6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kurum kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6292 E. 2023/912 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun reddi mükerrerlik vekâlet ücreti kaldırma ve yeniden hüküm kötü niyet karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi terkin taşıyan ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) karar verilmesine yer olmadığına temsil iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal ve hizmet sınıfları bakımından yapılan değerlendirme neticesinde davalı ...'nin başvurusunun kapsamı ile davacının itirazına mesnet markaları arasında aynı/aynı tür mal/hizmetler bulunduğu, davalının "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "BİZİM" esas ibareli markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzerlik olduğu, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, davacının markasının tanınmışlığı yönünde yeterli delil sunmadığı, ancak BİZİM markasının bazı gıdalarda ve “mağazacılık” hizmetlerinde bilinen bir marka olduğu, davacı markası tanınmış bir marka olarak kabul edilse dahi, bu tanınmışlığın, anılan sektörlerden tamamen farklı nitelik taşıyan 37. sınıf hizmetlere etkisi sözkonusu olamayacağı, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016-M-9244 sayılı kararının dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf yönünden kısmen iptaline, 2012/09657 sayılı markanın tescil edilmediğinden hükümsüzlüğüne ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TPMK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu marka işaretinin ''BİZİM'' ve ''YERLİ'' ibarelerinden oluştuğunu, ''Yerli'' sözcüğü sıfat (ön ad) türünde bir sözcük olduğunu, davacıya ait yeni bir marka izlenimi yaratıldığını, "Bizim" ibaresinin, davalı markasının esaslı unsurunu oluşturması nedeniyle de davacıya ait ''Bizim'' unsurlu seri markalara bir yenisinin eklendiği algısı oluşacağını, davalının bizim ibaresine ait marka gücünün kullanılması ve bundan yararlanılması arzusunun kötü niyetini ispatlayan bir durum olduğunu, davacının ''BİZİM'' markasının ülkemizde tanınmış marka konumunda olduğunu, hem Paris Konvansiyonu 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi ve TRIPS 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının hem de 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre normal markalardan daha geniş bir şekilde korunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, sadece davalı Kurum'un vekille temsil edildiğini, sadece ve tamamı için müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde de yeterince farklılaştığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'nin "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "BİZİM" esas ibareli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzerlik olduğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, davacının markasının tanınmışlığı yönünde yeterli delil sunmadığı, ancak dosya kapsamında belirlendiği üzere BİZİM markasının bazı gıdalarda ve “mağazacılık” hizmetlerinde bilinen bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, anılan sektörlerden tamamen farklı nitelik taşıyan 37. sınıf hizmetlere etkisinin sözkonusu olamayacağı, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının şartlarının bulunmadığı, diğer taraftan taraflarca dava konusu markaların kapsamlarının benzerliğine yönelik bir istinaf itirazının da sunulmadığı, davalı ... dosya kapsamında vekil ile temsil edilmediği, Mahkemece sadece davalı TPMK lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddedilen kısım itibariyle hükmedilen vekâlet ücretinin davalılara verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016-M-9244 sayılı kararının dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf yönünden kısmen iptaline, 2012/09657 sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlüğüne ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle davalının marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde de yeterince farklılaştığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıya ait ve önceki tarihli "BİZİM" esas ibareli markaların, davalının 2012/09657 sayılı ve "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu yönünden 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri hükümleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre 2016-M-9244 sayılı YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı TPMK vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3601 E. 2014/7426 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1075 E. 2010/5208 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6292 E.  ,  2023/912 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasındaki Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı TPMK vekilinin başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "BİZİM" esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "BİZİM YERLİ" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2012/09657 sayılı başvuruya yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun davacının markaları ile benzer olduğunu ve başvurunun tümüyle reddi gerektiğini, davalının başvurusunun iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, tüketicilerin başvuruyu, davacının seri markalarından birisi olarak algılayacağını, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-9244 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili hâlinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu edilen markanın tarafından kullanılmadığını, anılan markanın kullanımının terk edildiğini, marka için talep edilen ve yatırılması gereken tescil ücretinin yatırılmamış olduğundan markanın adına tescil edilmemiş olduğunu, anılan markanın tescil ücretinin yatırılmadığından ve kullanımının da terk edildiğinden davanın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal ve hizmet sınıfları bakımından yapılan değerlendirme neticesinde davalı ...'nin başvurusunun kapsamı ile davacının itirazına mesnet markaları arasında aynı/aynı tür mal/hizmetler bulunduğu, davalının "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "BİZİM" esas ibareli markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzerlik olduğu, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, davacının markasının tanınmışlığı yönünde yeterli delil sunmadığı, ancak BİZİM markasının bazı gıdalarda ve “mağazacılık” hizmetlerinde bilinen bir marka olduğu, davacı markası tanınmış bir marka olarak kabul edilse dahi, bu tanınmışlığın, anılan sektörlerden tamamen farklı nitelik taşıyan 37.

sınıf hizmetlere etkisi sözkonusu olamayacağı, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016-M-9244 sayılı kararının dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf yönünden kısmen iptaline, 2012/09657 sayılı markanın tescil edilmediğinden hükümsüzlüğüne ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TPMK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu marka işaretinin ''BİZİM'' ve ''YERLİ'' ibarelerinden oluştuğunu, ''Yerli'' sözcüğü sıfat (ön ad) türünde bir sözcük olduğunu, davacıya ait yeni bir marka izlenimi yaratıldığını, "Bizim" ibaresinin, davalı markasının esaslı unsurunu oluşturması nedeniyle de davacıya ait ''Bizim'' unsurlu seri markalara bir yenisinin eklendiği algısı oluşacağını, davalının bizim ibaresine ait marka gücünün kullanılması ve bundan yararlanılması arzusunun kötü niyetini ispatlayan bir durum olduğunu, davacının ''BİZİM'' markasının ülkemizde tanınmış marka konumunda olduğunu, hem Paris Konvansiyonu 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi ve TRIPS 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının hem de 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre normal markalardan daha geniş bir şekilde korunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, sadece davalı Kurum'un vekille temsil edildiğini, sadece ve tamamı için müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde de yeterince farklılaştığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'nin "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "BİZİM" esas ibareli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzerlik olduğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, davacının markasının tanınmışlığı yönünde yeterli delil sunmadığı, ancak dosya kapsamında belirlendiği üzere BİZİM markasının bazı gıdalarda ve “mağazacılık” hizmetlerinde bilinen bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, anılan sektörlerden tamamen farklı nitelik taşıyan 37.

sınıf hizmetlere etkisinin sözkonusu olamayacağı, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının şartlarının bulunmadığı, diğer taraftan taraflarca dava konusu markaların kapsamlarının benzerliğine yönelik bir istinaf itirazının da sunulmadığı, davalı ... dosya kapsamında vekil ile temsil edilmediği, Mahkemece sadece davalı TPMK lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddedilen kısım itibariyle hükmedilen vekâlet ücretinin davalılara verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016-M-9244 sayılı kararının dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 35.

sınıf yönünden kısmen iptaline, 2012/09657 sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlüğüne ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle davalının marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde de yeterince farklılaştığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıya ait ve önceki tarihli "BİZİM" esas ibareli markaların, davalının 2012/09657 sayılı ve "BİZİM YERLİ" ibareli başvurusu yönünden 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri hükümleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre 2016-M-9244 sayılı YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası ve 35 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı TPMK vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı Kuruma yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906959500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.