Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7412 E. 2023/1384 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin muhalefet↗ genel kurul kararının butlanı↗ çağrı usulsüzlüğü↗ azil↗ terditli dava↗ kayyım atanması↗ toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ şirket müdürlüğü↗ zimmet↗ butlan↗ şirketin tasfiyesi↗ kayyım↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗ ibra↗ pasif husumet yokluğu↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ iptal davası↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ hukuki yarar↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iptalini talep ettiği (1) numaralı karara olumlu oy kullandığı, (4) numaralı kararın ise davalı müdürün ibrasına ilişkin olduğu, davacının olumsuz oyuyla ibranın gerçekleşmediği, bu nedenle davacının anılan kararın iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığı, davacının iptalini talep ettiği (3) ve (5) numaralı kararlara usulüne uygun olarak muhalefet ettiği, ancak anılan kararların afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şahsın şirket müdürlüğünden azli ve şirkete kayyım atanması istemiyle açtığı davanın kabulüne karar verildiğini, anılan dava dosyasının işbu davadan yaklaşık bir yıl önce açıldığını, azil kararının dava tarihinden itibaren geçerli olmasına göre davalı ...'ın müdür sıfatı ile yaptığı genel kurul çağrısının ve diğer tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, anılan davada verilen kararla davalının usulsüz işlemlerinin de sübuta erdiğini, Mahkemece davaya konu iddialarını ispat etmek için gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının iptali istemli işbu davada husumetin şirkete yöneltilmesinin gerektiği, davalı şirket ortağına husumet düşmediği, davacı yanca, davaya konu genel kurul kararlarının butlanla malul olduğu iddia edilmişse de, somut olayda butlan koşullarının bulunmadığı, iptal talebi bakımından ise davacının iptalini istediği (4) numaralı kararın müdürün ibrasına ilişkin olduğu ve genel kurulda bu hususa ilişkin bir karar alınmadığı, davacı, (2), (3) ve (5) numaralı kararlara olumsuz oy kullanmış ise de anılan kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadığı, muhalefetin peşin muhalefet niteliğinde olup geçerli olmadığı, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı şahıs hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iptalini istediği kararlara olumsuz oy kullandığının toplantı tutanağından açıkça anlaşıldığını, bu nedenle kararlara hangi sebeple muhalif olduğunu ayrıca tutanağa geçirmesine gerek olmadığını, aksi yorumun Kanun'un ruhuna aykırı olduğu gibi doktrinde de bu görüşü savunan yazarlar bulunduğunu, kaldı ki iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara hangi sebeple muhalif olduklarına ilişkin gerekçeleri de tutanağa geçirdiklerini, muhalefet gerekçesinin karardan önce veya sonra tutanağa geçirilmiş olmasının bir önemi bulunmadığını, somut olayda, genel kurul çağrısının yok hükmünde olduğunu, zira davalı şahsın mahkeme kararıyla müdürlükten azledildiğini, bu kararın davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracağını, bu nedenle davalı müdürün bu tarihten itibaren müdür sıfatıyla yaptığı tüm işlemlerin yok hükmünde kabul edileceğini, genel kurul çağrısının anılan davadan sonra yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre çağrının usulsüz olduğu hâllerde iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanma şartının dahi aranmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının olumsuz oy kullanıp iptalini talep ettiği genel kurul kararlarına, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyup koymadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445, 446 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar kararının iptali | Kar dağıtımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8866 E. 2022/9243 K.
Ortak:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «genel kurul kararının iptali» istemli işbu davada «husumetin» şirkete yöneltilmesinin gerektiği, davalı şirket ortağına husumet düşmediği, davacı yanca, davaya konu «genel kurul kararlarının butlanla» malul olduğu iddia edilmişse de, somut olayda butlan koşullarının bulunmadığı, iptal talebi bakımından ise davacının iptalini istediği (4) numaralı kararın müdürün ibrasına ilişkin olduğu ve genel kurulda bu hususa ilişkin bir karar alınmadığı, davacı, (2), (3) ve (5) numaralı kararlara «olumsuz» oy kullanmış ise de anılan kararlara karşı usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koymadığı, muhalefetin «peşin muhalefet» niteliğinde olup geçerli olmadığı, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı şahıs hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle usulden, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «olumsuz» oy kullanıp iptalini talep ettiği genel kurul kararlarına, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koyup koymadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının iptalini istediği genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3268 E. 2022/7113 K.
Ortak:toplantı tutanağı · muhalefet şerhi · butlan · cy/cy şerhi · olumsuz oy · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «genel kurul kararının iptali» istemli işbu davada «husumetin» şirkete yöneltilmesinin gerektiği, davalı şirket ortağına husumet düşmediği, davacı yanca, davaya konu «genel kurul kararlarının butlanla» malul olduğu iddia edilmişse de, somut olayda butlan koşullarının bulunmadığı, iptal talebi bakımından ise davacının iptalini istediği (4) numaralı kararın müdürün ibrasına ilişkin olduğu ve genel kurulda bu hususa ilişkin bir karar alınmadığı, davacı, (2), (3) ve (5) numaralı kararlara «olumsuz» oy kullanmış ise de anılan kararlara karşı usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koymadığı, muhalefetin «peşin muhalefet» niteliğinde olup geçerli olmadığı, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı şahıs hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle usulden, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «olumsuz» oy kullanıp iptalini talep ettiği genel kurul kararlarına, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koyup koymadığı noktasında toplanmaktadır.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iptalini istediği kararlara «olumsuz» oy kullandığının «toplantı tutanağından» açıkça anlaşıldığını, bu nedenle kararlara hangi sebeple muhalif olduğunu ayrıca tutanağa geçirmesine gerek olmadığını, aksi yorumun Kanun'un ruhuna aykırı olduğu gibi doktrinde de bu görüşü savunan yazarlar bulunduğunu, kaldı ki iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara hangi sebeple muhalif olduklarına ilişkin gerekçeleri de tutanağa geçirdiklerini, muhalefet gerekçesinin karardan önce veya sonra tutanağa geçirilmiş olmasının bir önemi bulunmadığını, somut olayda, genel kurul çağrısının yok hükmünde olduğunu, zira davalı şahsın mahkeme kararıyla müdürlükten azledildiğini, bu kararın davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracağını, bu nedenle davalı müdürün bu tarihten itibaren müdür sıfatıyla yaptığı tüm işlemlerin yok hükmünde kabul edileceğini, genel kurul çağrısının anılan davadan sonra yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre «çağrının usulsüz» olduğu hâllerde «iptal davası» açılabilmesi için olumsuz oy kullanma şartının dahi aranmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK' nın 622. maddesi yollamasıyla 444 ve 446. maddeleri gereğince «limited şirket» «ortaklar kurulu kararı iptalini» ancak toplantıda hazır bulunup «olumsuz» oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten şirket ortağı talep edebilecek iken iptale konu 5. maddede davacının olumsuz oyu ve «muhalefet şerhinin», 7 ve 9. maddelerde ise muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu suretle davacının ortaklar kurulu kararının iptalini isteyemeyeceği, her ne kadar davacı muhalefet şerhinin ve olumsuz oyunun tutanağa geçirilmediğini iddia etmiş ise de, iddiayı «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğu, davacının iddiasını her türlü delil ile ispatı mümkün ise de iddiayı ispata yönelik mahkememize herhangi bir delil «ibraz» etmediği nazara alınarak davacının bu iddiasına itibar edilmediği, bu suretle davalı şirketin 14/04/2018 tarihli ortaklar kurulunun 5, 7 ve 9. maddelerinin iptal talebi ile birlikte «münhasıran» muhalefet şerhi ve olumsuz oyunun tutanağa geçirilmediği iddiasına dayalı olarak 5. maddenin «mutlak butlanla» malül olduğunun tespitini isteyen davacı vekilinin 5. madde yönünden butlan talebi de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının diğer maddeler yönünden ise «muhalefet şerhinin» tutanağa yazılmasının veya eklenmesinin engellendiği yönündeki iddiası da vakıa iddiası olduğundan (5). maddedeki iddianın ispat koşulları ile aynı olduğu, davacının bu iddiaları yönünden de iddiasını ispata yarar delil sunmadığı gibi «tanık deliline» de dayanmadığı, davalının tanıkları ilk derece mahkemesince dinlenilmediği halde istinaf sebepleri arasında bu «sebebe» yer verilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu sebeplere dayalı istinaf isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararı …
2- Davaya konu Genel Kurul Toplantısına ait «toplantı tutanağı» 7. maddesinde davalının sadece ret oyu kullanmadığının aynı zamanda karara muhalif kaldığının da toplantı tutanağından açıkça anlaşıldığı, bu nedenle 7. maddenin i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · mutlak butlan · ortaklar kurulu kararının iptali · ispat külfeti · ortaklar kurulu kararı · münhasırlık · limited şirket · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK' nın 622. maddesi yollamasıyla 444 ve 446. maddeleri gereğince «limited şirket» «ortaklar kurulu kararı iptalini» ancak toplantıda hazır bulunup «olumsuz» oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten şirket ortağı talep edebilecek iken iptale konu 5. maddede davacının olumsuz oyu ve «muhalefet şerhinin», 7 ve 9. maddelerde ise muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu suretle davacının ortaklar kurulu kararının iptalini isteyemeyeceği, her ne kadar davacı muhalefet şerhinin ve olumsuz oyunun tutanağa geçirilmediğini iddia etmiş ise de, iddiayı «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğu, davacının iddiasını her türlü delil ile ispatı mümkün ise de iddiayı ispata yönelik mahkememize herhangi bir delil «ibraz» etmediği nazara alınarak davacının bu iddiasına itibar edilmediği, bu suretle davalı şirketin 14/04/2018 tarihli ortaklar kurulunun 5, 7 ve 9. maddelerinin iptal talebi ile birlikte «münhasıran» muhalefet şerhi ve olumsuz oyunun tutanağa geçirilmediği iddiasına dayalı olarak 5. maddenin «mutlak butlanla» malül olduğunun tespitini isteyen davacı vekilinin 5. madde yönünden butlan talebi de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının diğer maddeler yönünden ise «muhalefet şerhinin» tutanağa yazılmasının veya eklenmesinin engellendiği yönündeki iddiası da vakıa iddiası olduğundan (5). maddedeki iddianın ispat koşulları ile aynı olduğu, davacının bu iddiaları yönünden de iddiasını ispata yarar delil sunmadığı gibi «tanık deliline» de dayanmadığı, davalının tanıkları ilk derece mahkemesince dinlenilmediği halde istinaf sebepleri arasında bu «sebebe» yer verilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu sebeplere dayalı istinaf isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7412 E. , 2023/1384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı şahıs hakkındaki davanın usulden, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %25 oranında hissedarı olduğunu, iki ortaklı şirketin diğer ortağının ise davalı şahıs olup aynı zamanda şirket müdürü olarak da görev yaptığını, davalı şahsın, şirket muhasebesinin babası tarafından tutulmasından yararlanarak şirket gelirlerini gizleyip zimmetine para geçirdiğini, bununla da yetinmeyerek şirketin tek mal varlığı olan tekneyi satışa çıkardığını, bu olaylar üzerine müvekkilince davalının müdürlükten azli ve şirkete kayyım atanması için açılan davanın halen derdest olduğunu, davalı şahsın anılan davanın sonuçlarını etkisiz bırakmak için genel kurulu toplantıya çağırdığını ve 13.05.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında afaki iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde çoğunluk hisse sahibi olmasından da faydalanarak şirket finansal tablolarının onaylanmasına ve şirketin tasfiyesine karar verilmesini sağladığını, anılan kararların butlanla sakat olduğunu ileri sürerek terditli talepte bulunmuş 13.05.2016 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptaline, bunun mümkün olmaması hâlinde ise müvekkilinin olumsuz oy kullandığı (3) ve (5) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu genel kurulda alınan kararların yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iptalini talep ettiği (1) numaralı karara olumlu oy kullandığı, (4) numaralı kararın ise davalı müdürün ibrasına ilişkin olduğu, davacının olumsuz oyuyla ibranın gerçekleşmediği, bu nedenle davacının anılan kararın iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığı, davacının iptalini talep ettiği (3) ve (5) numaralı kararlara usulüne uygun olarak muhalefet ettiği, ancak anılan kararların afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şahsın şirket müdürlüğünden azli ve şirkete kayyım atanması istemiyle açtığı davanın kabulüne karar verildiğini, anılan dava dosyasının işbu davadan yaklaşık bir yıl önce açıldığını, azil kararının dava tarihinden itibaren geçerli olmasına göre davalı ...'ın müdür sıfatı ile yaptığı genel kurul çağrısının ve diğer tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, anılan davada verilen kararla davalının usulsüz işlemlerinin de sübuta erdiğini, Mahkemece davaya konu iddialarını ispat etmek için gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının iptali istemli işbu davada husumetin şirkete yöneltilmesinin gerektiği, davalı şirket ortağına husumet düşmediği, davacı yanca, davaya konu genel kurul kararlarının butlanla malul olduğu iddia edilmişse de, somut olayda butlan koşullarının bulunmadığı, iptal talebi bakımından ise davacının iptalini istediği (4) numaralı kararın müdürün ibrasına ilişkin olduğu ve genel kurulda bu hususa ilişkin bir karar alınmadığı, davacı, (2), (3) ve (5) numaralı kararlara olumsuz oy kullanmış ise de anılan kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadığı, muhalefetin peşin muhalefet niteliğinde olup geçerli olmadığı, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı şahıs hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iptalini istediği kararlara olumsuz oy kullandığının toplantı tutanağından açıkça anlaşıldığını, bu nedenle kararlara hangi sebeple muhalif olduğunu ayrıca tutanağa geçirmesine gerek olmadığını, aksi yorumun Kanun'un ruhuna aykırı olduğu gibi doktrinde de bu görüşü savunan yazarlar bulunduğunu, kaldı ki iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara hangi sebeple muhalif olduklarına ilişkin gerekçeleri de tutanağa geçirdiklerini, muhalefet gerekçesinin karardan önce veya sonra tutanağa geçirilmiş olmasının bir önemi bulunmadığını, somut olayda, genel kurul çağrısının yok hükmünde olduğunu, zira davalı şahsın mahkeme kararıyla müdürlükten azledildiğini, bu kararın davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracağını, bu nedenle davalı müdürün bu tarihten itibaren müdür sıfatıyla yaptığı tüm işlemlerin yok hükmünde kabul edileceğini, genel kurul çağrısının anılan davadan sonra yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre çağrının usulsüz olduğu hâllerde iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanma şartının dahi aranmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının olumsuz oy kullanıp iptalini talep ettiği genel kurul kararlarına, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyup koymadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445, 446 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/907014200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz