Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6051 E. 2023/1432 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
götürü tazminat↗ temyiz kanun yolu↗ sorumluluk sınırı↗ ayıp ihbarı↗ müterafik kusur↗ ayıp↗ kusur sorumluluğu↗ kanun yolu↗ denetime elverişlilik↗ istinaf incelemesi↗ garantörlük↗ kâr kaybı↗ usulden reddi↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ görevsizlik kararı↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/45 E. 2024/3744 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · kusur · dava sebebi · eksik inceleme · vekalet ücreti · Tazminat
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 224 üncü maddesindeki «ayıp ihbarına» ilişkin sürenin «hak düşürücü süre» niteliği taşıdığını, satıcının ayıptan kaynaklı sorumluluğuna yönelik koşulların resen gözetileceği, hayvan satışına ilişkin dosya kapsamındaki «fatura» ve benzeri belgelerin haricinde yazılı bir sözleşmenin ve davalı satıcının ayıp sebebiyle sorumlu olacağı yönünde yazılı bir «taahhüdünün» bulunmadığı, davalı satıcının sorumlu olacağı sürenin yazılı olarak belirlenmemesi ve ayıbın da hayvanın gebeliğine ilişkin olmaması karşısında, «ihtarın» 17.04.2020 tarihinde davalıya çekilmiş olmasına göre, hayvanların «teslim» edildiği 08.02.2020 tarihinden itibaren 9 gün içinde ayıp ihbarının yapılmadığı, hayvanların bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makam ol …
DAVA Davacı dava dilekçesinde; 08.02.2020 tarihinde davalıdan 4350 adet tavuk aldığını, «teslim» edildiği gün 133 adedinin telef olduğunu, davalıya bildirdiğinde nakliye esnasında bu şekildeki ölümlerin normal olduğunu söylediğini, ancak tavukların telef olmaya devam ettiğini, davalının bu kez çeşitli bahaneler ürettiğini, gönderdiği ilaçların da fayda vermediğini, akabinde Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan numune analizi sonucu tavuklara “mycplazma synaviae mikroorganizmal” hastalığı teşhisi konulduğunu, 13.04.2020 tarihinde Akçadağ İlçe Tarım Müdürlüğü’nün bilgilendirmesi ile tavukların ölüm «sebebini» öğrendiğini, tavuklarda «gizli ayıp» bulunduğunu, bunu resmi kurumun bildirmesi neticesi «kesin» olarak öğrendiğinden itibaren süresi içinde yasal girişimleri yaptığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 229 uncu maddesinin kendisine tanıdığı «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığını ileri sürerek 155.347,50 TL’nin «ticari faizi» ile birlikte tahsilini, elinde kalan 350- 400’e kadar tavuğun işletmesinden alınmasını, tavukların alınmaması halinde Mahkemece «tevdi mahalli tayinini» talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ağır kusur» halinde satıcının süresinde dava açılmadığını ileri sürerek «sorumluluktan kurtulamayacağını», müvekkilinin bildirim ve tespit zorunluluğunun bulunmadığını, dosyaya sunulan delillerle tavuklarda ırsi nitelikteki “mycplazma synaviae mikroorganizmal” hastalığının bulunduğunun sabit olduğunu, kusur belirlenmeden «eksik inceleme» ile karar verildiğini, 6098 sayılı Kanun’un 224 üncü maddesinin uygulanamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıptan sorumluluk · tevdi mahalli tayini · dönme hakkı · sözleşmeden dönme · tevdi mahalli · gizli ayıp · arabuluculuk · ağır kusur
Benzer bu karardaDAVA Davacı dava dilekçesinde; 08.02.2020 tarihinde davalıdan 4350 adet tavuk aldığını, «teslim» edildiği gün 133 adedinin telef olduğunu, davalıya bildirdiğinde nakliye esnasında bu şekildeki ölümlerin normal olduğunu söylediğini, ancak tavukların telef olmaya devam ettiğini, davalının bu kez çeşitli bahaneler ürettiğini, gönderdiği ilaçların da fayda vermediğini, akabinde Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan numune analizi sonucu tavuklara “mycplazma synaviae mikroorganizmal” hastalığı teşhisi konulduğunu, 13.04.2020 tarihinde Akçadağ İlçe Tarım Müdürlüğü’nün bilgilendirmesi ile tavukların ölüm «sebebini» öğrendiğini, tavuklarda «gizli ayıp» bulunduğunu, bunu resmi kurumun bildirmesi neticesi «kesin» olarak öğrendiğinden itibaren süresi içinde yasal girişimleri yaptığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 229 uncu maddesinin kendisine tanıdığı «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığını ileri sürerek 155.347,50 TL’nin «ticari faizi» ile birlikte tahsilini, elinde kalan 350- 400’e kadar tavuğun işletmesinden alınmasını, tavukların alınmaması halinde Mahkemece «tevdi mahalli tayinini» talep etmiştir.
… inde özetle; her ne kadar, 6098 Kanun’un 220 nci maddesinde hayvan satışındaki ayıbın maddi şartları özel olarak düzenlenmişse de konusu hayvan satışı olmayan diğer «satış sözleşmelerindeki» sözleşme konusu şeyde çıkan ayıpların maddi şartlarının da belli ölçüde hayvan satışına uygulanması gerektiğini, satıcının hayvandaki ayıpla ilgili «ağır kusuru» varsa süresi içinde dava açılmadığını ileri sürerek «sorumluluktan kurtulamayacağını», müvekkiline ait işletmenin Devlet destekli olduğunu, her zaman uzman, veterinerler tarafından düzenli olarak tetkik edildiğini, durumun davalının iddia ettiği gibi olmadığının resmi kurumlarının incelemesi neticesinde kayıt ve rapor altına alındığını, Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan numune analizi sonucunda davalının gönderdiği tavuklara “mycplazma synoviae mikroorganizmal” hastalığı teşhisi konulduğunun dosya içinde mevcut deliller ile sabit olduğunu, hastalığın, anaç tavuklardan geçtiğini, irsi nitelik taşıdığını, davalının ağır kusurlu hareket ettiğini, tavukların anılan hastalıktan öldüğünü, deliller toplanmadan ve uzman bilirkişilerden rapor aldırılmadan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalının ağır kusuru sebebiyle davalıya bir bildirimde bulunma veya dava açıp bir tespit yaptırma zorunluluğunun müvekkili hakkında uygulanamayacağını, «kesin» ölüm «sebebinin» resmi kurumdan öğrenmesinden itibaren davalıya noter kanalı ile «ihtar» çekildiğini, «olumsuz» cevap vermeleri üzerine «arabuluculuk» ve dava yoluna gidildiğini, davanın 6098 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinde sayılan ikinci ihtimale, yani satıcının ağır kusuruna dayandığını, anılan hükümlerinin …
… ap dilekçesinde; davacının önce 4.350 adet tavuk istediğini, sonradan tavuk sayısını 2.700 adede düşürdüğünü, parça parça olmak üzere toplam 54.950,00 TL ödediğini, «teslim» günü olan 08.02.2020 tarihinde davacının tavukları indirmek için yeterli eleman ayarlamaması, kümesin önünde uzun süre bekletmesi, soğuk hava koşulları sebebiyle 145 adet tavuğun telef olduğunu, bu tavukların ücretlerinin davacıdan istenmediğini, teslimattan sonra müvekkilinin veterinerini arayan davacının 2.000 adet tavuğu bir kümese, 550 adet tavuğu başka kümese yerleştirdiğini, 550 adetlik kümesteki tavuklarda ölüm yaşandığını söylediğini, müvekkilinin veterinerinin altlıkların ıslak olduğunu, kümeste çamurların bulunduğunu, yeterli ısı ve ışık sağlanmadığını, bu «olumsuzlukların» giderilmesini söylediğini, davacının gönderdiği video kayıtlarında kümes koşullarının açıkça göründüğünü, “mycplazma synaviae mikroorganizmal” hastalığının kalıtsal olmadığını, müvekkilinin sağlıklı tavuk teslim ettiğini, bir ölüm varsa davacının kümes koşullarının sebebiyet verdiğini, canlı hayvan satışlarında satıcının «ayıptan sorumlu» tutulması için 6098 sayılı Kanun’un 220 ve 224 üncü maddesindeki şartların sağlanması gerektiğini, davacının ayıbı yasal süresi olan 9 gün içinde bildirmediği gibi …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ağır kusur» halinde satıcının süresinde dava açılmadığını ileri sürerek «sorumluluktan kurtulamayacağını», müvekkilinin bildirim ve tespit zorunluluğunun bulunmadığını, dosyaya sunulan delillerle tavuklarda ırsi nitelikteki “mycplazma synaviae mikroorganizmal” hastalığının bulunduğunun sabit olduğunu, kusur belirlenmeden «eksik inceleme» ile karar verildiğini, 6098 sayılı Kanun’un 224 üncü maddesinin uygulanamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6051 E. , 2023/1432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tavuk işletmesine davalıdan alınan jeneratörlerin arıza yapıp devreye girmemesi sebebiyle 35.978 adet tavuğun oksijensizlik sebebiyle öldüğünü, ayrıca yumurta kaybı oluştuğunu, sistemin çalışmamasında davalının tam kusurlu olduğunu ileri sürerek 35.978 adet tavuk bedelinin davalıdan tahsilini, arıza tarihi olan 28.09.2015 tarihinden yeni tavukların kümese konma tarihi olacak 30.10.2016 tarihine kadar elde edilecek yumurta kaybından oluşan zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 22.11.2018 tarihli dilekçesi ile talebini artırarak 485.703,00 TL'nin tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; jeneratörde yapısal bir sorun bulunmadığını, arızaların davacıdan ve arizi nedenlerden kaynaklandığını, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, arıza bildiriminin ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceğini, sözleşmede her türlü tazminatın sözleşme bedelinin %10’u ile sınırlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli, 2015/983 E., 2016/205 K. sayılı kararı ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, talep halinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV.ONAMA KARARI
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 30.10.2017 tarihli, 2016/13511 E., 2017/7430 K. sayılı kararı ile mahkemenin yetkisizlik kararının onanmasına karar verilmiştir.
V.YETKİLİ İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2019 tarihli, 2018/4 E., 2019/579 K. sayılı kararı ile dava konusu arızanın temel nedeninin davalı firma tarafından davacı firmaya satılan jeneratörün, elektrik kesintilerinde devreye girmemesine neden olan arızaların, jeneratör sisteminin otomatik transfer panosu, senkron şalter panosu ve elektronik kumanda modülünden müteşekkül kontrol panosunun işlevini tam yapamamasından kaynaklandığı, jeneratör kontrol panosunun temini, montajı ve devreye alınması, danışmanlık hizmeti ile garanti yükümlülüğünün sözleşme şartları gereği davalı satıcı firmanın sorumluluğunda olduğu, taraflar arasındaki alım sözleşmesinin garanti maddesine göre periyodik bakımların zamanında yapılması ve arıza durumunda jeneratöre sadece yetkili servis personelinin müdahale edeceği, aksi durumda garanti şartlarının yerine getirilmemiş sayılacağının kararlaştırıldığı, davacı işletmesinde meydana gelen arızalarda, arızaları sadece yetkili servis elemanlarına müdahale ettirmesi, arızaları süresi içinde davalı firmaya ihbar etmesi, kablo ve montajlamayı yapmakla birlikte davacı ...
firmasının son kontrolde herhangi bir uyarıda bulunmaması, yapılanları onaylaması nedeniyle davacı alıcı firmanın jeneratör sisteminin arızasında üzerine düşen edinimleri yerine getirdiği, bu nedenle dava konusu olayda herhangi bir kusuru olmadığı, davalının servis raporunda belirttiği "jeneratör ve şebeke topraklamasının birbirinden ayrılması gerektiği" hususunda topraklamanın devreye alınma esnasında yapılmamasından davacıya herhangi bir ihmal ya da kusur yüklenemeyeceği, topraklamanın uygun yapılmamasından davalı satıcı firmanın sorumlu olduğu, davalı firmanın kusuru sebebi ile davacının zarara uğradığı, gerekçesiyle 485.703,00 TL'nin (10.000,00 TL'sinin faizsiz, 475.703,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 22.11.2018 tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın sözleşmede kararlaştırılan tazminat sorumluluk sınırının üstünde olduğunu, jeneratör topraklanması kapsamında kusur ve sorumluluğun davacı üzerinde bulunduğunu, bu hususun denetime elverişli şekilde incelenmediğini, müvekkilinin jeneratörün bakım ve kontrollerini eksiksiz yaptığını, dış etkenlerin arızaya sebebiyet verebileceği ihtimalinin değerlendirilmediğini, önceki arızaların davacıdan ve kuşlar gibi etkenlerden kaynaklandığını, davacının mevzuat gereği önlem, tedbir ve onayları alıp almadığı hususunun değerlendirilmediğini, muhtemel üretilecek yumurta sayısı üzerinden zarar hesabı yapılamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait tesiste elektrik kesintisi yaşandığı, bu durumda doğrudan jenaratörlerin devreye girmesi gerektiği halde girmediği, davacı personelinin elektrik kesintisine yönelik arızayı gidermeye çalıştığı esnada jeneratörlerin devreye girmemesi sebebiyle tesisteki tavukların havasız kalıp telef oldukları, jeneratörün kurulumu, montajı, devreye alınmasının davalının yükümlülüğünde içinde kaldığı, kazanın nedeni olarak görülen bina ile jeneratörün elektrik toprak hattının ayrı ayrı olması gerektiği, bu noktada karşı tarafa gerekli uyarıyı yapmayan satıcının ağır kusurlu olduğu, davacının jeneratörün otomatik olarak devreye girmemesinde herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, davalının zararın artmasına davacının neden olduğu savunmasına ilişkin hiçbir belge ve bilgiyi sunmadığı, taraflar arasındaki tazminat taleplerinin sözleşmenin %10'unu aşamayacağı yönündeki düzenlemenin azami götürü tazminat anlaşmasına örnek teşkil ettiği, tazminatın sınırlandırılmasına dair anlaşma somut olay açısından hükümsüz olduğu, tavuk ölümlerinden dolayı boş kalan yerlere aynı yaş grubu dışında farklı yerlerden alınan tavuk koymanın hastalıklarla mücadeleyi zorlaştıracağı gibi tavukların birbirlerine karşı zarar vermesi durumunu da ortaya çıkaracağı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik incelemeye dayandığını, sözleşmeye göre topraklama tesisatının kontrolü ve raporlanmasının davacıya ait olduğunu, davacının gerekli önlem ve tedbirleri almadığını, sözleşmede olmayan bir yükümün müvekkiline yüklenemeyeceğini, hayvanların ölümüne davacının sebebiyet verdiğini, raporu dikkate alınan bilirkişi heyetinde elektrik mühendisi bilirkişinin bulunmadığını, teknik bilirkişi incelemesinde bir ayıp tespitinin yapılmadığını, topraklama hususunda müvekkilinin gerekli uyarılarda bulunduğunu, davacının mevzuat gereği önlem, tedbir ve onayları alıp almadığı, zararın artmasına davacının sebebiyet verip vermediği, müterafik kusurun bulunup bulunmadığı hususlarının tartışılmadığını, muhtemel üretilecek yumurta sayısı üzerinden zarar hesabı yapılamayacağını, dış etkenlerin zarara etkisinin değerlendirilmediğini, sözleşmeye göre tazminatın sözleşme bedelinin %10’unu geçemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112 ve devamı maddeleri, 227 nci maddesi,
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'la (5236 sayılı Kanun) yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme nedeniyle bir dosyada 20.07.2016 tarihinden önce 1086 sayılı Kanun hükümlerine göre temyize tabi nihai bir karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiş ise dosyada kesinleşinceye kadar verilecek tüm kararlar 6100 sayılı Kanun hükümlerine göre istinafa tabi, görevsizlik kararı temyiz sonucu kesinleşmiş ise doğrudan 1086 sayılı Kanun hükümlerine göre temyize tabidir.
2.Somut uyuşmazlıkta, kanun yoluna başvurulan ilk derece mahkemesince verilen karar 10.07.2019 tarihli olup kural olarak istinaf kanun yoluna tabi ise de, öncesinde Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli, 2015/983 E., 2016/105 K. sayılı kararı ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karar (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 30.10.2017 tarihli, 2016/13511 E., 2017/7430 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
3.Bu haliyle, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve başlama tarihinden önce ilk derece mahkemesince niteliği ne olursa olsun nihai bir karar verilmiş olmakla, dosyada esas hakkında verilecek kararlara karşı kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolu istinaf değil, temyiz kanun yolu olup, Bölge Adliye Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 10.07.2019 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf incelemesine tabi tutarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi doğru değildir. Bu nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli, 2019/2448 E., 2021/748 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile temyiz incelemesinin yapılmasına karar verildi.
4. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
5. Davacı, davalının satıp montajını yaptığı jeneratörlerin devreye girmemesi sebebiyle tavuklarının telef olduğunu ve yumurta zararının doğduğunu ileri sürerek 287.824,00 TL ölen tavukların değeri, 197.879,00 TL yumurta zararı olmak üzere toplam 485.703,00 TL tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda 48 haftalıkken ölümlerinden sonra çıkma tavuk tabir edilen 90 haftalık oluncaya kadarki 42 hafta süresince yumurta üretiminin yapılamaması sebebiyle davacının gelir kaybına uğradığı kabul edilip bu şekilde bulunan miktarın yumurta zararı olarak davalıdan tahsiline karar verildiğine göre telef olan tavukların da çıkma tavuk olacakları 90 haftalık hallerindeki değerinin belirlenip tavuk zararının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf başvuru dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilip temyiz incelemesinin yapılmasına,
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/912367300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz