Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6035 E. 2023/715 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödemezlik defi↗ ödemezlik def'i↗ zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ temlik bedeli↗ borçlu temerrüdü↗ temerrüt ihtarı↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ sözleşmeden dönme↗ borçlunun temerrüdü↗ arabuluculuk↗ ilk itiraz↗ kötüleme↗ temlik sözleşmesi↗ zamanaşımı başlangıcı↗ alacağın temliki↗ muacceliyet↗ ifa↗ def'i↗ temlik↗ usulden reddi↗ ihtar↗ esastan ret↗ ihtarname↗ çek↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1415 E. 2017/641 K.
Ortak:ödemezlik defi · ödemezlik def'i · ifa · def'i
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Irak'ta bulunan bir hastane ile ilgili «hisse devri sözleşmesi» imzalandığı ancak devrin gerçekleştirilmediği davalı tarafın tehdit edildiği, Türkiye'ye dönmek zorunda kaldığı, davalının «ödemezlik definin» yerinde olduğu, kendi edimini «ifa» etmeyen davacının karşı taraftan edimini ifa etmesini beklemesinin objektif iyi niyet kuralları ile de bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti …
… saya aykırı bir yön bulunmamasına ve dosya içeriğinde yer alan tercüme edilmiş belge içeriğine göre davalının, davaya konu göz merkesinde hisse sahibi olmamasına ve «ödemezlik def»'inin yerinde bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri sözleşmesi · kötüniyet tazminatı · hisse devri · cezai şart · hisse devir sözleşmesi · icra takibine itiraz · kötüniyet
Benzer bu kararda2- Dava, «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» tahsiline ilişkin «icra takibine itirazın» iptali davasıdır.
Mahkemece, %40 «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiş ise de davacı, İİK 67/2. maddesi uyarınca, sözleşmeye dayalı olarak, «cezai şarta» ilişkin icra takibinde haksız olmakla birlikte, icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilememiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Irak'ta bulunan bir hastane ile ilgili «hisse devri sözleşmesi» imzalandığı ancak devrin gerçekleştirilmediği davalı tarafın tehdit edildiği, Türkiye'ye dönmek zorunda kaldığı, davalının «ödemezlik definin» yerinde olduğu, kendi edimini «ifa» etmeyen davacının karşı taraftan edimini ifa etmesini beklemesinin objektif iyi niyet kuralları ile de bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti …
Bu nedenle «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesi gerekirken kabul edilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5788 E. 2010/7726 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · kâr payı · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «ortaklar kurulu» kararında davacının şirket «payının» 70 olmasına rağmen 35 pay olarak yanlış yazıldığı, ihtarları imzalayan «şirket müdürü» ...’in müdürlük «yetkisinin» ortaklar kurulu kararıyla ihtarlardan önce kaldırıldığından ihtarların geçerli olmadığı ve davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediğine ilişkin delil «ibraz» edilmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne, ortak kurulunun 11.11.2006 tarihli 9 nolu kararının iptaline karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6035 E. , 2023/715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 03.07.2008 tarihinde sözleşme ile davalının alacaklısı olduğu Kadıköy 5. İcra Müdürlüğünün 2004/12369 E. sayılı dosyasındaki alacağın müvekkili şirkete toplam 375.000,00 TL bedel mukabilinde temlik edileceğinin kararlaştırıldığını, temlik sözleşmesinde belirlendiği üzere temlik bedelinin, İş Bankası A.Ş.'ye ait .... çek no.lu 12.07.2008 tarihli 150.000,00 TL bedelli, .... çek no.lu 15.09.2008 tarihli 50.000,00 TL bedelli, .... çek no.lu 15.10.2008 tarihli 50.000,00 TL bedelli, .... çek no.lu 15.11.2008 tarih 50.000,00 TL bedeli ve 3173220 çek no.lu 15.12.2008 tarihli 75.000,00 TL bedelli çekler olmak üzere toplam 375.000,00 TL olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin çeklerden 3173216 ve 3173217 nolu toplam değeri 200.000,00 TL olan çekleri vadelerinde ilgili çek hesabına, ....
çek no.lu 15.12.2008 tarih ve 75.000,00 TL bedelli çeki ise Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2009/13 E. sayılı takibi sonucu ödediğini; ancak bu çeklerden sonra müvekkilinin ekonomik durumundaki kötüleşme nedeni ile ödeme yapılamadığını, bunun üzerine müvekkilince Büyükçekmece 2. Noterliğinin 04.02.2009 tarihli ihtarnamesi ile ihtarnameden önce ödenen 200.000,00 TL'nin iadesinin istenildiğini, davalının 12.02.2009 tarihli ihtarnamesi ile kısmi tediyeyi kabul ederek sözleşmenin geçerli olduğunu ve iadeyi kabul etmediğini, davalının temlik bedelini kısmen kabul etmesine rağmen temliği gerçekleştirmediğini, temlik edilecek olan takip dosyasındaki alacağın temlik edilmediğini ve davalının halen alacağını tahsil etmeye çalıştığını, davalıya teslim edilen İş Bankası A.Ş.'ye ait, 3173218 nolu 15.10.2008 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 3173219 nolu, 15.11.2008 tarihli 50.000,00 TL bedelli iki adet çekin halen müvekkiline iade edilmediğini, temlik bedelinin müvekkilince kısım kısım ödendiğini;
ancak davalının temliği gerçekleştirmediği gibi yapılan tahsilatın da iade edilmediğini, sözleşmede yazılı olan çeklerin vadesinde ödenmesi koşuluna bağlandığını, bozucu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin hükümsüz olduğunu, temlik bedelinin 03.08.2009 tarihli ihtarla istenildiğini ileri sürerek davacıya yapılan 275.000,00 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline halen iade edilmeyen 100.000,00 TL bedelli iki adet çekin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, zorunlu arabuluculuk dava şartına uyulmadan açılan davanın usulden reddi gerektiğini, sözleşme kapsamında verilen çeklerin en son vadesinin 15.12.2018 olması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının keşide ettiği 04.02.2009 tarihli ihtarnameyle temerrüdün oluştuğunu, 03.08.2009 tarihli ihtarda önceki ihtara atıf yapıldığını, temerrüt tarihinden itibaren de zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının takip sonucu tahsil edildiğini belirttiği 75.000,00 TL bedelli çekin halen tahsil edilemediğini, itiraz üzerine icra mahkemesince takibin geri bırakılmasına karar verildiğini, iadesi istenilen iki adet çekin de ödenmediğini, davacının temlik bedelini ödememesi nedeniyle temliğin hükümsüz hale geldiğini, davacının kısmi ödemeye rağmen temlikin gerçekleşmesini talep etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.07.2008 tarihli temlik sözleşmesi akdedildiği, 04.02.2009 tarihinde davacı tarafın davalıya Büyükçekmece 2. Noterliği aracılığıyla temerrüt ihtarı çektiği, davacının 04.02.2009 tarihinde davalıyı temerrüte düşürdüğü, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, 03.08.2009 tarihinde çekilen ihtarnamenin zamanaşımı süresini kesmeyeceği, 04.02.2019 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın bu süreden sonra açıldığı davalı tarafın da süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde ilk itiraz şeklinde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince keşide edilen 04.02.2009 tarihli ihtara, davalı yanca 12.02.2009 tarihli ihtarla cevap verildiğini, cevabi ihtarın ödemezlik def'i içermesi nedeni ile bu kez 03.08.2009 tarihli ihtarın keşide edildiğini, cevabi ihtarda davalının yaptığı tahsilat ve çekleri iade etmekte direnerek davacının iade istemine karşı ödemezlik def'i ileri sürdüğünün görüleceğini, zamanaşımının 03.08.2009 tarihli ihtarnameyle kesildiğinin kabulünün yasal zorunluluk olduğunu, borçlu temerrüdünün oluşması için geçerli olarak doğmuş ve ifası mümkün olan borcun muaccel olması ve alacaklının borçluya ihtarda bulunması gerektiğini, ihtarname ile borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle zamanaşımının kesildiğini, mahkemece 04.02.2009 tarihli ihtarın zamanaşımını kestiğinin kabul edildiğini;
ancak davalıca keşide edilen cevabi ihtarda ödemezlik definde bulunması nedeniyle ikinci kez ihtarname keşide edildiğini; davalının ihtarında bozucu şartı kabul etmesine rağmen iadeyi kabul etmediğini; tarafların karşılıklı gönderdiği ihtarlardan sonra müvekkilince keşide edilen 03.08.2009 tarihli ihtarın temerrüt ihtarı niteliğinde olması nedeniyle zamanaşımının bu tarihte kesildiğini, ifa zamanı gelmiş olmasına karşın ifa talebinde bulunan alacaklıya karşı borçlu, zamanaşımı ya da ödemezlik defi gibi ifadan kaçınmasına imkân tanıyan haklarını ileri sürüp temerrüde düşmekten kurtulabileceğinin Yargıtay kararlarıyla kabul edildiğini, ödemezlik definin ileri sürülmesi suretiyle temerrüt oluşmasının engellenmesi nedeniyle 04.02.2009 tarihli ihtarnameyle temerrüdün başladığının kabul edilemeyeceğini, esas yönünden de müvekkilinin alacağının bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda zamanaşımını kesen bir nedenin de bulunmadığının anlaşıldığı, temerrüt ihtarının zamanaşımını kesmesinin söz konusu olmadığı, zamanaşımının başlangıç tarihinin belirlenmesinde ihtarın dikkate alınması gerektiği, temerrütün 04.02.2009 tarihli ihtarla meydana gelmesi ve dava konusu olayda zamanaşımını kesen veya durduran bir neden bulunmaması ve dava tarihi olan 04.07.2019 tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin karar ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmeden dönme nedeniyle yapılmış olan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçları Kanunu'nun 154 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/893425100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz