Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5435 E. 2023/1069 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
grup muafiyeti↗ sabit yatırım bedeli↗ sabit yatırım↗ hakkaniyet indirimi↗ kira ilişkisi↗ iflas erteleme↗ rekabet kurulu kararı↗ kısmi ödeme↗ faturaya itiraz↗ cari hesap ilişkisi↗ kanuna karşı hile↗ cari hesap alacağı↗ faiz başlangıç tarihi↗ yemin deliline dayanma↗ bozma sonrası karar↗ yemin delili↗ ticari defter ve kayıtlar↗ muafiyet↗ usuli kazanılmış hak↗ muvazaa↗ temerrüt tarihi↗ cari hesap↗ hile↗ ticari defter kayıtları↗ bayilik sözleşmesi↗ kira sözleşmesi↗ yemin↗ cy/cy şerhi↗ hakkaniyet↗ kazanılmış hak↗ dürüstlük kuralı↗ sebepsiz zenginleşme↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ terkin↗ ihtarname↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, taraflar arasındaki bayilik ve kira sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin sona erme nedeni, bu nedenin davacı talepleri bakımından etkisi, davacı taleplerinin yerindeliği, sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli zenginleşme savunması ve buna bağlı olarak iadenin kapsamı, faizin başlangıç tarihi, bozma ilâmının kapsamı ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlar noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci ve 222 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili talebi, Mahkemece davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının cari hesabın kaynağını açıklayan delil ibraz edemediği ve yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı düzenlenmiştir.
4. Taraf vekillerinin defterlerinin incelenmesi için Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat evrakının gereği için 2007-2012 yıllarına ait ticari defterlerini sunması için davalı şirkete gönderilen davetiyeye, sadece 2007 ve 2012 yıllarına ait açıklama içerecek şekilde, 2007 yılına ait defterlerin Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir başka dava için istendiği, 2012 yılına ait defterlerin ise Erzurum Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde incelenmekte olduğu belirtilerek bu defterlerin mahkeme aracılığı ile istenmesi talebiyle 17.12.2013 tarihli şirket unvanının yazılı olduğu imzalı bir dilekçe ile yanıt verildiği, diğer defterlerle ilgili olarak hiçbir açıklama yapılmadığı, bilirkişi raporunda ise davalı şirket muhasebecisi ile yapılan telefon görüşmesinde 2007 ve 2012 yılları dışındaki diğer defterlerin birkaç kez istendiği; ancak bu defterlerin ibraz edilmediği bilgisine yer verilerek, neticeten davalı defterlerinin incelenemediği, davacı defterlerindeki kayıtlara göre davacının cari hesap alacağının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
5. Bu itibarla Mahkemece davalı tarafa taraflar arasındaki ilişkinin sürdüğü 2007 ilâ 2012 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtları sunmak üzere davetiye gönderilmesi, ticari defterlerin sunulmamasının hüküm ve sonuçlarının davetiyeye yazılarak tarafa ihtar edilmesi ve defterlerin ibraz durumuna göre 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince inceleme yapılarak davacının cari hesap alacağı talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Peşin satış teşvik primi bedelinin istenememesi ve birleşen davada derdestlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3730 E. 2022/9062 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · intifa hakkı · derdestlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince 615.076,00 TL’ye dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosya yönünden davalının «bayilik sözleşmesi» gereğince verdiği «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takipte «tahsilde tekerrür» etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve «icra inkar tazminatı» isteminin reddine verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
3-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen «bayilik sözleşmesi» kapsamında davalıya ödenen 270.000,00 USD finansal destek bedeli ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik «priminin» 18.09.2010 tarihini aşan süre için «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince güncellenmiş değerlerinin ve ayrıca 27.295,08 TL «sabit yatırım bedelinin» tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5906 E. 2022/7330 K.
Ortak:sabit yatırım · dahili dava · vekalet ücreti · avans faizi · temerrüt
Benzer bu kararda… lebi bulunmadığı, davacının asıl davadaki inkişaf bedeli yönünden alacağının güncellenmiş değerinin 121.787,00 TL olarak bilirkişi heyetince hesaplandığı, davacının «sözleşmenin feshi» itibarıyla bakiye kalan süre yönünden inkişaf bedelinden talep edebileceği güncellenmiş tutarın 121.787,00 TL olarak asıl dosyada davalı Burpet'ten talep edebileceği, gerek asıl dava gerekse birleşen davada davacının «sabit yatırım» yönünden sözleşmenin feshinden sonra kalan süreye isabet eden zaman yönünden iadesini talep ettiği teknik yatırım alacağının ise davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların, taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak ve sözleşme süresine bakılmaksızın hizmetin yürütülmesi için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle asıl ve birleşen davaya konu davacının sabit yatırım iade talebinin yerinde olmadığı, asıl ve birleşen davadaki sabit yatırıma ilişkin davacı talebinin tüm davalılar yönünden asıl ve birleşen davada reddi gerektiği, asıl davada davacının inkişaf bedelinin davalı Burpet'in yedinde kalması nedeniyle oluşan semere karşılığı talep ettiği tutarında, düzenleyici işlem nedeniyle sözleşme süresinin kısalmasında davalının bir «kusuru» bulunmayıp, kalan sürenin «geçersizliği» ortaya çıkana kadar 121.787,00 TL inkişaf bedelinin geçerli bir sözleşme maddesi gereğince davalının elinde bulundurduğu, davacının «temerrüde» düştüğü tarihten sonra da ancak «temerrüt faizini» aşan «zararın ispatı» halinde talepte bulunulabileceğinden semere talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacının davasının kısmen kabulü ile 121.787,00 TL inkişaf bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı Burpet Petrol Turizm İnş.
Şti. hakkında verilen hüküm ile birleşen dosya davalısı da «dahil» olmak üzere tüm davacılar ve davalılar hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği, davacının inkişaf bedeline yönelik talebi, bayisi olan davalı Burpet Petrol Turz.
Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, asıl davada davacının semere karşılığı talep ettiği tutar ile «sabit yatırım» karşılığı talep ettiği tutarlar ile fazlaya ait tüm taleplerin asıl davadaki tüm davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · i̇i̇k 258 · sözleşmenin feshi · temerrüt faizi · geçersizlik · kusur · temsil
Benzer bu kararda… lebi bulunmadığı, davacının asıl davadaki inkişaf bedeli yönünden alacağının güncellenmiş değerinin 121.787,00 TL olarak bilirkişi heyetince hesaplandığı, davacının «sözleşmenin feshi» itibarıyla bakiye kalan süre yönünden inkişaf bedelinden talep edebileceği güncellenmiş tutarın 121.787,00 TL olarak asıl dosyada davalı Burpet'ten talep edebileceği, gerek asıl dava gerekse birleşen davada davacının «sabit yatırım» yönünden sözleşmenin feshinden sonra kalan süreye isabet eden zaman yönünden iadesini talep ettiği teknik yatırım alacağının ise davacının bayisi olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapılan teknik yatırımların, taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin gereği olarak ve sözleşme süresine bakılmaksızın hizmetin yürütülmesi için zorunlu yatırımlar olması sebebiyle asıl ve birleşen davaya konu davacının sabit yatırım iade talebinin yerinde olmadığı, asıl ve birleşen davadaki sabit yatırıma ilişkin davacı talebinin tüm davalılar yönünden asıl ve birleşen davada reddi gerektiği, asıl davada davacının inkişaf bedelinin davalı Burpet'in yedinde kalması nedeniyle oluşan semere karşılığı talep ettiği tutarında, düzenleyici işlem nedeniyle sözleşme süresinin kısalmasında davalının bir «kusuru» bulunmayıp, kalan sürenin «geçersizliği» ortaya çıkana kadar 121.787,00 TL inkişaf bedelinin geçerli bir sözleşme maddesi gereğince davalının elinde bulundurduğu, davacının «temerrüde» düştüğü tarihten sonra da ancak «temerrüt faizini» aşan «zararın ispatı» halinde talepte bulunulabileceğinden semere talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacının davasının kısmen kabulü ile 121.787,00 TL inkişaf bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı Burpet Petrol Turizm İnş.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin 2011/«258» esas, 2013/279 sayılı ilk kararı Yargıtay (Kapatılan) 19.
Şti. yargılama aşamalarında vekille «temsil» edilmemiş olup, asıl davada reddedilen kısım yönünden mezkur davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmesi isabetli olmamış kararın bozulması gerekmiş ise de; anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğin, mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5435 E. , 2023/1069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilâmına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av....ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.08.2007 tarihinde davalı şirketin maliki bulunduğu taşınmaz için 15 yıl süre için kira sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin tapuya şerh edildiğini, davalının 07.11.2007, 07.08.2012 ve 07.09.2012 tarihli bayilik sözleşmelerine istinaden müvekkilinin bayisi olarak faaliyet göstermekte iken başka bir akaryakıt dağıtım şirketi ile anlaşacağını belirterek 07.10.2012 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davalının süreç içerisinde Rekabet Kurumuna yaptığı başvuru neticesinde Kurumun taraflar arasındaki dikey ilişkinin 01.08.2012 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanmış olduğu, dikey ilişkiye bireysel muafiyet tanınamayacağından bahisle yanıt verildiğini, davalının kullanılmayan kira bedeline denk eden tutarı müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğunu ayrıca davalının 17.448,42 TL cari hesap borcu bulunduğunu ileri sürerek kullanılmayan kira süresine karşılık gelen 532.210,89 TL'lik kısmın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ve faizin KDV'si ile bu paranın dava tarihine kadar davalının yedinde kalması sebebiyle müvekkilinin uğradığı ekonomik kayıp olan 236.688,06 TL'nin sözleşmenin feshedildiği 07.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV'si ile sabit yatırım bedelinin kullanılmayacak süreye denk gelen 3.108,82 TL'lik kısmının yatırımın yapıldığı tarihten işleyecek avans faizi ve faizin KVD'si ile sabit yatırım tutarının dava tarihine kadar davalının yedinde kalması sebebiyle müvekkili şirketin yoksun kaldığı KDV dahil 1.313,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KVD'si ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine;
cari hesaptan kaynaklanan 17.448,42 TL'nin temerrüt tarihi olan 11.10.2012 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki bayilik anlaşmasının Rekabet Kurulu kararı uyarınca 5 inci yılın dolmasıyla sona erdiğini, müvekkilinin cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunmadığını, sabit yatırımların sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı tarafından söküldüğünü ayrıca kira bedeli olarak talep edilen tutarın 100.000 USD'nin müvekkili şirkete ödül mahiyetinde karşılıksız verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 05.02.2015 tarih, 2013/115 E. ve 2015/56 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca süresinden önce sona erdiğinin dosya kapsamına göre sabit olduğu, taraf defterlerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporundaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 642.303,50 TL kullanılmayan kira bedelinin ve 17.448,42 TL cari hesap alacağının ihtarname tarihi olan 13.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranda avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 15.05.2017 tarih, 2016/8129 E. ve 2017/3767 K. sayılı kararıyla davalının rapora yönelik itirazlarını karşılayacak şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılıp iddia ve savunma çerçevesinde deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş; bozma sebep ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 01.08.2007 tarihinde imzalanan "kira sözleşmesi" başlıklı belgede 15 senelik kira karşılığı olarak davacının davalıya 500.000 USD+ KDV ödeyeceğinin yazılı olduğu, bayilik sözleşmeleri incelendiğinde 500.000 USD ile ilgili bir ibare olmadığı, dosya içerisindeki faturalar incelendiğinde davalının davacıya kira bedeli açıklamalı faturalar kestiği, dolayısıyla davalının davacıdan aldığı 500.000 USD'nin 01.08.2007 tarihli sözleşme gereğince 15 yıllık kira karşılığı alındığı, Rekabet Kurulu kararı ile sözleşmenin süresinin 5 yıl ile sınırlandırılması nedeni kullanılmayan sözleşme süresine isabet eden bedelin davacıya iadesi gerektiği, kira sözleşmesinin başlangıcının 01.08.2007, terkin tarihinin 15.04.2013 olduğu, kullanılan gün sayısının 2084, sözleşmenin bitim tarihine göre toplam gün sayısının 5479, kullanılmayan gün sayısının 3395, günlük kira bedelinin 91.26 USD, kullanılmayan gün sayısına göre iadesi gereken miktarın 309.028 USD, bunun dava tarihi TL karşılığının 556.250,00 TL olduğu, önceki kararda 405.615,44 TL kullanılmayan döneme ait kira bedeli, taleple bağlı kalınarak 236.688,06 TL semere kapsamında kullanılmayan peşin kira tutarının güncelleştirme karşılığı olmak üzere toplam 642.303,50 TL'ye karar verildiği, davalı temyizinde tek temyiz nedeni olarak semereye karar verilmediği iddiasının ileri sürüldüğü oysa davacı vekilince semere kapsamında dava dilekçesinde 236.688,06 TL talep edildiği ve bu miktara aynen karar verildiği, dolayısıyla davacının daha önceki kararda hükmedilen kullanılmayan döneme ait kira bedeli karşılığı 405.615,44 TL'ye karşı temyiz yoluna gitmediğinden kullanılmayan kira bedeli tutarı olarak 405.615,44 TL'ye karar verilmesi gerektiği, davacının kullanılmayan döneme ait kira parasına semere uygulanmasına yönelik talebi değerlendirildiğinde, daha önceki kararda hüküm altına alınmış ise de kira sözleşmesinin 11 inci maddesinde buna dair hüküm olmadığı, iyi niyetli sebepsiz zenginleşen davalının güncelleştirilmiş kira bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, bu nedenle semere güncelleştirme bedeline yönelik talebin reddi gerektiği, kullanılmayan döneme ait kira bedelinin KDV'si ile faizinin KDV'si talebinin daha önceki kararda reddedildiği ve davacının bu konuda temyiz yoluna başvurmadığı, davacı tarafın sabit yatırımlarla ilgili talebi ispat edememesi nedeni ile daha önceki kararda reddedildiği, davacının temyiz yoluna başvurmaması nedeni ile bu konuda hüküm kurulmadığı, daha önceki kararda davacının cari hesap alacağı kabul edilmiş ise de dosyadaki rapora göre davacının incelenen defterlerine göre 17.448,42 TL cari hesap alacağı belirlenmiş ise de talimat yolu ile alınan raporda davalının defterleri sunulmadığından incelenmediği, davacının cari hesap alacağının dayanağını açıklayamadığı ve bu konuda delil sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı, kullanılmayan kira bedeli sözleşmenin tapuda terkin tarihi olan 15.04.2013 tarihi esas alınarak hesaplandığından faiz başlangıcının da 15.04.2013 olarak alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kullanılmayan döneme ait kira bedeli 405.615,44 TL'nin 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece kabul edilen kısım dışındaki taleplerin reddinin doğru olmadığı, zira bozma ilamında bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildiğini, bozma öncesi verilen kararda semere alacağının kabul edilmediğini, Mahkemenin tespitinin hatalı olduğunu, semere talebinin davalının iyi niyetli olduğundan bahisle reddedilemeyeceğini, tacir olan davalının sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve sebepsiz zenginleşme ile elde ettiği parayı iade etmesi gerektiğini, davalının peşin aldığı kira bedelini en azından mevduat faizi oranında değerlendirmiş sayılacağı kabul edilerek bu suretle elde edeceği tutarı iade etmekle yükümlü olduğu, bozma öncesi verilen kararda ve bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda cari hesap alacağı tespiti yapılmasına rağmen, cari hesap alacağı taleplerinin reddedildiğini, bozma ilâmına uyulmakla her iki taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, cari hesap alacağının usulüne uygun tutulmuş defterler ile ispat edildiğini, davalının kendisine verilen süreye rağmen defterlerini sunmadığını, cari hesap ilişkisinde tespit edilen tutarın belirli bir mal ve hizmete ilişkin olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, zira süregelen ilişki içerisinde mal alımı ve ödeme yapıldığını, fatura düzenlendiğini, davalının faturalara ilişkin bir itirazının veya buna ilişkin bir delilin bulunmadığını, ticari defterlerini ibrazdan imtina eden davalının müvekkili defterindeki kayıtlara göre tespit edilen borcunu ödemesi gerektiğini, kabule göre alacağa sözleşmenin tapudan terkin tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, zira sebepsiz zenginleşmede ödeme tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleştiğini, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olması gerektiğini, bozma öncesi verilen kararda hükmedilen alacağa sözleşmenin davalı şirketçe feshedildiği 13.10.2012 tarihinden itibaren faiz işletildiğini, kazanılmış hak nedeniyle faiz başlangıcının bu tarih olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının isteminin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki ilişkinin Rekabet Kurulu kararı ile sona erdiğini ve müvekkilinin iade borcunun olmadığını, davacının konumu gereği Kurul kararını bildiğini, davacının 15 yıllık kira sözleşmesi yaparak kira sözleşmesini tapuya şerh ettirdiğini ve sözleşme Rekabet Kurulu kararı gereği sona erdiğinde de bilgi sahibi olduğu bu duruma rağmen sebepsiz zenginleşme iddiasıyla dava açtığını, davaya dayanak olarak da Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u gösterdiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği gibi hiç kimsenin kendi muvazaasından yararlanayacağını, müdebbir bir tacir olarak davacının bildiği ve buna göre düzenlediği ilişki nedeniyle sebepsiz zenginleşme davası açamayacağını, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimlerini iyi niyetle tamamladığını, somut olayda gerçek bir kira ilişkisini bulunmadığını, istasyonun üzerine kurulu olduğu taşınmazın davacıya değil müvekkiline ait olduğunu, buna rağmen davacının kiraya veren, müvekkilinin kiracı olarak göründüğü bir kira sözleşmesi yapıldığını, bunun kanuna karşı hile olduğunu, müvekkilinn bayilik sözleşmesinden daha uzun süreli kira sözleşmesini imzalamak zorunda kaldığını, davacının davranışının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin zenginleşmediğini aksine müvekkili hakkında iflasın ertelenmesine karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Kurul kararı ile sona eren ilişkide müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ve kendi iradesi ile sebep olmadığı zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacının faiz isteminin mesnetsiz olduğunu, iade yükümlülüğü doğması halinde bunun müvekkilinin elinde kalan miktarla sınırlı olduğunu, 500.000 USD'nin kira bedeli karşılığı ödenmediğini, bunun arsa üzerine petrol istasyonu kurulabilmesi için verildiğini, bilirkişi raporuna vaki itirazlarının değerlendirilmediğini ayrıca bilirkişi seçimine de itiraz edildiğini, davalının acze düşeceği bir miktara hükmedilmemesi gerektiğini ve hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacının bir alacağı bulunsa idi taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan kira şerhinin kaldırılmayacağını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik ve kira sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin sona erme nedeni, bu nedenin davacı talepleri bakımından etkisi, davacı taleplerinin yerindeliği, sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli zenginleşme savunması ve buna bağlı olarak iadenin kapsamı, faizin başlangıç tarihi, bozma ilâmının kapsamı ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlar noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci ve 222 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili talebi, Mahkemece davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının cari hesabın kaynağını açıklayan delil ibraz edemediği ve yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı düzenlenmiştir.
4. Taraf vekillerinin defterlerinin incelenmesi için Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat evrakının gereği için 2007-2012 yıllarına ait ticari defterlerini sunması için davalı şirkete gönderilen davetiyeye, sadece 2007 ve 2012 yıllarına ait açıklama içerecek şekilde, 2007 yılına ait defterlerin Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir başka dava için istendiği, 2012 yılına ait defterlerin ise Erzurum Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde incelenmekte olduğu belirtilerek bu defterlerin mahkeme aracılığı ile istenmesi talebiyle 17.12.2013 tarihli şirket unvanının yazılı olduğu imzalı bir dilekçe ile yanıt verildiği, diğer defterlerle ilgili olarak hiçbir açıklama yapılmadığı, bilirkişi raporunda ise davalı şirket muhasebecisi ile yapılan telefon görüşmesinde 2007 ve 2012 yılları dışındaki diğer defterlerin birkaç kez istendiği;
ancak bu defterlerin ibraz edilmediği bilgisine yer verilerek, neticeten davalı defterlerinin incelenemediği, davacı defterlerindeki kayıtlara göre davacının cari hesap alacağının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
5. Bu itibarla Mahkemece davalı tarafa taraflar arasındaki ilişkinin sürdüğü 2007 ilâ 2012 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtları sunmak üzere davetiye gönderilmesi, ticari defterlerin sunulmamasının hüküm ve sonuçlarının davetiyeye yazılarak tarafa ihtar edilmesi ve defterlerin ibraz durumuna göre 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince inceleme yapılarak davacının cari hesap alacağı talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/912175200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz