Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6236 E. 2023/678 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reklamasyon faturası↗ ayıplı teslim↗ teslim şekli↗ seçimlik haklar↗ bildirim yükümlülüğü↗ ayıp ihbarı↗ davanın konusuz kalması↗ makul süre↗ ayıp↗ delil tespiti↗ 3095 sayılı kanun↗ sözleşmenin feshi↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ yargılama giderleri↗ kesinlik sınırı↗ satım sözleşmesi↗ garantörlük↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ fatura↗ ihtarname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından sipariş edilen ilk parti emtianın davalıya sorunsuz şekilde teslim edilerek ücretinin alındığı, bu aşamada 2 nci parti ürünün siparişi verildiği, 2 nci parti ürün teslim edilmeden dava konusu edilen 3 nci parti ürünlerin siparişinin verildiğini, ilk 2 nci partinin teslim edilerek bedelinin alındığı, son parti emtianın ise emtia henüz gümrüğe ulaşmadan 2 nci parti emtiadaki ayıplar nedeniyle siparişin iptal edildiği, ilk 2 nci parti emtianın davalının yerleşim yerinde teslim edildiği, son partinin ise gümrükten teslim alınmasının ihtar edildiğini, 2 nci parti emtianın davalıya teslimi sonrası davalı tarafından emtianın satıldığı kişilerden şikayet gelmesi üzerine süresinde davacıya ihbarda bulunulmuş olup, davalı sorunları ayrı ayrı incelemeksizin yüzeysel şekilde inceleme yaparak sorun bulunmadığını belirtmesi karşısında ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edildiği, bu durumda süre gelen ticari ilişkide 2 nci partideki emtianın ayıplı olması karşısında davalı tarafça sonraki siparişin, makul güvence verilmemesi nedeniyle iptalinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yargılama sırasında emtianın 3 üncü kişilere 37.287,00 USD'ye satıldığı, emtianın davacı tarafça antrepodan alınmayarak masrafa neden olmasının davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk olmayıp, giderlerin davacı kusuruyla oluştuğu, davacının satım sözleşmesinden kaynaklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının 37.287,00 Amerikan dolarlık kısma yönelik davasının konusuz kalması nedeni ile davanın esası ile ilgili karar vermeye yer olmadığına, davacının 9.947,00 USD'lik kısma yönelik davasının ise sabit görülmemesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu malın ayıplı olduğunun ispatının karşı taraf üzerinde olduğunu, müvekkilinin, davalıdan ayrı tarihlerde 3 parti mal siparişi aldığını, bunlardan ilk ikisinin teslim edildiğini, 3 üncü parti siparişin ise davalı tarafından teslim alınmaması üzerine teslim alınması için ihtarda bulunulduğunu, davalının ikinci parti malda ayıp bulunduğunu ileri sürerek 3 üncü parti malı teslim almaktan imtina ettiğini, uyuşmazlığın karşı tarafın beyanları ile de sabit olduğunu, davalının 2 nci parti malın ayıplı olduğu ile ilgili bir delil tespiti yaptırmadığını, bilirkişi incelemesinde ikinci parti malın tamamının satıldığının beyan edildiğini bu nedenle söz konusu mallar üzerinde inceleme yapılamadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, davalının makul süre içerisinde bildirim yükümlüğünü yerine getirdiğini dosya münderecatı içinde ispat edemediğini, davalının 2 nci parti malda ilk olarak ayıp olduğunu bildirdiği tarihten malda ne türde bir ayıp ya da ayıplar olduğu ile ilgili beyan iletildiği ve ayıplı olduğu iddia edilen maldan numune gönderildiği tarihe kadar 20 günlük bir süre geçtiğini, bunun dahi davalının bu beyanlarında samimi olmadığını gösterir nitelikte olduğunu, 2 nci parti mamulde ayıp bulunduğu iddiasının 3 nci parti siparişi iptal etmek için geçerli bir neden olmadığını, 3 nci parti ürünün dava tarihinden sonra daha düşük birim fiyattan da olsa farklı firmalara satıldığını ancak anılan satışın müvekkilinin zararının tamamını karşılamadığını, o nedenle mahkemece müvekkili şirketin bu ürünün satışından kazandığı 37.287 Amerikan doları yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar vermeye yer olmadığına, bakiye 9.947 Amerikan doları yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davanın bir kısmı yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, diğer kısmı yönünden ise reddedildiğini, buna göre dava açılmasına müvekkili neden olmadığından dava değerinin tamamı üzerinden lehlerine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken sadece reddedilen miktar yönünden vekâlet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sipariş iptalinin (sözleşmenin feshinin) gerekçesi olarak 2 nci partide alınan malın ayıplı olmasını ileri sürdüğünü, davalı yanca 2 nci parti malın ayıplı olduğuna ilişkin bir tespit raporu sunulmadığı gibi dava sırasında 2 nci parti malın davalı tarafça satıldığı bildirildiğinden dosyada mallar üzerinde bilirkişi incelemesinin de yapılamadığını, söz konusu malların ayıp nedeniyle müşterileri tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de davalı tarafça dosya içine bu konuda iade veya reklamasyon faturası sunulmadığını, davacının ayıp iddiasını kabul etmediğini, bu suretle davalının, davacıdan satın aldığı malların ayıplı olduğunu usulüne uygun şekilde ispatlayamadığını, 2 nci parti mallarda ayıp bulunması halinde davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesinde belirtilen seçimlik haklara sahip olup dava içerisinde bu seçimlik haklarından her hangi birini kullandığını da belirtmediğini, ayrıca davalının davaya konu ve siparişi iptal edilen 3 üncü parti malın ayıplı olduğunu ileri sürmediği gibi bu hususu da ispatlayamadığını, dava sırasında 3 üncü parti malların davacı tarafça satıldığı, davalının bu malların davacı tarafça yapılan satış bedeline itiraz etmediği, davaya konu malın dava sırasında davacı tarafça sunulan faturalar kapsamında toplam 42.691 Amerikan dolarına satıldığı böylece davacının mal bedelinden kaynaklı kalan zararının 4.543 Amerikan doları olduğu, talep edilen zarar miktarı olarak davacının fatura bedeli 47.234,06 Amerikan doları ile depolama gideri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL talep ettiği, davacının 12.07.2018 tarihli dilekçesinde malın satıldığını belirttikten sonra aradaki fiyat farkı 4.543 Amerikan doları ile tahsil edilemeyen doların yıllık %6 faiz oranından 328 gün için 2.582 usd finansman gideri ile depolama hizmeti karşılığı 2.822 Amerikan doları maliyet toplamı 9.947 Amerikan doları zararları olduğunu, dava değerinden bu miktar düşüldüğünde 37.287 Amerikan doları için davanın konusuz kaldığını, kalan miktar yönünden davanın kabulü gerektiğini belirtmiş, mahkemece mal bedelinden konusuz kalan miktar 42.691 Amerikan doları olmasına rağmen 37.287 Amerikan doları üzerinden davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna göre davalının, sipariş ettiği malları teslim almama gerekçesini ispatlayamadığından sözleşmenin feshinde kusurlu olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının bu nedenle oluşan zararından sorumlu olduğunu, dava açıldığı tarihte davaya konu mallar davalı tarafça teslim alınmadığından davanın açılmasına davalı sebep olması nedeniyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği ve vekâlet ücretinin fatura bedeli üzerinden hesaplanmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 4.543 Amerikan dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ispatlanamayan diğer taleplerin reddine, davalının istinaf talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müşterilerinden gelen şikayetler üzerine ortaya çıkan gizli ayıpların davacı tarafa bildirildiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, ikinci parti malların ayıplı olduğuna ilişkin ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olduğunu, sipariş edilmiş olan ikinci parti malların ayıplı teslim alınmış olması nedeniyle ciddi zarara uğrayan davalının üçüncü parti mal siparişini iptal etmeyerek bu malların da ayıplı teslim edilebileceği riskini almasının kendisinden beklenemeyecek bir durum olduğunu, davaya konu edilen mal bedelinin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapılmasıyla müvekkilinden talep edilen bedelin zaten davacı şirketçe tahsil edildiğini, dolayısıyla davacının satım sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davanın 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden konusuz kaldığı belirtilmesine rağmen davacı taraf lehine konusuz kalan bedel de dahil edilerek toplam fatura bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konusuz kalan bedel üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının uğradığı zararını talep ettiği 1.000,00 TL’lik miktarın reddedilmiş olması nedeniyle bile taraflarına bu konuda herhangi bir karşı vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3258 E. 2017/2310 K.
Ortak:ihbar
İncelediğiniz kararda… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından sipariş edilen ilk parti emtianın davalıya sorunsuz şekilde «teslim» edilerek ücretinin alındığı, bu aşamada 2 nci parti ürünün siparişi verildiği, 2 nci parti ürün teslim edilmeden dava konusu edilen 3 nci parti ürünlerin siparişinin verildiğini, ilk 2 nci partinin teslim edilerek bedelinin alındığı, «son» parti emtianın ise emtia henüz gümrüğe ulaşmadan 2 nci parti emtiadaki «ayıplar» nedeniyle siparişin iptal edildiği, ilk 2 nci parti emtianın davalının yerleşim yerinde teslim edildiği, son partinin ise gümrükten teslim alınmasının «ihtar» edildiğini, 2 nci parti emtianın davalıya teslimi sonrası davalı tarafından emtianın satıldığı kişilerden «şikayet» gelmesi üzerine süresinde davacıya «ihbarda» bulunulmuş olup, davalı sorunları ayrı ayrı incelemeksizin yüzeysel şekilde inceleme yaparak sorun bulunmadığını belirtmesi karşısında «ayıp ihbarının» süresinde olduğunun kabul edildiği, bu durumda süre gelen ticari ilişkide 2 nci partideki emtianın ayıplı olması karşısında davalı tarafça sonraki siparişin, makul güvence verilmemesi nedeniyle iptalinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yargılama sırasında emtianın 3 üncü kişilere 37.287,00 USD'ye satıldığı, emtianın davacı tarafça antrepodan alınmayarak «masrafa» neden olmasının davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk olmayıp, giderlerin davacı kusuruyla oluştuğu, davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının 37.287,00 Amerikan dolarlık kısma yönelik davasının konusuz kalması nedeni ile davanın esası ile ilgili …
… konusu malın ayıplı olduğunun ispatının karşı taraf üzerinde olduğunu, müvekkilinin, davalıdan ayrı tarihlerde 3 parti mal siparişi aldığını, bunlardan ilk ikisinin «teslim» edildiğini, 3 üncü parti siparişin ise davalı tarafından teslim alınmaması üzerine teslim alınması için «ihtarda» bulunulduğunu, davalının ikinci parti malda «ayıp» bulunduğunu ileri sürerek 3 üncü parti malı teslim almaktan imtina ettiğini, uyuşmazlığın karşı tarafın beyanları ile de sabit olduğunu, davalının 2 nci parti malın ayıplı olduğu ile ilgili bir «delil tespiti» yaptırmadığını, «bilirkişi incelemesinde» ikinci parti malın tamamının satıldığının beyan edildiğini bu nedenle söz konusu mallar üzerinde inceleme yapılamadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığını, davalının «makul süre» içerisinde «bildirim yükümlüğünü» yerine getirdiğini dosya münderecatı içinde ispat edemediğini, davalının 2 nci parti malda ilk olarak ayıp olduğunu bildirdiği tarihten malda ne türde bir ayıp ya da ayıplar olduğu ile ilgili beyan iletildiği ve ayıplı olduğu iddia edilen maldan numune gönderildiği tarihe kadar 20 günlük bir süre geçtiğini, bunun dahi davalının bu beyanlarında samimi olmadığını gösterir nitelikte olduğunu, 2 nci parti mamulde ayıp bulunduğu iddiasının 3 nci parti siparişi iptal etmek için geçerli bir neden olmadığını, 3 nci parti ürünün dava tarihinden sonra daha düşük birim fiyattan da olsa farklı firmalara satıldığını ancak anılan satışın müvekkilinin zararının tamamını karşılamadığını, o nedenle mahkemece müvekkili şirketin bu ürünün satışından kazandığı 37.287 Amerikan doları yönünden «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar vermeye yer olmadığına, bakiye 9.947 Amerikan doları yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müşterilerinden gelen «şikayetler» üzerine ortaya çıkan gizli ayıpların davacı tarafa bildirildiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, ikinci parti malların ayıplı olduğuna ilişkin «ayıp ihbarının» süresinde ve usulüne uygun olduğunu, sipariş edilmiş olan ikinci parti malların «ayıplı teslim» alınmış olması nedeniyle ciddi zarara uğrayan davalının üçüncü parti mal siparişini iptal etmeyerek bu malların da ayıplı teslim edilebileceği riskini almasının kendisinden beklenemeyecek bir durum olduğunu, davaya konu edilen mal bedelinin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapılmasıyla müvekkilinden talep edilen bedelin zaten davacı şirketçe tahsil edildiğini, dolayısıyla davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını, davanın 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden konusuz kaldığı belirtilmesine rağmen davacı taraf lehine konusuz kalan bedel de «dahil» edilerek toplam «fatura» bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konusuz kalan bedel üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücre …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalı parti aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacı fotoğrafının izinsiz kullanılmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine, taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davacı vekili ile davalı parti vekili ve «ihbar olunan» şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalı parti aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacı fotoğrafının izinsiz kullanılmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine, taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davacı vekili ile davalı parti vekili ve «ihbar olunan» şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4870 E. 2021/299 K.
Ortak:fatura · teslim
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sipariş iptalinin («sözleşmenin feshinin») gerekçesi olarak 2 nci partide alınan malın ayıplı olmasını ileri sürdüğünü, davalı yanca 2 nci parti malın ayıplı olduğuna ilişkin bir tespit raporu sunulmadığı gibi dava sırasında 2 nci parti malın davalı tarafça satıldığı bildirildiğinden dosyada mallar üzerinde «bilirkişi incelemesinin» de yapılamadığını, söz konusu malların «ayıp» nedeniyle müşterileri tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de davalı tarafça dosya içine bu konuda iade veya «reklamasyon faturası» sunulmadığını, davacının ayıp iddiasını kabul etmediğini, bu suretle davalının, davacıdan satın aldığı malların ayıplı olduğunu usulüne uygun şekilde ispatlayamadığını, 2 nci parti mallarda ayıp bulunması halinde davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesinde belirtilen «seçimlik haklara» sahip olup dava içerisinde bu seçimlik haklarından her hangi birini kullandığını da belirtmediğini, ayrıca davalının davaya konu ve siparişi iptal edilen 3 üncü parti malın ayıplı olduğunu ileri sürmediği gibi bu hususu da ispatlayamadığını, dava sırasında 3 üncü parti malların davacı tarafça satıldığı, davalının bu malların davacı tarafça yapılan satış bedeline itiraz etmediği, davaya konu malın dava sırasında davacı tarafça sunulan faturalar kapsamında toplam 42.691 Amerikan dolarına satıldığı böylece davacının mal bedelinden kaynaklı kalan zararının 4.543 Amerikan doları olduğu, talep edilen zarar miktarı olarak davacının «fatura» bedeli 47.234,06 Amerikan doları ile depolama gideri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL talep ettiği, davacının 12.07.2018 tarihli dilekçesinde malın satıldığını belirttikten sonra aradaki fiyat farkı 4.543 Amerikan doları ile tahsil edilemeyen doların yıllık %6 faiz oranından 328 gün için 2.582 usd finansman gideri ile depolama hizmeti karşılığı 2.822 Amerikan doları maliyet toplamı 9.947 Amerikan doları zararları olduğunu, dava değerinden bu miktar düşüldüğünde 37.287 Amerikan doları için davanın konusuz kaldığını, kalan miktar yönünden davanın kabulü gerektiğini belirtmiş, mahkemece mal bedelinden konusuz kalan miktar 42.691 Amerikan doları olmasına rağmen 37.287 Amerikan doları üzerinden davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna göre davalının, sipariş ettiği malları «teslim» almama gerekçesini ispatlayamadığından sözleşmenin feshinde kusurlu olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının bu nedenle oluşan zararından sorumlu olduğunu, dava açıldığı tarihte davaya konu mallar davalı tarafça teslim alınmadığından davanın açılmasına davalı sebep olması nedeniyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu tutulması gerektiği ve vekâlet ücretinin fatura bedeli üzerinden hesaplanmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 4.543 Amerikan dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müşterilerinden gelen «şikayetler» üzerine ortaya çıkan gizli ayıpların davacı tarafa bildirildiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, ikinci parti malların ayıplı olduğuna ilişkin «ayıp ihbarının» süresinde ve usulüne uygun olduğunu, sipariş edilmiş olan ikinci parti malların «ayıplı teslim» alınmış olması nedeniyle ciddi zarara uğrayan davalının üçüncü parti mal siparişini iptal etmeyerek bu malların da ayıplı teslim edilebileceği riskini almasının kendisinden beklenemeyecek bir durum olduğunu, davaya konu edilen mal bedelinin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapılmasıyla müvekkilinden talep edilen bedelin zaten davacı şirketçe tahsil edildiğini, dolayısıyla davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını, davanın 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden konusuz kaldığı belirtilmesine rağmen davacı taraf lehine konusuz kalan bedel de «dahil» edilerek toplam «fatura» bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konusuz kalan bedel üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücre …
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından sipariş edilen ilk parti emtianın davalıya sorunsuz şekilde «teslim» edilerek ücretinin alındığı, bu aşamada 2 nci parti ürünün siparişi verildiği, 2 nci parti ürün teslim edilmeden dava konusu edilen 3 nci parti ürünlerin siparişinin verildiğini, ilk 2 nci partinin teslim edilerek bedelinin alındığı, «son» parti emtianın ise emtia henüz gümrüğe ulaşmadan 2 nci parti emtiadaki «ayıplar» nedeniyle siparişin iptal edildiği, ilk 2 nci parti emtianın davalının yerleşim yerinde teslim edildiği, son partinin ise gümrükten teslim alınmasının «ihtar» edildiğini, 2 nci parti emtianın davalıya teslimi sonrası davalı tarafından emtianın satıldığı kişilerden «şikayet» gelmesi üzerine süresinde davacıya «ihbarda» bulunulmuş olup, davalı sorunları ayrı ayrı incelemeksizin yüzeysel şekilde inceleme yaparak sorun bulunmadığını belirtmesi karşısında «ayıp ihbarının» süresinde olduğunun kabul edildiği, bu durumda süre gelen ticari ilişkide 2 nci partideki emtianın ayıplı olması karşısında davalı tarafça sonraki siparişin, makul güvence verilmemesi nedeniyle iptalinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yargılama sırasında emtianın 3 üncü kişilere 37.287,00 USD'ye satıldığı, emtianın davacı tarafça antrepodan alınmayarak «masrafa» neden olmasının davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk olmayıp, giderlerin davacı kusuruyla oluştuğu, davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının 37.287,00 Amerikan dolarlık kısma yönelik davasının konusuz kalması nedeni ile davanın esası ile ilgili …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın «teslim» alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 «irsaliye» nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların «defterleri» dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam «fatura» bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan «çek» ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik «istirdat» ve «menfi tespit» isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 29.09.2010 tarihli ikinci kargo «teslim» fişi üzerinde kargo içeriğinin birinci siparişe ilişkin faturaya ait olduğunu gösteren «fatura» numarası bulunmaktadır.
İkinci siparişin birinci siparişten önce gönderilmiş olması söz konusu olamayacağından, ikinci kargo «teslim» fişinde davalının savunmasının aksine ilk siparişe ilişkin «fatura» seri numarası bulunduğuna göre karineten davalının ikinci sipariş konusu malları davacıya teslim etmediği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken maddi vakıayı yazılı şekilde belirleyerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irsaliye · istirdat · çek · menfi tespit · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın «teslim» alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 «irsaliye» nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların «defterleri» dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam «fatura» bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan «çek» ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik «istirdat» ve «menfi tespit» isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3577 E. 2022/5473 K.
Ortak:tacir · teslim
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müşterilerinden gelen «şikayetler» üzerine ortaya çıkan gizli ayıpların davacı tarafa bildirildiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, ikinci parti malların ayıplı olduğuna ilişkin «ayıp ihbarının» süresinde ve usulüne uygun olduğunu, sipariş edilmiş olan ikinci parti malların «ayıplı teslim» alınmış olması nedeniyle ciddi zarara uğrayan davalının üçüncü parti mal siparişini iptal etmeyerek bu malların da ayıplı teslim edilebileceği riskini almasının kendisinden beklenemeyecek bir durum olduğunu, davaya konu edilen mal bedelinin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapılmasıyla müvekkilinden talep edilen bedelin zaten davacı şirketçe tahsil edildiğini, dolayısıyla davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını, davanın 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden konusuz kaldığı belirtilmesine rağmen davacı taraf lehine konusuz kalan bedel de «dahil» edilerek toplam «fatura» bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konusuz kalan bedel üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücre …
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından sipariş edilen ilk parti emtianın davalıya sorunsuz şekilde «teslim» edilerek ücretinin alındığı, bu aşamada 2 nci parti ürünün siparişi verildiği, 2 nci parti ürün teslim edilmeden dava konusu edilen 3 nci parti ürünlerin siparişinin verildiğini, ilk 2 nci partinin teslim edilerek bedelinin alındığı, «son» parti emtianın ise emtia henüz gümrüğe ulaşmadan 2 nci parti emtiadaki «ayıplar» nedeniyle siparişin iptal edildiği, ilk 2 nci parti emtianın davalının yerleşim yerinde teslim edildiği, son partinin ise gümrükten teslim alınmasının «ihtar» edildiğini, 2 nci parti emtianın davalıya teslimi sonrası davalı tarafından emtianın satıldığı kişilerden «şikayet» gelmesi üzerine süresinde davacıya «ihbarda» bulunulmuş olup, davalı sorunları ayrı ayrı incelemeksizin yüzeysel şekilde inceleme yaparak sorun bulunmadığını belirtmesi karşısında «ayıp ihbarının» süresinde olduğunun kabul edildiği, bu durumda süre gelen ticari ilişkide 2 nci partideki emtianın ayıplı olması karşısında davalı tarafça sonraki siparişin, makul güvence verilmemesi nedeniyle iptalinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yargılama sırasında emtianın 3 üncü kişilere 37.287,00 USD'ye satıldığı, emtianın davacı tarafça antrepodan alınmayarak «masrafa» neden olmasının davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk olmayıp, giderlerin davacı kusuruyla oluştuğu, davacının «satım sözleşmesinden» kaynaklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının 37.287,00 Amerikan dolarlık kısma yönelik davasının konusuz kalması nedeni ile davanın esası ile ilgili …
… konusu malın ayıplı olduğunun ispatının karşı taraf üzerinde olduğunu, müvekkilinin, davalıdan ayrı tarihlerde 3 parti mal siparişi aldığını, bunlardan ilk ikisinin «teslim» edildiğini, 3 üncü parti siparişin ise davalı tarafından teslim alınmaması üzerine teslim alınması için «ihtarda» bulunulduğunu, davalının ikinci parti malda «ayıp» bulunduğunu ileri sürerek 3 üncü parti malı teslim almaktan imtina ettiğini, uyuşmazlığın karşı tarafın beyanları ile de sabit olduğunu, davalının 2 nci parti malın ayıplı olduğu ile ilgili bir «delil tespiti» yaptırmadığını, «bilirkişi incelemesinde» ikinci parti malın tamamının satıldığının beyan edildiğini bu nedenle söz konusu mallar üzerinde inceleme yapılamadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığını, davalının «makul süre» içerisinde «bildirim yükümlüğünü» yerine getirdiğini dosya münderecatı içinde ispat edemediğini, davalının 2 nci parti malda ilk olarak ayıp olduğunu bildirdiği tarihten malda ne türde bir ayıp ya da ayıplar olduğu ile ilgili beyan iletildiği ve ayıplı olduğu iddia edilen maldan numune gönderildiği tarihe kadar 20 günlük bir süre geçtiğini, bunun dahi davalının bu beyanlarında samimi olmadığını gösterir nitelikte olduğunu, 2 nci parti mamulde ayıp bulunduğu iddiasının 3 nci parti siparişi iptal etmek için geçerli bir neden olmadığını, 3 nci parti ürünün dava tarihinden sonra daha düşük birim fiyattan da olsa farklı firmalara satıldığını ancak anılan satışın müvekkilinin zararının tamamını karşılamadığını, o nedenle mahkemece müvekkili şirketin bu ürünün satışından kazandığı 37.287 Amerikan doları yönünden «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar vermeye yer olmadığına, bakiye 9.947 Amerikan doları yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Benzer bu kararda… lan yargılama sonunda, dosya kapsamına, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı vekilinin bir kısım dilekçelerinde belirttiği üzere davalı şirketin kestiği bütün «iade faturalarının» davacı şirket tarafından kabul edildiği, davalının, davacının, iade faturasını kabul ettiği, sevkiyatların «cezai şart» faturalarını kabul etmediğini belirttiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde davacı şirketin zeytin satışına ilişkin borcunu kötü «ifa» etmesi durumunda siparişin %20'si oranında alıcıya ceza ödemesinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda taraflar arasında kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olduğu, yani davalının davacıdan cezai şart talep edebilmesi için sözleşmede belirtildiği şekilde şahit numuneye uygun olmayan ürün «teslim» etmesi gerektiği ve bunun yeterli olduğu, dosya kapsamındaki bilgi, belge, e-mail çıktıları ve bilirkişi raporlarına göre davacının kötü ifa olgusunun kanıtlandığı, davalı tarafından ayıplı olduğu bildirilerek iade olunan ve davacı tarafından iadesi kabul olunan mallara ilişkin cezai şart alacağının davada konu olduğu, her iki tarafın da «tacir» olarak imzaladığı tek sayfadan ibaret «çerçeve sözleşmenin» taraflarca müzakeresinin yapıldığı, tarafların TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre davalının davacıdan 151.920,08 TL cezai şart alacağının bulunduğu gerekçesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · çerçeve sözleşme · iade faturası · ticari defter kayıtları · cezai şart · dürüstlük kuralı · ispat yükü · ifa
Benzer bu kararda… lan yargılama sonunda, dosya kapsamına, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı vekilinin bir kısım dilekçelerinde belirttiği üzere davalı şirketin kestiği bütün «iade faturalarının» davacı şirket tarafından kabul edildiği, davalının, davacının, iade faturasını kabul ettiği, sevkiyatların «cezai şart» faturalarını kabul etmediğini belirttiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde davacı şirketin zeytin satışına ilişkin borcunu kötü «ifa» etmesi durumunda siparişin %20'si oranında alıcıya ceza ödemesinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda taraflar arasında kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olduğu, yani davalının davacıdan cezai şart talep edebilmesi için sözleşmede belirtildiği şekilde şahit numuneye uygun olmayan ürün «teslim» etmesi gerektiği ve bunun yeterli olduğu, dosya kapsamındaki bilgi, belge, e-mail çıktıları ve bilirkişi raporlarına göre davacının kötü ifa olgusunun kanıtlandığı, davalı tarafından ayıplı olduğu bildirilerek iade olunan ve davacı tarafından iadesi kabul olunan mallara ilişkin cezai şart alacağının davada konu olduğu, her iki tarafın da «tacir» olarak imzaladığı tek sayfadan ibaret «çerçeve sözleşmenin» taraflarca müzakeresinin yapıldığı, tarafların TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre davalının davacıdan 151.920,08 TL cezai şart alacağının bulunduğu gerekçesi …
Mahkemece yapılacak iş, davalı tarafından kesilen ceza faturalarındaki «cezai şart» bedellerinin hangi parti siparişe ait olduğu açıklattırılıp daha sonra bu siparişe konu mallarda «ayıplı mal» bulunup bulunmadığının davalı tarafından ispatına imkan vermekten ibarettir.
Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı tarafından kesilen «iade faturalarının» davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu belirtilmişse de sözkonusu iade faturalarının dayanağı siparişe konu mallar tespit edilmemiştir.
Bozma ilamında belirtildiği üzere, davacı tarafından davalıya satışı yapılan malların ayıplı olup olmadığının «ispat yükü» davalıya aittir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8808 E. 2022/5144 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6236 E. , 2023/678 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın bir kısmının konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kısmi ret kararına konu olan miktar 80,00 USD ve 1.000,00 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin müşterilerinden aldığı siparişler doğrultusunda yurt içi ve yurt dışında tedarik ettiği kağıt emtiasının müşterilerine satarak ticari faaliyette bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilinin davalıdan 3 adet sipariş aldığını, sipariş edilen emtianın müvekkil tarafından tedarik edilerek ithal edildiğini, malın gelişinin yaklaştığı sırada davalı şirketin müvekkil şirkete verdiği ve teslim aldığı 2 nci parti malın ayıplı olduğunu bu mallar nedeniyle şikayet aldığını bildirerek sipariş edilen 3 üncü parti emtiayı almadığını; davalıya teslim edilen 2 nci parti sipariş kağıdı gemiden indirilip tesliminden sonra hangi koşullarda muhafaza edildiğinin bilinmediği gibi belirtilen ayıpların satılan müşterilere ait makine ayarlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının da bilinmediğini, kaldı ki emtiada ayıp bulunsa dahi usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını, buna rağmen 3.
parti mala ilişkin siparişin iptal edilmesinin yerinde olmadığını, 09.09.2016 tarihli ihtarname keşide edilerek emtianın antrepodan alınmasının davalıya ihtar edilmesine rağmen emtianın alınmadığını, emtia bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları bedelli faturanın ödenmediğini ileri sürerek anılan emtia fatura bedelinin tahsili ile malın nakliyesi ve antrepo masrafları için şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkide 1 inci parti malın sorunsuz şekilde teslim edilmesi üzerine müvekkilinin 2 parti daha sipariş verdiğini, verilen siparişlerin standart ebatlarda olup özel olarak üretilen emtia olmadığını, bu kapsamda 2 nci parti emtia ulaşmadan 3 üncü parti malların siparişinin verildiğini, ancak 2 nci parti malın teslim edildiği müşterilerden ciddi şikayetler gelmesi nedeniyle 3 üncü parti siparişin iptal edildiğini, 2 nci partideki emtiadaki hasarın yazılı ve sözlü olarak bildirildiğini, bir kısım müşterilerin emtiayı iade ederek reklamasyon faturası düzenlendiklerini, hasarın davalıya sözlü olarak bildirilip çözüm yolu aranmasına rağmen sorununun giderilmediğini, müvekkilinin 2 nci parti emtianın hasarlı çıkması nedeniyle zararın daha da artmaması için 3 üncü parti siparişi iptal ettiğini, emtianın henüz gümrüğe gelmeden davacının makul garanti vermemesi nedeniyle 3 üncü partinin iptal edildiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin durumu davacıya bildirdiği gibi numunede gönderdiğini, ancak davacının herhangi bir sorun bulunmadığını bildirerek sorunu çözmediğini, davacı tarafından sipariş edilen 3 üncü parti emtianın müvekkilinin siparişi ile de uyuşmadığını, önceki siparişlerde malın kapıda tesliminin yapılmasına rağmen son faturanın CFR İstanbul ibaresi düşülerek teslimat şeklinin davacı tarafından tek yanlı olarak değiştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından sipariş edilen ilk parti emtianın davalıya sorunsuz şekilde teslim edilerek ücretinin alındığı, bu aşamada 2 nci parti ürünün siparişi verildiği, 2 nci parti ürün teslim edilmeden dava konusu edilen 3 nci parti ürünlerin siparişinin verildiğini, ilk 2 nci partinin teslim edilerek bedelinin alındığı, son parti emtianın ise emtia henüz gümrüğe ulaşmadan 2 nci parti emtiadaki ayıplar nedeniyle siparişin iptal edildiği, ilk 2 nci parti emtianın davalının yerleşim yerinde teslim edildiği, son partinin ise gümrükten teslim alınmasının ihtar edildiğini, 2 nci parti emtianın davalıya teslimi sonrası davalı tarafından emtianın satıldığı kişilerden şikayet gelmesi üzerine süresinde davacıya ihbarda bulunulmuş olup, davalı sorunları ayrı ayrı incelemeksizin yüzeysel şekilde inceleme yaparak sorun bulunmadığını belirtmesi karşısında ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edildiği, bu durumda süre gelen ticari ilişkide 2 nci partideki emtianın ayıplı olması karşısında davalı tarafça sonraki siparişin, makul güvence verilmemesi nedeniyle iptalinde bir usulsüzlük bulunmadığını, yargılama sırasında emtianın 3 üncü kişilere 37.287,00 USD'ye satıldığı, emtianın davacı tarafça antrepodan alınmayarak masrafa neden olmasının davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk olmayıp, giderlerin davacı kusuruyla oluştuğu, davacının satım sözleşmesinden kaynaklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının 37.287,00 Amerikan dolarlık kısma yönelik davasının konusuz kalması nedeni ile davanın esası ile ilgili karar vermeye yer olmadığına, davacının 9.947,00 USD'lik kısma yönelik davasının ise sabit görülmemesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu malın ayıplı olduğunun ispatının karşı taraf üzerinde olduğunu, müvekkilinin, davalıdan ayrı tarihlerde 3 parti mal siparişi aldığını, bunlardan ilk ikisinin teslim edildiğini, 3 üncü parti siparişin ise davalı tarafından teslim alınmaması üzerine teslim alınması için ihtarda bulunulduğunu, davalının ikinci parti malda ayıp bulunduğunu ileri sürerek 3 üncü parti malı teslim almaktan imtina ettiğini, uyuşmazlığın karşı tarafın beyanları ile de sabit olduğunu, davalının 2 nci parti malın ayıplı olduğu ile ilgili bir delil tespiti yaptırmadığını, bilirkişi incelemesinde ikinci parti malın tamamının satıldığının beyan edildiğini bu nedenle söz konusu mallar üzerinde inceleme yapılamadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, davalının makul süre içerisinde bildirim yükümlüğünü yerine getirdiğini dosya münderecatı içinde ispat edemediğini, davalının 2 nci parti malda ilk olarak ayıp olduğunu bildirdiği tarihten malda ne türde bir ayıp ya da ayıplar olduğu ile ilgili beyan iletildiği ve ayıplı olduğu iddia edilen maldan numune gönderildiği tarihe kadar 20 günlük bir süre geçtiğini, bunun dahi davalının bu beyanlarında samimi olmadığını gösterir nitelikte olduğunu, 2 nci parti mamulde ayıp bulunduğu iddiasının 3 nci parti siparişi iptal etmek için geçerli bir neden olmadığını, 3 nci parti ürünün dava tarihinden sonra daha düşük birim fiyattan da olsa farklı firmalara satıldığını ancak anılan satışın müvekkilinin zararının tamamını karşılamadığını, o nedenle mahkemece müvekkili şirketin bu ürünün satışından kazandığı 37.287 Amerikan doları yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar vermeye yer olmadığına, bakiye 9.947 Amerikan doları yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davanın bir kısmı yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, diğer kısmı yönünden ise reddedildiğini, buna göre dava açılmasına müvekkili neden olmadığından dava değerinin tamamı üzerinden lehlerine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken sadece reddedilen miktar yönünden vekâlet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sipariş iptalinin (sözleşmenin feshinin) gerekçesi olarak 2 nci partide alınan malın ayıplı olmasını ileri sürdüğünü, davalı yanca 2 nci parti malın ayıplı olduğuna ilişkin bir tespit raporu sunulmadığı gibi dava sırasında 2 nci parti malın davalı tarafça satıldığı bildirildiğinden dosyada mallar üzerinde bilirkişi incelemesinin de yapılamadığını, söz konusu malların ayıp nedeniyle müşterileri tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de davalı tarafça dosya içine bu konuda iade veya reklamasyon faturası sunulmadığını, davacının ayıp iddiasını kabul etmediğini, bu suretle davalının, davacıdan satın aldığı malların ayıplı olduğunu usulüne uygun şekilde ispatlayamadığını, 2 nci parti mallarda ayıp bulunması halinde davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesinde belirtilen seçimlik haklara sahip olup dava içerisinde bu seçimlik haklarından her hangi birini kullandığını da belirtmediğini, ayrıca davalının davaya konu ve siparişi iptal edilen 3 üncü parti malın ayıplı olduğunu ileri sürmediği gibi bu hususu da ispatlayamadığını, dava sırasında 3 üncü parti malların davacı tarafça satıldığı, davalının bu malların davacı tarafça yapılan satış bedeline itiraz etmediği, davaya konu malın dava sırasında davacı tarafça sunulan faturalar kapsamında toplam 42.691 Amerikan dolarına satıldığı böylece davacının mal bedelinden kaynaklı kalan zararının 4.543 Amerikan doları olduğu, talep edilen zarar miktarı olarak davacının fatura bedeli 47.234,06 Amerikan doları ile depolama gideri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL talep ettiği, davacının 12.07.2018 tarihli dilekçesinde malın satıldığını belirttikten sonra aradaki fiyat farkı 4.543 Amerikan doları ile tahsil edilemeyen doların yıllık %6 faiz oranından 328 gün için 2.582 usd finansman gideri ile depolama hizmeti karşılığı 2.822 Amerikan doları maliyet toplamı 9.947 Amerikan doları zararları olduğunu, dava değerinden bu miktar düşüldüğünde 37.287 Amerikan doları için davanın konusuz kaldığını, kalan miktar yönünden davanın kabulü gerektiğini belirtmiş, mahkemece mal bedelinden konusuz kalan miktar 42.691 Amerikan doları olmasına rağmen 37.287 Amerikan doları üzerinden davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna göre davalının, sipariş ettiği malları teslim almama gerekçesini ispatlayamadığından sözleşmenin feshinde kusurlu olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının bu nedenle oluşan zararından sorumlu olduğunu, dava açıldığı tarihte davaya konu mallar davalı tarafça teslim alınmadığından davanın açılmasına davalı sebep olması nedeniyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği ve vekâlet ücretinin fatura bedeli üzerinden hesaplanmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 4.543 Amerikan dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ispatlanamayan diğer taleplerin reddine, davalının istinaf talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müşterilerinden gelen şikayetler üzerine ortaya çıkan gizli ayıpların davacı tarafa bildirildiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, ikinci parti malların ayıplı olduğuna ilişkin ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olduğunu, sipariş edilmiş olan ikinci parti malların ayıplı teslim alınmış olması nedeniyle ciddi zarara uğrayan davalının üçüncü parti mal siparişini iptal etmeyerek bu malların da ayıplı teslim edilebileceği riskini almasının kendisinden beklenemeyecek bir durum olduğunu, davaya konu edilen mal bedelinin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapılmasıyla müvekkilinden talep edilen bedelin zaten davacı şirketçe tahsil edildiğini, dolayısıyla davacının satım sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davanın 42.611 Amerikan doları alacak talebi yönünden konusuz kaldığı belirtilmesine rağmen davacı taraf lehine konusuz kalan bedel de dahil edilerek toplam fatura bedeli olan 47.234,06 Amerikan doları üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konusuz kalan bedel üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının uğradığı zararını talep ettiği 1.000,00 TL’lik miktarın reddedilmiş olması nedeniyle bile taraflarına bu konuda herhangi bir karşı vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920600200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz