Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart | Cezai şart tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/283 E. 2023/1189 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sır saklama yükümlülüğü↗ rekabet etmeme yasağı↗ tbk 445↗ karşı edim↗ tbk 444↗ çalışma özgürlüğü↗ müşteri portföyü↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ genel işlem koşulu↗ ticari avans faizi↗ rekabet yasağı↗ savunma hakkı↗ haksız eylem↗ hakkın kötüye kullanılması↗ direnme kararı↗ sözleşmeye aykırılık↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ avans faizi↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli, 2015/437 E. ve 2017/337 K. sayılı kararı ile davalının davacı şirket ile imzaladığı iş akdinin gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddesinde coğrafi alan sınırlamasının bulunmadığı, bu durumun işçinin iktisaden mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğu, davacı ve davalının çalıştığı şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, bu hâliyle sözleşmedeki hükümlerin çalışma özgürlüğüne aykırı olup batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 30.05.2018 tarihli, 2017/2056 E. ve 2018/900 K. sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.10.2019 tarihli ve 2018/4879 Esas, 2019/ Karar sayılı kararı ile
"1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ticari sırların ifşa edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemi yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İşçinin rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/son maddesinde; rekabet yasağı sözleşmesinin hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir. Maddenin 2. fıkrasına göre; hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve bu değerlendirme sonunda işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de göz önünde tutmak suretiyle hakkaniyete uygun biçimde, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilmektedir. Hakim, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar vermemeli, maddenin 2. fıkrasındaki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme yetkisini kullanıp kullanmayacağını tartışmalı ve neticesine göre karar vermelidir.
Somut uyuşmazlıkta; sözleşmenin 8.2. maddesinde; ''Çalışan işverenin faaliyet gösterdiği iş kolunda, ilgili pazarlarda faaliyet gösteren hiç bir seyehat acentasında, şirketin Türkiye sınırları içinde faaliyet gösterdiği coğrafya dahilinde, 6 ay süre ile doğrudan ve dolaylı olarak çalışmayacağını, böyle bir şirkete 6 ay süre ile hiç bir şekilde ticari fayda sağlamayacağını açıkça kabul ve taahhüt eder.'' hükmü bulunmaktadır. Yerel mahkeme ve istinaf dairesince, ''şirketin Türkiye sınırları içinde faaliyet gösterdiği coğrafya dahilinde'' ibaresinin bir çoğrafi alan sınırlaması içermediğinden işçinin ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesiyle davacı istemlerinin reddine karar verilmişse de, mahkemenin sözleşmedeki bu hükmü TBK'nın 445/2 maddesi uyarınca değerlendirmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3- Ayrıca, davalının, davacı şirketteki işinden kendi isteğiyle 12.07.2015 tarihinde ayrıldıktan sonra, 14.07.2015 tarihinde davacı ile aynı faaliyet alanında, aynı ilin sınırlarında bulunan rakip şirkette ve aynı pozisyonda işe başladığı anlaşılmakla, bir an için coğrafi alan sınırlaması bakımından bir geçersizliğin söz konusu olduğunun kabulü halinde dahi, davalı yanca geçersizlik savunmasında bulunulmasının savunma hakkının kötüye kullanımı niteliğinde olup olmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rekabet yasağı süresi boyunca davacı işveren yönünden bir karşı edim ön görülmediği, davalının yaptığı işte uzman olduğu ve kendisinden başka bir işte çalışmasının da beklenemeyeceği, yaşamak için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak ve işçinin çalışma özgürlüğünü ihlâl edecek nitelikteki cezaî şarta ilişkin hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 445/2 nci maddesi gereğince de geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla geçerli olmayan bir cezaî şarta ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğu yönündeki savunmanın da hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıyla akdedilen sözleşmede rekabet yasağının yer, süre ve işin türü bakımından sınırlandırıldığını, davalının farklı alanlarda iştigal eden bir şirkette çalışması mümkün olduğu gibi farklı bir yerde müvekkili ile ayna alanda iştigal eden bir şirkette de çalışmasının mümkün olduğunu, tüm bu hususlar gözetildiğinde sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağının davalı işçinin iktisadi mahvına sebep olacağı yönündeki direnme gerekçesinde isabet bulunmadığını, davalının belirtilen yönlere ilişen savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının rekabet etmeme yasağını ihlal ettiği gibi müvekkilinin ticari sırlarını da yeni çalışmaya başladığı şirkete aynen aktardığını, bu hususu tanık deliliyle ispat ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli, 2021/11-185 E. ve 2022/1433 K. sayılı ilâmı ile mahkemece, bozma kararı kapsamında irdeleme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle yeni bir karar verildiği, ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunduğu, bu hale göre mahkemece verilen bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmalık hizmet sözleşmesiyle öngörülen rekabet etmeme yasağının ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun) 420 inci maddesi ve aynı Kanun'un hizmet sözleşmelerinde rekabet yasağına ilişkin 444 üncü v.d. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Dava rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine cezai şart öngördüğü, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir. Yeni hüküm niteliğindeki direnme kararının temyizi Dairemizce incelenmiştir.
2. Dairemizin 11.02.2019 tarih, 2017/3977 E. ve 2019/990 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, hizmet sözleşmesi içerisinde rekabet etmeme yasağına dair hüküm bulunduğu hallerde, sözleşmenin, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesinin taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesine uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlık bakımından Dairemiz bozma ilamının (2) ve (3) numaralı bentlerinde gösterildiği şekilde 6098 sayılı Kanun 445 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre inceleme ve değerlendirme yapılması ve davalının geçersizlik savunmasının somut olayın özelliklerine göre hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · hakkaniyet · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 1.Dava «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/«son» maddesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin» hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir.
Benzer bu kararda1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8396 E. 2016/3470 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/«son» maddesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin» hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir.
Hakim, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan «rekabet yasağı» hükümlerinin «geçersiz» olduğuna karar vermemeli, maddenin 2. fıkrasındaki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışmalı ve neticesine göre karar vermelidir.
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca işçinin «rekabet yasağına» dayalı olarak açılan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Aynı yasanın 445. maddesine göre,"«rekabet yasağı», işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." süre konusuna yasada açıklık getirilmiş özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında «rekabet yasağını» düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde; mahkemece rekabet sözleşmesinde rekabet yasağı süresinin bir yıl olarak belirlendiği ancak mahal ve iş türü bakımından sınırlama yapılmamış olması sözleşmenin «geçersizliği» «sebebi» olarak benimsenmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · işçi-işveren ilişkisi · müşteri çevresi · şirket zararı · dava sebebi · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesine göre, "Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Buna göre «işçinin, işverenle ilişkide» olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında «rekabet yasağını» düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde; mahkemece rekabet sözleşmesinde rekabet yasağı süresinin bir yıl olarak belirlendiği ancak mahal ve iş türü bakımından sınırlama yapılmamış olması sözleşmenin «geçersizliği» «sebebi» olarak benimsenmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak sözleşmede yer alan düzenlemeye göre, davalı işçinin, davacı şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren başka şirket ve kurumlarda sözleşme konusuyla aynı içerikte faaliyet gösteremeyeceği ifade edilmiş, «rekabet yasağının» sektörel olduğu, «şirketin zararı» olup olmadığına bakılmaksızın rekabet yasağına aykırılık halinde «cezai şartın» ödenmesi öngörülmüştür.
-
Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3794 E. 2019/5098 K.
Ortak:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 1.Dava «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir.
2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, somut olayda, «rekabet yasağını» ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece «işçi aleyhine ceza koşulu» getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin «emredici» bir hüküm olup «kamu düzenini» ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi aleyhine ceza koşulu · ceza koşulu · tenkis · emredici hüküm · kamu düzeni · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, somut olayda, «rekabet yasağını» ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece «işçi aleyhine ceza koşulu» getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin «emredici» bir hüküm olup «kamu düzenini» ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk …
… mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşmenin boş olarak imzalandığı ve daha sonradan davacı tarafça sözleşmenin doldurduğu iddiasının «hak düşürücü süre» içinde ileri sürülmediğinden bu savunmaya itibar edilmediği, sözleşmede coğrafi yer sınırlamasının bulunmamasının ve sürenin yasada belirtilenden fazla öngörülmüş olmasının sözleşmeyi tümden «geçersiz» kılmadığı, hakime müdahale hakkı verildiği, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda, davalının kendi isteği ile davacıya ait iş yerinden ayrıldığı, akabinde davacı ile aynı iş kolunda ve onunla rekabet halinde olan bir başka işyerinde aynı sıfatla çalışmaya başladığı, davalının sıfatı itibariyle davacının ticari / iş sırlarına vakıf olduğu, bu haliyle davacıya önemli zarar verebileceği, sözleşmede ceza miktarı 150.000.- USD olarak kararlaştırılmış ise de davacının talebinin 70.000.- TL olduğu, bu tutarın da davalının mali ve sosyal durumuna göre fazla olduğundan TBK 182/«son» maddesine dayalı olarak talepten %60 oranında «tenkis» yapılarak neticede 28.000.- TL’ye hükmedildiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 28.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/316 E. 2016/9770 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz kararda2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmalık «hizmet sözleşmesiyle» öngörülen «rekabet etmeme yasağının» ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun) 420 inci maddesi ve aynı Kanun'un «hizmet sözleşmelerinde» «rekabet yasağına» ilişkin 444 üncü v.d. maddeleri 3.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece davacı ile davalı ... arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, davacı ile davalı ... arasında imzalanmış olan 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 maddesi ile düzenlenmiş olan «rekabet yasağı» işin türü ve yer konusunda sınırlandırılmamış olduğundan sözleşmedeki rekabet yasağı düzenlemesinin BK m.444-445 ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçerli olmayacağı, davacının 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 ve 9.5 maddesi uyarınca «cezai şart» talep hakkının doğmayacağı gerekçeleriyle «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırılık nedenine dayalı taleplerin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
… vunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı ile davalı ... arasında imzalanmış olan 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 maddesi ile düzenlenmiş olan «rekabet yasağı» işin türü ve yer konusunda sınırlandırılmamış olduğundan sözleşmedeki rekabet yasağı düzenlemesinin BK m.444-445 ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçerli olmayacağı, davacının 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 ve 9.5 maddesi uyarınca «cezai şart» talep hakkının doğmayacağı, davacı, davalı ...'i istihdam eden davalı şirketin ticari sırlarına vakıf olmak ve kullanmak suretiyle «haksız rekabet» yaptığını beyan etmişse de 2012 yılı «ticari defterlerinde» rekabet iddiası olan 7 adet firmaya rastlanılmadığı, alıcı firmalara rastlanılmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği, davalıların haksız rekabet yaptığının te …
Davacı ile davalı ... arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 30.04.2013 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · tasdik kararı · kısıtlılık · bilirkişi incelemesi · ticari defter · cy/cy kaydı · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu kararda… vunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı ile davalı ... arasında imzalanmış olan 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 maddesi ile düzenlenmiş olan «rekabet yasağı» işin türü ve yer konusunda sınırlandırılmamış olduğundan sözleşmedeki rekabet yasağı düzenlemesinin BK m.444-445 ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçerli olmayacağı, davacının 16.01.2013 tarihli iş sözleşmesinin 9.2 ve 9.5 maddesi uyarınca «cezai şart» talep hakkının doğmayacağı, davacı, davalı ...'i istihdam eden davalı şirketin ticari sırlarına vakıf olmak ve kullanmak suretiyle «haksız rekabet» yaptığını beyan etmişse de 2012 yılı «ticari defterlerinde» rekabet iddiası olan 7 adet firmaya rastlanılmadığı, alıcı firmalara rastlanılmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği, davalıların haksız rekabet yaptığının te …
2- Dava, davalı ...'in davacı ile arasındaki sözleşmede «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırı ve «haksız rekabet» içeren fiillerinin tespiti, men'i ve «cezai şart» ödemesi ile davalı ....
… ylece işlediği, davalı şirket satış faaliyetlerinin Almanya’daki genel merkez üzerinden yürütüldüğü, bu nedenle davalı şirketin tabi bulunduğu Almanya’daki şirketin «defter» ve kayıtlarının noter «tasdikli» raporunun istenmesi ve «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği iddia edilmiştir.
… ınmaksızın sözü edilen ve davacının eski müşterilerine mal satışının yapıldığı bildirilen kayıtların yurt dışı şirket kayıtlarında bulunduğu belirtildiğinden ilgili «defter» ve kayıtların getirtilip bu hususa ilişkin «kaydın» fiilen olup olmadığı incelenmeksizin, bu yöndeki talep reddedilerek, «eksik incelemeyle» karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4833 E. 2020/3179 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/«son» maddesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin» hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir.
Değerlendirme 1.Dava «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda444/«son» ve 445. maddeleri gereğince değerlendirilme yapılmasından bahisle bozulmuş ancak Bölge Adliye Mahkemesi bu maddelerle ilgili değerlendirme yapmadan TBK 420/1 maddesi uyarınca «hizmet sözleşmesinde» taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğunun kabulüyle, davacının «cezai şart» istemini reddetmiştir.
Oysa somut olayda, davacı “«hizmet sözleşmesine»” dayanarak değil TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen “«rekabet yasağı sözleşmesine»” dayalı olarak talepte bulunmaktadır.
Dava, «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1921 E. 2021/3468 K.
Ortak:karşı edim · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · taahhütname
İncelediğiniz kararda2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/«son» maddesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin» hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir.
Maddenin 2. fıkrasına göre; hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve bu değerlendirme sonunda işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de göz önünde tutmak suretiyle «hakkaniyete» uygun biçimde, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK 445 (eski BK 349 vd.) maddeleri kapsamında «cezai şart» istemine dayanak «rekabet yasağı sözleşmesinin» süre bakımından özel durum ve koşullar bulunmamasına rağmen 2 yılı aşkın olarak düzenlenmesinde davalının ekonomik özgürlüğünün önemli biçime «kısıtlanması» nedeniyle «geçersiz» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” düzenlemesi mevcuttur.
Dava, işçinin «rekabet yasağına» aykırılığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · işçi-işveren ilişkisi · müşteri çevresi · ibraname · istifa · kısıtlılık · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.”, devam eden 445. maddesinde ise; “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki y …
Davacı vekili, davalının 16.07.2007 tarihli sözleşme ile davacıya ait işyerinde “Kalite Kontrol Laborantı Analiz Teknisyeni” görevi ile çalışmaya başladığını, 13.07.2007 tarihinde “Gizlilik Taahhütnamesi” imzaladığını, 20.11.2012 tarihli «istifa» dilekçesiyle ile işten ayrılıp, 30.11.2012 tarihli «ibraname» ile ilişiğini kestiğini ve ancak 06.12.2012 tarihinde rakip firmada işe başlamak suretiyle «taahhüdünü» ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Anılan düzenlemeler ile «işçinin, işverenle ilişkide» olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesi ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceği düzenlenmiş olup, «rekabet yasağı» «kaydının» geçerlilik ve sınırlandırılmasına ilişkin koşullar da ayrıca belirtilmiştir.
Bu halde, somut olayda öncelikle davalının işyerindeki görevinin davacının müşteri çevresine, «üretim sırlarına» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığı, sağlamakta ise bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığının incelenerek «rekabet yasağına» ilişkin «kaydın» geçerli olup olmadığının belirlenmesi, geçerli olduğu sonucuna varılması halinde ise devam eden 445. madde koşulları dikkate alınarak inceleme yapılarak sonucuna g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11201 E. 2012/2856 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «rekabet yasağı» süresi boyunca davacı işveren yönünden bir «karşı edim» ön görülmediği, davalının yaptığı işte uzman olduğu ve kendisinden başka bir işte çalışmasının da beklenemeyeceği, yaşamak için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak ve işçinin «çalışma özgürlüğünü» ihlâl edecek nitelikteki cezaî şarta ilişkin hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 445/2 nci maddesi gereğince de geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla geçerli olmayan bir cezaî şarta ilişkin düzenlemenin «geçersiz» olduğu yönündeki savunmanın da «hakkın kötüye kullanımı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıyla akdedilen sözleşmede «rekabet yasağının» yer, süre ve işin türü bakımından sınırlandırıldığını, davalının farklı alanlarda iştigal eden bir şirkette çalışması mümkün olduğu gibi farklı bir yerde müvekkili ile ayna alanda iştigal eden bir şirkette de çalışmasının mümkün olduğunu, tüm bu hususlar gözetildiğinde sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağının davalı işçinin iktisadi mahvına sebep olacağı yönündeki «direnme» gerekçesinde isabet bulunmadığını, davalının belirtilen yönlere ilişen «savunmasının hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, davalının «rekabet etmeme yasağını» ihlal ettiği gibi müvekkilinin ticari sırlarını da yeni çalışmaya başladığı şirkete aynen aktardığını, bu hususu tanık deliliyle ispat ettiklerini ileri sürerek di …
Benzer bu karardaDava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davanın reddine dair mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya kısmen direnilmiş olup, davacı vekilinin temyiz istemi «direnme» hükmüne ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca «direnme» kararlarının temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/283 E. , 2023/1189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Direnme
Taraflar arasındaki cezai şartın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 07.10.2019 tarihli, 2018/4879 E. ve 2019/ K. sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli, 2021/11-185 E. ve 2022/1433 K. sayılı ilâmı ile mahkeme kararının direnme niteliğinde değil bozmaya eylemli olarak uyularak verilen yeni hüküm niteliğinde olduğu, mahkeme kararının belirtilen niteliğine göre temyiz itirazlarını inceleme görevinin özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin turizm ve seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davalının 19.06.2014 tarihli iş sözleşmesi ile müvekkili bünyesinde kontrat müdürü olarak çalışmaya başladığını ve ayrıca sözleşmede gizlilik ve rekabet yasağı maddesinin yer aldığını, davalının kendi isteği ile 12.07.2015 tarihinde işten ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı rakip bir şirkette 14.07.2015 tarihinde kontrat sorumlusu olarak işe başladığını, bu durumun taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesini ihlâl ettiğini, ayrıca davacı şirketin otellerle yaptığı anlaşma bilgilerini dava dışı şirkette kullanarak müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek davalının son aldığı net ücret olan 3.500,00 TL’nin on beş katı tutarındaki 52.500,00 TL cezaî şart ile davalının sır saklama yükümlülüğüne aykırılı davranması nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarar için belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere şimdilik 500,00 TL tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede davanın dayanağı olarak gösterilen rekabet yasağı maddesinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, davacı ile davalının çalıştığı şirketin faaliyet konusu aynı olsa da müşteri portföyünün farklı olduğunu, davacı şirkete ait bilgilerin paylaşıldığının soyut iddiadan ibaret olup kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli, 2015/437 E. ve 2017/337 K. sayılı kararı ile davalının davacı şirket ile imzaladığı iş akdinin gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddesinde coğrafi alan sınırlamasının bulunmadığı, bu durumun işçinin iktisaden mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğu, davacı ve davalının çalıştığı şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, bu hâliyle sözleşmedeki hükümlerin çalışma özgürlüğüne aykırı olup batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 30.05.2018 tarihli, 2017/2056 E. ve 2018/900 K. sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.10.2019 tarihli ve 2018/4879 Esas, 2019/ Karar sayılı kararı ile
"1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ticari sırların ifşa edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemi yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İşçinin rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
6098 sayılı TBK 444/son maddesinde; rekabet yasağı sözleşmesinin hangi şartlarda yapılabileceği belirlenmiş olup, 445. maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir. Maddenin 2. fıkrasına göre; hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve bu değerlendirme sonunda işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de göz önünde tutmak suretiyle hakkaniyete uygun biçimde, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilmektedir. Hakim, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar vermemeli, maddenin 2.
fıkrasındaki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme yetkisini kullanıp kullanmayacağını tartışmalı ve neticesine göre karar vermelidir.
Somut uyuşmazlıkta; sözleşmenin 8.2. maddesinde; ''Çalışan işverenin faaliyet gösterdiği iş kolunda, ilgili pazarlarda faaliyet gösteren hiç bir seyehat acentasında, şirketin Türkiye sınırları içinde faaliyet gösterdiği coğrafya dahilinde, 6 ay süre ile doğrudan ve dolaylı olarak çalışmayacağını, böyle bir şirkete 6 ay süre ile hiç bir şekilde ticari fayda sağlamayacağını açıkça kabul ve taahhüt eder.'' hükmü bulunmaktadır. Yerel mahkeme ve istinaf dairesince, ''şirketin Türkiye sınırları içinde faaliyet gösterdiği coğrafya dahilinde'' ibaresinin bir çoğrafi alan sınırlaması içermediğinden işçinin ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesiyle davacı istemlerinin reddine karar verilmişse de, mahkemenin sözleşmedeki bu hükmü TBK'nın 445/2 maddesi uyarınca değerlendirmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3- Ayrıca, davalının, davacı şirketteki işinden kendi isteğiyle 12.07.2015 tarihinde ayrıldıktan sonra, 14.07.2015 tarihinde davacı ile aynı faaliyet alanında, aynı ilin sınırlarında bulunan rakip şirkette ve aynı pozisyonda işe başladığı anlaşılmakla, bir an için coğrafi alan sınırlaması bakımından bir geçersizliğin söz konusu olduğunun kabulü halinde dahi, davalı yanca geçersizlik savunmasında bulunulmasının savunma hakkının kötüye kullanımı niteliğinde olup olmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rekabet yasağı süresi boyunca davacı işveren yönünden bir karşı edim ön görülmediği, davalının yaptığı işte uzman olduğu ve kendisinden başka bir işte çalışmasının da beklenemeyeceği, yaşamak için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak ve işçinin çalışma özgürlüğünü ihlâl edecek nitelikteki cezaî şarta ilişkin hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 445/2 nci maddesi gereğince de geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla geçerli olmayan bir cezaî şarta ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğu yönündeki savunmanın da hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıyla akdedilen sözleşmede rekabet yasağının yer, süre ve işin türü bakımından sınırlandırıldığını, davalının farklı alanlarda iştigal eden bir şirkette çalışması mümkün olduğu gibi farklı bir yerde müvekkili ile ayna alanda iştigal eden bir şirkette de çalışmasının mümkün olduğunu, tüm bu hususlar gözetildiğinde sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağının davalı işçinin iktisadi mahvına sebep olacağı yönündeki direnme gerekçesinde isabet bulunmadığını, davalının belirtilen yönlere ilişen savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının rekabet etmeme yasağını ihlal ettiği gibi müvekkilinin ticari sırlarını da yeni çalışmaya başladığı şirkete aynen aktardığını, bu hususu tanık deliliyle ispat ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli, 2021/11-185 E. ve 2022/1433 K. sayılı ilâmı ile mahkemece, bozma kararı kapsamında irdeleme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle yeni bir karar verildiği, ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunduğu, bu hale göre mahkemece verilen bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmalık hizmet sözleşmesiyle öngörülen rekabet etmeme yasağının ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun) 420 inci maddesi ve aynı Kanun'un hizmet sözleşmelerinde rekabet yasağına ilişkin 444 üncü v.d. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Dava rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine cezai şart öngördüğü, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir. Yeni hüküm niteliğindeki direnme kararının temyizi Dairemizce incelenmiştir.
2. Dairemizin 11.02.2019 tarih, 2017/3977 E. ve 2019/990 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, hizmet sözleşmesi içerisinde rekabet etmeme yasağına dair hüküm bulunduğu hallerde, sözleşmenin, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesinin taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesine uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlık bakımından Dairemiz bozma ilamının (2) ve (3) numaralı bentlerinde gösterildiği şekilde 6098 sayılı Kanun 445 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre inceleme ve değerlendirme yapılması ve davalının geçersizlik savunmasının somut olayın özelliklerine göre hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920602700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz