6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayrık rapor

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3267 E. 2023/128 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrık rapor çek ile ödeme ihtarat sözlü yargılama hükümsüzlüğün tespiti kıymetli evrak keşif kamu düzenine aykırılık münhasırlık ara karar denetime elverişlilik iş bölümü hamil keşideci kamu düzeni kaldırma ve yeniden hüküm havale çek taşıyan ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi cy/cy kaydı fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 780 · SMK — SMK 82SMK 103

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu patentin mevzuata uygun olarak verilen bir patent belgesi olduğu, hükümsüzlük iddiası bakımından mevzuatta öngörülen bir aykırılığın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada 3 ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlarla davaya konu patentin hükümsüzlüğüne dair şartların mevcut olduğu yönünde bilimsel ve hukuki görüş verildiği, alınan raporlarla davanın sübut bulduğunu; ancak Mahkemece on bilirkişinin görüşü nazara alınmayarak ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ayrık rapora üstünlük tanındığını, Mahkemenin atadığı üç farklı bilirkişi heyetinden alınan rapora karşılık davalıların ücret karşılığı aldıkları özel mütalaaya itibar ettiğini, sözlü yargılamaya geçildiğine dair ihtarat veya ara karar oluşturmaya bile gerek görmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.05.2020 havale tarihli ve konusunda uzman bilirkişilerin düzenlemiş olduğu raporun ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olduğu, diğer raporları ve uzman görüşünü irdelediği, oluşan çelişkileri giderdiği, bu nedenle hükme esas alınabileceği, benimsenen rapordaki tespitlere göre dava konusu incelemeli patentin buluş basamağının bulunmadığı, buna göre patent verilebilirlik şartlarına sahip olmadığı, dava konusu incelemeli patentin konusunun kamu düzenine aykırı olduğu, patentin başvurusunun yayımlanmasından sonra yapılan değişikliklerin başvurunun kapsamının genişletilmiş olduğu, bu nedenlerle dava konusu patentin hükümsüz kılınması şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalılar adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... numaralı patentin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince kararın bilirkişi raporu sonuç bölümü kopyalanmak sureti ile esasa ilişkin gerekçelendirme yapılmadan verildiğini, patent konusu hizmetin kamu yararı içermekte olup hükümsüzlük davası açılmasını gerektiren bir durum olmadığını, karara esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz incelemeye dayalı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu patentin hem araştırma raporlarında hem de inceleme raporlarında dünya patent otoriteleri nezdinde buluş basamağını haiz olduğunun ispat edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda buluş değerlendirmesinin tamamen hatalı yapıldığını, dava konusu patentin kamu düzenine aykırı olduğuna ve patent başvurusunun kapsamının aşıldığına ilişkin yapılmış olan tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalılar adına tescilli dava konusu patentin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

551 sayılı KHK'nın 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, tescilli patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı şirket vekili, davalı taraf adına tescilli ... sayılı patentin, açıklık ilkesine aykırı olduğu, buluş basamağının bulunmadığı, varlığı ileri sürülen buluşun teknik bir alana ilişkin olmadığı, kamu düzenine aykırı olduğu, başvuru inceleme sürecinde buluş kapsamının genişletilerek buluş kapsamının dışına çıkıldığı gerekçeleriyle hükümsüzlüğü talebinde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafça dava dilekçesinde yer alan gerekçelerle istinaf olunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davalı tarafa ait patentin, en yakın doküman olan 7185805 sayılı “ABD patenti karşısında buluş basamağının bulunmadığı”, “buluş konusunun kamu düzenine aykırı olduğu” ve “patent inceleme sürecinde istemde yapılan değişikliğin ve genişletmenin buluş kapsamının aşılması niteliğinde olduğu” gerekçeleriyle davanın kabulüne ve patentin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafça gerekçe yönünden temyiz olunmadığından, temyiz incelemesi, gerekçeli karardaki hükümsüzlük sebepleriyle sınırlı tutulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davaya konu hükümsüzlük istenilen buluşun kamu düzenine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

Olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK'nın 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) uyarınca, diğer kriterleri karşılasa bile konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar patent verilerek korunamazlar. Öte yandan aynı KHK’nın 80 inci maddesi uyarınca, tescilli patentlerin yasalara veya genel ahlâka veya kamu düzenine veya genel sağlığa zarar verecek konularda ve şekillerde kullanılması açıkça yasaklanmıştır.

Hangi tür patent konularının “kamu düzenine aykırı” olduğu hususunda yasada açık bir hüküm bulunmadığı gibi konusu kamu düzenine aykırı olmamakla birlikte, hangi nitelikteki kullanımların kamu düzenine aykırı kullanım şekilleri olduğu hususunda da açık bir düzenleme bulunmadığından bu hususların Yargı içtihatları ile ortaya konulması gerekir.

Her şeyden önce bir patentin uygulanma/kullanma şeklinin kamu düzenine aykırı olması, patent konusunun da kamu düzenine aykırı olduğu anlamına gelmemelidir. Patent konusunun kamu düzenine aykırı olması için münhasıran kendisinin (ortaya çıkış amacının) kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması gerekir. Söz gelimi, işkence yapmak için geliştirilen bir alete, bilgisayar korsanlığı veya başka herhangi bir suç işlemeyi amaçlayan bir cihaz veya alete ilişkin aşırı ve marjinal buluş konularının kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, konusu bir hastalığı tedavi etmek olan ilaçların fiiliyatta başkalarını zehirlemede veya uyuşturucu madde olarak kullanılması, ülke savunmasında ve toplum güvenliğinin sağlama amacıyla geliştirilen bir silahın fiiliyatta kitle imha silahı olarak kullanılması bu buluşlara ilişkin patent konusunu kamu düzenine aykırı hale getirmez.

Kamu düzenine aykırılık için patentin münhasıran kötü veya izin verilmeyen ve de verilmesi mümkün olmayan bir konuya ve amaca ilişkin olması gerekir. Öte yandan Türk hukukunda patentlenebilirlik engeli teşkil eden kamu düzeni ve genel ahlak istisnasının diğer tüm istisnalar gibi dar yorumlanması gerekir.

Bu bağlamda somut olaya dönüldüğünde, davaya konu patentin konusunun “çek, senet gibi değerli evrakın durumunun, kişilerin ilgili banka şubesine gitmesine gerek kalmadan anlaşmalı GSM operatörü üzerinden sorgulanmasını sağlayan yöntem” olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davaya konu patente konu ve amaç itibarıyla bakıldığında, ilgili patentin konusunun karşılıksız ticari piyasada sıkça kullanılan çek veya senetlerin ticari ilişki öncesinde karşılıklarının olup olmadığının teknik yöntemle sorgulanması suretiyle piyasa ve işlem güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu işlemin yapılması sırasında bir takım kişisel verilerin kullanılmasının gerekmesi kişisel verilerin izinsiz ve kötü amaçla kullanılacağı anlamına gelmez. Elbette kişisel verilerin ilgili kişilerin izni ve iradesi olmaksızın ele geçirilmesi ve açıklanması kamu düzenine aykırı bir faaliyet olarak karşımıza çıkacak olmakla birlikte, bir ticari sözleşme sırasında ödeme vasıtası olarak çek ve senet gibi kıymetli evrakı karşı tarafa veren kişilerin zaten haklarında ekonomik istihbarat yapılmasını mümkün kılan bir takım kişisel verileri (adı, soyadı, T.C.Vergi numarası, adres, çek seri no vs.) zaten karşı tarafa vermesi o evrakın şekil unsuru itibarıyla zorunludur. Karekodlu Çek ise üzerindeki karekodun hamil tarafından karekod okuyucu herhangi bir cihaza okutulması sonucu, herhangi bir onay süreci olmaksızın, keşidecinin geçmiş çek ödeme performansının görülmesini ve çekin sistemsel kaydını gösteren bir hizmet olarak tanımlanmakta olup, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca da çeklerde “karekod” uygulanması zorunlu şekil unsuru haline getirilmiştir. Bankadan çek yaprağı alan ve ticari ilişkide bunu karşı tarafa veren kişi, bir takım ekonomik kişisel verilerinin başkalarınca öğrenilmesine izin vermiş sayılır. Öte yandan SMS veya sabit telefon hatları üzerinden yapılacak sorgulamaya ilişkin bu mekanizmanın kamu otoriteleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) veya kamusal kuruluşların (GSM, Telekom) nezaret ve aracılığında yapılacak olması da dikkate alındığında, Mahkemece, patent konusunun kamu düzenine aykırı olduğu söylenemeyecek olduğu halde Mahkemece hatalı gerekçeyle davaya konu patentin konusunun kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle hükümsüzlük kararı verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.

3- Mahkemece, davaya konu patentle ilgili olarak hükümsüzlük sebebi yapılan diğer bir husus ise “patentin kapsamının aşılması” olgusudur.

Gerçekten de olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK’nın 62 nci maddesi (6769 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi) uyarınca, incelemeli patentler yönünden, patent başvurusu sahibi gerekli hallerde çeşitli aşamalarda istem veya istem setlerinde ya da tarifnamelerde değişiklik yapabilir. Ancak böyle bir halde dahi başvurunun ilk halinin kapsamının aşılmaması gerekir. Zira 551 sayılı KHK’nın 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, sonradan yapılan değişiklikle patent konusunun, başvuru aşamasındaki konu kapsamının dışına çıkması bir hükümsüzlük sebebi olarak gösterilmiştir.

Bir patent başvurusunda sonradan yapılan değişiklikle patentin kapsamı dışına çıkıldığından söz edilebilmesi için, başlangıçtaki istemlere ilişkin olarak tarifnamede açıklanan buluş konusunun değiştirilmiş veya konu itibarıyla ilk halinin aşılmış olması gerekir. Patente konu buluşu uygulamaya koyacak tekniğinde uzman farazi kişinin doğrudan ve tereddütsüz şekilde zaten zımni olarak çıkarabileceği teknik özellikler yönünden istem setlerinde değişiklikler yapılması veya tarifnamede ek açıklama getirilmesi, unutulan bir teknik özelliğin eklenmesi “kapsam dışına çıkılma” olarak yorumlanamaz.

Somut olayda davalının incelemeli patent başvurusu sırasında yaptığı davaya konu değişiklik, yerine yenisini koymak şeklinde değil, mevcuda ekleme yapmak suretiyle olmuştur. Davalının başvuruda istem seti ve tarifnamede yaptığı değişiklik; zaten istemlerde var olan GSM hatları üzerinden SMS ile yapılan sorgulamaya ilaveten, sadece “sabit telefon” üzerinden sorgulama yapılması özelliğinin eklenmesinden ibaret olup yapılan bu ilave ile yukarıdaki ilkeler doğrultusunda patent konusunun değiştirildiğinden veya patentin kapsamı dışına çıkıldığından söz edilemeyecek olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçeyle hükümsüzlük kararı verilmesi isabetli görülmemiş ve davalı taraf yararına hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

4- Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükümsüzlük konusu yapılan diğer bir sebep ise bilirkişi çoğunluk görüşü uyarınca başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığına ilişkindir.

Olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi uyarınca; ancak yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunabilir.

Patent konusu buluş yeni ve sanayiye uygulanabilir olsa bile tekniğin daha önce bilinen durumunu aşmayan ve teknik karakteri olan yeni bir keşif içermeyen buluşların patent verilerek korunması mümkün değildir.

Bir patentin buluş basamağı taşıdığını söyleyebilmek için her şeyden önce, konu itibariyle patentlenebilir bir buluşun varlığı gerekir. 551 sayılı KHK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası (6769 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi) uyarınca; “a)Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları, b) Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar, c)Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar, bilgisayar yazılımları, d) Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller ile e) İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi ve tedavi usulleri ile insan, hayvan vücudu ile ilgili teşhis usulleri” patent verilerek korunamaz.

Buluş basamağından söz edebilmenin diğer bir şartı ise buluşun “teknik bir alana ilişkin” olmasıdır. Teknik alana ilişkin olmak, buluşun teknik bir karakterinin bulunmasını ve önceki tekniğe nazaran daha ileri bir teknik etkinin elde edilmiş olmasını gerektirir. Bu anlamda bilgisayar programları tek başına patentle korunabilecek buluşlardan olmadığı gibi tek başına iş yapma yöntemleri (business method) patentle korunamaz ise de bilgisayar ve bilgisayar programlı kullanılmak suretiyle özellikle bankacılık, sigortacılık, muhasebe ve e-ticaret gibi iş alanlarında teknik sonuç doğuran yeni iş yapma yöntemlerinin geliştirilmesi daha ileri teknik etki (tekniğin bilinen durumunun aşılması) elde edilmesine yol açılıyor ise ortada teknik karakter taşıyan ve patentle korunabilecek teknik bir buluştan söz edilebilir (Uğur ..., Türk Patent Hukuku, 2022, s.150).

Somut olayda, her ne kadar tek başına çek ve senet sorgulama yöntemi bir iş modeli olsa bile bir GSM veya telekomünikasyon şirketlerinin bilgisayar ve bilgisayar programları altyapılı mobil ve/veya sabit telefon altyapısı kullanılarak, keza yine bilgisayar ve bilgisayar programı altyapılı Merkez Bankası ve BDDK veri tabanları vasıtasıyla hizmet vermeyi önermesi nedeniyle davaya konu buluşun teknik bir karakterinin bulunduğu ve teknik etki sayesinde potansiyel müşterilere bilgisayar destekli bir hizmet patenti (computer implemented patents) hizmeti sağlayacak olması nedeniyle teknik karakteri olan patentlenebilir bir buluş niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz böylesi teknik karakteri olsa bile bu buluşun patentlenebilmesi için ayrıca yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik özelliklerini de haiz olması gerekir. O nedenle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı bilirkişi raporuna itibarla patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi isabetli olmamış ve bu husus davalılar lehine bozmayı gerektirmiştir.

5- Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükümsüzlük konusu yapılan bir başka husus ise davaya konu patentin, davacı tarafından dayanılan ABD patent dokümanı karşısında “buluş basamağı” taşımadığına ilişkindir.

Bir keşfin “buluş basamağını” haiz olduğundan söz edebilmek için 551 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, buluşun, ilgili teknik alandaki uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikar bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş olması, diğer bir anlatımla patente konu buluşun, ilgili alandaki uzman tarafından tekniğin bilinen durumundan kolaylıkla anlaşılamaması gerekir.

Bir buluşun, tekniğin bilinen durumunu (seviyesini) aşıp aşmadığını tespit için de öncelikle buluşa konu ilgili teknik alanda ulaşılan en son bilgileri içeren dokümanın tespiti ve buradaki bilgiler referans (esas) alınarak bu alandaki farazi uzman kişinin görüşüne göre tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığının tespiti gerekir.

Görüşü dikkate alınacak farazi uzman kişi, bu alandaki her şeyi bilen kişi olmadığı gibi sıradan bir işçi de değildir. Farazi uzman kişi, bu alanda genel teknik bilgi ve tecrübeye sahip; ancak nispeten donanımlı kişidir. Tekniğin mevcut durumunu bildiği kabul edilen genel bilgi düzeyine sahip farazi uzman kişi, patent başvurusuna konu teknik soruna önerilen çözümü önceki bilgi durumu itibariyle kolaylıkla anlayabilecek ve başvuruda önerilen çözüme kolaylıkla ulaşabilecek ise ortada yeni bir teknik ilerlemenin bulunduğundan ve buluş basamağından söz edilemez. Bununla birlikte, uzman kişi teknik soruna ilişkin patente konu çözüme, bir takım özel araştırmalar, deneyler, emek ve çaba sonucu ulaşabilecekse ortada bir buluşun (buluş basamağının) bulunduğundan söz edilebilir.

Buluş basamağının tespitinde ilgili teknik alanda uzman farazi kişinin en yakın dokümandaki bilgiyi bildiği farz edilmeli ve buradaki bilgilerden hareketle patente konu teknik çözümün buluş basamağının bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. En yakın tarihli dokümana konu patent ile buluş basamağı sorgulanan patent karşılaştırılırken öncelikle her iki patentin de aynı teknik soruna çözüm arayıp aramadığına bakılmalı, teknik sorunların farklılığı halinde, önceki dokümanın yenilik ve buluş kırıcı özelliğinin bulunmadığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte her iki patentte de aynı teknik soruna çözüm bulunmaya çalışıldığının kabulü halinde ise aynı teknik soruna aynı çözümün önerilip önerilmediğine bakılmalıdır. Şayet aynı çözüm önerilmiyor ise mevcut bilgilerinden hareketle bu defa uzman kişinin sonraki çözümü “kolaylıkla” öngörüp öngöremeyeceğine (aşikâr olmayan) bakılmalıdır. Her iki patentte de aynı çözüm önerildiğinde özellikle işlevleri farklı yeni bir çözüm tarzının öngörülmüş olması halinde de önceki dokümanın buluş kırıcı özelliğinin bulunmadığı kabul edilmelidir.

6100 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca, "(1)Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır. (2) Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmi tercümesini de isteyebilir".

Somut olayda, davacı tarafça buluş kırıcı olarak bir takım yabancı dildeki patent dokümanlarına dayanılmış ve bunlardan rüçhanı US 200040916345 20040810 sayılı olan US71885805 (B1) sayılı ve 03.06.2007 tarihli ABD patentinin en yakın referans doküman olduğu tespit edilmiş ve bu dokuman esas alınarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davaya konu patentin buluş basamağı bulunmadığı tespit edilmiş ise de söz konusu belgenin Türkçe tercümesi dosyaya sunulmadığından Mahkemenin denetimine açık bir belge olmadığı gibi itibar olunan bilirkişi raporunda da yukarıdaki esaslar doğrultusunda teknik inceleme içermeyen ve çoğunlukla bu alanda teknik bilgiye sahip olmadığı anlaşılan bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda karar verilmesi de isabetli olmamıştır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından öncelikle davaya konu patente en yakın olan geçmiş tarihli referans dokümanın Türkçe tercümesinin dosyaya kazandırılarak, gerektiğinde Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak en az biri bankacılık/finans ve en az biri Türk Patent Kurumunda görevli bir bilgisayar/elektronik ve telekomünikasyon alanında patent uzmanı üçlü bilirkişi heyetinden, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda önceki raporlardaki görüşler arasındaki çelişkilerin de giderildiği kontrole elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle dava konusu patente konu tüm veya bazı istemler yönünden patentin “buluş basamağını” haiz olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi heyeti çoğunluk görüşüne itibar olunarak karar verilmesi hükmün davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Patent hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2860 E. 2024/7685 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3267 E.  ,  2023/128 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Kabul

Taraflar arasındaki patent hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılara ait davaya konu patentte buluş olarak kabul edilebilecek bir öğreti bulunmadığını, hangi teknik ile yapıldığı açıklanmadan veri tabanından kısa mesajla bilgi alınmasından söz edildiği için buluş niteliğini haiz olmayıp yenilik basamağına sahip olmadığını, bir veri tabanından kısa mesajla bilgi alma veya bir veri tabanında ödeme araçları veya kredi durumu hakkında toplanan bilginin kısa mesajla bildirilmesi yönteminin son derece yaygın ve yıllardan beri kullanılan bir yöntem olduğunu, patentin tekniğin bilinen durumunu aşmadığını, patent ilgili kişilerin izni olmadan gizli kişisel bilgilerin paylaşımını konu ettiğinden kamu düzenine aykırı buluşlar kapsamında olduğunu, patentin bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlilikte, açık ve tam olarak tanımlanmadığını, tarifnamede başvuru kapsamının önemli ölçüde genişletilerek değiştirildiğini, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre patent verilebilirlik şartlarını taşımadığını ileri sürerek davalılara ait davaya konu patentin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; patentlerin her birinin birbirinden farklı olduğunu, benzerlik iddiasının zorlama olduğunu, patent belgesindeki tarifnamenin istemlerin açıklanmasına ilişkin olup istemlerin yorumlanması amacıyla kullanılabildiğini, buna karşılık birebir ve doğrudan karşılaştırmaya tabi tutulamayacağını, müvekkilinin patentinde belirtilen uygulamaların davacı tarafça aktif bir şekilde kullanıldığını, kamu düzenine aykırılık iddiasının doğru olmadığını, incelemeye konu olan patentin, patent verilebilirlik şartlarını sağladığının da kontrol edilerek tescil edilmiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu patentin mevzuata uygun olarak verilen bir patent belgesi olduğu, hükümsüzlük iddiası bakımından mevzuatta öngörülen bir aykırılığın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada 3 ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlarla davaya konu patentin hükümsüzlüğüne dair şartların mevcut olduğu yönünde bilimsel ve hukuki görüş verildiği, alınan raporlarla davanın sübut bulduğunu; ancak Mahkemece on bilirkişinin görüşü nazara alınmayarak ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ayrık rapora üstünlük tanındığını, Mahkemenin atadığı üç farklı bilirkişi heyetinden alınan rapora karşılık davalıların ücret karşılığı aldıkları özel mütalaaya itibar ettiğini, sözlü yargılamaya geçildiğine dair ihtarat veya ara karar oluşturmaya bile gerek görmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.05.2020 havale tarihli ve konusunda uzman bilirkişilerin düzenlemiş olduğu raporun ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olduğu, diğer raporları ve uzman görüşünü irdelediği, oluşan çelişkileri giderdiği, bu nedenle hükme esas alınabileceği, benimsenen rapordaki tespitlere göre dava konusu incelemeli patentin buluş basamağının bulunmadığı, buna göre patent verilebilirlik şartlarına sahip olmadığı, dava konusu incelemeli patentin konusunun kamu düzenine aykırı olduğu, patentin başvurusunun yayımlanmasından sonra yapılan değişikliklerin başvurunun kapsamının genişletilmiş olduğu, bu nedenlerle dava konusu patentin hükümsüz kılınması şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalılar adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ...

numaralı patentin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince kararın bilirkişi raporu sonuç bölümü kopyalanmak sureti ile esasa ilişkin gerekçelendirme yapılmadan verildiğini, patent konusu hizmetin kamu yararı içermekte olup hükümsüzlük davası açılmasını gerektiren bir durum olmadığını, karara esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz incelemeye dayalı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu patentin hem araştırma raporlarında hem de inceleme raporlarında dünya patent otoriteleri nezdinde buluş basamağını haiz olduğunun ispat edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda buluş değerlendirmesinin tamamen hatalı yapıldığını, dava konusu patentin kamu düzenine aykırı olduğuna ve patent başvurusunun kapsamının aşıldığına ilişkin yapılmış olan tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalılar adına tescilli dava konusu patentin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

551 sayılı KHK'nın 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, tescilli patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı şirket vekili, davalı taraf adına tescilli ... sayılı patentin, açıklık ilkesine aykırı olduğu, buluş basamağının bulunmadığı, varlığı ileri sürülen buluşun teknik bir alana ilişkin olmadığı, kamu düzenine aykırı olduğu, başvuru inceleme sürecinde buluş kapsamının genişletilerek buluş kapsamının dışına çıkıldığı gerekçeleriyle hükümsüzlüğü talebinde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafça dava dilekçesinde yer alan gerekçelerle istinaf olunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davalı tarafa ait patentin, en yakın doküman olan 7185805 sayılı “ABD patenti karşısında buluş basamağının bulunmadığı”, “buluş konusunun kamu düzenine aykırı olduğu” ve “patent inceleme sürecinde istemde yapılan değişikliğin ve genişletmenin buluş kapsamının aşılması niteliğinde olduğu” gerekçeleriyle davanın kabulüne ve patentin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafça gerekçe yönünden temyiz olunmadığından, temyiz incelemesi, gerekçeli karardaki hükümsüzlük sebepleriyle sınırlı tutulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davaya konu hükümsüzlük istenilen buluşun kamu düzenine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

Olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK'nın 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) uyarınca, diğer kriterleri karşılasa bile konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar patent verilerek korunamazlar. Öte yandan aynı KHK’nın 80 inci maddesi uyarınca, tescilli patentlerin yasalara veya genel ahlâka veya kamu düzenine veya genel sağlığa zarar verecek konularda ve şekillerde kullanılması açıkça yasaklanmıştır.

Hangi tür patent konularının “kamu düzenine aykırı” olduğu hususunda yasada açık bir hüküm bulunmadığı gibi konusu kamu düzenine aykırı olmamakla birlikte, hangi nitelikteki kullanımların kamu düzenine aykırı kullanım şekilleri olduğu hususunda da açık bir düzenleme bulunmadığından bu hususların Yargı içtihatları ile ortaya konulması gerekir.

Her şeyden önce bir patentin uygulanma/kullanma şeklinin kamu düzenine aykırı olması, patent konusunun da kamu düzenine aykırı olduğu anlamına gelmemelidir. Patent konusunun kamu düzenine aykırı olması için münhasıran kendisinin (ortaya çıkış amacının) kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması gerekir. Söz gelimi, işkence yapmak için geliştirilen bir alete, bilgisayar korsanlığı veya başka herhangi bir suç işlemeyi amaçlayan bir cihaz veya alete ilişkin aşırı ve marjinal buluş konularının kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, konusu bir hastalığı tedavi etmek olan ilaçların fiiliyatta başkalarını zehirlemede veya uyuşturucu madde olarak kullanılması, ülke savunmasında ve toplum güvenliğinin sağlama amacıyla geliştirilen bir silahın fiiliyatta kitle imha silahı olarak kullanılması bu buluşlara ilişkin patent konusunu kamu düzenine aykırı hale getirmez.

Kamu düzenine aykırılık için patentin münhasıran kötü veya izin verilmeyen ve de verilmesi mümkün olmayan bir konuya ve amaca ilişkin olması gerekir. Öte yandan Türk hukukunda patentlenebilirlik engeli teşkil eden kamu düzeni ve genel ahlak istisnasının diğer tüm istisnalar gibi dar yorumlanması gerekir.

Bu bağlamda somut olaya dönüldüğünde, davaya konu patentin konusunun “çek, senet gibi değerli evrakın durumunun, kişilerin ilgili banka şubesine gitmesine gerek kalmadan anlaşmalı GSM operatörü üzerinden sorgulanmasını sağlayan yöntem” olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davaya konu patente konu ve amaç itibarıyla bakıldığında, ilgili patentin konusunun karşılıksız ticari piyasada sıkça kullanılan çek veya senetlerin ticari ilişki öncesinde karşılıklarının olup olmadığının teknik yöntemle sorgulanması suretiyle piyasa ve işlem güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu işlemin yapılması sırasında bir takım kişisel verilerin kullanılmasının gerekmesi kişisel verilerin izinsiz ve kötü amaçla kullanılacağı anlamına gelmez.

Elbette kişisel verilerin ilgili kişilerin izni ve iradesi olmaksızın ele geçirilmesi ve açıklanması kamu düzenine aykırı bir faaliyet olarak karşımıza çıkacak olmakla birlikte, bir ticari sözleşme sırasında ödeme vasıtası olarak çek ve senet gibi kıymetli evrakı karşı tarafa veren kişilerin zaten haklarında ekonomik istihbarat yapılmasını mümkün kılan bir takım kişisel verileri (adı, soyadı, T.C.Vergi numarası, adres, çek seri no vs.) zaten karşı tarafa vermesi o evrakın şekil unsuru itibarıyla zorunludur. Karekodlu Çek ise üzerindeki karekodun hamil tarafından karekod okuyucu herhangi bir cihaza okutulması sonucu, herhangi bir onay süreci olmaksızın, keşidecinin geçmiş çek ödeme performansının görülmesini ve çekin sistemsel kaydını gösteren bir hizmet olarak tanımlanmakta olup, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca da çeklerde “karekod” uygulanması zorunlu şekil unsuru haline getirilmiştir.

Bankadan çek yaprağı alan ve ticari ilişkide bunu karşı tarafa veren kişi, bir takım ekonomik kişisel verilerinin başkalarınca öğrenilmesine izin vermiş sayılır. Öte yandan SMS veya sabit telefon hatları üzerinden yapılacak sorgulamaya ilişkin bu mekanizmanın kamu otoriteleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) veya kamusal kuruluşların (GSM, Telekom) nezaret ve aracılığında yapılacak olması da dikkate alındığında, Mahkemece, patent konusunun kamu düzenine aykırı olduğu söylenemeyecek olduğu halde Mahkemece hatalı gerekçeyle davaya konu patentin konusunun kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle hükümsüzlük kararı verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.

3- Mahkemece, davaya konu patentle ilgili olarak hükümsüzlük sebebi yapılan diğer bir husus ise “patentin kapsamının aşılması” olgusudur.

Gerçekten de olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK’nın 62 nci maddesi (6769 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi) uyarınca, incelemeli patentler yönünden, patent başvurusu sahibi gerekli hallerde çeşitli aşamalarda istem veya istem setlerinde ya da tarifnamelerde değişiklik yapabilir. Ancak böyle bir halde dahi başvurunun ilk halinin kapsamının aşılmaması gerekir. Zira 551 sayılı KHK’nın 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, sonradan yapılan değişiklikle patent konusunun, başvuru aşamasındaki konu kapsamının dışına çıkması bir hükümsüzlük sebebi olarak gösterilmiştir.

Bir patent başvurusunda sonradan yapılan değişiklikle patentin kapsamı dışına çıkıldığından söz edilebilmesi için, başlangıçtaki istemlere ilişkin olarak tarifnamede açıklanan buluş konusunun değiştirilmiş veya konu itibarıyla ilk halinin aşılmış olması gerekir. Patente konu buluşu uygulamaya koyacak tekniğinde uzman farazi kişinin doğrudan ve tereddütsüz şekilde zaten zımni olarak çıkarabileceği teknik özellikler yönünden istem setlerinde değişiklikler yapılması veya tarifnamede ek açıklama getirilmesi, unutulan bir teknik özelliğin eklenmesi “kapsam dışına çıkılma” olarak yorumlanamaz.

Somut olayda davalının incelemeli patent başvurusu sırasında yaptığı davaya konu değişiklik, yerine yenisini koymak şeklinde değil, mevcuda ekleme yapmak suretiyle olmuştur. Davalının başvuruda istem seti ve tarifnamede yaptığı değişiklik; zaten istemlerde var olan GSM hatları üzerinden SMS ile yapılan sorgulamaya ilaveten, sadece “sabit telefon” üzerinden sorgulama yapılması özelliğinin eklenmesinden ibaret olup yapılan bu ilave ile yukarıdaki ilkeler doğrultusunda patent konusunun değiştirildiğinden veya patentin kapsamı dışına çıkıldığından söz edilemeyecek olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçeyle hükümsüzlük kararı verilmesi isabetli görülmemiş ve davalı taraf yararına hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

4- Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükümsüzlük konusu yapılan diğer bir sebep ise bilirkişi çoğunluk görüşü uyarınca başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığına ilişkindir.

Olaya uygulanacak mülga 551 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi uyarınca; ancak yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunabilir.

Patent konusu buluş yeni ve sanayiye uygulanabilir olsa bile tekniğin daha önce bilinen durumunu aşmayan ve teknik karakteri olan yeni bir keşif içermeyen buluşların patent verilerek korunması mümkün değildir.

Bir patentin buluş basamağı taşıdığını söyleyebilmek için her şeyden önce, konu itibariyle patentlenebilir bir buluşun varlığı gerekir. 551 sayılı KHK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası (6769 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi) uyarınca; “a)Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları, b) Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar, c)Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar, bilgisayar yazılımları, d) Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller ile e) İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi ve tedavi usulleri ile insan, hayvan vücudu ile ilgili teşhis usulleri” patent verilerek korunamaz.

Buluş basamağından söz edebilmenin diğer bir şartı ise buluşun “teknik bir alana ilişkin” olmasıdır. Teknik alana ilişkin olmak, buluşun teknik bir karakterinin bulunmasını ve önceki tekniğe nazaran daha ileri bir teknik etkinin elde edilmiş olmasını gerektirir. Bu anlamda bilgisayar programları tek başına patentle korunabilecek buluşlardan olmadığı gibi tek başına iş yapma yöntemleri (business method) patentle korunamaz ise de bilgisayar ve bilgisayar programlı kullanılmak suretiyle özellikle bankacılık, sigortacılık, muhasebe ve e-ticaret gibi iş alanlarında teknik sonuç doğuran yeni iş yapma yöntemlerinin geliştirilmesi daha ileri teknik etki (tekniğin bilinen durumunun aşılması) elde edilmesine yol açılıyor ise ortada teknik karakter taşıyan ve patentle korunabilecek teknik bir buluştan söz edilebilir (Uğur ..., Türk Patent Hukuku, 2022, s.150).

Somut olayda, her ne kadar tek başına çek ve senet sorgulama yöntemi bir iş modeli olsa bile bir GSM veya telekomünikasyon şirketlerinin bilgisayar ve bilgisayar programları altyapılı mobil ve/veya sabit telefon altyapısı kullanılarak, keza yine bilgisayar ve bilgisayar programı altyapılı Merkez Bankası ve BDDK veri tabanları vasıtasıyla hizmet vermeyi önermesi nedeniyle davaya konu buluşun teknik bir karakterinin bulunduğu ve teknik etki sayesinde potansiyel müşterilere bilgisayar destekli bir hizmet patenti (computer implemented patents) hizmeti sağlayacak olması nedeniyle teknik karakteri olan patentlenebilir bir buluş niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz böylesi teknik karakteri olsa bile bu buluşun patentlenebilmesi için ayrıca yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik özelliklerini de haiz olması gerekir.

O nedenle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı bilirkişi raporuna itibarla patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi isabetli olmamış ve bu husus davalılar lehine bozmayı gerektirmiştir.

5- Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükümsüzlük konusu yapılan bir başka husus ise davaya konu patentin, davacı tarafından dayanılan ABD patent dokümanı karşısında “buluş basamağı” taşımadığına ilişkindir.

Bir keşfin “buluş basamağını” haiz olduğundan söz edebilmek için 551 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, buluşun, ilgili teknik alandaki uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikar bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş olması, diğer bir anlatımla patente konu buluşun, ilgili alandaki uzman tarafından tekniğin bilinen durumundan kolaylıkla anlaşılamaması gerekir.

Bir buluşun, tekniğin bilinen durumunu (seviyesini) aşıp aşmadığını tespit için de öncelikle buluşa konu ilgili teknik alanda ulaşılan en son bilgileri içeren dokümanın tespiti ve buradaki bilgiler referans (esas) alınarak bu alandaki farazi uzman kişinin görüşüne göre tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığının tespiti gerekir.

Görüşü dikkate alınacak farazi uzman kişi, bu alandaki her şeyi bilen kişi olmadığı gibi sıradan bir işçi de değildir. Farazi uzman kişi, bu alanda genel teknik bilgi ve tecrübeye sahip; ancak nispeten donanımlı kişidir. Tekniğin mevcut durumunu bildiği kabul edilen genel bilgi düzeyine sahip farazi uzman kişi, patent başvurusuna konu teknik soruna önerilen çözümü önceki bilgi durumu itibariyle kolaylıkla anlayabilecek ve başvuruda önerilen çözüme kolaylıkla ulaşabilecek ise ortada yeni bir teknik ilerlemenin bulunduğundan ve buluş basamağından söz edilemez. Bununla birlikte, uzman kişi teknik soruna ilişkin patente konu çözüme, bir takım özel araştırmalar, deneyler, emek ve çaba sonucu ulaşabilecekse ortada bir buluşun (buluş basamağının) bulunduğundan söz edilebilir.

Buluş basamağının tespitinde ilgili teknik alanda uzman farazi kişinin en yakın dokümandaki bilgiyi bildiği farz edilmeli ve buradaki bilgilerden hareketle patente konu teknik çözümün buluş basamağının bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. En yakın tarihli dokümana konu patent ile buluş basamağı sorgulanan patent karşılaştırılırken öncelikle her iki patentin de aynı teknik soruna çözüm arayıp aramadığına bakılmalı, teknik sorunların farklılığı halinde, önceki dokümanın yenilik ve buluş kırıcı özelliğinin bulunmadığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte her iki patentte de aynı teknik soruna çözüm bulunmaya çalışıldığının kabulü halinde ise aynı teknik soruna aynı çözümün önerilip önerilmediğine bakılmalıdır.

Şayet aynı çözüm önerilmiyor ise mevcut bilgilerinden hareketle bu defa uzman kişinin sonraki çözümü “kolaylıkla” öngörüp öngöremeyeceğine (aşikâr olmayan) bakılmalıdır. Her iki patentte de aynı çözüm önerildiğinde özellikle işlevleri farklı yeni bir çözüm tarzının öngörülmüş olması halinde de önceki dokümanın buluş kırıcı özelliğinin bulunmadığı kabul edilmelidir.

6100 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca, "(1)Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır. (2) Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmi tercümesini de isteyebilir".

Somut olayda, davacı tarafça buluş kırıcı olarak bir takım yabancı dildeki patent dokümanlarına dayanılmış ve bunlardan rüçhanı US 200040916345 20040810 sayılı olan US71885805 (B1) sayılı ve 03.06.2007 tarihli ABD patentinin en yakın referans doküman olduğu tespit edilmiş ve bu dokuman esas alınarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davaya konu patentin buluş basamağı bulunmadığı tespit edilmiş ise de söz konusu belgenin Türkçe tercümesi dosyaya sunulmadığından Mahkemenin denetimine açık bir belge olmadığı gibi itibar olunan bilirkişi raporunda da yukarıdaki esaslar doğrultusunda teknik inceleme içermeyen ve çoğunlukla bu alanda teknik bilgiye sahip olmadığı anlaşılan bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda karar verilmesi de isabetli olmamıştır.

O halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından öncelikle davaya konu patente en yakın olan geçmiş tarihli referans dokümanın Türkçe tercümesinin dosyaya kazandırılarak, gerektiğinde Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak en az biri bankacılık/finans ve en az biri Türk Patent Kurumunda görevli bir bilgisayar/elektronik ve telekomünikasyon alanında patent uzmanı üçlü bilirkişi heyetinden, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda önceki raporlardaki görüşler arasındaki çelişkilerin de giderildiği kontrole elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle dava konusu patente konu tüm veya bazı istemler yönünden patentin “buluş basamağını” haiz olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi heyeti çoğunluk görüşüne itibar olunarak karar verilmesi hükmün davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906440200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.