TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6254 E. 2023/1057 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
garantörlük↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/97 E., 2018/355 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ECOPİRİN PROTECT", "Ecopirin" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “SCORPIRIN” ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa itirazına mesnet markaları ile dava konusu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç harf farklı olmak koşuluyla bir ilaca ruhsat verilebileceği yönündeki yerleşik uygulamasını dahi karşılamadığını ileri sürerek TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığını, ilgili tüketici kesiminin doktorlar ve eczacılar olduğunu, nihai tüketici niteliklerinin iltibas değerlendirmesinde tali önem taşıdığını, dolayısıyla dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu markalar arasında benzerlik olmadığından tanınmışlık itirazının değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 1992 yılında İstanbul’da kurulan davalı firmanın tanınmış, güvenilir, saygın bir ticari teşebbüs olduğunu, dava konusu markaların benzer olmadığını, zira markaların başlangıç kısımlarının farklı bulunduğunu, markaların sonunda yer alan PİRİN ekinin 05. sınıfta yer alan birçok marka bulunması sebebiyle herkesin kullanımına açık tali bir unsur olduğunu, müvekkili adına tescilli BIOPIRIN, MEGAPIRIN, SCOPIRIN, TECHPIRIN, TEKPIRIN markalarının da bulunduğunu, dolayısıyla davalı markasının davacının seri markası olarak anılmasının da mümkün olmadığını, T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan ilaç isimlerinde 3 harf kuralı uygulanacağına dair yasal bir dayanak bulunmadığını ve uygulamada da 3 harf kuralı bulunmadığını, markaları bakımından reçeteli ya da reçetesiz olsun hedef kitlenin doktorlar ve eczacılar olduğunu, davacının markasını kullandığı ürünlerin reçeteli olması sebebiyle potansiyel tüketicilerin doktor ve eczacılar olması sebebiyle markalar arasındaki benzerlik olgusunun ortadan kalktığını, davacı ürünleri reçeteli olduğundan, davalı ürününün reçeteli/reçetesiz satılmasının bir öneminin de olmadığını, davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamındaki 5. sınıf malların, itiraza dayanak markaların kapsamındaki 5. sınıf mallarla aynı/aynı tür/benzer bulundukları, davacının itirazına dayanak markalarındaki asıl unsurun "Ecopirin " ibaresi olduğu, taraf markalarının " Scor" ve "Eco" ibarelerinden oluşan ilk hecelerinin farklı iken Pırın ekinin aynı olduğu, ancak Pırın son ekinin bir etken maddeye işaret ettiği ve dava konusu 05. sınıf mallar bakımından tüketici kesiminin doktor ve eczacılardan oluştuğu dikkate alındığında taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının SCORPIRIN işaretini davalıdan önce kullandığını, itiraza dayanak markalarının tanımış olduğunu ve kötü niyet iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf marka işaretlerinin görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda benzerlik değerlendirilmesinin eksik yapıldığını, Mahkemenin “PİRİN” ibaresinin etken maddeye işaret ettiğine yönelik kabulünün hatalı olduğunu, “PİRİN” ibaresinin ‘’asetilsalisilik asit’’ etken maddesinden türetilmediği veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı bulunmadığının açık olduğunu, buna rağmen ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip “PİRİN” ibaresinin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin anlaşılır bulunmadığını, bu tür bir genelleme yapılabilmesi için evvela “PİRİN” ibaresinin etken ’asetilsalisilik asit’’ olmayan ilaçlarda kullanılıp kullanılmadığı ve ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli ilaçlarda ise ne sıklıkla kullanıldığının incelenmesi gerektiğini, ancak ne Mahkeme kararının ne de bilirkişi raporunun bu yönde bir inceleme içermediğini, etken madde olduğunun kabulünde dahi müvekkili markalarının yıllardır sektörde bilinmesi nedeni ile kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, “ECOPİRİN” marka ürünlerinin hem doktorlar ve eczaneler hem de nihai tüketici olan hastalar nezdinde yıllardır tanındığını ve sıkça kullanılan bir ürün olduğunu, davaya konu emtiaların hedef kitlesinin, normal düzeyde bilgilenmiş her yaş, eğitim ve gelir durumunda ortalama tüketiciler olduğunu, müvekkilinin “ECOPİRİN markalı ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu bulunmayan, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığı, uyuşmazlık konusu 05. sınıfta yer alan pek çok ürün herhangi bir uzmana başvurmadan satın alınabildiğini, uzman kontrolü olmadan tüketilebildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılarak dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, diğer taraftan doktor ve eczacılarında yanılabilceklerini, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05. sınıfta yer alan bazı emtialar sağlık çalışanları tarafından reçete ile verilse de, sağlık çalışanlarının da hata yapabileceği elverişsiz çalışma koşulları yüzünden benzer işaretleri karıştırabileceği yönünde kararlarının bulunduğunu, ilaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasının, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceği yönünde olduğunu, dava konusu markanın Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkili markaları tanınmış olduğundan dava konusu markanın haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SCORPIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında uyuşmazlık konusu 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu ayırt edicilik, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Taraf markalarının görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, markalarda aynı dizilişte 7 harfin ortak olduğunu, davalı tarafa ait “SCORPİRİN” markasının müvekkiline ait “ECOPİRİN” markasından esinlenerek oluşturulduğunu,
2. Davaya konu markaların kavramsal olarak karşılaştırılmamış olmasının eksiklik olduğunu, zira her iki markanın da Türkçe bir anlamı bulunmadığından, davalının markasına maruz kalan hedef kitlenin ilgili markayı müvekkilinin markası veya serisi zannedeceğini,
3.PİRİN ibaresinin asetilsalisilik asit etken maddesinden türetilmediğini veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı olmadığını, ancak buna rağmen asetilsalisilik asit etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip PİRİN ibaresinin yalnızca bu ibarelerde kullanıldığını ve bu nedenle de bu ibarenin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkiline ait Ecopirin, Ecopirin Pro ve Ecopirin Protect ürünlerinin etken maddeden türetilmediğini ve aynı zamanda normal reçete ile satıldığını ve kontrole tabi olmadığını,
4. Tıbbi müstahzar emtialarının hitap ettiği tüketici kitlesinin sadece doktor ve eczacılar olmayıp aynı zamanda nihai tüketici olan hastalar olduğunu, müvekkili firmaya ait “ECOPİRİN” markalı seri ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu olmayan, keza ürünün beyaz reçeteli olduğunu, T.C.Sağlık Bakanlığının 04.06.2021 tarihinde yayınlanmış güncel olan “İzlemeye Tabi İlaçlar Listesi”nde yer almadığını, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ilaç ürünleri son kullanıcılara eczaneler tarafından satılıyor veya ürün tercihleri aracılar tarafından etkileniyor ya da belirleniyor ise de son kullanıcıların bu ürünlerle farklı alım zamanlarında bile olsa karşı karşıya gelme ihtimalleri olduğundan karıştırılma ihtimali son kullanıcılar için de değerlendirilmesi gerektiğini,
5. Yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılmış ve dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, halbuki müvekkile ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin başvurusunun sadece ilaç emtiasında olmayıp dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığını,
6. Kamu sağlığı için önem arz eden ilaç sektörü gibi önemli bir sektörde 1-2 harf farklılığının iltibası önlemeye yeterli olmadığını, öyle ki uluslararası araştırmalar ile yanlış ilaç kullanımının %39 unun doktor ve eczacı kaynaklı olduğunu ve bu hataların kamu sağlığı ve güvenliği açısından vahim sonuçlar doğurduğunu,
7. İlaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasına göre, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceğini, itiraza konu “SCORPİN” markasının T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını,
8. Müvekkiline ait “ECOPİRİN” yerine davalıya ait “SCORPİRİN” ürünün satın alınması şeklinde yalnızca dar anlamda karıştırma ihtimalinin göz önüne alındığını, halbuki karıştırma ihtimali ürünlerin arkasındaki teşebbüslerin karıştırılması ve hatta bu iki teşebbüsün ayrımına varılsa dahi teşebbüsler arasında idari – ekonomik bir iş birliği algısının araştırılmadığını,
9. İlaç sektöründe bu kadar aktif ve tercih edilir müvekkili markası varken markaya iltibas düzeyinde benzer dava konusu markanın aynı ve benzer sınıflar nezdinde piyasada bulunmasının, markanın müvekkile ait olacağı yönünde algı yaratacağını, davalı şirket bu karıştırma sayesinde müvekkiline ait markanın garanti, kalite ve reklam işlevlerinden haksız yarar sağlayacağını,
10.Davalı tarafın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaları ile tanınmışlığa ilişkin iddialarının ispatlanamadığı yönündeki kanaat haksız olup sunulan deliller ve somut gerçeklerle örtüşmediğini, internette yapılan kısa bir araştırmada dahi müvekkilinin ürününün tanınmışlığına ve halk arasında ne denli bilinen bir ürün olduğuna dair kanıtlar görüleceğini belirtilerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının SCORPİRİN ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının ECOPİRİN PROTECT ve ECOPİRİN ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın TPMK YİDK tarafından nihai olarak reddi üzerine TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6624 E. 2023/1401 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun «haksız rekabet» teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç …
… i benzerlik olgusunun ortadan kalktığını, davacı ürünleri reçeteli olduğundan, davalı ürününün reçeteli/reçetesiz satılmasının bir öneminin de olmadığını, davacının «kötü niyet» ve «haksız rekabet» iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… PIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «uyuşmazlık konusu» 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu «ayırt edicilik», tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Benzer bu kararda… ilacı reçetesiz tüketimi) ilaç temini de mümkün olduğunu, ayrıca davalı şirketin markayı 05. sınıfın tümünde tescil ettirmek istediğini, 05. sınıfın tümü açısından «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin dikkate alınması gerektiğini, davalı şirket başvurusunda açıkça kötü niyetli olmakla birlikte başvuru konusu markanın tescilinin «haksız rekabete» yol açacağını, müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak yararlanılacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar ver …
… e okunması, potansiyel müşterilerin yüksek dikkat ve özeni unsurlarının bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiği, markanın varlığı hakkındaki muhtemel bilginin «kötü niyeti» tek başına ispatlamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14515 E. 2018/5728 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… i raporunun bu yönde bir inceleme içermediğini, etken madde olduğunun kabulünde dahi müvekkili markalarının yıllardır sektörde bilinmesi nedeni ile kullanım yoluyla «ayırt edicilik» kazandığını, “ECOPİRİN” marka ürünlerinin hem doktorlar ve eczaneler hem de nihai tüketici olan hastalar nezdinde yıllardır tanındığını ve sıkça kullanılan bir ürün olduğunu, davaya konu emtiaların hedef kitlesinin, normal düzeyde bilgilenmiş her yaş, eğitim ve gelir durumunda «ortalama tüketiciler» olduğunu, müvekkilinin “ECOPİRİN markalı ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu bulunmayan, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığı, «uyuşmazlık konusu» 05. sınıfta yer alan pek çok ürün herhangi bir uzmana başvurmadan satın alınabildiğini, uzman kontrolü olmadan tüketilebildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesin …
… PIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «uyuşmazlık konusu» 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu «ayırt edicilik», tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
… gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun «haksız rekabet» teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç …
Benzer bu kararda… lanarak davacının "..." ibareli ilaçlarının bir kısmının doktor reçetesi olmadan temin edilebilir veya kullanılabilir olması, taraf markaları arasındaki benzerliğin «ortalama tüketici» nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, etken maddeden türetilen işaretlerin de «ayırt edicilik» vasfına sahip olmak koşuluyla marka olarak tescili mümkündür.
Somut olayda davacı vekili, davalının 05. sınıf yönünden 2009/18825 sayılı "...." ibareli marka başvurusunun müvekkilinin aynı sınıfta tescilli "..." ibareli markalarıyla «iltibas» tehlikesine yol açtığını ileri sürmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4162 E. 2024/6163 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… i raporunun bu yönde bir inceleme içermediğini, etken madde olduğunun kabulünde dahi müvekkili markalarının yıllardır sektörde bilinmesi nedeni ile kullanım yoluyla «ayırt edicilik» kazandığını, “ECOPİRİN” marka ürünlerinin hem doktorlar ve eczaneler hem de nihai tüketici olan hastalar nezdinde yıllardır tanındığını ve sıkça kullanılan bir ürün olduğunu, davaya konu emtiaların hedef kitlesinin, normal düzeyde bilgilenmiş her yaş, eğitim ve gelir durumunda «ortalama tüketiciler» olduğunu, müvekkilinin “ECOPİRİN markalı ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu bulunmayan, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığı, «uyuşmazlık konusu» 05. sınıfta yer alan pek çok ürün herhangi bir uzmana başvurmadan satın alınabildiğini, uzman kontrolü olmadan tüketilebildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesin …
… PIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «uyuşmazlık konusu» 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu «ayırt edicilik», tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
… gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun «haksız rekabet» teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç …
Benzer bu kararda… DK tarafından kısmen reddedildiğini, markayı bilen sağlık sektöründeki kişilerin iş bu ilacı veetken maddesini bilen kişiler olacağını, bu halde ilaç markalarındaki «iltibas» değerlendirmesinin dar yorumlanması gerektiğini, INN isimlerinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen, ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağlayan isimler olduğunu, bu isimlerin uluslararası düzeyde kabul edilmiş olup, kimsenin mülkiyetine geçemeyeceğini, bu nedenle CIPROFLOXACIN ibaresinin ilaç ürünleri bakımından marka olamayacağını, başkaca birçok firma tarafından kullanılan "CIPRO" ibaresinin INN kökü olup hiçbir marka sahibinin bu ibare üzerinde mutlak hak iddia edemeyeceğini, müvekkili markasında ve redde mesnet markalarda ortak olarak yer alan "CIPRO" kelime unsuru ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli birçok marka «kaydının» yer aldığını, ilacın etken maddesinin adından üretilen markaların zayıf marka olduğunu, zayıf marka seçen kimsenin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, işbu davaya konu markalarda yapılacak ufak değişikliklerle «ayırt edicilik» sağlanabileceğini, «uyuşmazlık konusu» markalara kelime bazında bakıldığında tüm bu markaların ilacın etken maddesinden meydana geldiğini, bu bakımdan davacı şirketin markada yaptığı değişiklikle markay …
… su marka ile müvekkili şirkete ait markanın benzerliğinin kök kelimeden değil bütünsel benzerliğinden kaynaklandığını, SIPROLAKS ve SIPRALEKS olarak telaffuz edilen «uyuşmazlık konusu» markalar arasında işitsel bakımdan benzerliğin mevcut olduğunu, okunaksız yazılmış reçetelerde markaların benzer olmasının daha fazla hataya sebep olacağını, geri ödemesi olmayan ürünlerinin reçetelerinin veya özel sağlık kuruluşlarında yazılan reçetelerin elektronik ortamda yazılması gerekmediğini, uygulamada elle yazıldığını, ülkemizde hastaların reçetesiz ilaçları doğrudan eczaneden tedarik edebilmelerinin mümkün olduğunu veya kulaktan kulağa ilaç tavsiye edildiği gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda taraf markalarının «ortalama tüketici» kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, bu durumun da ciddi sıkıntılara yol açacağını, müvekkili şirkete ait markanın münferit ürünlerden bağı …
… sel benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının türetildiği "cipra" ve "cipro" ibarelerinin anlamlarının bulunmaması nedeniyle markalar arasında anlamsal benzerlik ve «ortalama tüketiciler» nezdinde ilişkilendirime ihtimali «dahil» karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 05.09.2018 tarih ve 2018-M-7374 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · istinaf incelemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · taşıyan · cy/cy kaydı · dahili dava
Benzer bu kararda… dilmelerinden kaynaklı işitsel benzerlik bulunduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına dayanılarak taraf markaları arasında «iltibas» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, raporda belirtilen taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı ve "eczacının reçetede yazan ilaç yerine başka bir ilaç vermesi halinde faturalarını gönderdiği ilgili kurumdan eczaneye geri ödeme yapılamayacağından eczacıların etken maddeleri aynı olsa bile ilaç isimlerini karıştırmaları olası görülmemektedir" şeklindeki görüşün yeterince gerekçelendirilmediği kanaatine ulaşıldığı gibi raporda tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibarelerin etken madde adından türetildiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği, davalılardan H.Lundbeck A/S tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde ise, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, itiraza mesnet "CIPRALEX" markasının etken maddesinin "CIPROFLOXACIN" olmadığı, bu markanın INN adından bağımsız olarak değerlendirilmesinin gerektiği, kaldı ki söz konusu etken maddede DSÖ tarafından korunan unsurun da "CIPRO" değil "OXACIN" olduğunun anlaşıldığı belirtildiği, taraf markalarının herhangi bir etken madde adından türetilmediği, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira davacının "CIPROLAKS" ibareli marka tescil başvurusu ile davalıların "CIPROFLAX" ve "CIPRALEX" ibareli markaları arasında, ibarelerin ortalarında yer alan birkaç harf değişikliği veya ibarelerin sonunda yer alan "KS-X" harf değişikliği dışında herhangi bir farklılığın bulunmadığı, bunların da başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaşmadığı, başvuruda iltibas tehlikesini bertaraf edecek başkaca bir unsurun yer almadığı, bu durumda işaret benzerliği şartının da gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile davalı TÜRKPATENT ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların benzer olmadığını,TÜRKPATENT kayıtlarında ''CİPRO'' ibaresini «taşıyan» onlarca marka olduğunu, hukukta istikrar ve «belirlilik ilkesi» gereğince müvekkil markasının tescilinin gerektiği, dava konusu ilacın ancak bir doktor tarafından reçete edilmek suretiyle eczanelerde satılabildiğini, bu nedenle ilaç markalarındaki «iltibas» değerlendirmelerinin dar yorumlarınması gerektiğini, mahkemece verilen kararın Yargıtay kararları ile uyumlu olduğunu, istinaf mahkemesince verilen kararın gerekçe …
Kararın davalı TÜRKPATENT vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… DK tarafından kısmen reddedildiğini, markayı bilen sağlık sektöründeki kişilerin iş bu ilacı veetken maddesini bilen kişiler olacağını, bu halde ilaç markalarındaki «iltibas» değerlendirmesinin dar yorumlanması gerektiğini, INN isimlerinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen, ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağlayan isimler olduğunu, bu isimlerin uluslararası düzeyde kabul edilmiş olup, kimsenin mülkiyetine geçemeyeceğini, bu nedenle CIPROFLOXACIN ibaresinin ilaç ürünleri bakımından marka olamayacağını, başkaca birçok firma tarafından kullanılan "CIPRO" ibaresinin INN kökü olup hiçbir marka sahibinin bu ibare üzerinde mutlak hak iddia edemeyeceğini, müvekkili markasında ve redde mesnet markalarda ortak olarak yer alan "CIPRO" kelime unsuru ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli birçok marka «kaydının» yer aldığını, ilacın etken maddesinin adından üretilen markaların zayıf marka olduğunu, zayıf marka seçen kimsenin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, işbu davaya konu markalarda yapılacak ufak değişikliklerle «ayırt edicilik» sağlanabileceğini, «uyuşmazlık konusu» markalara kelime bazında bakıldığında tüm bu markaların ilacın etken maddesinden meydana geldiğini, bu bakımdan davacı şirketin markada yaptığı değişiklikle markay …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6254 E. , 2023/1057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1456 Esas, 2021/791 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/97 E., 2018/355 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ECOPİRİN PROTECT", "Ecopirin" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “SCORPIRIN” ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa itirazına mesnet markaları ile dava konusu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç harf farklı olmak koşuluyla bir ilaca ruhsat verilebileceği yönündeki yerleşik uygulamasını dahi karşılamadığını ileri sürerek TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığını, ilgili tüketici kesiminin doktorlar ve eczacılar olduğunu, nihai tüketici niteliklerinin iltibas değerlendirmesinde tali önem taşıdığını, dolayısıyla dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu markalar arasında benzerlik olmadığından tanınmışlık itirazının değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 1992 yılında İstanbul’da kurulan davalı firmanın tanınmış, güvenilir, saygın bir ticari teşebbüs olduğunu, dava konusu markaların benzer olmadığını, zira markaların başlangıç kısımlarının farklı bulunduğunu, markaların sonunda yer alan PİRİN ekinin 05. sınıfta yer alan birçok marka bulunması sebebiyle herkesin kullanımına açık tali bir unsur olduğunu, müvekkili adına tescilli BIOPIRIN, MEGAPIRIN, SCOPIRIN, TECHPIRIN, TEKPIRIN markalarının da bulunduğunu, dolayısıyla davalı markasının davacının seri markası olarak anılmasının da mümkün olmadığını, T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan ilaç isimlerinde 3 harf kuralı uygulanacağına dair yasal bir dayanak bulunmadığını ve uygulamada da 3 harf kuralı bulunmadığını, markaları bakımından reçeteli ya da reçetesiz olsun hedef kitlenin doktorlar ve eczacılar olduğunu, davacının markasını kullandığı ürünlerin reçeteli olması sebebiyle potansiyel tüketicilerin doktor ve eczacılar olması sebebiyle markalar arasındaki benzerlik olgusunun ortadan kalktığını, davacı ürünleri reçeteli olduğundan, davalı ürününün reçeteli/reçetesiz satılmasının bir öneminin de olmadığını, davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamındaki 5. sınıf malların, itiraza dayanak markaların kapsamındaki 5. sınıf mallarla aynı/aynı tür/benzer bulundukları, davacının itirazına dayanak markalarındaki asıl unsurun "Ecopirin " ibaresi olduğu, taraf markalarının " Scor" ve "Eco" ibarelerinden oluşan ilk hecelerinin farklı iken Pırın ekinin aynı olduğu, ancak Pırın son ekinin bir etken maddeye işaret ettiği ve dava konusu 05. sınıf mallar bakımından tüketici kesiminin doktor ve eczacılardan oluştuğu dikkate alındığında taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının SCORPIRIN işaretini davalıdan önce kullandığını, itiraza dayanak markalarının tanımış olduğunu ve kötü niyet iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf marka işaretlerinin görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda benzerlik değerlendirilmesinin eksik yapıldığını, Mahkemenin “PİRİN” ibaresinin etken maddeye işaret ettiğine yönelik kabulünün hatalı olduğunu, “PİRİN” ibaresinin ‘’asetilsalisilik asit’’ etken maddesinden türetilmediği veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı bulunmadığının açık olduğunu, buna rağmen ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip “PİRİN” ibaresinin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin anlaşılır bulunmadığını, bu tür bir genelleme yapılabilmesi için evvela “PİRİN” ibaresinin etken ’asetilsalisilik asit’’ olmayan ilaçlarda kullanılıp kullanılmadığı ve ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli ilaçlarda ise ne sıklıkla kullanıldığının incelenmesi gerektiğini, ancak ne Mahkeme kararının ne de bilirkişi raporunun bu yönde bir inceleme içermediğini, etken madde olduğunun kabulünde dahi müvekkili markalarının yıllardır sektörde bilinmesi nedeni ile kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, “ECOPİRİN” marka ürünlerinin hem doktorlar ve eczaneler hem de nihai tüketici olan hastalar nezdinde yıllardır tanındığını ve sıkça kullanılan bir ürün olduğunu, davaya konu emtiaların hedef kitlesinin, normal düzeyde bilgilenmiş her yaş, eğitim ve gelir durumunda ortalama tüketiciler olduğunu, müvekkilinin “ECOPİRİN markalı ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu bulunmayan, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığı, uyuşmazlık konusu 05.
sınıfta yer alan pek çok ürün herhangi bir uzmana başvurmadan satın alınabildiğini, uzman kontrolü olmadan tüketilebildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılarak dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, diğer taraftan doktor ve eczacılarında yanılabilceklerini, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05. sınıfta yer alan bazı emtialar sağlık çalışanları tarafından reçete ile verilse de, sağlık çalışanlarının da hata yapabileceği elverişsiz çalışma koşulları yüzünden benzer işaretleri karıştırabileceği yönünde kararlarının bulunduğunu, ilaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasının, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceği yönünde olduğunu, dava konusu markanın Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkili markaları tanınmış olduğundan dava konusu markanın haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SCORPIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında uyuşmazlık konusu 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu ayırt edicilik, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Taraf markalarının görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, markalarda aynı dizilişte 7 harfin ortak olduğunu, davalı tarafa ait “SCORPİRİN” markasının müvekkiline ait “ECOPİRİN” markasından esinlenerek oluşturulduğunu,
2. Davaya konu markaların kavramsal olarak karşılaştırılmamış olmasının eksiklik olduğunu, zira her iki markanın da Türkçe bir anlamı bulunmadığından, davalının markasına maruz kalan hedef kitlenin ilgili markayı müvekkilinin markası veya serisi zannedeceğini,
3.PİRİN ibaresinin asetilsalisilik asit etken maddesinden türetilmediğini veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı olmadığını, ancak buna rağmen asetilsalisilik asit etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip PİRİN ibaresinin yalnızca bu ibarelerde kullanıldığını ve bu nedenle de bu ibarenin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkiline ait Ecopirin, Ecopirin Pro ve Ecopirin Protect ürünlerinin etken maddeden türetilmediğini ve aynı zamanda normal reçete ile satıldığını ve kontrole tabi olmadığını,
4. Tıbbi müstahzar emtialarının hitap ettiği tüketici kitlesinin sadece doktor ve eczacılar olmayıp aynı zamanda nihai tüketici olan hastalar olduğunu, müvekkili firmaya ait “ECOPİRİN” markalı seri ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu olmayan, keza ürünün beyaz reçeteli olduğunu, T.C.Sağlık Bakanlığının 04.06.2021 tarihinde yayınlanmış güncel olan “İzlemeye Tabi İlaçlar Listesi”nde yer almadığını, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ilaç ürünleri son kullanıcılara eczaneler tarafından satılıyor veya ürün tercihleri aracılar tarafından etkileniyor ya da belirleniyor ise de son kullanıcıların bu ürünlerle farklı alım zamanlarında bile olsa karşı karşıya gelme ihtimalleri olduğundan karıştırılma ihtimali son kullanıcılar için de değerlendirilmesi gerektiğini,
5. Yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılmış ve dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, halbuki müvekkile ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin başvurusunun sadece ilaç emtiasında olmayıp dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığını,
6. Kamu sağlığı için önem arz eden ilaç sektörü gibi önemli bir sektörde 1-2 harf farklılığının iltibası önlemeye yeterli olmadığını, öyle ki uluslararası araştırmalar ile yanlış ilaç kullanımının %39 unun doktor ve eczacı kaynaklı olduğunu ve bu hataların kamu sağlığı ve güvenliği açısından vahim sonuçlar doğurduğunu,
7. İlaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasına göre, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceğini, itiraza konu “SCORPİN” markasının T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını,
8. Müvekkiline ait “ECOPİRİN” yerine davalıya ait “SCORPİRİN” ürünün satın alınması şeklinde yalnızca dar anlamda karıştırma ihtimalinin göz önüne alındığını, halbuki karıştırma ihtimali ürünlerin arkasındaki teşebbüslerin karıştırılması ve hatta bu iki teşebbüsün ayrımına varılsa dahi teşebbüsler arasında idari – ekonomik bir iş birliği algısının araştırılmadığını,
9. İlaç sektöründe bu kadar aktif ve tercih edilir müvekkili markası varken markaya iltibas düzeyinde benzer dava konusu markanın aynı ve benzer sınıflar nezdinde piyasada bulunmasının, markanın müvekkile ait olacağı yönünde algı yaratacağını, davalı şirket bu karıştırma sayesinde müvekkiline ait markanın garanti, kalite ve reklam işlevlerinden haksız yarar sağlayacağını,
10.Davalı tarafın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaları ile tanınmışlığa ilişkin iddialarının ispatlanamadığı yönündeki kanaat haksız olup sunulan deliller ve somut gerçeklerle örtüşmediğini, internette yapılan kısa bir araştırmada dahi müvekkilinin ürününün tanınmışlığına ve halk arasında ne denli bilinen bir ürün olduğuna dair kanıtlar görüleceğini belirtilerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının SCORPİRİN ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının ECOPİRİN PROTECT ve ECOPİRİN ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın TPMK YİDK tarafından nihai olarak reddi üzerine TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931014000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz