Rücû tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/566 E. 2023/4076 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
para borcu↗ eksper raporu↗ faiz başlangıç tarihi↗ cmr konvansiyonu↗ rücuan tazminat↗ hırsızlık↗ cmr↗ şikayet↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taşıyıcı↗ ihtarname↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait aracın gerekli güvenlik önlemlerini almadan güvenli olmayan bir yerde konaklama yaptığı, gerek Gasteldi şirketinin konaklamanın yapıldığı bölgenin güvensizliğinden bahsetmesi gerek şoförün Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesindeki ifadesinde alıcı firmanın da bu iş yapabileceği beyanını verdiğinden davalının taşına işini gerçekleştirdiği sırada meydana gelen hırsızlık olayından sorumlu olacağı, 11.04.2015 tarihinde, taşımaya konu tekstil ürünlerinin Türkiye'den İtalya'ya nakli sırasında hırsızlık olayı meydana geldiği, olayın nakliye emtia poliçesi ile teminat altına alınıp poliçe geçerlilik süresinde oluştuğu, teslim edilemeyen malların ekspertiz raporu, Bari Gümrük görevlilerinin tutanağı, hamule senedi ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre oluşa uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 48.489,57 euronun 30.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının faiz türüne yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketinin davalıya gönderdiği 23.07.2015 tarihli ihtarnamede hasarın TL cinsinden ve yıllık %9 yasal faiz ile ödenmesini talep ettiğini, dava dilekçesiyle alacağın euro cinsinden mevduat faiziyle talep edilemeyeceğini, davacının seçimlik hakkını TL'den yana kullandığını, dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi bildirilmemesine rağmen yerel mahkemenin talebi aşar şekilde 30.06.2015 tarihinden itibaren yabancı paraya yasal faiz yürüttüğü, bu tarihin nasıl ve neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, yabancı rapaya yasal faiz yürütülemeyeceğini, euro cinsinden alacağa hükmedilse dahi CMR Konvansiyonu'nun 27 nci maddesine göre yıllık faiz oranının %5'i geçemeyeceği belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taşıyana ait araç sürücüsünün hırsızlık olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı güzergahta, bir benzin istasyonunda mola verdiği, mola sonunda da aracın etrafında bir tur atıp aracı ve yükü kontrol etmeden hareket ettiği, hırsızlık olayının gümrük kapısına ulaşıldığı zaman fark edildiği, her ne kadar taşıcının sürücüsü şikayette bulunmuş ise de hırsızlık olayının vuku bulup bulmadığının belli olmadığı, sürücünün giriş çıkışı kontrol altında bulunan daha güvenli bir yerde mola vermesi gerekirken bu kurala uymadığı ve taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi uyarınca konusu para olan borcun ülke parasıyla ödeneceği, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklının seçimlik hakka sahip olduğu, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişinin bu kararından geri dönemeyeceği, somut olayda davacının 23.07.2015 tarihli ihtarname ile 147,102,00 TL'nin ödenmesi için davalıya ihtarname çektiği, davacının seçimlik hakkını TL yönünden kullandığı, İlk Derece Mahkemesince TL cinsinden hüküm kurulması gerekirken yabancı para cinsi üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile 147.102,00 TL'nin 08.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek %9 yasal faiz oranı üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; döviz cinsinden ödenen tazminat tutarının fiili ödeme günündeki kur karşılığı ile ödeme tarihinden itibaren TCMB'nin euro cinsinden mevduata verdiği vadeli en yüksek faizle birlikte tahsilinin yasa gereği olduğunu, dava tarihinde harcı belirlemek üzere alacaklarının TL'ye çevrildiğini, bu miktarın istinaf mahkemesince dikkate alınmasının doğru olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı sigortalısına ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması sırasında meydana gelen hasar sebebi ile sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi.
3.6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9172 E. 2016/2407 K.
Ortak:rücuan tazminat · hırsızlık · taşıyıcı · taşıyan · kusur · hasar · teminat · teslim
İncelediğiniz kararda… mandağ Asliye Hukuk Mahkemesindeki ifadesinde alıcı firmanın da bu iş yapabileceği beyanını verdiğinden davalının taşına işini gerçekleştirdiği sırada meydana gelen «hırsızlık» olayından sorumlu olacağı, 11.04.2015 tarihinde, taşımaya konu tekstil ürünlerinin Türkiye'den İtalya'ya nakli sırasında hırsızlık olayı meydana geldiği, olayın nakliye emtia poliçesi ile «teminat» altına alınıp poliçe geçerlilik süresinde oluştuğu, «teslim» edilemeyen malların «ekspertiz raporu», Bari Gümrük «görevlilerinin» tutanağı, hamule senedi ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre oluşa uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 48.489,57 euronun 30.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının faiz türüne yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «taşıyana» ait araç sürücüsünün «hırsızlık» olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı güzergahta, bir benzin istasyonunda mola verdiği, mola sonunda da aracın etrafında bir tur atıp aracı ve yükü kontrol etmeden hareket ettiği, hırsızlık olayının gümrük kapısına ulaşıldığı zaman fark edildiği, her ne kadar taşıcının sürücüsü «şikayette» bulunmuş ise de hırsızlık olayının vuku bulup bulmadığının belli olmadığı, sürücünün giriş çıkışı kontrol altında bulunan daha güvenli bir yerde mola vermesi gerekirken bu kurala uymadığı ve «taşıyıcının» meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi uyarınca konusu para olan borcun ülke parasıyla ödeneceği, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklının seçimlik hakka sahip olduğu, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişinin bu kararından geri dönemeyeceği, somut olayda davacının 23.07.2015 tarihli «ihtarname» ile 147,102,00 TL'nin ödenmesi için davalıya ihtarname çektiği, davacının seçimlik hakkını TL yönünden kullandığı, İlk Derece Mahkemesince TL cinsinden hüküm kurulması gerekirken yabancı para cinsi üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile 147.102,00 TL'nin 08.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek %9 «yasal faiz» oranı üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketinin davalıya gönderdiği 23.07.2015 tarihli «ihtarnamede» «hasarın» TL cinsinden ve yıllık %9 «yasal faiz» ile ödenmesini talep ettiğini, dava dilekçesiyle alacağın euro cinsinden mevduat faiziyle talep edilemeyeceğini, davacının seçimlik hakkını TL'den yana kullandığını, dava dilekçesinde «faizin başlangıç tarihi» bildirilmemesine rağmen yerel mahkemenin talebi aşar şekilde 30.06.2015 tarihinden itibaren yabancı paraya yasal faiz yürüttüğü, bu tarihin nasıl ve neye göre beli …
Benzer bu kararda2-Dava, nakliyat emtia emtia «sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı nezdinde sigorta örtüsü altına alınan 1000 adet bilgisayar aksamının 860 adedi davalı «taşıyan» tarafından sigortalıya «teslim» edilmemiştir.
Mahkemece, somut olayda kasta yakın bir tedbirsizlikten söz edilemiyeceği gerekçesiyle «sınırlı sorumluluk» hükümlerine göre tazminat hesabı yapılmış ise de iddia, savunma, tarafların sunduğu deliller, ekspertiz raporları ve mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın GPS sisteminin her 30 dakikada bir konum bildirmesi gerekirken düzensiz ve 80 dakikada bir konum bildirdiği, davalı «taşıyana» ait araç sürücüsünün «hırsızlık» olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı güzergahta, giriş çıkışı denetlenmeyen, kamera vb. güvenlik sistemi olmayan, bekçisi bulunmayan bir tır parkında yarım saate yakın mola verdiği, mola sonunda da aracın etrafında bir tur atıp aracı ve yükü kontrol etmeden hareket ettiği, hırsızlık olayının yaklaşık 150 km ileride ikinci mola yerinde farkedildiğinin sabit olması karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, sınırlı sorumluluk ilkesine göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmem …
Davalı ...vekili, «hırsızlık» olayının gerçekleştiği ileri sürülen....'nın poliçedeki güvenlik ve park klozuna uygun olmadığından zararın «teminat» dışı olduğunu savunmuştur. ... «sorumluluk sigorta poliçesi» incelendiğinde poliçenin teminat dışı haller başlığı altında 5.14/2 fıkrasında “bekçili güvenlikli park yerinde ya da IRU tarafından belirlenmiş park mahallerinde konaklama yapılmadığı hallerde oluşan «hasarın» teminat dışı olduğu” hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · sigorta tazminatı · taşıyıcının sorumluluğu · sorumluluk sigortası · muafiyet · işlemiş faiz
Benzer bu kararda… polisin uyarması üzerine halatların kopuk olduğunu farkettiği, sürücünün ilk parktan hareket ederken taşıtı kontrol etmediği, söz konusu güzargahta aynı tarihlerde «hırsızlığın» yaygın olması savunması ve bunun ekspertiz raporundan da anlaşılması karşısında bu tehlikeyi bilmesi gereken «taşıyıcının» söz konusu kontrolü yapmasının kritik bir görev haline geldiği, araç sürücünün güvenli seyredebilmesi için belli aralıklarla mola verip dinlenmesi gerekmekte ise de sürücünün bunu mevcut şartlar karşısında en uygun yerde yapması gerektiği, sürücünün bir tır parkında 20-30 dakika mola verip yeniden yola çıktığı anlaşıldığına göre ve yakında daha güvenli bir park yeri mevcudiyeti de davalı ... şirketi tarafından ispatlanamadığına göre sürücünün bu davranışının ve tır parkından çıkarken yükü kontrol etmemiş olmasının...'nin aradığı ağırlıkta bir tedbirsizlik olmadığı, somut olayda kasta yakın bir tedbirsizlikten sözde edilemiyeceğinden davalıların...'nin 23.maddesi uyarınca «sınırlı sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların itirazlarının her iki davalı içinde 22.858,77 TL «asıl alacak», 1.059,44 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 23.918,21 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, hükmedilen alacağa bilirkişi raporu ile ulaşıldığından davacı tarafın «icra inkar tazminatı» talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen asıl alacak bölümüne takip tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
29'ncu maddesi hükmüne göre, «ağır kusurun» varlığı halinde «taşıyıcı», bu konvansiyonun «taşıyıcının sorumluluğunu» kaldıran, sınırlayan veya ispat yükünü diğer tarafa yükleyen hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Mahkemece, somut olayda kasta yakın bir tedbirsizlikten söz edilemiyeceği gerekçesiyle «sınırlı sorumluluk» hükümlerine göre tazminat hesabı yapılmış ise de iddia, savunma, tarafların sunduğu deliller, ekspertiz raporları ve mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın GPS sisteminin her 30 dakikada bir konum bildirmesi gerekirken düzensiz ve 80 dakikada bir konum bildirdiği, davalı «taşıyana» ait araç sürücüsünün «hırsızlık» olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı güzergahta, giriş çıkışı denetlenmeyen, kamera vb. güvenlik sistemi olmayan, bekçisi bulunmayan bir tır parkında yarım saate yakın mola verdiği, mola sonunda da aracın etrafında bir tur atıp aracı ve yükü kontrol etmeden hareket ettiği, hırsızlık olayının yaklaşık 150 km ileride ikinci mola yerinde farkedildiğinin sabit olması karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, sınırlı sorumluluk ilkesine göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmem …
Ancak, 23.5 ve 29'ncu maddelerinde açıklanan haller, «sınırlı sorumluluk» kuralının istisnasını oluşturmaktadır....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/566 E. , 2023/4076 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirkete ait emtianın müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, emtianın, davalı tarafından İtalya'ya nakliyesi sırasında kısmi hırsızlığa maruz kalması sonucu tanzim edilen ekspertiz raporuyla belirlenen 48.489,57 euronun ödeme tarihindeki kur karşılığı 147.102,00 TL'nin 01.07.2015 tarihinde sigortalısı şirkete ödendiğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi uyarınca 48.489,57 euronun ödeme tarihindeki Merkez Bankasının vadeli hesaba ödediği en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin şöförünün kusuru olmadığından Convention Marchandise Routier'in (Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi
-CMR Konvansiyonu) 17 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sorumluluklarının bulunmadığını, dava konusu meblağın nasıl tespit edildiğinin belli olmadığını, davacı şirket tarafından, dava tarihinden önce davalı şirkete gönderilen ihtarnamede hasar TL cinsinden ve yasal faiz olarak talep edildiğinden artık euro üzerinden talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait aracın gerekli güvenlik önlemlerini almadan güvenli olmayan bir yerde konaklama yaptığı, gerek Gasteldi şirketinin konaklamanın yapıldığı bölgenin güvensizliğinden bahsetmesi gerek şoförün Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesindeki ifadesinde alıcı firmanın da bu iş yapabileceği beyanını verdiğinden davalının taşına işini gerçekleştirdiği sırada meydana gelen hırsızlık olayından sorumlu olacağı, 11.04.2015 tarihinde, taşımaya konu tekstil ürünlerinin Türkiye'den İtalya'ya nakli sırasında hırsızlık olayı meydana geldiği, olayın nakliye emtia poliçesi ile teminat altına alınıp poliçe geçerlilik süresinde oluştuğu, teslim edilemeyen malların ekspertiz raporu, Bari Gümrük görevlilerinin tutanağı, hamule senedi ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre oluşa uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 48.489,57 euronun 30.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının faiz türüne yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketinin davalıya gönderdiği 23.07.2015 tarihli ihtarnamede hasarın TL cinsinden ve yıllık %9 yasal faiz ile ödenmesini talep ettiğini, dava dilekçesiyle alacağın euro cinsinden mevduat faiziyle talep edilemeyeceğini, davacının seçimlik hakkını TL'den yana kullandığını, dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi bildirilmemesine rağmen yerel mahkemenin talebi aşar şekilde 30.06.2015 tarihinden itibaren yabancı paraya yasal faiz yürüttüğü, bu tarihin nasıl ve neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, yabancı rapaya yasal faiz yürütülemeyeceğini, euro cinsinden alacağa hükmedilse dahi CMR Konvansiyonu'nun 27 nci maddesine göre yıllık faiz oranının %5'i geçemeyeceği belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taşıyana ait araç sürücüsünün hırsızlık olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı güzergahta, bir benzin istasyonunda mola verdiği, mola sonunda da aracın etrafında bir tur atıp aracı ve yükü kontrol etmeden hareket ettiği, hırsızlık olayının gümrük kapısına ulaşıldığı zaman fark edildiği, her ne kadar taşıcının sürücüsü şikayette bulunmuş ise de hırsızlık olayının vuku bulup bulmadığının belli olmadığı, sürücünün giriş çıkışı kontrol altında bulunan daha güvenli bir yerde mola vermesi gerekirken bu kurala uymadığı ve taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi uyarınca konusu para olan borcun ülke parasıyla ödeneceği, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklının seçimlik hakka sahip olduğu, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişinin bu kararından geri dönemeyeceği, somut olayda davacının 23.07.2015 tarihli ihtarname ile 147,102,00 TL'nin ödenmesi için davalıya ihtarname çektiği, davacının seçimlik hakkını TL yönünden kullandığı, İlk Derece Mahkemesince TL cinsinden hüküm kurulması gerekirken yabancı para cinsi üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile 147.102,00 TL'nin 08.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek %9 yasal faiz oranı üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; döviz cinsinden ödenen tazminat tutarının fiili ödeme günündeki kur karşılığı ile ödeme tarihinden itibaren TCMB'nin euro cinsinden mevduata verdiği vadeli en yüksek faizle birlikte tahsilinin yasa gereği olduğunu, dava tarihinde harcı belirlemek üzere alacaklarının TL'ye çevrildiğini, bu miktarın istinaf mahkemesince dikkate alınmasının doğru olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı sigortalısına ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması sırasında meydana gelen hasar sebebi ile sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi.
3.6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920412400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz