İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1884 E. 2023/506 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik tahkikat↗ davayı aydınlatma ödevi↗ üçüncü kişi yararına sözleşme↗ külli halefiyet↗ hakim ortak↗ muhalefet şerhi↗ halefiyet↗ tahkikat↗ tanıma↗ muafiyet↗ ihbar olunan↗ satış sözleşmesi↗ ikrar↗ hisse devri↗ cy/cy şerhi↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ rücu↗ tmsf↗ tüzel kişilik↗ fer'i müdahil↗ protokol↗ kötü niyet↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF tarafından alınan kararlar, mahkemelere sunulan yazılar ve off shore hesaplarla ilgili olarak kaybedilen davalar kapsamında ihtirazi kayıtta bulunmaksızın ....’ye davacı yanın ödemeler yaptığı dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka hakim ortaklarının off shore hesaplara ilişkin nitelikli dolandırıcılık suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına rücu edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin külli halefiyeti söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile protokoller imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın somut delillere dayanmadığını, davanın konusunun teknik anlamda yeterince irdelenmediğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) çerçevesinde birleşmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan hisse devir sözleşmesinin ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal muafiyetlerden yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin ikrar anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi kararında dolandırılan olarak belirtilen kişiler olmadığını, yüksek faiz geliri elde edildiğinde iradenin sağlam ancak banka battığı zaman iradenin sakat denmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediğini, kararın hatalı bilirkişi raporuna dayandığını, Bankacılık Kanunu gereğince bilirkişilerin resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki hisse devrinin yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan Sümerbank A.Ş. isimli üçüncü kişi lehine, başkası lehine şart veya üçüncü kişi yararına sözleşme denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı .... olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının somut bir gerekçeye dayanmadığını, davanın konusunun teknik anlamda yerel mahkemece yeterince irdelenmediğini, Fon bünyesine alınan Sümerbank A.Ş ile OYAK’a hisseleri devredilen Sümerbank’ın birbirinden tamamen farklı bankalar olduklarını, TMSF’nin hisseleri devrederken, sözleşmenin tanımlar başlığı altında sayılan kesinleşmiş bilanço ve kesinleşmemiş bilanço içeriğini devrettiğini, sadece bu bilançolar kapsamında doğmuş veya doğacak zarar kalemleri ile ilgili sorumluluk maddelerini kabul ettiğini, bu sebeple hisse devir sözleşmesinin 6.13 maddesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bu hisse devir sözleşmesinin sadece 6.13 maddesinden ibaret olmadığını, diğer maddelerinin ekleri ile birlikte ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, devir sözleşmesinin ve eki protokollerin off shore hesaplara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, bu konuların teknik irdeleme gerektirmesine rağmen itirazlarının mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin lafzi yorumunun tek başına sözleşmenin yorumlanmasında esas alınamayacağını, off shore hesapların güvence kapsamında olmadığı, bu sebeple kendi iradeleri ile off shore hesaplara para yatıran müşterilere ödenen paralardan davacının hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediğini, eksik inceleme ile karar tesis edildiğini, ibraz edilen iş bu sözleşmede tazminleri ortadan kaldıran veya sorumlusunu farklı kılan hükümlerin olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple mahkemece bu sözleşme dosyaya ibraz ettirilip hükümleri bilirkişilere incelettirilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, off shore hesabı sahibi mudiler tarafından .... aleyhine açılan davaların banka aleyhine sonuçlanması üzerine, banka tarafından hesap sahiplerine ödenen paraların, davacı TMSF tarafından ihtirazi kayıtla ....’ye ödenmesinden sonra, bu paraların TMSF tarafından ....’den iade alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi.
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2021 tarih, 2020/5097 esas ve 2021/2263 karar sayılı kararı ile 24.01.2022 tarih, 2020/4486 esas ve 2022/558 karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesi'nce 12.11.2015 tarihli celsede, ihbar olunan OYAK'ın davalı yanında fer'i müdahil olarak duruşmalara kabulüne karar verilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığı ile Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı başlığında OYAK'ın ihbar olunan olarak gösterilmesi doğru görülmemiştir.
2. Davacı vekili, davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ne iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING […]V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu son satışa ilişkin sözleşmenin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi hakime davayı aydınlatma görevi vermiştir. Madde metni şöyledir: “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi, MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5097 E. 2021/2263 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi kararında «dolandırılan» olarak belirtilen kişiler olmadığını, yüksek faiz geliri elde edildiğinde iradenin sağlam ancak banka battığı zaman iradenin sakat denmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesiyle» ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya «ibraz» edilmediğini, kararın hatalı bilirkişi raporuna dayandığını, Bankacılık Kanunu gereğince bilirkişilerin resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilm …
Benzer bu karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4486 E. 2022/558 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · üçüncü kişi yararına sözleşme · külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · tahkikat · hisse devri · dava şartı
İncelediğiniz kararda… n bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine, başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı .... olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar …
Benzer bu kararda… afından üstlenildiği bilgisinin yer aldığı, sözleşmesinin 4.7 maddesinde, Banka’nın mevduatının üzerinde herhangi bir takyidatın bulunmadığı, Banka’nın asli borçlu, «kefil», «garantör» ya da benzeri ad altında herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye tahakkuk etmiş ve ödenmemiş başka borcu veya yükümlülüğünün bulunmadığı, 4.15 inci maddesinde yasal «defterlere» kaydedilmemiş herhangi bir borcunun, alacağının, «taahhüt» ve yükümlülüğünün bulunduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, sözleşmenin “V-Taahhütler” başlıklı 6. maddesinde yer alan 18 husus ile ilgili olarak TMSF tarafından münferiden veya müteselsilen OYAK Grubuna taahhütte bulunulmuş olduğu, buna göre Sümerbank A.Ş ve bünyesine «dahil» edilen diğer bankaların devir tarihinden önceki dönemine ilişkin olmak üzere, önceki ortakları tarafından açılmış ve açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların müşterileri tarafından açılmış açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların yöneticilerinin mevzuata aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle Banka’nın üçüncü kişilere karşı sorumlu olabileceği hallerden ve OYAK’ın ve Banka’nın maruz kalabileceği her türlü davaları kapsadığı, sözleşme kapsamında Sümerbank A.Ş. hisselerinin OYAK Grubuna devri sürecinde bilanço büyüklüğünün tamamının devredilmemiş olduğu, taraflar arasında uzlaşıldığı şekilde yeniden oluşturulan bilanço yapısının devri yoluna gidilmiş olduğu, off-shore mevduat yükümlülüğünün devir bilançosu içinde yer almadığı, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin hisse satışında esas alınan 10.08.2001 tarihli kesinleşmiş bilanço toplamının 2.013.412 YTL olduğu, bu bilançoda 133.4 milyar TL olan ve bu miktardan zararların mahsubundan sonra sermayenin sıfır olarak kabul edilmiş olduğu, mülkiyeti TMSF'ye ait 133,4 milyar nominal Sümerbank A.Ş. hissesinin OYAK’a satılmış olduğu, varlık satışının sözkonusu olmadığı, off shore «mevduat hesabı» sahiplerinin taleplerinin -bir kısmı mahkemelere sunulan dilekçelerle açıkça- TMSF tarafından üstlenilmiş olduğu, davacı TMSF tarafından alınan kararlar, mahkemelere sunulan yazılar ve 2012 yılından off shore hesaplarla ilgili olarak kaybedilen davalar kapsamında itirazi kayıtta bulunmaksızın ING Bank A.Ş.'ye davacı yanın ödemeler yapmış olduğu dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirilmiş olduğu, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17. maddesine göre (5411 md 110) davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulmuş olduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak da davacı tarafça kabul edilmiş olduğu, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan …
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… t ve uygulanan bir sözleşmenin hukuki yorumundan kaynaklandığı, mahkemece karar verilirken hukuki değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği, HMK'nın 30. maddesindeki «usul ekonomisi» ilkesi de gözetilerek davacı vekilinin, usule ilişkin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davacı vekilinin davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ye iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu sözleşmenin de celp edilip incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak mahkemece bu talep karşılanmadan ve dava yeteri kadar aydınlatılmadan «eksik tahkikatla» karar verildiğini belirttiği, davacı TMSF’nin davalı ...Ş.'nin «husumet itirazı» ileri sürülen cevabına karşı vermiş olduğu 18/10/2016 «havale» tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...Ş.'nin husumete ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu belirttiği, mahkemece ön «inceleme duruşmasında» davalı tarafın husumet itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunduğu, davanın «husumet yokluğu» nedeninden sonuçlandırılmadığı, bu şekilde davacının talebine konu olan sözleşmenin getirtilme «sebebinin» de konusuz kaldığı, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, tarafları aynı olan benzer uyuşmazlıkta (Kapatılan) Yargıtay 19.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · sorumluluktan kurtulma · husumet itirazı · ön inceleme duruşması · mevduat hesabı · garantörlük · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… t ve uygulanan bir sözleşmenin hukuki yorumundan kaynaklandığı, mahkemece karar verilirken hukuki değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği, HMK'nın 30. maddesindeki «usul ekonomisi» ilkesi de gözetilerek davacı vekilinin, usule ilişkin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davacı vekilinin davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ye iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu sözleşmenin de celp edilip incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak mahkemece bu talep karşılanmadan ve dava yeteri kadar aydınlatılmadan «eksik tahkikatla» karar verildiğini belirttiği, davacı TMSF’nin davalı ...Ş.'nin «husumet itirazı» ileri sürülen cevabına karşı vermiş olduğu 18/10/2016 «havale» tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...Ş.'nin husumete ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu belirttiği, mahkemece ön «inceleme duruşmasında» davalı tarafın husumet itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunduğu, davanın «husumet yokluğu» nedeninden sonuçlandırılmadığı, bu şekilde davacının talebine konu olan sözleşmenin getirtilme «sebebinin» de konusuz kaldığı, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, tarafları aynı olan benzer uyuşmazlıkta (Kapatılan) Yargıtay 19.
… afından üstlenildiği bilgisinin yer aldığı, sözleşmesinin 4.7 maddesinde, Banka’nın mevduatının üzerinde herhangi bir takyidatın bulunmadığı, Banka’nın asli borçlu, «kefil», «garantör» ya da benzeri ad altında herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye tahakkuk etmiş ve ödenmemiş başka borcu veya yükümlülüğünün bulunmadığı, 4.15 inci maddesinde yasal «defterlere» kaydedilmemiş herhangi bir borcunun, alacağının, «taahhüt» ve yükümlülüğünün bulunduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, sözleşmenin “V-Taahhütler” başlıklı 6. maddesinde yer alan 18 husus ile ilgili olarak TMSF tarafından münferiden veya müteselsilen OYAK Grubuna taahhütte bulunulmuş olduğu, buna göre Sümerbank A.Ş ve bünyesine «dahil» edilen diğer bankaların devir tarihinden önceki dönemine ilişkin olmak üzere, önceki ortakları tarafından açılmış ve açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların müşterileri tarafından açılmış açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların yöneticilerinin mevzuata aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle Banka’nın üçüncü kişilere karşı sorumlu olabileceği hallerden ve OYAK’ın ve Banka’nın maruz kalabileceği her türlü davaları kapsadığı, sözleşme kapsamında Sümerbank A.Ş. hisselerinin OYAK Grubuna devri sürecinde bilanço büyüklüğünün tamamının devredilmemiş olduğu, taraflar arasında uzlaşıldığı şekilde yeniden oluşturulan bilanço yapısının devri yoluna gidilmiş olduğu, off-shore mevduat yükümlülüğünün devir bilançosu içinde yer almadığı, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin hisse satışında esas alınan 10.08.2001 tarihli kesinleşmiş bilanço toplamının 2.013.412 YTL olduğu, bu bilançoda 133.4 milyar TL olan ve bu miktardan zararların mahsubundan sonra sermayenin sıfır olarak kabul edilmiş olduğu, mülkiyeti TMSF'ye ait 133,4 milyar nominal Sümerbank A.Ş. hissesinin OYAK’a satılmış olduğu, varlık satışının sözkonusu olmadığı, off shore «mevduat hesabı» sahiplerinin taleplerinin -bir kısmı mahkemelere sunulan dilekçelerle açıkça- TMSF tarafından üstlenilmiş olduğu, davacı TMSF tarafından alınan kararlar, mahkemelere sunulan yazılar ve 2012 yılından off shore hesaplarla ilgili olarak kaybedilen davalar kapsamında itirazi kayıtta bulunmaksızın ING Bank A.Ş.'ye davacı yanın ödemeler yapmış olduğu dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirilmiş olduğu, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17. maddesine göre (5411 md 110) davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulmuş olduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak da davacı tarafça kabul edilmiş olduğu, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan …
… 08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili olarak off-shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği («308» ve 309 no’lu) hesaplarla ilgili olarak OYAK’a bir varlık devrinin yapılmadığı”, off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, sözkonusu hesapların OYAK Grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında yer almadığı, OYAK Grubuna devredilmeyen bilanço kalemleri arasında yer aldığı, böylelikle TMSF bünyesinde kaldığı, yukarıda alıntı yapılan çok sayıdaki iç yazışmayla durumun davacı tarafça kabul edildiği ve gereğinin de yapıldığı, TMSF tarafından off-shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak Bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuan kısmi tahsilatlar yapıldığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ihli kararında da ayrıntılı şekilde irdelendiği üzere; davacı TMSF ile dava dışı OYAK aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli bu sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş. daha sonra ticari unvanını değiştirerek ING Bank A.Ş. ismini almışsa da ticari unvan değişikliği haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceğinden, anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı ...Ş. olduğu, somut olayda TMSF ile OYAK arasında imzalanan 09.08.2001 tarihli sözleşmedeki üçüncü kişi olan ING Bank A.Ş.’nin, bu sözleşmede kendisine tanınan bu hakkı kullanmak istediği ve kullandığı, üçüncü kişinin bu hakkını kullanmasından sonra, davacı TMSF’nin bu sözleşmenin diğer tarafı OYAK ile yeni bir sözleşme yaparak bile «sorumluluktan kurtulabilmesinin» mümkün olmadığı, bu hususta 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 111/2 maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 129. maddesinin «son» cümlesinin çok açık olduğu, davacı TMSF’nin davasını 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayandırdığı, 18. ve 19. madde metinlerinin ikinci fıkralarının, d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7129 E. 2023/1075 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · üçüncü kişi yararına sözleşme · külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · tahkikat · muafiyet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… n bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
Benzer bu kararda… n bu ödemelerin 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6/13. maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off- shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan …
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyak Bank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ...Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın gereği gibi aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu kararda2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; TMSF ile OYAK arasında 09.08.2001 tarihinde «hisse devir sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme konusunun banka hisseleri olduğunu, sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerinin açık şekilde belirlendiğini, davalı bankanın sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkili hakkında dava açılamayacağını, aynı «sebebe» dayanan emsal bir davada red kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6261 E. 2024/4081 K.
Ortak:eksik tahkikat · külli halefiyet · halefiyet · tahkikat · ihbar olunan · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · protokol · dava şartı
İncelediğiniz kararda… n bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine, başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı .... olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar …
… esine alınan Sümerbank A.Ş ile OYAK’a hisseleri devredilen Sümerbank’ın birbirinden tamamen farklı bankalar olduklarını, TMSF’nin hisseleri devrederken, sözleşmenin «tanımlar» başlığı altında sayılan kesinleşmiş bilanço ve kesinleşmemiş bilanço içeriğini devrettiğini, sadece bu bilançolar kapsamında doğmuş veya doğacak zarar kalemleri ile ilgili sorumluluk maddelerini kabul ettiğini, bu sebeple «hisse devir sözleşmesinin» 6.13 maddesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bu hisse devir sözleşmesinin sadece 6.13 maddesinden ibaret olmadığını, diğer maddelerinin ekleri ile birlikte ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, devir sözleşmesinin ve eki «protokollerin» off shore hesaplara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, bu konuların teknik irdeleme gerektirmesine rağmen itirazlarının mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin lafzi yorumunun tek başına sözleşmenin yorumlanmasında esas alınamayacağını, off shore hesapların güvence kapsamında olmadığı, bu sebeple kendi iradeleri ile off shore hesaplara para yatıran müşterilere ödenen paralardan davacının hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya «ibraz» edilmediğini, «eksik inceleme» ile karar tesis edildiğini, ibraz edilen iş bu sözleşmede tazminleri ortadan kaldıran veya sorumlusunu farklı kılan hükümlerin olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple mahkemece bu sözleşme dosyaya ibraz ettirilip hükümleri «bilirkişilere incelettirilerek» karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · garanti kapsamı · i̇i̇k 308/b · ihbar yükümlülüğü · mutabakat · malvarlığına ilişkin dava · borcun üstlenilmesi · ilamsız icra takibi
Benzer bu kararda… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6261 E. 2024/4081 K.
Ortak:eksik tahkikat · külli halefiyet · halefiyet · tahkikat · ihbar olunan · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · protokol · dava şartı
İncelediğiniz kararda… n bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine, başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı .... olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar …
… esine alınan Sümerbank A.Ş ile OYAK’a hisseleri devredilen Sümerbank’ın birbirinden tamamen farklı bankalar olduklarını, TMSF’nin hisseleri devrederken, sözleşmenin «tanımlar» başlığı altında sayılan kesinleşmiş bilanço ve kesinleşmemiş bilanço içeriğini devrettiğini, sadece bu bilançolar kapsamında doğmuş veya doğacak zarar kalemleri ile ilgili sorumluluk maddelerini kabul ettiğini, bu sebeple «hisse devir sözleşmesinin» 6.13 maddesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bu hisse devir sözleşmesinin sadece 6.13 maddesinden ibaret olmadığını, diğer maddelerinin ekleri ile birlikte ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, devir sözleşmesinin ve eki «protokollerin» off shore hesaplara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, bu konuların teknik irdeleme gerektirmesine rağmen itirazlarının mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin lafzi yorumunun tek başına sözleşmenin yorumlanmasında esas alınamayacağını, off shore hesapların güvence kapsamında olmadığı, bu sebeple kendi iradeleri ile off shore hesaplara para yatıran müşterilere ödenen paralardan davacının hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya «ibraz» edilmediğini, «eksik inceleme» ile karar tesis edildiğini, ibraz edilen iş bu sözleşmede tazminleri ortadan kaldıran veya sorumlusunu farklı kılan hükümlerin olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple mahkemece bu sözleşme dosyaya ibraz ettirilip hükümleri «bilirkişilere incelettirilerek» karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · garanti kapsamı · i̇i̇k 308/b · ihbar yükümlülüğü · mutabakat · malvarlığına ilişkin dava · borcun üstlenilmesi · ilamsız icra takibi
Benzer bu kararda… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1884 E. , 2023/506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan Red
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111 inci maddesine göre tasarruf sahiplerinin haklarını korumak üzere kurulduğunu, Sümerbank A.Ş. hisselerinin ve yönetiminin müvekkiline devredildiğini, daha sonra gelişen süreçte .... bünyesinde devren birleştirilen bankaların yönetim ve denetiminin fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesapların kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına havale edildiği iddiasıyla davalı hakkında davalar açıldığını, aleyhe sonuçlanan davalar sebebiyle davalının yaptığı ödemelerin davacıdan istendiğini, müvekkilinin ihtirazi kayıtla ödemeler yaptığını, bu ödemelerle ilgili 06.03.2013 tarihinden itibaren işlemiş faizlerle birlikte toplam 21.769.628,26 TL'nin tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, hisse devir sözleşmeleri gereğince takip konusu alacağın müvekkilinden istenemeyeceğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF tarafından alınan kararlar, mahkemelere sunulan yazılar ve off shore hesaplarla ilgili olarak kaybedilen davalar kapsamında ihtirazi kayıtta bulunmaksızın ....’ye davacı yanın ödemeler yaptığı dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka hakim ortaklarının off shore hesaplara ilişkin nitelikli dolandırıcılık suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına rücu edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin külli halefiyeti söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile protokoller imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın somut delillere dayanmadığını, davanın konusunun teknik anlamda yeterince irdelenmediğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) çerçevesinde birleşmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan hisse devir sözleşmesinin ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal muafiyetlerden yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin ikrar anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi kararında dolandırılan olarak belirtilen kişiler olmadığını, yüksek faiz geliri elde edildiğinde iradenin sağlam ancak banka battığı zaman iradenin sakat denmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediğini, kararın hatalı bilirkişi raporuna dayandığını, Bankacılık Kanunu gereğince bilirkişilerin resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki hisse devrinin yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan Sümerbank A.Ş. isimli üçüncü kişi lehine, başkası lehine şart veya üçüncü kişi yararına sözleşme denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı ....
olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının somut bir gerekçeye dayanmadığını, davanın konusunun teknik anlamda yerel mahkemece yeterince irdelenmediğini, Fon bünyesine alınan Sümerbank A.Ş ile OYAK’a hisseleri devredilen Sümerbank’ın birbirinden tamamen farklı bankalar olduklarını, TMSF’nin hisseleri devrederken, sözleşmenin tanımlar başlığı altında sayılan kesinleşmiş bilanço ve kesinleşmemiş bilanço içeriğini devrettiğini, sadece bu bilançolar kapsamında doğmuş veya doğacak zarar kalemleri ile ilgili sorumluluk maddelerini kabul ettiğini, bu sebeple hisse devir sözleşmesinin 6.13 maddesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bu hisse devir sözleşmesinin sadece 6.13 maddesinden ibaret olmadığını, diğer maddelerinin ekleri ile birlikte ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, devir sözleşmesinin ve eki protokollerin off shore hesaplara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, bu konuların teknik irdeleme gerektirmesine rağmen itirazlarının mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin lafzi yorumunun tek başına sözleşmenin yorumlanmasında esas alınamayacağını, off shore hesapların güvence kapsamında olmadığı, bu sebeple kendi iradeleri ile off shore hesaplara para yatıran müşterilere ödenen paralardan davacının hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediğini, eksik inceleme ile karar tesis edildiğini, ibraz edilen iş bu sözleşmede tazminleri ortadan kaldıran veya sorumlusunu farklı kılan hükümlerin olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple mahkemece bu sözleşme dosyaya ibraz ettirilip hükümleri bilirkişilere incelettirilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, off shore hesabı sahibi mudiler tarafından .... aleyhine açılan davaların banka aleyhine sonuçlanması üzerine, banka tarafından hesap sahiplerine ödenen paraların, davacı TMSF tarafından ihtirazi kayıtla ....’ye ödenmesinden sonra, bu paraların TMSF tarafından ....’den iade alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi.
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2021 tarih, 2020/5097 esas ve 2021/2263 karar sayılı kararı ile 24.01.2022 tarih, 2020/4486 esas ve 2022/558 karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesi'nce 12.11.2015 tarihli celsede, ihbar olunan OYAK'ın davalı yanında fer'i müdahil olarak duruşmalara kabulüne karar verilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığı ile Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı başlığında OYAK'ın ihbar olunan olarak gösterilmesi doğru görülmemiştir.
2. Davacı vekili, davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ne iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING […]V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu son satışa ilişkin sözleşmenin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi hakime davayı aydınlatma görevi vermiştir. Madde metni şöyledir: “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi, MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir;
soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 30.09.2019 tarih, 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı kararında "ilave gerekçe şerhi" başlığı altında açıkladığım görüşlerim de eklenmek suretiyle kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/885059600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz