Marka hükümsüzlüğü | İhtilaf bulunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4419 E. 2025/2657 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ işletme devri↗ esnaf↗ iyiniyet↗ şikayet↗ muvafakat↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkına tecavüz suçundan dolayı yapılan şikâyet üzerine yapılan yargılama sonunda, sanık ...'nın işlediği suç sabit görüldüğünden sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.04.2016 tarihinde kesinleştiği, davaya konu olup önceye dayalı hak sahipliği ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü talep edilen 2010/... tescil numaralı ... ...+şekil ve 2011/... tescil no.lu ... markalarının davalı ile dahili davalı adına tescilli olduğu, davacı ile davalının 2000 yılında 6 ay süreyle dava dışı ağabeyleri ...'nın işlettiği ... ... isimli iş yerinde çalıştıkları, davalının 2003 yılında bu iş yerinden ayrıldıktan sonra ağabeyi ...'nın izniyle ... 2 ... ... unvanlı iş yerini açtığı, ağabeyleri ...'nın işi bırakmasından sonra davacının 2005 yılından itibaren ... ... ismiyle faaliyetine devam ettiği, davalının 2014 yılında yaptığı şikayete kadar taraflar arasında markaların kullanımı açısından bir uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar davacı kendi adına 2010/... no.lu "... ... muratmıhçı + şekil" markasını tescil ettirmiş ise de ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görsellerden davacının kullanımının ... ... şeklinde olduğu, bu sebeple de ceza yargılaması sonunda davacının ceza aldığı, resmî bir işletme devri olmasa da ağabeyleri ... ile birlikte davaya konu ... ibaresini ilk kullananın davacı taraf olduğu, bu nedenle ... ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin dava dışı ... ile birlikte davacı olduğu, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen, davalının ... ibaresini kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, davaya konu markalardan 2010/... tescil no.lu "... ..." şekil markasında ... ibaresi esaslı unsur olduğundan bu markanın tescili yönünden davalının kötü niyetli olduğunun değerlendirildiği, tarafların aynı şehirde, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve hatta kardeş oldukları değerlendirildiğinde, davalının marka tescilinde iyiniyetinden bahsedilemeyeceğinden somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin davacı ile dava dışı ... olduğu, "..." ibaresini davalının tanınır hale getirdiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalının davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen tescil yaptırmasının kötüniyeti gösterdiği, böylelikle sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Somut olayda, "... ..." ibaresini ilk kullananın davacı olduğu ve davacının muvafakati olmaksızın marka tescili yapıldığından bahisle davalı tarafından 2010-2011 yıllarında tescil edilen "..." esas unsurunu içeren markaların hükümsüzlüğü talep edilmiş, Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı ... ile davalının, ağabeylerinin işlettiği ... ... adlı iş yerinde çalıştıkları, davalının 2003 yılında ayrılarak, davacının da izni ile ... 2 ... ... unvanlı iş yerini açtığı, tarafların ağabeyleri ...'nın işi bırakmasından sonra davacının 2005 yılından itibaren ... ... adıyla faaliyetine devam ettiği, davalının 2014 yılındaki şikâyetine kadar da taraflar arasında markaların kullanımı açısından bir uyuşmazlık olmadığı, davacının 2010 yılında kendi adına tescil ettirdiği "... ... ...+şekil" markasına ilişkin kullanımının "... ..." olması sebebi ile ceza yargılamasında davacının ceza aldığı, resmî bir işletme devri söz konusu olmasa da tarafların ağabeyleri dava dışı ... ile birlikte davaya konu ... ibaresini ilk kullananın davacı taraf olduğu, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken davalının davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen ... ibaresini kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olduğu, ... ibaresini davalının tanınır hale getirdiğine dair delil bulunmadığı, davaya konu markalardan 2010/... tescil no.lu "... ...+ şekil" markasında ... ibaresi esaslı unsur olduğundan bu markanın tescili yönünden de davalının kötüniyetli olduğu, sessiz kalmaya bağlı hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Ancak, tescilsiz markanın ihdas edildiği 2000 yılında davacı ...'nın, abisi dava dışı ... ile birlikte işlettikleri "... ..." adlı restorantta davalı ...'nın da bir süre çalıştığı, bilahare ...'nın ayrılıp 2003 yılında "... ... 2 ... Çorba Salonu" ibaresini taşıyan işletme adı ile faaliyete geçtiği, bu faaliyetine davacı ...'nın da muvafakatinin olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı ...'nın 2010 yılında 2010/... "... ...+şekil" markası için başvurduğu 2011 yılında tescil edildiği, 2011 yılında 2011/... "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu 2013 yılında tescil edildiği, davacının da dosya evrakına (esnaf sicil kaydı, vergi levhası, faturalar vs) göre 2005 yılından itibaren işletme adı olarak "... ..."yi kullandığı, 2010 yılında 2010/... "... ... ...+şekil" olarak markası için başvuruda bulunduğu ve 2012 yılında tescil ettirdiği dikkate alındığında, davacının ve davalı tarafın gerek işletme adlarını gerekse markalarını "..." esas unsurlu olarak birlikte kullandıklarının sabit olduğu, taraf markalarının ve fiili kullanımlarının birlikte var olduğu, ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının işbu temyize konu karar açısından kesin hüküm oluşturmadığı gözetilerek davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4419 E. , 2025/2657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, 2000 yılında abileri ... ile birlikte "... ..." adlı iş yerini çalıştırmaya başladıktan sonra davalının 2001 yılında ayrıldığını, 2003 yılında "... ...
2 . .. Çorba Salonu" adlı yeni bir işyeri açtığını, müvekkili ve abisinin davalının bu ismi kullanmasına ses çıkarmadıklarını, daha sonra ...'nın iş yerinden ayrılarak işi müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin 2005 yılından itibaren "... ..." adlı iş yerini kendi adına çalıştırdığını, "... ..." markasının ilk önce müvekkili tarafından kullanılageldiğini, 2000-2005 yılları arası abisi ... ile birlikte, 2005'den sonra da kendisinin 2013 yılına kadar ... ... olarak faaliyet gösterdiğini, ... markasını tanıttığını ve ... ... olarak bilinir hale getirdiğini, davalının müvekkilinin izni olmaksızın kötü niyetli olarak 12.04.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere "... ... ... (...)" sonra da 18.02.2013 tarihinde "..." ibarelerini marka olarak tescil ettirdiğini, halbuki davalının ilk defa 2003 yılında işyeri açarken izin aldığı halde bu defa izin almadığını, davalının sonrasında müvekkili hakkında marka hakkına tecavüz iddiasıyla dava açtığını, davalı 2013 yılında ...
markasını kendi adına tescil ettirince, müvekkilinin de 2014 yılında ... ... olarak marka tescili yapmak zorunda kaldığını, mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/3 ve 42/1-(b) maddeleri uyarınca müvekkilinin önceye dayalı hak sahipliğinin olduğunu, davalının, ... adının yıllardır müvekkili tarafından kullanıldığını bildiği halde müvekkilinin kullandığı bu adın tanınmışlığından faydalanmak üzere kötüniyetli hareket ettiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı "... ...+şekil ve "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 16.04.2019 tarihli dilekçesi ile hükümsüzlüğünü talep ettikleri markalarda ... (...)'nın da hak sahibi olduğunun tespit edildiğini belirterek adı geçenin davaya dahil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 2003'ten beri ... markasını kullandığını, davacının ise 2005'ten beri kullandığını, öncelikli kullanımın müvekkiline ait olduğunu, tarafların 2000 yılında ağabeylerinin dükkanında sigortalı olarak çalıştıklarını, müvekkilinin ayrılarak ağabeyinin izni ile ...
2 . .. ... adlı başka iş yeri açtığını, davacının da iş yerinden ayrılarak 2005 yılında kendi iş yerini açtığını, ... markasını müvekkilinin meşhur ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının müvekkilinin ... markasını kullanmasına 2003 yılından beri açıkça rıza gösterdiğini, sonradan markanın hükümsüzlüğünü isteme hakkı olmadığı gibi dava açılmasının iyiniyetle bağdaşmadığını, müvekkilinin markaya ... ibaresi ekleyerek markaya ayırt edicilik kazandırdığını, taraflar arasındaki ceza davasında müvekkili lehine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Dahili davalı ...'yı temsilen sunulan cevap dilekçesinde aynı gerekçeler ile davanın reddi istenmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkına tecavüz suçundan dolayı yapılan şikâyet üzerine yapılan yargılama sonunda, sanık ...'nın işlediği suç sabit görüldüğünden sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.04.2016 tarihinde kesinleştiği, davaya konu olup önceye dayalı hak sahipliği ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü talep edilen 2010/... tescil numaralı ... ...+şekil ve 2011/... tescil no.lu ... markalarının davalı ile dahili davalı adına tescilli olduğu, davacı ile davalının 2000 yılında 6 ay süreyle dava dışı ağabeyleri ...'nın işlettiği ... ... isimli iş yerinde çalıştıkları, davalının 2003 yılında bu iş yerinden ayrıldıktan sonra ağabeyi ...'nın izniyle ...
2 . .. ... unvanlı iş yerini açtığı, ağabeyleri ...'nın işi bırakmasından sonra davacının 2005 yılından itibaren ... ... ismiyle faaliyetine devam ettiği, davalının 2014 yılında yaptığı şikayete kadar taraflar arasında markaların kullanımı açısından bir uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar davacı kendi adına 2010/... no.lu "... ... muratmıhçı + şekil" markasını tescil ettirmiş ise de ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görsellerden davacının kullanımının ... ... şeklinde olduğu, bu sebeple de ceza yargılaması sonunda davacının ceza aldığı, resmî bir işletme devri olmasa da ağabeyleri ... ile birlikte davaya konu ... ibaresini ilk kullananın davacı taraf olduğu, bu nedenle ... ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin dava dışı ...
ile birlikte davacı olduğu, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen, davalının ... ibaresini kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, davaya konu markalardan 2010/... tescil no.lu "... ..." şekil markasında ... ibaresi esaslı unsur olduğundan bu markanın tescili yönünden davalının kötü niyetli olduğunun değerlendirildiği, tarafların aynı şehirde, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve hatta kardeş oldukları değerlendirildiğinde, davalının marka tescilinde iyiniyetinden bahsedilemeyeceğinden somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin davacı ile dava dışı ... olduğu, "..." ibaresini davalının tanınır hale getirdiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalının davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen tescil yaptırmasının kötüniyeti gösterdiği, böylelikle sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Somut olayda, "... ..." ibaresini ilk kullananın davacı olduğu ve davacının muvafakati olmaksızın marka tescili yapıldığından bahisle davalı tarafından 2010-2011 yıllarında tescil edilen "..." esas unsurunu içeren markaların hükümsüzlüğü talep edilmiş, Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı ... ile davalının, ağabeylerinin işlettiği ... ... adlı iş yerinde çalıştıkları, davalının 2003 yılında ayrılarak, davacının da izni ile ...
2 . .. ... unvanlı iş yerini açtığı, tarafların ağabeyleri ...'nın işi bırakmasından sonra davacının 2005 yılından itibaren ... ... adıyla faaliyetine devam ettiği, davalının 2014 yılındaki şikâyetine kadar da taraflar arasında markaların kullanımı açısından bir uyuşmazlık olmadığı, davacının 2010 yılında kendi adına tescil ettirdiği "... ... ...+şekil" markasına ilişkin kullanımının "... ..." olması sebebi ile ceza yargılamasında davacının ceza aldığı, resmî bir işletme devri söz konusu olmasa da tarafların ağabeyleri dava dışı ... ile birlikte davaya konu ... ibaresini ilk kullananın davacı taraf olduğu, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken davalının davacının hak sahipliğini bilmesine rağmen ...
ibaresini kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olduğu, ... ibaresini davalının tanınır hale getirdiğine dair delil bulunmadığı, davaya konu markalardan 2010/... tescil no.lu "... ...+ şekil" markasında ... ibaresi esaslı unsur olduğundan bu markanın tescili yönünden de davalının kötüniyetli olduğu, sessiz kalmaya bağlı hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Ancak, tescilsiz markanın ihdas edildiği 2000 yılında davacı ...'nın, abisi dava dışı ... ile birlikte işlettikleri "... ..." adlı restorantta davalı ...'nın da bir süre çalıştığı, bilahare ...'nın ayrılıp 2003 yılında "... ...
2 . .. Çorba Salonu" ibaresini taşıyan işletme adı ile faaliyete geçtiği, bu faaliyetine davacı ...'nın da muvafakatinin olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı ...'nın 2010 yılında 2010/... "... ...+şekil" markası için başvurduğu 2011 yılında tescil edildiği, 2011 yılında 2011/... "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu 2013 yılında tescil edildiği, davacının da dosya evrakına (esnaf sicil kaydı, vergi levhası, faturalar vs) göre 2005 yılından itibaren işletme adı olarak "... ..."yi kullandığı, 2010 yılında 2010/... "... ... ...+şekil" olarak markası için başvuruda bulunduğu ve 2012 yılında tescil ettirdiği dikkate alındığında, davacının ve davalı tarafın gerek işletme adlarını gerekse markalarını "..." esas unsurlu olarak birlikte kullandıklarının sabit olduğu, taraf markalarının ve fiili kullanımlarının birlikte var olduğu, ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının işbu temyize konu karar açısından kesin hüküm oluşturmadığı gözetilerek davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165830900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz