Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6249 E. 2023/623 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30 uncu sınıf mallarla bu malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre ek bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı, yine 8 inci maddenin dördüncü fıkrası yönünden yapılan incelemede davacı markalarının tanınmışlığını ispata yönelik yeterli delil sunulmadığı ve bu haliyle davacı markalarının tanınmışlıklarının ispat olunamadığı, bir an için tanınmışlığın ispat olunduğu kabul edilse dahi davacı markalarının tanınmış olduğu iddia edilen gıda sektörü ile 35/01-04 sınıfta yer alan hizmetler arasında bir yakınlık olmadığı, bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluşmayacağı, davalı başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığına ilişkin bir delilin de mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının 29, 30 uncu sınıfta yer alan malların tamamı ile 35 inci sınıftaki kararda ve hükümde tek tek sayılan mal ve hizmetler yönünden iptaline, davalı şirket adına tescilli 2014/94582 sayılı markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira "minci" ibaresinin lor peyniri, çökelek anlamlarına geldiğini, bilirkişi raporundaki karşı görüşün de müvekkilinin haklılığını gösterdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin itirazlarında ve dava dilekçesinde belirttiği markaların, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel ve genel görünüm ölçütleri bakımından benzer markalar olmaması sebebiyle markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilerdirilme olasılığının mümkün olmadığını, davacı şirketler ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin başvurusunun kapsamında yer alan 35 inci sınıf hizmetlerin davacıların markalarının kapsamlarında yer almadığı gibi birbirleriyle yakından bağlantılı da olmadıklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mincici" asıl unsurlu dava konusu başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet "cici" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar ibareler arasında kavramsal bir farklılık varsa da marka işaretleri arasındaki yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik dikkate alındığında, bu farklılığın başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan "minci" ibaresinin yöresel olarak lor peyniri, çökelek anlamlarına geldiği savunulmuş ise de ibarenin bu anlamı ülkemizde yaygın olarak bilinmediği gibi esasen bu durumun somut uyuşmazlık açısından bir öneminin de bulunmadığı, zira somut uyuşmazlıkta korunan ibarenin "minci" ibaresi değil "cici" ibaresi olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, iltibas değerlendirmesinde tarafların fiili faaliyet alanlarının değil, marka kapsamlarının dikkate alınması gerektiğinden bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalıları vekilleri süresi içinde temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası ile 35 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Tasarımın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/527 E. 2018/6491 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici
Benzer bu kararda… ve esas unsurun "..." ibaresi olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9. maddesinde belirtilen markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu durumun «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği sebebiyle asıl davanın reddine; karşı dava yönünden, davalı adına tescilli 2009/72120 tescil nolu "..." markasının kullanıldığı 29. sınıfda kayıtlı süt ve süt ürünü olmadığı, «ortalama tüketici» kitlesi açısından karakteristik özellik ve tanımlayıcı niteliğinin bulunmadığı, bu durumda, markanın kaşar peynirler, beyaz peynirler ve kaymak emtiası yönünden ci …
" ibaresi kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığından bahisle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı tarafça davacının tescilli "..." markasının kapsadığı peynir ürünü bakımından söz konusu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 9. ve 61. maddeleri kapsamında «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun kabulü gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından asıl davaya yönelik hükmün davacı yararına bozulması gerekmişitir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Tasarımın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/647 E. 2020/2912 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici
Benzer bu kararda… sas unsurun "Karlıdağ" ibaresi olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9. maddesinde belirtilen markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu durumun «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği sebebiyle asıl davanın reddine; karşı dava yönünden, davalı adına tescilli 2009/72120 tescil nolu "ÇUBUK" markasının kullanıldığı 29. sınıfta kayıtlı süt ve süt ürünü olmadığı, «ortalama tüketici» kitlesi açısından karakteristik özellik ve tanımlayıcı niteliğinin bulunmadığı, bu durumda, markanın kaşar peynirler, beyaz peynirler ve kaymak emtiası yönünden ci …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6249 E. , 2023/623 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilleri adına tescilli "cici" ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin yaptığı 2014/94582 sayılı "MİNCİCİ en doğal süt ürünleri+şekil" ibareli marka başvurusuna müvekkillerince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkillerine ait markalar ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuru konusu ibarenin başında yer alan "min" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvurudaki vurgunun "cici" ibaresi üzerinde toplandığını, tescili halinde dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, marka kapsamlarının da örtüştüğünü, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanı nedeni ile de başvurunun reddinin gerektiğini, davalının "mincici" ibaresini tercih etmesinin kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline, davalıya ait 2014/94582 sayılı “mincici” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin başvurusu ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, tanınmışlık nedenine dayalı iddianın da yerinde olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30 uncu sınıf mallarla bu malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre ek bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı, yine 8 inci maddenin dördüncü fıkrası yönünden yapılan incelemede davacı markalarının tanınmışlığını ispata yönelik yeterli delil sunulmadığı ve bu haliyle davacı markalarının tanınmışlıklarının ispat olunamadığı, bir an için tanınmışlığın ispat olunduğu kabul edilse dahi davacı markalarının tanınmış olduğu iddia edilen gıda sektörü ile 35/01-04 sınıfta yer alan hizmetler arasında bir yakınlık olmadığı, bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluşmayacağı, davalı başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığına ilişkin bir delilin de mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının 29, 30 uncu sınıfta yer alan malların tamamı ile 35 inci sınıftaki kararda ve hükümde tek tek sayılan mal ve hizmetler yönünden iptaline, davalı şirket adına tescilli 2014/94582 sayılı markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira "minci" ibaresinin lor peyniri, çökelek anlamlarına geldiğini, bilirkişi raporundaki karşı görüşün de müvekkilinin haklılığını gösterdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin itirazlarında ve dava dilekçesinde belirttiği markaların, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel ve genel görünüm ölçütleri bakımından benzer markalar olmaması sebebiyle markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilerdirilme olasılığının mümkün olmadığını, davacı şirketler ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin başvurusunun kapsamında yer alan 35 inci sınıf hizmetlerin davacıların markalarının kapsamlarında yer almadığı gibi birbirleriyle yakından bağlantılı da olmadıklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mincici" asıl unsurlu dava konusu başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet "cici" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar ibareler arasında kavramsal bir farklılık varsa da marka işaretleri arasındaki yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik dikkate alındığında, bu farklılığın başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan "minci" ibaresinin yöresel olarak lor peyniri, çökelek anlamlarına geldiği savunulmuş ise de ibarenin bu anlamı ülkemizde yaygın olarak bilinmediği gibi esasen bu durumun somut uyuşmazlık açısından bir öneminin de bulunmadığı, zira somut uyuşmazlıkta korunan ibarenin "minci" ibaresi değil "cici" ibaresi olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, iltibas değerlendirmesinde tarafların fiili faaliyet alanlarının değil, marka kapsamlarının dikkate alınması gerektiğinden bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalıları vekilleri süresi içinde temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası ile 35 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906951900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz