Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5433 E. 2023/183 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrık rapor↗ ticari örf ve adet↗ sürenin hesaplanması↗ çekincesiz kabul↗ haklı güven↗ ariyet↗ prim iadesi↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ ihtirazi kayıt↗ bedel iadesi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ temerrüt tarihi↗ cari hesap↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ ticari faiz↗ cezai şart↗ ek prim↗ dürüstlük kuralı↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ istirdat↗ ihtar↗ geçersizlik↗ fatura↗ iflas↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile demirbaşların iade edilememesi nedeni ile bedelinin tahsili talebi yönünden, davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiği iddia edilen malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığı, davalı bayiye sağlanan finansal desteğin iadesi talebi yönünden, davacı tarafın finansal destek sağladığına ve bu desteğin hangi tarihte ödediğine ilişkin belgeyi ibraz edemediği, bunun yanı sıra sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak fesih edildiği ve söz konusu finansal desteğin davalı tarafın satışlarını artırmak amacı ile verildiğinin anlaşıldığı, cezai şart talebine yönelik olarak davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, bu sürenin sonunda cezai şart talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, kâr mahrumiyeti talebi yönünden ise davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeni ile kâr mahrumiyeti talep etmesinin de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taahhüt ettiği tonaj taahhütlerini tamamlamamış olması ve taahhüdüne karşılık gelen bedelleri ödememesi nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı nedenle feshedildiğini, Ek Anlaşma madde II.A.5 gereğince de müvekkili şirketin kâr mahrumiyeti talebinde haklı olduğunu ve mahrum kaldığı kârın fesih tarihinden sözleşmenin sona ereceği 01.04.2015 tarihine kadar geçecek süreye ilişkin olarak hesaplanması gerektiğini, yeni bir bayi açılışının 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını, kâr mahrumiyetinin bu kriterlere göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, demirbaşlara ilişkin fatura ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana teslim edilen malzemelere ilişkin detayların yer aldığını, davalının ihlalleri sebebi ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilen ve her iki tarafça imzalanan Ek Anlaşma'nın 5 inci maddesinde belirlenen 50.000,00 USD cezai şart tutarını davalının ödemekle yükümlü olduğunu, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, ödenen satış destek priminin ödenme gayesini ortadan kaldırdığından ödenen 64.000,00 TL finansal destek priminin tamamının iadesine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin 3 yıl içinde talepte bulunmamasının bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2010 tarihinde başlamak ve 01.04.2015 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık satış sözleşmesi yapmış olduğu, bu sözleşmeyi 05.12.2013 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshetmiş olduğu, davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen sözleşmede belirlenen kâr mahrumiyeti talepleri hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan müteakip yılda davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl ise 01.04.2013 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.12.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olup davalıya taahhütname hükmüne göre yıl sonuna kadar alması gereken ürün miktarını tamamlayabilme imkanı verilmediğinden davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yıl için de kâr mahrumiyeti istenemeyeceği, bu durumda davacının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağı talep edemeyeceği, malzemelerin bedelinin iadesi ve cezai şart talebine yönelik olarak ise fatura içeriği malzemelerin davalıya sevk ve teslim edildiğine dair yazılı belge ibraz edilmediği, dolayısıyla davacının ariyetlerin iadesi, aksi halde sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, ancak 01.04.2010 Ek Anlaşma'nın II. Karşılıklı Taahhütler ve Şartlar başlıklı maddesinde, davacının davalı bayiye 64.000,00 TL tutarında finansal destek vermeyi kabul ettiği ve davacı tarafça davalıya verilen finansal desteğin davalının cari hesabından düşüleceğinin belirtildiği, davacı tarafça davalının cari hesap borcu bulunduğunun iddia edilmediği ve davalının eksik de olsa yaptığı alım miktarlarına göre sözleşmenin devamı süresine tekabül eden üç taksitinin ödendiğinin kabul edilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da aynı hususa temas edilerek davacının kalan iki yıl için 25.600,00 TL talep edebileceğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki ek sözleşmede düzenlenen finansal desteğin veriliş amacına göre, sözleşmenin feshi nedeniyle tespit edilen bu miktarın davalı tarafça ödenmesi gerektiği, aksi hâlin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceği göz önünde bulundurularak tespit edilen 25.600,00 TL finansal destek bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 01.04.2019 tarihli ek anlaşma ile de taahhütnameye paralel düzenlemeler getirildiğini, buna göre davalının taahhüt ettiği LPG ve müştaklarına ilişkin yıllık alım miktarını gerçekleştirememesi hâlinde eksik kalan satış miktarı üzerinden ton başına 500,00 USD kar mahkumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, müvekkili şirketin satış yapmaya devam etmesinin ifayı üç buçuk sene çekincesiz olarak kabul etmiş olduğu anlamını taşımadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın davalının ihlalleri sebebi ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davalının anlaşma hükümleri gereğince 50.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, demirbaşlara ilişkin fatura ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana teslim edilen ancak iade edilmemesi dolayısıyla cezai şart ve bedelinin ödenmesine ilişkin haklı talebinin kabulü gerektiğini, finansal destek priminin sözleşmeye bağlı olarak ve sözleşme ile belirlenen şartların yerine getirilmesi şartı ile sağlandığını, sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ödenen satış destek priminin ödenme gayesini ortadan kaldıracağından ve davalıya sebepsiz olarak finansal destek verilmiş olacağından bu tutarların tamamının istirdatına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; finansal destek priminin iadesi talebine yönelik olarak karara referans olarak gösterilen bilirkişi raporundaki tespitlerin yanında Doç. Dr. ... tarafından kaleme alınan ayrık raporun nazara alınmadığını, halbuki müvekkili için sözleşmeye aykırılık teşkil edecek ve sözleşmenin derhal feshini gerektirecek bir durumdan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle peşin satış teşvik priminin iadesi yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki söz konusu bedelin müvekkili tarafından bayilik bölgesinde davacının satışlarını artırmak amacıyla alındığı ve kullanıldığını, bu şekilde davacının da kâr elde ettiğini, davacının taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesinin, müvekkilden taahhüdünü yerine getirmesini talep etmemesinin, müvekkili üzerinde taahhüdün uygulanmayacağına dair haklı bir güven oluşturması karşısında tüm taleplerinde haksız olduğunu, zaten sözleşmenin başında verilen taahhüdün hukuken ve ticari olarak geçersiz olduğunu, davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti taleplerinin reddine dair verdiği karara rağmen sözleşmeyi haksız olarak fesheden davacının finansal destek adı altında vermiş olduğu bedelin iadesine dair talebi ile hakkını kötüye kullandığını, ayrıca dosyada ve bilirkişi raporlarında belirtilenin aksine davacının müvekkiline finansal destek adı altında gönderdiği bedelin 64.000,00 TL değil, 50.000,00 TL olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tüplü bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla sözleşmeden kaynaklanan cezai şart, kâr mahrumiyeti, satış teşvik priminin iadesi ve davalıya ariyet olarak verilen emtianın aynen iadesi veyahut olmadığı takdirde cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ile 179 ve devam eden maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı taraf dava dilekçesinde, taahhütnamede belirtilen kâr mahrumiyetini ve ek anlaşmada belirtilen 50.000,00 USD cezai şartı ayrı ayrı talep etmiştir. Ancak taahhütnamede, kâr mahrumiyeti kalemi aynı zamanda cezai şart olarak öngörülmüş olup davacının kâr mahrumiyeti altında cezai şart veya diğer cezai şarttan birini talep edebileceğinin göz önüne alınması gerektiğinden Mahkemece yapılacak iş, davacıya hangi cezai şart kalemini talep ettiği açıklattırılıp bunlardan tercih edilen birinin değerlendirilmesidir. Ayrıca kabule göre, taahhütnamede yer aldığı üzere anlaşmanın sonunda toplam talepte bulunulabileceği belirtildiğinden bu hususun da değerlendirilmemiş olması doğru görülmemiştir.
3.Davacı, Ek Anlaşma'nın "Ek Anlaşmanın Feshi" başlıklı IV. maddesi kapsamında destek priminin tamamını talep etmekte, davalı ise finansal destek prim bedelinin talep edildiği kadar olmadığı ve 50.000,00 TL olduğunu savunmaktadır. Bu husus da değerlendirilmeden oranlama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2765 E. 2022/5006 K.
Ortak:ariyet · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz kararda… ç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2010 tarihinde başlamak ve 01.04.2015 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık «satış sözleşmesi» yapmış olduğu, bu sözleşmeyi 05.12.2013 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshetmiş olduğu, davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen sözleşmede belirlenen kâr «mahrumiyeti» talepleri hakkında herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymadan müteakip yılda davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili «kar mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl ise 01.04.2013 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.12.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olup davalıya «taahhütname» hükmüne göre yıl sonuna kadar alması gereken ürün miktarını tamamlayabilme imkanı verilmediğinden davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yıl için de kâr mahrumiyeti istenemeyeceği, bu durumda davacının «sözleşmeyi feshinin» haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla kâr mahrumiyeti ve «cezai şart» alacağı talep edemeyeceği, malzemelerin «bedelinin iadesi» ve cezai şart talebine yönelik olarak ise «fatura» içeriği malzemelerin davalıya sevk ve «teslim» edildiğine dair yazılı belge «ibraz» edilmediği, dolayısıyla davacının «ariyetlerin» iadesi, aksi halde sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, ancak 01.04.2010 Ek Anlaşma'nın II.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tüplü «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart», kâr «mahrumiyeti», satış teşvik «priminin iadesi» ve davalıya «ariyet» olarak verilen emtianın aynen iadesi veyahut olmadığı takdirde cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile demirbaşların iade edilememesi nedeni ile bedelinin tahsili talebi yönünden, davacı tarafça davalı tarafa «teslim» edildiği iddia edilen malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığı, davalı bayiye sağlanan finansal desteğin iadesi talebi yönünden, davacı tarafın finansal destek sağladığına ve bu desteğin hangi tarihte ödediğine ilişkin belgeyi «ibraz» edemediği, bunun yanı sıra sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak «fesih» edildiği ve söz konusu finansal desteğin davalı tarafın satışlarını artırmak amacı ile verildiğinin anlaşıldığı, «cezai şart» talebine yönelik olarak davacı tarafın «taahhüt» tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, bu sürenin sonunda cezai şart talep etmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden ise davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeni ile kâr mahrumiyeti talep etmesinin de «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının «kar mahrumiyetini» yalnızca sözleşmenin feshinden sonraki dönemde makul bir süre için isteyebileceği bozma ilamı ve dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla, fesihten sonraki dönemde mak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5015 E. 2021/3448 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · taahhütname · ihtarname · Alacak
İncelediğiniz kararda… ç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2010 tarihinde başlamak ve 01.04.2015 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık «satış sözleşmesi» yapmış olduğu, bu sözleşmeyi 05.12.2013 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshetmiş olduğu, davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen sözleşmede belirlenen kâr «mahrumiyeti» talepleri hakkında herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymadan müteakip yılda davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili «kar mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl ise 01.04.2013 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.12.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olup davalıya «taahhütname» hükmüne göre yıl sonuna kadar alması gereken ürün miktarını tamamlayabilme imkanı verilmediğinden davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yıl için de kâr mahrumiyeti istenemeyeceği, bu durumda davacının «sözleşmeyi feshinin» haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla kâr mahrumiyeti ve «cezai şart» alacağı talep edemeyeceği, malzemelerin «bedelinin iadesi» ve cezai şart talebine yönelik olarak ise «fatura» içeriği malzemelerin davalıya sevk ve «teslim» edildiğine dair yazılı belge «ibraz» edilmediği, dolayısıyla davacının «ariyetlerin» iadesi, aksi halde sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, ancak 01.04.2010 Ek Anlaşma'nın II.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile demirbaşların iade edilememesi nedeni ile bedelinin tahsili talebi yönünden, davacı tarafça davalı tarafa «teslim» edildiği iddia edilen malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığı, davalı bayiye sağlanan finansal desteğin iadesi talebi yönünden, davacı tarafın finansal destek sağladığına ve bu desteğin hangi tarihte ödediğine ilişkin belgeyi «ibraz» edemediği, bunun yanı sıra sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak «fesih» edildiği ve söz konusu finansal desteğin davalı tarafın satışlarını artırmak amacı ile verildiğinin anlaşıldığı, «cezai şart» talebine yönelik olarak davacı tarafın «taahhüt» tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, bu sürenin sonunda cezai şart talep etmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden ise davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeni ile kâr mahrumiyeti talep etmesinin de «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «taahhüt» ettiği tonaj taahhütlerini tamamlamamış olması ve taahhüdüne karşılık gelen bedelleri ödememesi nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı nedenle feshedildiğini, Ek Anlaşma madde II.A.5 gereğince de müvekkili şirketin kâr «mahrumiyeti» talebinde haklı olduğunu ve mahrum kaldığı kârın «fesih» tarihinden sözleşmenin sona ereceği 01.04.2015 tarihine kadar geçecek süreye ilişkin olarak hesaplanması gerektiğini, yeni bir bayi açılışının 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını, kâr mahrumiyetinin bu kriterlere göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, demirbaşlara ilişkin «fatura» ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana «teslim» edilen malzemelere ilişkin detayların yer aldığını, davalının ihlalleri «sebebi» ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilen ve her iki tarafça imzalanan Ek Anlaşma'nın 5 inci maddesinde belirlenen 50.000,00 USD «cezai şart» tutarını davalının ödemekle yükümlü olduğunu, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, ödenen satış destek «priminin» ödenme gayesini ortadan kaldırdığından ödenen 64.000,00 TL finansal destek priminin tamamının iadesine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin 3 yıl içinde t …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · makul süre · yenileme · havale
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 «havale» tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5775 E. 2016/1345 K.
Ortak:ariyet · kâr mahrumiyeti · temerrüt tarihi · cezai şart · taahhütname · temerrüt
İncelediğiniz kararda… ç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2010 tarihinde başlamak ve 01.04.2015 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık «satış sözleşmesi» yapmış olduğu, bu sözleşmeyi 05.12.2013 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshetmiş olduğu, davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen sözleşmede belirlenen kâr «mahrumiyeti» talepleri hakkında herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymadan müteakip yılda davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili «kar mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl ise 01.04.2013 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.12.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olup davalıya «taahhütname» hükmüne göre yıl sonuna kadar alması gereken ürün miktarını tamamlayabilme imkanı verilmediğinden davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yıl için de kâr mahrumiyeti istenemeyeceği, bu durumda davacının «sözleşmeyi feshinin» haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla kâr mahrumiyeti ve «cezai şart» alacağı talep edemeyeceği, malzemelerin «bedelinin iadesi» ve cezai şart talebine yönelik olarak ise «fatura» içeriği malzemelerin davalıya sevk ve «teslim» edildiğine dair yazılı belge «ibraz» edilmediği, dolayısıyla davacının «ariyetlerin» iadesi, aksi halde sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, ancak 01.04.2010 Ek Anlaşma'nın II.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile demirbaşların iade edilememesi nedeni ile bedelinin tahsili talebi yönünden, davacı tarafça davalı tarafa «teslim» edildiği iddia edilen malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığı, davalı bayiye sağlanan finansal desteğin iadesi talebi yönünden, davacı tarafın finansal destek sağladığına ve bu desteğin hangi tarihte ödediğine ilişkin belgeyi «ibraz» edemediği, bunun yanı sıra sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak «fesih» edildiği ve söz konusu finansal desteğin davalı tarafın satışlarını artırmak amacı ile verildiğinin anlaşıldığı, «cezai şart» talebine yönelik olarak davacı tarafın «taahhüt» tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, bu sürenin sonunda cezai şart talep etmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden ise davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeni ile kâr mahrumiyeti talep etmesinin de «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «taahhüt» ettiği tonaj taahhütlerini tamamlamamış olması ve taahhüdüne karşılık gelen bedelleri ödememesi nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı nedenle feshedildiğini, Ek Anlaşma madde II.A.5 gereğince de müvekkili şirketin kâr «mahrumiyeti» talebinde haklı olduğunu ve mahrum kaldığı kârın «fesih» tarihinden sözleşmenin sona ereceği 01.04.2015 tarihine kadar geçecek süreye ilişkin olarak hesaplanması gerektiğini, yeni bir bayi açılışının 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını, kâr mahrumiyetinin bu kriterlere göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, demirbaşlara ilişkin «fatura» ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana «teslim» edilen malzemelere ilişkin detayların yer aldığını, davalının ihlalleri «sebebi» ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilen ve her iki tarafça imzalanan Ek Anlaşma'nın 5 inci maddesinde belirlenen 50.000,00 USD «cezai şart» tutarını davalının ödemekle yükümlü olduğunu, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, ödenen satış destek «priminin» ödenme gayesini ortadan kaldırdığından ödenen 64.000,00 TL finansal destek priminin tamamının iadesine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin 3 yıl içinde t …
Benzer bu karardaMahkemece, davalının sözleşmenin imzalanmasından itibaren «asgari alım taahhüdünü» hiçbir zaman yerine getirmediği ve davacının da hiçbir yıllık dönemde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi feshetmediği ya da ilgili dönemler için «cezai şart» bedelini talep etmediği, davacının sözleşmeyi ifaya devam ederek ticari yarar sağladığı ve alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına dair bir güven oluşturduğu, sözleşmenin başından itibaren her yıl alım taahhüdünün yerine getirilmediği ve ticari yarar sağlanmaya devam edilerek aradan uzun zaman geçtikten sonra buna ilişkin talepte bulunulmasının çelişkili bir davranış ya da uyandırılan güvene aykırı davranış olarak MK 2. maddesine aykırı görülmesinin gerektiği, böyle bir durumda, gerek tonaj taahhüdü uygulamasından BK'nın 158/2. maddesi uyarınca zımnen «feragat» edildiğinin kabulü ve MK'nın 2. maddesi uyarınca geçerli sayılmaması ayrıca sözleşmenin «ifa» edildiği fesihten önceki dönemler için fesihten sonra «müspet zarar» istenmesinin mümkün olmaması gerekse müspet zararın henüz doğmadan önce taraflar arasında kararlaştırılmasının da hukuken bağlayıcı olmayacağı da nazara alınarak, fesihten sonraki dönem için de tonaj taahhüdü uyarınca «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, BK'nın 106.-108 maddeleri uyarınca davacının sözleşmenin devamı halinde elde edeceği ama mahrum kaldığı kâr nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000 USD mahrum kalınan kâr ile 1.732,88 USD «ariyet» mal bedeli olmak üzere toplam; 6.732,88 USD'nin «temerrüt tarihi» olan 19.01.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ait ariyet b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · ifa · feragat
Benzer bu karardaMahkemece, davalının sözleşmenin imzalanmasından itibaren «asgari alım taahhüdünü» hiçbir zaman yerine getirmediği ve davacının da hiçbir yıllık dönemde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi feshetmediği ya da ilgili dönemler için «cezai şart» bedelini talep etmediği, davacının sözleşmeyi ifaya devam ederek ticari yarar sağladığı ve alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına dair bir güven oluşturduğu, sözleşmenin başından itibaren her yıl alım taahhüdünün yerine getirilmediği ve ticari yarar sağlanmaya devam edilerek aradan uzun zaman geçtikten sonra buna ilişkin talepte bulunulmasının çelişkili bir davranış ya da uyandırılan güvene aykırı davranış olarak MK 2. maddesine aykırı görülmesinin gerektiği, böyle bir durumda, gerek tonaj taahhüdü uygulamasından BK'nın 158/2. maddesi uyarınca zımnen «feragat» edildiğinin kabulü ve MK'nın 2. maddesi uyarınca geçerli sayılmaması ayrıca sözleşmenin «ifa» edildiği fesihten önceki dönemler için fesihten sonra «müspet zarar» istenmesinin mümkün olmaması gerekse müspet zararın henüz doğmadan önce taraflar arasında kararlaştırılmasının da hukuken bağlayıcı olmayacağı da nazara alınarak, fesihten sonraki dönem için de tonaj taahhüdü uyarınca «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, BK'nın 106.-108 maddeleri uyarınca davacının sözleşmenin devamı halinde elde edeceği ama mahrum kaldığı kâr nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000 USD mahrum kalınan kâr ile 1.732,88 USD «ariyet» mal bedeli olmak üzere toplam; 6.732,88 USD'nin «temerrüt tarihi» olan 19.01.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ait ariyet b …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5433 E. , 2023/183 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile BP Gaz A.Ş. arasında 01.04.2010 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve 01.04.2010 tarihli ek anlaşma akdedildiğini ve taahhütname düzenlendiğini, bu taahhütname ile davalının belirli miktarda tüplü LPG satın almayı taahhüt ettiğini, bu taahhüde göre 1 yıl aylık asgari 17 tondan az olmamak üzere 204 ton, 2-3-4 ve 5 inci yıllar için de aynı şekilde aylık asgari 17 tondan az olmamak üzere 204 ton olmak üzere anılan tonajlarda ilave ürün almayı, bu taahhüdünü yerine getirmediği taktirde müvekkili firmanın bayilik anlaşması ve tüm anlaşma ve protokolleri tek taraflı olarak feshetme hakkına haiz olduğunu, taahhütnamenin 2 nci maddesine göre davalının taahhüt ettiği alım miktarını gerçekleştirmemesi hâlinde eksik kalan satış miktarı üzerinden ton başına 500,00 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, ancak davalının taahhütnameye göre bayilik anlaşmasının imzalandığı tarihten itibaren 3 üncü yılın sonuna kadar en az 612 ton tüplü LPG alımı gerçekleştirmesi gerekirken sadece 397 ton tüplü LPG ikmali gerçekleştiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından noter vasıtasıyla ihtarname keşide edilerek davalının üç bayilik yılı içerisinde ikmal etmediği LPG için ton başına 500,00 USD olmak üzere kâr mahrumiyeti ödemesinin ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen kâr mahrumiyeti tutarını ödemediğini, bunun üzerine ...
29. Noterliğinin 05.12.2013 tarih, 24257 yevmiye sayılı ihtarı ile tüplü bayilik anlaşması ve tüm eklerinin tek taraflı olarak feshedildiğini ileri sürerek mülkiyeti müvekkiline ait demirbaşların iadesine, vadesinde iade edilmemesi nedeniyle 3.000,00 USD cezai şartın ödenmesine, taahhütnamenin 2 nci maddesi uyarınca 5.000,00 USD (ödeme tarihinde ilân olunan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı) tutarındaki kâr mahrumiyetinin tahsiline, ayrıca ek anlaşma gereğince davalıya ödenen 64.000,00 TL finans bedelinin iade edilmesine, yine 50.000,00 USD tutarında cezai şartın (ödeme tarihinde ilân olunan TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı) temerrüt tarihi olan 16.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında ibraz ettiği bedel artırım dilekçesi ile kâr mahrumiyetine ilişkin talebini 8.500,00 USD olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tonaj taahhüdüne konu ek protokolün sözleşmeye, LPG piyasası koşullarına ve rekabet hukukuna aykırı olduğunu, doğalgazın müvekkilinin bayilik bölgesinde gelişmesi üzerine daralan LPG piyasasında satışların düşmesinin müvekkilinin iflasına neden olduğunu, böyle bir durumda tüplü bayilik ilişkisini sürekli, belirli bir çizgide devam ettirirken davacının sözleşmeyi feshetmesinin ticari örf ve adete uygun olmadığını, müvekkili tarafından yapılan alımların piyasa koşullarına göre makul olduğunu, davacının tonajla ilgili taahhüdü gerekçe göstererek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedip ceza-i şart talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda mali durumun araştırılarak ceza-i şartın ticari mahva sebep verip vermeyeceğinin tespiti ile hüküm tesis edilmesi gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği ariyet malzemelerin müvekkiline teslim edildiğine dair iddiaları kabul etmediklerini, bu nedenle bedellerinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeyi haksız olarak fesheden davacının kâr mahrumiyeti taleplerini de kabul etmediklerini savunarak davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile demirbaşların iade edilememesi nedeni ile bedelinin tahsili talebi yönünden, davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiği iddia edilen malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığı, davalı bayiye sağlanan finansal desteğin iadesi talebi yönünden, davacı tarafın finansal destek sağladığına ve bu desteğin hangi tarihte ödediğine ilişkin belgeyi ibraz edemediği, bunun yanı sıra sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak fesih edildiği ve söz konusu finansal desteğin davalı tarafın satışlarını artırmak amacı ile verildiğinin anlaşıldığı, cezai şart talebine yönelik olarak davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, bu sürenin sonunda cezai şart talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, kâr mahrumiyeti talebi yönünden ise davacı tarafın taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesi ve asgari alım yükümünün yerine getirilmesini talep etmemesine ve bu şekilde davalıda taahhüdün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmasına rağmen, sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeni ile kâr mahrumiyeti talep etmesinin de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taahhüt ettiği tonaj taahhütlerini tamamlamamış olması ve taahhüdüne karşılık gelen bedelleri ödememesi nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı nedenle feshedildiğini, Ek Anlaşma madde II.A.5 gereğince de müvekkili şirketin kâr mahrumiyeti talebinde haklı olduğunu ve mahrum kaldığı kârın fesih tarihinden sözleşmenin sona ereceği 01.04.2015 tarihine kadar geçecek süreye ilişkin olarak hesaplanması gerektiğini, yeni bir bayi açılışının 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını, kâr mahrumiyetinin bu kriterlere göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, demirbaşlara ilişkin fatura ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana teslim edilen malzemelere ilişkin detayların yer aldığını, davalının ihlalleri sebebi ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilen ve her iki tarafça imzalanan Ek Anlaşma'nın 5 inci maddesinde belirlenen 50.000,00 USD cezai şart tutarını davalının ödemekle yükümlü olduğunu, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, ödenen satış destek priminin ödenme gayesini ortadan kaldırdığından ödenen 64.000,00 TL finansal destek priminin tamamının iadesine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin 3 yıl içinde talepte bulunmamasının bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2010 tarihinde başlamak ve 01.04.2015 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık satış sözleşmesi yapmış olduğu, bu sözleşmeyi 05.12.2013 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshetmiş olduğu, davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen sözleşmede belirlenen kâr mahrumiyeti talepleri hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan müteakip yılda davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl ise 01.04.2013 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.12.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olup davalıya taahhütname hükmüne göre yıl sonuna kadar alması gereken ürün miktarını tamamlayabilme imkanı verilmediğinden davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yıl için de kâr mahrumiyeti istenemeyeceği, bu durumda davacının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağı talep edemeyeceği, malzemelerin bedelinin iadesi ve cezai şart talebine yönelik olarak ise fatura içeriği malzemelerin davalıya sevk ve teslim edildiğine dair yazılı belge ibraz edilmediği, dolayısıyla davacının ariyetlerin iadesi, aksi halde sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, ancak 01.04.2010 Ek Anlaşma'nın II.
Karşılıklı Taahhütler ve Şartlar başlıklı maddesinde, davacının davalı bayiye 64.000,00 TL tutarında finansal destek vermeyi kabul ettiği ve davacı tarafça davalıya verilen finansal desteğin davalının cari hesabından düşüleceğinin belirtildiği, davacı tarafça davalının cari hesap borcu bulunduğunun iddia edilmediği ve davalının eksik de olsa yaptığı alım miktarlarına göre sözleşmenin devamı süresine tekabül eden üç taksitinin ödendiğinin kabul edilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da aynı hususa temas edilerek davacının kalan iki yıl için 25.600,00 TL talep edebileceğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki ek sözleşmede düzenlenen finansal desteğin veriliş amacına göre, sözleşmenin feshi nedeniyle tespit edilen bu miktarın davalı tarafça ödenmesi gerektiği, aksi hâlin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceği göz önünde bulundurularak tespit edilen 25.600,00 TL finansal destek bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
01. 04.2019 tarihli ek anlaşma ile de taahhütnameye paralel düzenlemeler getirildiğini, buna göre davalının taahhüt ettiği LPG ve müştaklarına ilişkin yıllık alım miktarını gerçekleştirememesi hâlinde eksik kalan satış miktarı üzerinden ton başına 500,00 USD kar mahkumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, müvekkili şirketin satış yapmaya devam etmesinin ifayı üç buçuk sene çekincesiz olarak kabul etmiş olduğu anlamını taşımadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın davalının ihlalleri sebebi ile müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davalının anlaşma hükümleri gereğince 50.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, demirbaşlara ilişkin fatura ve ekinde faturaların ayrıntılarını gösterir listede davalı yana teslim edilen ancak iade edilmemesi dolayısıyla cezai şart ve bedelinin ödenmesine ilişkin haklı talebinin kabulü gerektiğini, finansal destek priminin sözleşmeye bağlı olarak ve sözleşme ile belirlenen şartların yerine getirilmesi şartı ile sağlandığını, sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ödenen satış destek priminin ödenme gayesini ortadan kaldıracağından ve davalıya sebepsiz olarak finansal destek verilmiş olacağından bu tutarların tamamının istirdatına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; finansal destek priminin iadesi talebine yönelik olarak karara referans olarak gösterilen bilirkişi raporundaki tespitlerin yanında Doç. Dr. ... tarafından kaleme alınan ayrık raporun nazara alınmadığını, halbuki müvekkili için sözleşmeye aykırılık teşkil edecek ve sözleşmenin derhal feshini gerektirecek bir durumdan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle peşin satış teşvik priminin iadesi yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki söz konusu bedelin müvekkili tarafından bayilik bölgesinde davacının satışlarını artırmak amacıyla alındığı ve kullanıldığını, bu şekilde davacının da kâr elde ettiğini, davacının taahhüt tarihinden itibaren uzun süre sözleşme ilişkisine devam etmesinin, müvekkilden taahhüdünü yerine getirmesini talep etmemesinin, müvekkili üzerinde taahhüdün uygulanmayacağına dair haklı bir güven oluşturması karşısında tüm taleplerinde haksız olduğunu, zaten sözleşmenin başında verilen taahhüdün hukuken ve ticari olarak geçersiz olduğunu, davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti taleplerinin reddine dair verdiği karara rağmen sözleşmeyi haksız olarak fesheden davacının finansal destek adı altında vermiş olduğu bedelin iadesine dair talebi ile hakkını kötüye kullandığını, ayrıca dosyada ve bilirkişi raporlarında belirtilenin aksine davacının müvekkiline finansal destek adı altında gönderdiği bedelin 64.000,00 TL değil, 50.000,00 TL olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tüplü bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla sözleşmeden kaynaklanan cezai şart, kâr mahrumiyeti, satış teşvik priminin iadesi ve davalıya ariyet olarak verilen emtianın aynen iadesi veyahut olmadığı takdirde cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ile 179 ve devam eden maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı taraf dava dilekçesinde, taahhütnamede belirtilen kâr mahrumiyetini ve ek anlaşmada belirtilen 50.000,00 USD cezai şartı ayrı ayrı talep etmiştir. Ancak taahhütnamede, kâr mahrumiyeti kalemi aynı zamanda cezai şart olarak öngörülmüş olup davacının kâr mahrumiyeti altında cezai şart veya diğer cezai şarttan birini talep edebileceğinin göz önüne alınması gerektiğinden Mahkemece yapılacak iş, davacıya hangi cezai şart kalemini talep ettiği açıklattırılıp bunlardan tercih edilen birinin değerlendirilmesidir. Ayrıca kabule göre, taahhütnamede yer aldığı üzere anlaşmanın sonunda toplam talepte bulunulabileceği belirtildiğinden bu hususun da değerlendirilmemiş olması doğru görülmemiştir.
3.Davacı, Ek Anlaşma'nın "Ek Anlaşmanın Feshi" başlıklı IV. maddesi kapsamında destek priminin tamamını talep etmekte, davalı ise finansal destek prim bedelinin talep edildiği kadar olmadığı ve 50.000,00 TL olduğunu savunmaktadır. Bu husus da değerlendirilmeden oranlama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892569300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz