmenin hiçbir şekli ile dava dosyasına sunulmadığını, verilen hizmetin 2 yıl sonra Alqabas İnternational hakkında taraflarınca bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmak istenilmesinden sonraki bir tarihte muhasebe kayıtlarına işlenmesinin davalının başlı başına dürüstlük kuralına aykırı davranışta olduğunun açık ispatı olduğunu, uzman olmayan bilirkişi tarafından verilen rapora itirazları değerlendirilmeden, Yargıtay'ın emsal içtihatlarına aykırı biçimde yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın tanıkları dinlenmek suretiyle mali müşavir ve ticaret hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, 20.06.2018 tarihli ara karar uyarınca heyete doktor bilirkişi de katılmak suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların ek rapora yönelik verdiği dilekçesinde de ileri sürdüğü, davacı vekilinin ek rapora yönelik itirazlarının günlük muhasebel işlemlere yönelik olup davalının genel olarak ağır kusurlu olduğu veya kasdi olarak dava dışı şirketi zarara uğrattığı iddiasının somut delillerle isbat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince, sunulan deliller, bilirkişi rapor ve ek rapor içeriğindeki tespitler ışığında gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu ileri sürülmesine rağmen istinaf mahkemesince bilirkişi raporuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, raporun kendi içinde çelişkili tespitler içerdiğini, ameliyeler 2015 yılında yapıldığı halde o yıla ait özel hastanelerin fiyat listesi dikkate alınmadığını, raporun sonuç bölümünde sadece "..yapılan işlemleri karşılığı alınan ücretin dönemin koşullarına uygun olduğu " görüşüne yer verildiğini, dava dışı Alqabas hastanesi ile bir birim fiyat anlaşması bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, hasta kayıtlarının Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 49 uncu maddesine göre tutulması gerekliliğinin raporda göz ardı edildiğini, bu şekilde ancak bir muhasebeleşme hilesinin önüne geçilebileceğini, zira dava dışı hastane tarafından 694.000,00 USD talep edildiği halde 01.12.2016 tarihinde 35.000,00 USD avans ve 01.02.2017 tarihinde 309.278,19 TL faturanın bulunduğunu, dava dışı hastaneye yapılan ameliyeler 2015 yılında gerçekleştiğinden vergiyi doğuran olayın 2017 yılında mali kayıtlara alınmasının açıklanması gerektiğini, bu hususların raporda değerlendirilmediğini, davacı tarafça dosyaya alınması istenilen hastalara ilişkin ayrıntılı döküm davalı tarafından dosyaya sunulmadığından incelemenin eksik kaldığını, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde belirlenen usullere göre kayıt tutulup tutulmadığına dair raporda değerlendirme yapılmadığını, istinaf mahkemesi kararının gerekçesinin soyut olduğunu, tanık beyanları ile gayri resmi satışların yapıldığının sabit olduğunu ve davalı tarafça da aksinin ileri sürülmediğini, faturasız alışveriş, hasta işlemlerine dair ayrıntılı dökümün verilmemesinin ağır kusur olduğunu, tanık beyanlarına yönelik raporda inceleme yapılmadığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının hissedarı olduğu şirketin müdürünün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) no'lu alt fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi
3.Özel Hastaneler Yönetmeliği
3. Değerlendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ile ilgili alınan bilirkişi raporları yetersiz olup Mahkemece şirketin ve şirket müdürünün banka kayıtları incelettirilerek yurt dışındaki şirket tarafından gönderilen havale olup olmadığı, bunların şirket defteri ile muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği, defterlerde gerçek nakit giriş çıkışlarının gösterilip gösterilmediği, hasta kayıtlarının Özel Hastaneler Yönetmeliği'ne uygun tutulup tutulmadığı, buna aykırı hareket edilip edilmediği hususunda bankacılık, sağlık konusunda uzman sektör bilirkişileri ve mali müşavirin de arasında bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının rapora ilişkin esaslı itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931027200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz