6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4617 E. 2023/523 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi belge işçilik alacakları yediemin birim fiyat bilirkişi raporuna itiraz keşif vekalet ücreti takdiri depo kararı pasif husumet yokluğu olumsuz oy pasif husumet husumet yokluğu protokol ıslah yükleten (shipper) vekalet ücreti temsil teslim husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 573

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

dava ise asıl davadaki alacakların faizi istemine ilişkin olup uyuşmazlık, sözleşme kapsamında toplanan, teslim edilen ve edilmeyen ürün miktarları ile bu sebeple doğan zararın tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı ve 297 nci maddeleri.

C. Değerlendirme

1. Davacı vekili, asıl davada işleme ve depolama sözleşmesine dayalı tazminat ve alacaklarını talep etmiş, 21.09.2017 tarihli birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde ise asıl davada talep etmediği faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen dava yönünden birlikte hüküm kurulmuştur.

Oysa ki 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddelesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız olma niteliklerini korurlar. Belirtilen ilkeler gözardı edilerek asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın resen bozulması gerekmiştir.

2. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ve davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Kabule göre resmi belge niteliği bulunan icra tutanaklarında yazılı olan ve davacıya yediemin olarak teslim edilen ürün miktarlarının esas alınması gerekirken, Mahkemece yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın davacının 19 ton ürün teslim aldığı yönündeki ispata muhtaç beyanları esas alınarak sonuca varılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14944 E. 2015/3866 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4617 E.  ,  2023/523 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

HÜKÜM

Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki tazminat ve alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar ... ve şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü hazır bulunan davacı ... ile davalılar ... ve Zara Biotarım İnşaat Turizm Basın Yayın Bilgisayar San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.07.2011 tarihinde davalı şirket ve yetkilisi ile sundukları protokol ile kayısı yaşı ve kurusu tedariki ve depolaması konusunda bir anlaşma yaptıklarını, müvekkilinin protokol gereği edimlerini yerine getirmesine rağmen davalıların edimlerini yerine getirmediklerini, depoya giren yaş ürünlerin çürümeye başladığını, müvekkilesi namına alınan tarlalardaki kayısıların yerlere düşerek çürütüldüğünü, sözleşmesinin 4 üncü maddesinde açıkça işçilerin tedariki ve işçilerden kaynaklanan her türlü olumsuzlukta kimin sorumlu olacağının net olarak belirlendiğini, getirtilen işçileri özel işlerinde kullanılıp parasının müvekkiline ödettirildiğini, işçilerin her türlü sorumluluğunun davalı şirket ve temsilcilerinde iken paralarının ödendiğini, zararının en az 30.000,00 TL civarında olduğunu, davalı şirketin elde edilen müvekkiline ait olan ürünleri, satabileceğini;

ancak çekirdekleri müvekkilinin bilgisi dışında sattıklarını, sonuçta davalıların protokole aykırı eylem ve işlemleri ile davacıyı zarara uğratıklarını savunarak şimdilik 101.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada talep etmediği faiz alacağını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilkeçesinde; davaya dayanak sözleşmenin tarafının müvekkili şirket olduğunu, diğer müvekkillerinin sözleşmenin tarafı olmadıklarını, davacının kayısıların bir kısmını yaş, bir kısmını kuru olarak sattığını, zararının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemenin 27.06.2013 tarih, 2011/137 E. ve 2013/163 K. sayılı kararı ile; dava konusu yerde keşif yapılmasına karar verilmesine karşın davacı vekilince dava konusu yerdeki müvekkiline yedi emin olarak teslim edilen kuru kayısıların satıldığının beyan edildiği ve keşif başvurusunda bulunulmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 19.03.2015 tarih, 2014/14944 E. ve 2015/3866 K. sayılı kararı ile davacı vekilince dava dilekçesinde üç ayrı kalem tazminat ve alacak isteminde bulunulmuş olup davacı tarafça talep edilen hangi kalem alacağa veya tazminata ilişkin olarak Mahkemece keşif deliline başvurulmak istendiği açıklıkla belli edilmediği gibi davacı tarafa keşif deliline başvurulmamasının sonuçları dahi usulünce hatırlatılmadan, üstelik davacı vekilinin keşfe ilişkin beyanları ve bu bağlamda istek kalemleri ayrı ayrı değerlendirilmeden soyut gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, bu durumda Mahkemece, yapılan açıklama doğrultusunda, tespit dosyaları başta olmak üzere taraf kanıtları denetlemeye elverişli bir şekilde yeterince değerlendirilerek iddia ve savunma doğrultusunda davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca üç farklı kalem olarak alacak talep edildiği ve faiz istenmemiş olup safahatta işçilik alacaklarına yönelik talepten vazgeçildiği, faize yönelik olarak asıl dosya ile birleştirilen davaya ilişkin faiz hesaplaması yaptırılmış olsa da hüküm asıl ve birleşen dosya açısından birlikte kurulduğundan ve faiz hesabının yapılması gerekmediği, bilirkişi raporu ile yapılan hesaplamaya itibar edildiği ayrıca ... ve ... yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği şahsen sorumlu tutulamayacakları ve davanın bu kişiler yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 ve 115 inci maddeleri gereğince pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle asıl ve birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile toplam 264.790,00 TL tazminatın 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 05.09.2011 tarihinden, ıslah ile arttırılan 164.790,00 TL’sine ise ıslah tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirket ve ...’den (...

150.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ... ve ... açısından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalılar ... ve şirket vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar ... ve şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarının soyut nitelikte olduğunu, aldığı kayısı miktarını ispatlaması gerektiğini, depoda kalan kayısıların da icra yoluyla davacı tarafından alındığını, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, tahmini rekolteye göre hesap yapılamayacağını, davacının sattığı yaş ve kuru kayısı miktarı ve birim fiyatlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerinin irdelenmediğini, sözleşmeye göre kazancın yarısının müvekkillerine ait olduğunu, davalı ...’ın sorumluluğu dışında kalan tutar yönünden dava reddedildiğine göre vekalet ücreti takdiri gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, işleme ve depolama sözleşmesine dayalı tazminat ve alacak istemine, birleşen dava ise asıl davadaki alacakların faizi istemine ilişkin olup uyuşmazlık, sözleşme kapsamında toplanan, teslim edilen ve edilmeyen ürün miktarları ile bu sebeple doğan zararın tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı ve 297 nci maddeleri.

C. Değerlendirme

1. Davacı vekili, asıl davada işleme ve depolama sözleşmesine dayalı tazminat ve alacaklarını talep etmiş, 21.09.2017 tarihli birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde ise asıl davada talep etmediği faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen dava yönünden birlikte hüküm kurulmuştur.

Oysa ki 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddelesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız olma niteliklerini korurlar. Belirtilen ilkeler gözardı edilerek asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın resen bozulması gerekmiştir.

2. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ve davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Kabule göre resmi belge niteliği bulunan icra tutanaklarında yazılı olan ve davacıya yediemin olarak teslim edilen ürün miktarlarının esas alınması gerekirken, Mahkemece yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın davacının 19 ton ürün teslim aldığı yönündeki ispata muhtaç beyanları esas alınarak sonuca varılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Mahkeme kararının resen BOZULMASINA,

2. Davalı ... ve davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılardan ... ile Zara Biotarım İnşaat Turizm Basın Yayın Bilgisayar San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906207200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.