6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kambiyo vasfı olmayan senette tacir sıfatı ve görevli mahkeme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1930 E. 2022/1730 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Davacının nitelemesi: Görev mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo vasfı bulunmayan bir senede bağlanan ticari satım ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, tarafların ticaret siciline kayıtlı olmaması veya vergi mükellefi olmaması, tek başlı tacir sıfatını ortadan kaldırmaz; senet tutarının verildiği yıl itibarıyla VUK'ta öngörülen bilanço esasına göre defter tutma haddini aşması, ilgili tarafın tacir sayılması için yeterlidir. Her iki tarafın da tacir olduğu tespit edildiğinde dava nispi ticari dava niteliğini taşır ve görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; salt ticaret sicil kaydının bulunmaması gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddedilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Kambiyo vasfı bulunmayan senetten kaynaklanan davada görevli mahkemenin tespiti → kabul

İddia: Davacı vekili, mahkemenin görevsizlik kararında dayandığı emsal kararda mutlak ticari dava koşulunun oluşmadığından bahsedildiğini, ancak nispi ticari dava koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılmadığını; her iki tarafın da tacir olduğunun ikrar edildiğini, uyuşmazlığın ticari bir alım-satımdan kaynaklandığını, ticaret siciline kayıtlı olmamanın tacir olmadığını göstermeyeceğini ileri sürerek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirtmiştir.

Gerekçe: Senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, senet nedeniyle açılan davaya bakmaya asliye hukuk mahkemeleri görevli olmakla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkinin demir satışına ilişkin olduğu her iki yanın kabulündedir. VUK 176 ve 182. maddelerine göre birinci sınıf tacirlerin bilanço esasına göre defter tutacağı, 2013 yılı itibarıyla VUK 177. maddesindeki tutarlar (satın alıp satanlar için yıllık alım 150.000-TL, satış 200.000-TL vb.) dikkate alınarak bilanço esasına göre defter tutma haddinin belirleneceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, unsurları tamam olmayan bir senede bağlanan satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır; satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden, ancak her iki tarafın da tacir olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır. Davacı ve davalının ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmaması tacir olmadığını veya esnaf olduğunu göstermez; işletme hesabına göre defter tutuluyor olması da esnaf sıfatını göstermez. TTK 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı ve bağımsız şekilde yürütülen faaliyet olarak tanımlanmıştır; ticaret siciline veya esnaf odasına kayıtlı olmama ile vergi mükellefiyeti durumu tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt değildir. Dava konusu senet 317.000-TL tutarındadır; bu tutar, senedin verildiği yılda bilanço esasına göre defter tutma haddini aşmaktadır, bu nedenle davacının tacir olduğunun kabulü gerekir. Emsal nitelikteki Yargıtay (kapatılan) 19. HD kararında da, ticari satım ilişkisinde tarafın emeğinden çok sermayesiyle faaliyet gösterip kâr amacıyla mal alıp sattığı hallerde tacir sıfatının bulunduğu, TTK 4/1 ve 5/1 maddeleri uyarınca bu tür uyuşmazlıkların ticari dava sayılıp ticaret mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, her iki tarafın da tacir olması halinde dava nispi ticari dava olarak kabul edileceğinden, tarafların ticaret sicilinde kaydı olmaması gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin karar doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kambiyo vasfı olmayan senede bağlı ticari satım uyuşmazlıklarında, tarafın ticaret siciline kayıtlı olmamasının tacir sıfatını ortadan kaldırmadığı ve senet tutarının VUK'taki bilanço esasına göre defter tutma haddini aşmasının tacir olma yönünde belirleyici olduğu, dolayısıyla nispi ticari dava koşullarının oluştuğu ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Kambiyo vasfı taşımayan senede bağlı olsa da her iki tarafın da tacir olduğu tespit edilen ve ticari satım ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, nispi ticari dava niteliği nedeniyle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Dava şartı
görev

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası kambiyo senedi vasfı görev (dava şartı) nispi ticari dava tacir sıfatı bilanço esasına göre defter tutma haddi VUK 176-182 TTK 11(1) TTK 4/1 TTK 5/1

Atıf yapılan mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) — VUK 176VUK 177VUK 182 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 11(1)TTK 4/1TTK 5/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1930

KARAR NO 2022/1730

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/06/2022

NUMARASI 2021/349 Esas - 2022/568 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, ancak takip dayanağı senedin kambiyo vasfı taşımadığını,senet üzerinde tanzim tarihi olmadığını, alacaklının kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapma olanağı bulunmadığını ve yalnız işbu takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, konuya ilişkin yeni tarihli Yargıtay kararını sunduklarını, davacının dava tarihi itibarıyla, asıl alacak - takip tarihine kadar işlemiş ve takipten dava tarihine kadar işlemiş faiz, vekalet ücreti tahsil harcı ve masraflar toplamı olan 668.003,07TL için İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas dosyasında sadece icra takibine yönelik olarak borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili , müvekkili şirket aleyhine menfi tespit davası açılmış ise de iş bu davadaki taleplerin haksız olduğunu, davacının aradan geçen 8 yıl sonrasında iş bu davayı açmasının hayli manidar olduğunu, davacının yakın zamanda ya kendi adına almayı planladığı gayrimenkuller olduğu için ve/veya miras yoluyla kendisine intikal edecek bir takım haklar olduğu için borçlarından kurtulmak adına bu şekilde dava açtığını, davacının inşaat işi ile uğraştığını, müvekkili şirketin de demir ticareti yaptığını, davacı kendi işleri için o tarihlerde müvekkili şirketten demir aldığını, bu demirlerin teslim edildiğini ve davacının da karşılığında senet verdiğini, senedin kambiyo vasfına haiz olmadığına hükmedilecek ise bu kerre takibin iptaline değil takibin ilamsız takip olarak devamına karar verilmesinin hakkaniyete uygun olacağını, davacının asıl kendisinin kötü niyetli hareket ettiğini, müvekkilini borcun ödeneceği hususunda inandırdığını, senet verdiğini, takip yapıldıktan sonra da müvekkilini sürekli oyalamış, basiretli bir tacire yakışır şekilde hareket etmemiş ve hali hazırda da verdiği senetten dolayı “kambiyo vasfına haiz değildir” diyerek dava açtığını belirterek müvekkili şirket aleyhine ikame edilmiş huzurdaki davada davacının tüm taleplerinin esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise bu kerre hakkaniyet gereği ve davacının imzaya ve borca itiraz etmediğinden dolayı davaya konu takibin örnek No:7 üzerinden devamına, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; kambiyo vasfı bulunmayan senetten kaynaklanan ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmayan uyuşmazlıklarla ilgili davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceğini ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceğini, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmakla davanın HMK 114/1-c ve HMK 115/2 gereği usul (görev) yönünden reddine, HMK 20. maddesi uyarınca süresinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Davacı vekili mahkeme kısaca; "kambiyo vasfı taşımayan senedin uyuşmazlığını çözmeye asliye hukuk mahkemesi görevlidir." Şeklinde görevsizlik kararı verdiğini, mahkemenin gerekçeli kararında dayandığı; Yargıtay 11. HDinin 2018/1058 Esas 2019/6703 Karar sayılı ilamının tamamen kabullerinde olduğu, ne var ki ilgili içtihatta "TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği" şeklinde açıklama bulunduğunu, nispi ticari dava koşullarının oluşmasına rağmen ve bunu ayrıntısıyla açıklamalarına rağmen görmezden geldiğini, BAM'nin yerleşik içtihatları da, kambiyo vasfı bulunmayan senetlere genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılması gerektiğine yönelik olduğunu ,eldeki olayda her iki taraf da davacı müvekkilin tacir olduğunu ikrar etmesine rağmen mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, olayın ticari bir alım satımdan kaynaklandığını her iki taraf ikrar etmesine rağmen mahkemece nispi ticari dava koşulları gözardı edildiğini, tarafların tacir olduğunun her tür delil ile ispatı mümkün olduğunu, Yargıtay 23.HDnin Esas: 2014/ 5506 Karar: 2015 / 4254 Karar Tarihi:

04. 06.2015 tarihli kararda ..Ticaret siciline kayıt kişinin tacir olduğuna karine teşkil eder. Ticaret sicilinde kaydı olmayan kişinin tacir olduğu da her türlü delil ile ispatlanabilir..''denildiğini, davalı vekilinin cevap dilekçesinde "Davacı inşaat işi ile uğraşmakta, müvekkil şirkette demir ticareti yapmaktadır. Davacı kendi işleri için o tarihlerde müvekkil şirketten demir almış, davacı da karşılığında senet vermiştir" dediğini, müvekkilinin inşaat malzemeleri-demir ticaretiyle iştigal ettiği tarafların kabulünde olup, dolayısıyla müvekkilinin tacir olup evrakın da demir ticaretiyle ilgili olarak keşide edildiğini, herhangi bir sicil kaydı yok ise de bu hususun tacir sayılmasına engel olmadığını ve görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, ticaret siciline kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceğini, senet kambiyo vasfını taşımıyorsa mutlak ticari davadan bahsedilemeyeceğini, ancak nıspi ticari dava koşullarının oluşup oluşmadığının da tartışılması gerektiğini, istinaf isteminin kabulüne;

kararın kaldırılmasına, esasa girilmez ise dosyanın esastan incelenip hükme bağlanması için görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalı şirket tacir sıfatını haiz ticari şirket olmakla birlikte davacının tacir ve vergi kaydı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın görev nedeniyle usuldun reddine karar verilmiştir.Senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı anlaşılmakla senet nedeniyle açılan davaya bakmaya asliye hukuk mahkemeleri görevli ise de ;taraflar arasında ki ticari ilişkinin demir satışına ilişkin olduğu her iki yanın kabulündedir. VUK 176.madde de birinci sınıf tacirlerin bilanço esasına göre defter tutacağı 182..madde de bilanço esasına göre defter tutacak tacirlerin yevmiye ,envanter ,defteri kebir tutacağı düzenlenmiştir.2013 yılında bilanço esasına göre defter tutacak tacirler bakımından VUK 177.maddesinde ki tutarlar dikkate alınacak olup 2013 yılı itibariyle;1).satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarı 150.000-TL-satış tutarı 200.000-TL ;

2) 1.bentte yazılı olanların dışında ki işlerle uğraşıp yıllık gayrisafi iş hasılatı 80.000-TL ,3).1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde iş hasılatının beş katı ile yıllık satış satış tutarı 150.000-TL yi aşanların bilanço esasına göre defter tutacakları belirlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesi nedeniyle verilen ve unsurları tamam olmayan senetden kaynaklanmaktadır.Satım sözleşmesi TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.Davacı ve davalının ticaret sicilinde tacir kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermeyecektir.TTK 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmıştır.Ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması,esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.

Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. Elde ki davada verilen senet 317.000-TL tutarındadır. Somut olaya emsal teşkil edebilecek bir olayda Yargıtay (kapatılan 19 HD ) 2016/15705 esas ,2018/675 karar sayılı 15.2.2018 tarihli ilamında "Dava su satımından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı tedarikçi olarak satış yapan şirket konumundadır. Davalı ise davacıdan satın aldığı malların satımını yapan işletme sahibidir. Esnaf, emeğin sermayeden daha yoğun sarf edildiği faaliyet türüdür. Oysa somut olayda davalı emeğinden çok sermayesi ile faaliyetlerini sürdürmekte olup satın aldığı ürünlere belli bir kar ekleyip ticari faaliyetlerini sürdürmektedir.

TTK 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar ticari dava olarak düzenlenmiş; aynı yasanın 5/1 maddesinde dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinin görevli olacağı belirlenmiştir. Kanuni düzenlemeden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişki, ticari satım olup uyuşmazlığı çözmekte görevli mahkemede ticaret mahkemeleridir. " denilmiştir.Eldeki dosyada uyuşmazlığa konu senedin tutarı itibariyle senedin verildiği yılda bilanço esasına göre defter tutma haddini aşan davacının tacir olduğunun kabulü gerekir.Davanın her iki tarafın tacir bulunması halinde dava nispi ticari dava olarak kabul edileceğinden tarafların ticaret sicilinde kaydı olmaması nedeniyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin karar doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 Tarih 2021/349 Esas 2022/568 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 05/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/90904 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.