Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5038 E. 2023/106 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşırı yararlanma↗ gabin↗ belirsiz alacak davası↗ aldatma (hile)↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hile↗ hisse devri↗ ipotek↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanığının, davalılar ile davacının kardeşleri arasında davacıya karşı hile yapılmasına ilişkin irtibat bulunduğuna yönelik somut bir beyanda bulunmadığı, davacının dava konusu Meridyen ... A.Ş.'nin iştigal alanıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunduğu, hatta dava konusu şirketle de ticari alışverişininin olduğu, davacı şirketin iştigal alanıyla aynı piyasada ticaret yaptığından şirket hisselerinin devir tarihindeki değerini tespit edebilecek durumda olduğu, ayrıca hisse devrininin ortaklar arasında görüşüldüğü süreçte davacı ve ağabeylerinin diğer ortakların hisselerini daha az bedelle alma yönünde girişimde bulunduklarının da tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacının dava dışı ağabeyleri tarafından ve davalılar tarafından aldatıldığı iddiasını somut bir delille ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ortak olduğu Meridyen ... A.Ş. ile ilgili olarak ağabeyleri ... ... ve ...’a yetki verdiğini, müvekkilinin ağabeyleri ve şirkette o dönemde de zaten ortak olan davalılar tarafından müvekkiline ortaklığın finansal yapısının iyiye gitmediği yönünde sistematik ve bilinçli olarak, telkinlerde bulunulduğunu, bahsi geçen açıklama ve telkinlerin, özellikle 2014 yılının sonlarında ve 2015 yılının ilk iki ayı içerisinde ortaklığın durumunun kötü olması gibi düzeltilebilir bir aşamanın da ötesine geçerek, ortaklığın artık “borca batık” durumda olduğu ve ipoteklerle bağlandığı şeklinde seyrettiğini, ortaklığın mali durumunun kötü olması dolayısıyla tasfiye aşamasına geçilmesi gerektiği belirtilerek ağabeyleri tarafından ortaklık paylarının diğer ortaklara devretmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin paylarını devretmeye zorlandığını, ortaklığın mali durumu incelenmeksizin ve daha doğrusu, şirketin gerçek mali durumu şirketi fiilen yöneten davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından müvekkilinden saklanarak ve olduğundan çok daha kötü gösterilerek pay devirlerinin yapıldığını, bu devir işleminde, hangi finansal tablo ve hesapların esas alındığı, mali değerleme sonucunda şirketin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte güncel toplam değerinin de ne olduğunun müvekkilince bilinmediğini, müvekkilinin hisselerinin devrindeki bedelin, tamamıyla alıcı konumundaki davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından yönlendirmesi sonucunda gerçekleştiğini, müvekkilinin tarafından paylarının devredilmesi sonrasında, borca batık olarak nitelendirilen, ipotekle bütün malvarlığının bağlandığı belirtilen ortaklığın faaliyetlerinin devam ettiğini, müvekkilinin edindiği genel nitelikteki duyumlara göre, Meridyen ... A.Ş.’nin değerinin 100.000.000 TL’nin üzerinde olduğunu, ortaklıktan ayrıldıktan sonra müvekkilinin ağabeylerinin yüksek bedellerle otel satın alma girişiminde bulunduklarını, müvekkilini, ağabeylerinin bu fiyatlarda otel alamayacaklarını bildiğini, davalıların, müvekkilinin ağabeyleri ile birlikte hareket ederek, müvekkilinin ağabeylerine gayri resmi olarak belirtilen miktarın çok üstünde para vererek hep birlikte müvekkilini aldatarak dava konusu hisse devri işlemini gerçekleştirdiklerini, müvekkilinin davalılar ve ağabeyleri tarafından kandırılmış ve iradesi hile yoluyla fesada uğratılmış olduğunu, müvekkilinin pay sahibi olduğu dönemlere ilişkin bilgi, belge ve kayıtlara davalıların ve ağabeylerinin engel olması sebebiyle ulaşılamadığını, ortaklığın, ilgili tarihteki gerçek piyasa değerini ortaya çıkaracak olmasına rağmen mahkeme bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebin reddedildiğini, payların gerçek değeri ile devir edilen dönemdeki değerler arasındaki açık orantısızlığın davanın temelini oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin zor durumundan yararlanılarak yapıldığının da açık olup, aşırı yararlanma hükümlerinin temel olarak alınabilmesi önünde de hukuki bir engel olmadığını, aldatma eylemini gerçekleştiren davalıların, aldatmaya maruz kalan müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararları tazmine mecbur olduklarını, davacı tanığının beyanlarına itibar edilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları dahil davacının hisselerini devretmesi amacıyla davalıların aldatma kabul edilebilecek bir davranışı ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortakların davacının ağabeylerine anlaşılan miktarın üstünde bir ödeme yaptıkları ve davalıların davacının ağabeyleri ile işbirliği içinde oldukları hususunun da ispatlanamadığı, davacının gabin iddiasına yönelik olarak, davacıyı hisse devrine sevk eden zor duruma ilişkin dosya kapsamında herhangi bir açıklama bulunmadığı, konuya ilişkin herhangi bir delil ortaya konulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl ve birleşen davanın davacısının iradesinin aldatılma sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı ve asıl ve birleşen davacının aleyhine sözleşmede aşırı yararlanma olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 ve 36 ıncı maddeleri hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davanın davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | İhtilaf bulunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4419 E. 2025/2657 K.
Ortak:dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları «dahil» davacının hisselerini devretmesi amacıyla davalıların aldatma kabul edilebilecek bir davranışı ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortakların davacının ağabeylerine anlaşılan miktarın üstünde bir ödeme yaptıkları ve davalıların davacının ağabeyleri ile işbirliği içinde oldukları hususunun da ispatlanamadığı, davacının «gabin» iddiasına yönelik olarak, davacıyı «hisse devrine» sevk eden zor duruma ilişkin dosya kapsamında herhangi bir açıklama bulunmadığı, konuya ilişkin herhangi bir delil ortaya konulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «marka hakkına tecavüz» suçundan dolayı yapılan şikâyet üzerine yapılan yargılama sonunda, sanık ...'nın işlediği suç sabit görüldüğünden sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.04.2016 tarihinde kesinleştiği, davaya konu olup önceye dayalı hak sahipliği ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü talep edilen 2010/... tescil numaralı ... ...+şekil ve 2011/... tescil no.lu ... markalarının davalı ile «dahili» davalı adına tescilli olduğu, davacı ile davalının 2000 yılında 6 ay süreyle dava dışı ağabeyleri ...'nın işlettiği ... ... isimli iş yerinde çalıştıkları, davalın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · işletme devri · esnaf · iyiniyet · şikayet · muvafakat · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… yerini açtığı, ağabeyleri ...'nın işi bırakmasından sonra davacının 2005 yılından itibaren ... ... ismiyle faaliyetine devam ettiği, davalının 2014 yılında yaptığı «şikayete» kadar taraflar arasında markaların kullanımı açısından bir uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar davacı kendi adına 2010/... no.lu "... ... muratmıhçı + şekil" markasını tescil ettirmiş ise de ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görsellerden davacının kullanımının ... ... şeklinde olduğu, bu sebeple de ceza yargılaması sonunda davacının ceza aldığı, resmî bir «işletme devri» olmasa da ağabeyleri ... ile birlikte davaya konu ... ibaresini ilk kullananın davacı taraf olduğu, bu nedenle ... ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin dava dışı ... ile birlikte davacı olduğu, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen, davalının ... ibaresini kendi adına tescil ettirmesinin «kötüniyetli» olduğu, davaya konu markalardan 2010/... tescil no.lu "... ..." şekil markasında ... ibaresi esaslı unsur olduğundan bu markanın tescili yönünden davalının kötü niyetli olduğunun değerlendirildiği, tarafların aynı şehirde, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve hatta kardeş oldukları değerlendirildiğinde, davalının marka tescilinde «iyiniyetinden» bahsedilemeyeceğinden somut olayda sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
Çorba Salonu" ibaresini «taşıyan» işletme adı ile faaliyete geçtiği, bu faaliyetine davacı ...'nın da «muvafakatinin» olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «marka hakkına tecavüz» suçundan dolayı yapılan şikâyet üzerine yapılan yargılama sonunda, sanık ...'nın işlediği suç sabit görüldüğünden sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.04.2016 tarihinde kesinleştiği, davaya konu olup önceye dayalı hak sahipliği ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü talep edilen 2010/... tescil numaralı ... ...+şekil ve 2011/... tescil no.lu ... markalarının davalı ile «dahili» davalı adına tescilli olduğu, davacı ile davalının 2000 yılında 6 ay süreyle dava dışı ağabeyleri ...'nın işlettiği ... ... isimli iş yerinde çalıştıkları, davalın …
Değerlendirme ve Gerekçe Somut olayda, "... ..." ibaresini ilk kullananın davacı olduğu ve davacının «muvafakati» olmaksızın marka tescili yapıldığından bahisle davalı tarafından 2010-2011 yıllarında tescil edilen "..." esas unsurunu içeren markaların hükümsüzlüğü talep edilmi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5038 E. , 2023/106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ....Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili dava dilekçelerinde; asıl ve birleşen davada, davacının dava dışı Meridyen İthalat Mümessillik Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş'nin ortağı olduğunu, şirketin işlerine ilişkin olarak şirketin diğer ortaklarından ağabeylerine yetki verdiğini, genel kurullarının hiçbirine ağabeylerinin ve davalıların engellemeleri nedeniyle katılamadığını, şirketin mali durumunu bilmediğini, davacının ağabeyleri ve davalılar tarafından şirketin borca batık duruma sokulduğunu, taşınmazlarının ipotekli olduğunu, mali durumunun kötü olması dolayısıyla tasfiye aşamasına geçilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacının paylarını devretmeye zorlandığını, şirket hisselerinin yaklaşık %11'lik kısmının sahibi konumundaki davacının, paylarının tamamını Eylül 2015 tarihinde 6.500.000 TL karşılığında davalılara devrettiğini, davalıların ağabeyleri ile birlikte hareket ederek davacıyı aldatarak dava konusu hisse devri işlemini gerçekleştirdiğini, davacının piyasa değerinin oldukça altında yaptığı pay devirleri dolayısıyla zarara uğradığını ileri sürerek davacının uğramış olduğu tüm zararları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 100.000 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davanın davalılar vekili cevap dilekçelerinde; asıl ve birleşen davada, davalı ...'un ve ...’nin davacıdan herhangi bir hisse devir almadığını, davanın bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıdan hisse devir alan davalı ...'un ise sadece davacının hissesinden küçük bir kısım olan 2,778 hissesini satın aldığını, davacının hile iddiasının davalılar için değil dava dışı 3 üncü kişiler için olduğunu, tazminata dayanak gösterilen hilenin davalılar tarafından yapılmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı hisselerini 14.09.2015 tarihinde devir etmiş olduğu halde davaların 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının tacir olması nedeniyle işlerinde basiretli davranmak zorunda olduğunu, davacının davasını soyut ve gerçek dışı iddialar üzerine kurgulandığını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanığının, davalılar ile davacının kardeşleri arasında davacıya karşı hile yapılmasına ilişkin irtibat bulunduğuna yönelik somut bir beyanda bulunmadığı, davacının dava konusu Meridyen ... A.Ş.'nin iştigal alanıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunduğu, hatta dava konusu şirketle de ticari alışverişininin olduğu, davacı şirketin iştigal alanıyla aynı piyasada ticaret yaptığından şirket hisselerinin devir tarihindeki değerini tespit edebilecek durumda olduğu, ayrıca hisse devrininin ortaklar arasında görüşüldüğü süreçte davacı ve ağabeylerinin diğer ortakların hisselerini daha az bedelle alma yönünde girişimde bulunduklarının da tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacının dava dışı ağabeyleri tarafından ve davalılar tarafından aldatıldığı iddiasını somut bir delille ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ortak olduğu Meridyen ... A.Ş. ile ilgili olarak ağabeyleri ... ... ve ...’a yetki verdiğini, müvekkilinin ağabeyleri ve şirkette o dönemde de zaten ortak olan davalılar tarafından müvekkiline ortaklığın finansal yapısının iyiye gitmediği yönünde sistematik ve bilinçli olarak, telkinlerde bulunulduğunu, bahsi geçen açıklama ve telkinlerin, özellikle 2014 yılının sonlarında ve 2015 yılının ilk iki ayı içerisinde ortaklığın durumunun kötü olması gibi düzeltilebilir bir aşamanın da ötesine geçerek, ortaklığın artık “borca batık” durumda olduğu ve ipoteklerle bağlandığı şeklinde seyrettiğini, ortaklığın mali durumunun kötü olması dolayısıyla tasfiye aşamasına geçilmesi gerektiği belirtilerek ağabeyleri tarafından ortaklık paylarının diğer ortaklara devretmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin paylarını devretmeye zorlandığını, ortaklığın mali durumu incelenmeksizin ve daha doğrusu, şirketin gerçek mali durumu şirketi fiilen yöneten davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından müvekkilinden saklanarak ve olduğundan çok daha kötü gösterilerek pay devirlerinin yapıldığını, bu devir işleminde, hangi finansal tablo ve hesapların esas alındığı, mali değerleme sonucunda şirketin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte güncel toplam değerinin de ne olduğunun müvekkilince bilinmediğini, müvekkilinin hisselerinin devrindeki bedelin, tamamıyla alıcı konumundaki davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından yönlendirmesi sonucunda gerçekleştiğini, müvekkilinin tarafından paylarının devredilmesi sonrasında, borca batık olarak nitelendirilen, ipotekle bütün malvarlığının bağlandığı belirtilen ortaklığın faaliyetlerinin devam ettiğini, müvekkilinin edindiği genel nitelikteki duyumlara göre, Meridyen ...
A.Ş.’nin değerinin 100.000.000 TL’nin üzerinde olduğunu, ortaklıktan ayrıldıktan sonra müvekkilinin ağabeylerinin yüksek bedellerle otel satın alma girişiminde bulunduklarını, müvekkilini, ağabeylerinin bu fiyatlarda otel alamayacaklarını bildiğini, davalıların, müvekkilinin ağabeyleri ile birlikte hareket ederek, müvekkilinin ağabeylerine gayri resmi olarak belirtilen miktarın çok üstünde para vererek hep birlikte müvekkilini aldatarak dava konusu hisse devri işlemini gerçekleştirdiklerini, müvekkilinin davalılar ve ağabeyleri tarafından kandırılmış ve iradesi hile yoluyla fesada uğratılmış olduğunu, müvekkilinin pay sahibi olduğu dönemlere ilişkin bilgi, belge ve kayıtlara davalıların ve ağabeylerinin engel olması sebebiyle ulaşılamadığını, ortaklığın, ilgili tarihteki gerçek piyasa değerini ortaya çıkaracak olmasına rağmen mahkeme bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebin reddedildiğini, payların gerçek değeri ile devir edilen dönemdeki değerler arasındaki açık orantısızlığın davanın temelini oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin zor durumundan yararlanılarak yapıldığının da açık olup, aşırı yararlanma hükümlerinin temel olarak alınabilmesi önünde de hukuki bir engel olmadığını, aldatma eylemini gerçekleştiren davalıların, aldatmaya maruz kalan müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararları tazmine mecbur olduklarını, davacı tanığının beyanlarına itibar edilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları dahil davacının hisselerini devretmesi amacıyla davalıların aldatma kabul edilebilecek bir davranışı ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortakların davacının ağabeylerine anlaşılan miktarın üstünde bir ödeme yaptıkları ve davalıların davacının ağabeyleri ile işbirliği içinde oldukları hususunun da ispatlanamadığı, davacının gabin iddiasına yönelik olarak, davacıyı hisse devrine sevk eden zor duruma ilişkin dosya kapsamında herhangi bir açıklama bulunmadığı, konuya ilişkin herhangi bir delil ortaya konulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl ve birleşen davanın davacısının iradesinin aldatılma sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı ve asıl ve birleşen davacının aleyhine sözleşmede aşırı yararlanma olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 ve 36 ıncı maddeleri hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davanın davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906444200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz