Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3794 E. 2019/5098 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi aleyhine ceza koşulu↗ tbk 420↗ tbk 182/3↗ rekabet etmeme yasağı↗ ceza koşulu↗ tenkis↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ rekabet yasağı↗ emredici hüküm↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ hak düşürücü süre↗ geçersizlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşmenin boş olarak imzalandığı ve daha sonradan davacı tarafça sözleşmenin doldurduğu iddiasının hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğinden bu savunmaya itibar edilmediği, sözleşmede coğrafi yer sınırlamasının bulunmamasının ve sürenin yasada belirtilenden fazla öngörülmüş olmasının sözleşmeyi tümden geçersiz kılmadığı, hakime müdahale hakkı verildiği, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda, davalının kendi isteği ile davacıya ait iş yerinden ayrıldığı, akabinde davacı ile aynı iş kolunda ve onunla rekabet halinde olan bir başka işyerinde aynı sıfatla çalışmaya başladığı, davalının sıfatı itibariyle davacının ticari / iş sırlarına vakıf olduğu, bu haliyle davacıya önemli zarar verebileceği, sözleşmede ceza miktarı 150.000.- USD olarak kararlaştırılmış ise de davacının talebinin 70.000.- TL olduğu, bu tutarın da davalının mali ve sosyal durumuna göre fazla olduğundan TBK 182/son maddesine dayalı olarak talepten %60 oranında tenkis yapılarak neticede 28.000.- TL’ye hükmedildiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 28.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu, somut olayda, rekabet yasağını ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin emredici bir hüküm olup kamu düzenini ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine cezai şart öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizin 11.02.2019 gün, 2017/3977 Esas - 2019/990 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hizmet sözleşmesi içerisinde rekabet etmeme yasağına dair hüküm bulunduğu hallerde, sözleşmenin, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesine uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, bu hususta ./..
03.09.2011 tarihinde ayrı bir sözleşme imzalanmıştır. Belirtilen nedenlerle mahkemenin anılan gerekçesi doğru bulunmamış, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, somut olayda, «rekabet yasağını» ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece «işçi aleyhine ceza koşulu» getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin «emredici» bir hüküm olup «kamu düzenini» ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk …
Benzer bu kararda1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · hakkaniyet · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
-
Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart | Cezai şart tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/283 E. 2023/1189 K.
Ortak:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, somut olayda, «rekabet yasağını» ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece «işçi aleyhine ceza koşulu» getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin «emredici» bir hüküm olup «kamu düzenini» ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk …
Benzer bu karardaDeğerlendirme 1.Dava «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir.
2- İşçinin «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şart» istemi yönünden yapılan incelemede ise; rekabet yasağı hükümlerini içeren sözleşme 19.06.2014 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 444. maddesi vd. hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · savunma hakkı · hakkın kötüye kullanılması · direnme kararı · hakkaniyet · taahhütname · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «rekabet yasağı» süresi boyunca davacı işveren yönünden bir «karşı edim» ön görülmediği, davalının yaptığı işte uzman olduğu ve kendisinden başka bir işte çalışmasının da beklenemeyeceği, yaşamak için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak ve işçinin «çalışma özgürlüğünü» ihlâl edecek nitelikteki cezaî şarta ilişkin hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 445/2 nci maddesi gereğince de geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla geçerli olmayan bir cezaî şarta ilişkin düzenlemenin «geçersiz» olduğu yönündeki savunmanın da «hakkın kötüye kullanımı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıyla akdedilen sözleşmede «rekabet yasağının» yer, süre ve işin türü bakımından sınırlandırıldığını, davalının farklı alanlarda iştigal eden bir şirkette çalışması mümkün olduğu gibi farklı bir yerde müvekkili ile ayna alanda iştigal eden bir şirkette de çalışmasının mümkün olduğunu, tüm bu hususlar gözetildiğinde sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağının davalı işçinin iktisadi mahvına sebep olacağı yönündeki «direnme» gerekçesinde isabet bulunmadığını, davalının belirtilen yönlere ilişen «savunmasının hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu, davalının «rekabet etmeme yasağını» ihlal ettiği gibi müvekkilinin ticari sırlarını da yeni çalışmaya başladığı şirkete aynen aktardığını, bu hususu tanık deliliyle ispat ettiklerini ileri sürerek di …
Maddenin 2. fıkrasına göre; hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve bu değerlendirme sonunda işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de göz önünde tutmak suretiyle «hakkaniyete» uygun biçimde, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilmektedir.
Hakim, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan «rekabet yasağı» hükümlerinin «geçersiz» olduğuna karar vermemeli, maddenin 2. fıkrasındaki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışmalı ve neticesine göre karar vermelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/420 E. 2022/4380 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, «hizmet sözleşmelerine» sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun «geçersiz» olduğu, somut olayda, «rekabet yasağını» ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece «işçi aleyhine ceza koşulu» getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin «emredici» bir hüküm olup «kamu düzenini» ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk …
Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, taraflar arasında geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunduğu, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir yıllık süre dolmadan benzer bir iş kolunda çalışmak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiği, taraflar arasındaki 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin sonradan doldurulan işten çıkış tarihinin sözleşmenin geçerliliğine olumlu veya «olumsuz» bir etkisinin bulunmadığı ancak sözleşmenin sonradan doldurulan ceza miktarına ilişkin bölümünün davalı tarafça onanmadığından sözleşmeyi kısmen «geçersiz» kılacağı, yani davalı taraf rekabet yasağını ihlal etmekle «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ancak bir ceza sorumluluğu üstlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, taraflar arasında geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunduğu, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir yıllık süre dolmadan benzer bir iş kolunda çalışmak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiği, taraflar arasındaki 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin sonradan doldurulan işten çıkış tarihinin sözleşmenin geçerliliğine olumlu veya «olumsuz» bir etkisinin bulunmadığı ancak sözleşmenin sonradan doldurulan ceza miktarına ilişkin bölümünün davalı tarafça onanmadığından sözleşmeyi kısmen «geçersiz» kılacağı, yani davalı taraf rekabet yasağını ihlal etmekle «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırı davrandığı ancak bir ceza sorumluluğu üstlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3794 E. , 2019/5098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/07/2017 tarih ve 2014/1313 E. - 2017/496 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 10/05/2018 tarih ve 2017/1059 E- 2018/497 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin petrol sektöründe faaliyet gösteren firmalara tank imalatı yaptığını, davalının, müvekkili şirket nezdinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 17.05.2014 tarihinde istifa edene kadar çalıştığını, şirketteki görevinin fiziki olarak çizimi yapılan tasarımları bilgisayar ortamına aktararak imalat bölümüne iletmek olduğunu, davalının müvekkili iş yerinde çalıştığı esnada taraflar arasında 03.09.2011 tarihli gizlilik anlaşması akdedildiğini, yaptığı iş hasebiyle müvekkilinin ticari sırlarına vakıf olan davalının bu anlaşmaya aykırı hareket ederek işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra davacı şirketle aynı konuda faaliyet gösteren ve aynı bölgede bulunan başka bir şirkette çalışmaya başladığını ileri sürerek, 70.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı işyerinde işe başladığı tarihten yaklaşık 8 ay sonra davacının müvekkilinden dava konusu gizlilik sözleşmesini imzalamasını talep ettiğini, bir kısmı boş olan sözleşmenin işten çıkarılma baskısı ve tehdidi altında müvekkiline imzalatıldığını, anılan boşlukların imzadan sonra davacı tarafça tamamlandığını, sözleşmenin tanzim tarihi 03.09.2011 olmasına rağmen aynı sözleşmede işten ayrılma tarihinin 17.05.2014 olarak belirtildiğini, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmede coğrafi sınırlamanın bulunmadığı gibi sürenin 7 yıl olarak belirlendiğini, bu bakımdan sözleşmenin yasaya aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, davacı iş yerinde ustabaşı olarak görev yapmış müvekkilinin yaptığı işin gereği olarak iş yeri sırlarına vakıf olmasının mümkün olmadığını, iş akdinin haklı nedenle sonlandırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla cezai şarta hükmedilmesi halinde cezai şarttan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşmenin boş olarak imzalandığı ve daha sonradan davacı tarafça sözleşmenin doldurduğu iddiasının hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğinden bu savunmaya itibar edilmediği, sözleşmede coğrafi yer sınırlamasının bulunmamasının ve sürenin yasada belirtilenden fazla öngörülmüş olmasının sözleşmeyi tümden geçersiz kılmadığı, hakime müdahale hakkı verildiği, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda, davalının kendi isteği ile davacıya ait iş yerinden ayrıldığı, akabinde davacı ile aynı iş kolunda ve onunla rekabet halinde olan bir başka işyerinde aynı sıfatla çalışmaya başladığı, davalının sıfatı itibariyle davacının ticari / iş sırlarına vakıf olduğu, bu haliyle davacıya önemli zarar verebileceği, sözleşmede ceza miktarı 150.000.- USD olarak kararlaştırılmış ise de davacının talebinin 70.000.- TL olduğu, bu tutarın da davalının mali ve sosyal durumuna göre fazla olduğundan TBK 182/son maddesine dayalı olarak talepten %60 oranında tenkis yapılarak neticede 28.000.- TL’ye hükmedildiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 28.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu, somut olayda, rekabet yasağını ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersiz olup,bu geçersizliğin, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte bir geçersizlik olmadığı, TBK'nın 420/1.maddesindeki düzenlemenin emredici bir hüküm olup kamu düzenini ilgilendirdiği, bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca resen dikkate alınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine cezai şart öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420. maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizin 11.02.2019 gün, 2017/3977 Esas - 2019/990 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hizmet sözleşmesi içerisinde rekabet etmeme yasağına dair hüküm bulunduğu hallerde, sözleşmenin, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesine uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, bu hususta ./..
03.09.2011 tarihinde ayrı bir sözleşme imzalanmıştır. Belirtilen nedenlerle mahkemenin anılan gerekçesi doğru bulunmamış, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/535912900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz