Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6372 E. 2023/782 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
674 sayılı khk↗ fon kurulu kararı↗ yönetim kayyumu↗ olağanüstü hal↗ resen terkin↗ özel dava şartı↗ kayyım↗ teminat mektubu↗ bedelsizlik↗ dava şartı yokluğu↗ tmsf↗ tüzel kişilik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ istirdat↗ usulden reddi↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ çek↗ ilan↗ dava sebebi↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacıya teslim edilmesi gereken kitapların teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz kaldığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, 31.12.2016 keşide tarihli çekin ödenmesi nedeniyle davacının bu çek bedelini istirdat talebinin yerinde olduğu, diğer çekler yönünden ise davalının davacıya borçlu olmadığı, davalı şirketin Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığı, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (674 sayılı KHK) 19 uncu maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) şirketin yönetimine kayyum atandığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının elinde olmayan nedenlerle üretim yapamadığını ayrıca davacının malların teslim edilmesi için gereken özeni göstermediğini, 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi gereğince kapatılan ve resen terkin edilen şirketlere karşı dava açılamayacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 20.07.2016 tarihinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan gerçek ve tüzel kişiler hakkında kapatılma ya da resen terkin üzerine 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesinin yer aldığı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı olduğu, somut olay kapsamında davalı şirketin dava açıldıktan sonra 16.11.2016 tarihinde 670 sayılı KHK kapsamında terkin edildiği ve tasfiye işlemlerinin yapılması için TMSF'ye devredildiği, daha sonra tasfiye amacıyla tekrar sicile kayıt edildiği; ancak yönetimin TMSF tarafından atanan kayyım heyeti tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çeklerin iadesi noktasında muhatap arayan müvekkili şirketin muhatap bulamadığını, sözleşmenin bundan sonra yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından hiç bir mal veya hizmet verilmediğinin açık olduğunu, dava açıldıktan sonra davalı şirket tarafından iki adet çek ve teminat mektubunun iadesinin davayı açmakta haklı olduklarını gösterdiğini, davalı şirketin OHAL kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığını, 674 sayılı KHK'nın 19 uncu maddesi kapsamında temsil kayyumu olarak TMSF'nin atandığınıİ ancak şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun 05.04.2017 tarihli yazı cevabı ile 22.11.2016 tarihli OHAL kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında 677 sayılı KKHK'nın 7 nci maddesi uyarınca davalı UTT Yayıncılık ... A.Ş.'de görev yapan kayyumların yetkilerinin Fona devredildiği, Fon kurulu ve Başbakan Yardımcılığı makamının muhtelif kararlarıyla anılan şirketin yönetim kurulu oluşturularak üyeliklerine atamalar yapıldığı, şirketin Fon'dan bağımsız tüzel kişiliğinin devam ettiği, dava ve borçlarından şirketin sorumlu olduğu, belirtilen nedenlerle şirketin temsili ile ilgili konuların şirketten sorulması, işbu davanın Kuruma yöneltilmesinin mümkün olmadığı bilgisinin verildiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2606 E. 2018/8012 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz kararda… erekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 20.07.2016 tarihinde «ilan» edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan gerçek ve tüzel kişiler hakkında kapatılma ya da «resen terkin» üzerine 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davaların dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlemesinin yer aldığı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı olduğu, somut olay kapsamında davalı şirketin dava açıldıktan sonra 16.11.2016 tarihinde 670 sayılı KHK kapsamında terkin edildiği ve «tasfiye» işlemlerinin yapılması için TMSF'ye devredildiği, daha sonra tasfiye amacıyla tekrar sicile kayıt edildiği; ancak yönetimin TMSF tarafından atanan «kayyım» heyeti tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… rketin OHAL kapsamında kapatılan şirketler arasında olduğunun tespit edildiği, bu davalı şirket hakkında açılan davanın 675 sayılı KHK'nin 16.maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar vermesi gerekirken esastan davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf …
Fikri Sınai Hukuk Mahkemesinin 2015/250-2016/«266» sayılı kararının davalı şirket yönünden kaldırılmasına, davalı şirket yönünden açılan davanın 675 sayılı KHK'nin 16. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketin 675 sayılı KHK kapsamında kapatılan şirketlerden olduğu gerekçesi ile aynı KHK'nın 16. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» işbu davalı yönünden davanın reddine karar verilmişse de, davalı şirketin kapatılan şirketlerden olmayıp, yönetimi ...'ye devredilen şirketlerden olduğu resen yapılan incelemede anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · depo kararı · münhasırlık · kazanılmış hak · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davacıya ait markalardaki esas unsurun "..." olduğu, markaların yanına eklenen "club", "mutfak", "home", "«depo»" ibarelerinin ise genel ibareler olması nedeniyle «ayırt ediciliği» zayıf ibareler olduğu, davacı markalarında «münhasır» veya esas unsur konumundaki “...” ibaresini aynen ihtiva eden davaya konu başvurunun da davacıya ait seri markalardan biri olarak algılanacağı, başvuruda yer alan …
" markası açısından davacıya «kazanılmış hak» sağlamadığı, kazanılmış hakka dayanak marka ile başvuru asasında genel görünüm ve esaslı unsurların birbirinden farklı olduğu, davacının “...” markasının "mobilya ürünleri" üzerinde tanınmış marka olduğu, davalı tarafa ait marka başvurusu ile davacı markaları arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluştuğu ve KHK m.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafa ait marka başvurusu ile davacı markaları arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluştuğu ve KHK m.
Fikri Sınai Hukuk Mahkemesinin 2015/250-2016/«266» sayılı kararının davalı şirket yönünden kaldırılmasına, davalı şirket yönünden açılan davanın 675 sayılı KHK'nin 16. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2801 E. 2024/5237 K.
Ortak:teminat mektubu · dava şartı yokluğu · tüzel kişilik · usulden reddi · teminat · dava şartı
İncelediğiniz kararda… rilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından hiç bir mal veya hizmet verilmediğinin açık olduğunu, dava açıldıktan sonra davalı şirket tarafından iki adet «çek» ve «teminat mektubunun» iadesinin davayı açmakta haklı olduklarını gösterdiğini, davalı şirketin OHAL kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığını, 674 sayılı KHK'nın 19 uncu maddesi kapsamında «temsil» kayyumu olarak TMSF'nin atandığınıİ ancak şirketin «tüzel kişiliğinin» devam ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
… erekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 20.07.2016 tarihinde «ilan» edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan gerçek ve tüzel kişiler hakkında kapatılma ya da «resen terkin» üzerine 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davaların dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlemesinin yer aldığı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı olduğu, somut olay kapsamında davalı şirketin dava açıldıktan sonra 16.11.2016 tarihinde 670 sayılı KHK kapsamında terkin edildiği ve «tasfiye» işlemlerinin yapılması için TMSF'ye devredildiği, daha sonra tasfiye amacıyla tekrar sicile kayıt edildiği; ancak yönetimin TMSF tarafından atanan «kayyım» heyeti tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacıya «teslim» edilmesi gereken kitapların teslim edilmediği, çeklerin «bedelsiz» kaldığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, 31.12.2016 keşide tarihli çekin ödenmesi nedeniyle davacının bu «çek» bedelini «istirdat» talebinin yerinde olduğu, diğer çekler yönünden ise davalının davacıya borçlu olmadığı, davalı şirketin Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığı, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (674 sayılı KHK) 19 uncu maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) şirketin «yönetimine kayyum» atandığı, «tüzel kişiliğinin» devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesi gereğince KHK işlemleri İl Bürosuna müracaatta bulunduklarını, müvekkilinin alacağına konu olan «teminat mektubu» ve kâr «mahrumiyeti» alacakları kalemleri için ödeme yapılmasına gerek bulunmadığının bildirildiğini, ilgili idarenin alacak taleplerini kısmen reddetmesi üzerine idarenin işleminin iptali için idare mahkemesine dava açıldığını ve davalarının reddedildiğini, müvekkili bankanın «finansal kiralama» kredi alacaklarının ödenmesine karar verildiğini, hukuken geçerli ve varlığı da tartışmasız olan teminat mektubu kredileri ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının da ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle tazmin olan teminat mektubu nedeniyle 62.000,00 TL «asıl alacak», 35.255,15 TL dava tarihine kadar olan gecikme kâr «payı» olmak üzere toplam 97.255,15 TL nin asıl alacak tutarına dava tarihinden işleyecek %8,128 gecikme kâr payı ile birlikte müvekkili bankaya ödenmesine, «masraf» ve nakdi kredi «komisyonu» nedeniyle 42.782,02 TL asıl alacak, 23.718,78 TL dava tarihine kadar işleyen gecikme kâr payı olmak üzere toplam 66.500,80 TL nin asıl alacak tutarına dava tarihinden itibaren %13,20 gecikme kâr payı ile birlikte müvekkili bankaya ödenmesine, finansal kiralama kredisinin ödenmesinde «temerrüte» düşülen asıl alacak tutarına dava tarihine kadar işlemiş olan 5.091.332,64 TL gecikme kâr payı ile ayrıca finansal kiralama kredi asıl alacağı olan 7.599.405,00 TL'nin dava tarihinden itibaren %12 gecikme kâr payının müvekkili bankaya ödenmesine, halen mevcut olan teminat mektupları nedeniyle 81.280,00 TL'nin müvekkili banka nezdinde nakden «depo» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · finansal kiralama · kâr mahrumiyeti · depo kararı · yargılama giderleri · genel kredi sözleşmesi · hak düşürücü süre · komisyon
Benzer bu kararda… sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesi gereğince KHK işlemleri İl Bürosuna müracaatta bulunduklarını, müvekkilinin alacağına konu olan «teminat mektubu» ve kâr «mahrumiyeti» alacakları kalemleri için ödeme yapılmasına gerek bulunmadığının bildirildiğini, ilgili idarenin alacak taleplerini kısmen reddetmesi üzerine idarenin işleminin iptali için idare mahkemesine dava açıldığını ve davalarının reddedildiğini, müvekkili bankanın «finansal kiralama» kredi alacaklarının ödenmesine karar verildiğini, hukuken geçerli ve varlığı da tartışmasız olan teminat mektubu kredileri ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının da ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle tazmin olan teminat mektubu nedeniyle 62.000,00 TL «asıl alacak», 35.255,15 TL dava tarihine kadar olan gecikme kâr «payı» olmak üzere toplam 97.255,15 TL nin asıl alacak tutarına dava tarihinden işleyecek %8,128 gecikme kâr payı ile birlikte müvekkili bankaya ödenmesine, «masraf» ve nakdi kredi «komisyonu» nedeniyle 42.782,02 TL asıl alacak, 23.718,78 TL dava tarihine kadar işleyen gecikme kâr payı olmak üzere toplam 66.500,80 TL nin asıl alacak tutarına dava tarihinden itibaren %13,20 gecikme kâr payı ile birlikte müvekkili bankaya ödenmesine, finansal kiralama kredisinin ödenmesinde «temerrüte» düşülen asıl alacak tutarına dava tarihine kadar işlemiş olan 5.091.332,64 TL gecikme kâr payı ile ayrıca finansal kiralama kredi asıl alacağı olan 7.599.405,00 TL'nin dava tarihinden itibaren %12 gecikme kâr payının müvekkili bankaya ödenmesine, halen mevcut olan teminat mektupları nedeniyle 81.280,00 TL'nin müvekkili banka nezdinde nakden «depo» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın yargı yeri bakımından görev nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava süresinde açılmadığından «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süre» nedeniyle reddi gerektiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ... doğrudan hasım gösterilmiş olup davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, nihayetinde esas yönüyle davanın reddine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Üniversitesi arasında 18.02.2014 tarihinde «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını ve sözü geçen «tüzel kişiliğin» krediler kullandığını, müvekkili bankanın Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılan ....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, OHAL kapsamında kapatılan ve Hazineye devrolunan «tüzel kişilikten» «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacakların tahsiline istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6372 E. , 2023/782 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ders kitapları satışına ilişkin şifahi olarak anlaşma yapıldığını, davalının sözleşmeye konu kitapları teslim etmediğini, bu nedenle davalıya verilen 3 adet her biri 30.000,00 TL olan çekin bedelsiz kaldığını belirterek bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalıda bulunan teminat mektubunun iadesine.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete ceza mahkemesi kararı ile FETÖ/PDY kapsamında kayyum tayin edildiğini, ticari faaliyetlerinin askıya alındığını, davacıya bir kısım çeklerin iade edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacıya teslim edilmesi gereken kitapların teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz kaldığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, 31.12.2016 keşide tarihli çekin ödenmesi nedeniyle davacının bu çek bedelini istirdat talebinin yerinde olduğu, diğer çekler yönünden ise davalının davacıya borçlu olmadığı, davalı şirketin Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığı, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (674 sayılı KHK) 19 uncu maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) şirketin yönetimine kayyum atandığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının elinde olmayan nedenlerle üretim yapamadığını ayrıca davacının malların teslim edilmesi için gereken özeni göstermediğini, 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi gereğince kapatılan ve resen terkin edilen şirketlere karşı dava açılamayacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 20.07.2016 tarihinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan gerçek ve tüzel kişiler hakkında kapatılma ya da resen terkin üzerine 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesinin yer aldığı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı olduğu, somut olay kapsamında davalı şirketin dava açıldıktan sonra 16.11.2016 tarihinde 670 sayılı KHK kapsamında terkin edildiği ve tasfiye işlemlerinin yapılması için TMSF'ye devredildiği, daha sonra tasfiye amacıyla tekrar sicile kayıt edildiği;
ancak yönetimin TMSF tarafından atanan kayyım heyeti tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çeklerin iadesi noktasında muhatap arayan müvekkili şirketin muhatap bulamadığını, sözleşmenin bundan sonra yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından hiç bir mal veya hizmet verilmediğinin açık olduğunu, dava açıldıktan sonra davalı şirket tarafından iki adet çek ve teminat mektubunun iadesinin davayı açmakta haklı olduklarını gösterdiğini, davalı şirketin OHAL kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığını, 674 sayılı KHK'nın 19 uncu maddesi kapsamında temsil kayyumu olarak TMSF'nin atandığınıİ ancak şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun 05.04.2017 tarihli yazı cevabı ile 22.11.2016 tarihli OHAL kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında 677 sayılı KKHK'nın 7 nci maddesi uyarınca davalı UTT Yayıncılık ... A.Ş.'de görev yapan kayyumların yetkilerinin Fona devredildiği, Fon kurulu ve Başbakan Yardımcılığı makamının muhtelif kararlarıyla anılan şirketin yönetim kurulu oluşturularak üyeliklerine atamalar yapıldığı, şirketin Fon'dan bağımsız tüzel kişiliğinin devam ettiği, dava ve borçlarından şirketin sorumlu olduğu, belirtilen nedenlerle şirketin temsili ile ilgili konuların şirketten sorulması, işbu davanın Kuruma yöneltilmesinin mümkün olmadığı bilgisinin verildiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/894710200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz