Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5097 E. 2021/2263 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik tahkikat↗ davayı aydınlatma ödevi↗ tahkikat↗ satış sözleşmesi↗ hisse devir sözleşmesi↗ tmsf↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair tahkikat verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesinin içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli ilamı ile gerekçeleri de açıklanarak oy çokluğu ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bu kararına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ne iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING […]V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu son satışa ilişkin satış sözleşmesinin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
HMK’nun 31. maddesi hâkime davayı aydınlatma görevi vermiştir.
Madde metni şöyledir:
“Hâkimin davayı aydınlatma ödevi
MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Bu itibarla yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçeyle onanması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli onama ilamın kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vernek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4486 E. 2022/558 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Benzer bu karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… t ve uygulanan bir sözleşmenin hukuki yorumundan kaynaklandığı, mahkemece karar verilirken hukuki değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği, HMK'nın 30. maddesindeki «usul ekonomisi» ilkesi de gözetilerek davacı vekilinin, usule ilişkin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davacı vekilinin davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ye iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu sözleşmenin de celp edilip incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak mahkemece bu talep karşılanmadan ve dava yeteri kadar aydınlatılmadan «eksik tahkikatla» karar verildiğini belirttiği, davacı TMSF’nin davalı ...Ş.'nin «husumet itirazı» ileri sürülen cevabına karşı vermiş olduğu 18/10/2016 «havale» tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...Ş.'nin husumete ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu belirttiği, mahkemece ön «inceleme duruşmasında» davalı tarafın husumet itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunduğu, davanın «husumet yokluğu» nedeninden sonuçlandırılmadığı, bu şekilde davacının talebine konu olan sözleşmenin getirtilme «sebebinin» de konusuz kaldığı, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, tarafları aynı olan benzer uyuşmazlıkta (Kapatılan) Yargıtay 19.
… ihli kararında da ayrıntılı şekilde irdelendiği üzere; davacı TMSF ile dava dışı OYAK aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli bu sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş. daha sonra ticari unvanını değiştirerek ING Bank A.Ş. ismini almışsa da ticari unvan değişikliği haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceğinden, anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı ...Ş. olduğu, somut olayda TMSF ile OYAK arasında imzalanan 09.08.2001 tarihli sözleşmedeki üçüncü kişi olan ING Bank A.Ş.’nin, bu sözleşmede kendisine tanınan bu hakkı kullanmak istediği ve kullandığı, üçüncü kişinin bu hakkını kullanmasından sonra, davacı TMSF’nin bu sözleşmenin diğer tarafı OYAK ile yeni bir sözleşme yaparak bile «sorumluluktan kurtulabilmesinin» mümkün olmadığı, bu hususta 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 111/2 maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 129. maddesinin «son» cümlesinin çok açık olduğu, davacı TMSF’nin davasını 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayandırdığı, 18. ve 19. madde metinlerinin ikinci fıkralarının, d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi yararına sözleşme · külli halefiyet · usul ekonomisi · hakim ortak · i̇i̇k 308/b · sorumluluktan kurtulma · husumet itirazı · halefiyet
Benzer bu kararda… afından üstlenildiği bilgisinin yer aldığı, sözleşmesinin 4.7 maddesinde, Banka’nın mevduatının üzerinde herhangi bir takyidatın bulunmadığı, Banka’nın asli borçlu, «kefil», «garantör» ya da benzeri ad altında herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye tahakkuk etmiş ve ödenmemiş başka borcu veya yükümlülüğünün bulunmadığı, 4.15 inci maddesinde yasal «defterlere» kaydedilmemiş herhangi bir borcunun, alacağının, «taahhüt» ve yükümlülüğünün bulunduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, sözleşmenin “V-Taahhütler” başlıklı 6. maddesinde yer alan 18 husus ile ilgili olarak TMSF tarafından münferiden veya müteselsilen OYAK Grubuna taahhütte bulunulmuş olduğu, buna göre Sümerbank A.Ş ve bünyesine «dahil» edilen diğer bankaların devir tarihinden önceki dönemine ilişkin olmak üzere, önceki ortakları tarafından açılmış ve açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların müşterileri tarafından açılmış açılabilecek davalar, Banka ve Banka’ya devredilen diğer bankaların yöneticilerinin mevzuata aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle Banka’nın üçüncü kişilere karşı sorumlu olabileceği hallerden ve OYAK’ın ve Banka’nın maruz kalabileceği her türlü davaları kapsadığı, sözleşme kapsamında Sümerbank A.Ş. hisselerinin OYAK Grubuna devri sürecinde bilanço büyüklüğünün tamamının devredilmemiş olduğu, taraflar arasında uzlaşıldığı şekilde yeniden oluşturulan bilanço yapısının devri yoluna gidilmiş olduğu, off-shore mevduat yükümlülüğünün devir bilançosu içinde yer almadığı, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin hisse satışında esas alınan 10.08.2001 tarihli kesinleşmiş bilanço toplamının 2.013.412 YTL olduğu, bu bilançoda 133.4 milyar TL olan ve bu miktardan zararların mahsubundan sonra sermayenin sıfır olarak kabul edilmiş olduğu, mülkiyeti TMSF'ye ait 133,4 milyar nominal Sümerbank A.Ş. hissesinin OYAK’a satılmış olduğu, varlık satışının sözkonusu olmadığı, off shore «mevduat hesabı» sahiplerinin taleplerinin -bir kısmı mahkemelere sunulan dilekçelerle açıkça- TMSF tarafından üstlenilmiş olduğu, davacı TMSF tarafından alınan kararlar, mahkemelere sunulan yazılar ve 2012 yılından off shore hesaplarla ilgili olarak kaybedilen davalar kapsamında itirazi kayıtta bulunmaksızın ING Bank A.Ş.'ye davacı yanın ödemeler yapmış olduğu dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirilmiş olduğu, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17. maddesine göre (5411 md 110) davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulmuş olduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak da davacı tarafça kabul edilmiş olduğu, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan …
… t ve uygulanan bir sözleşmenin hukuki yorumundan kaynaklandığı, mahkemece karar verilirken hukuki değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği, HMK'nın 30. maddesindeki «usul ekonomisi» ilkesi de gözetilerek davacı vekilinin, usule ilişkin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davacı vekilinin davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ye iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu sözleşmenin de celp edilip incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak mahkemece bu talep karşılanmadan ve dava yeteri kadar aydınlatılmadan «eksik tahkikatla» karar verildiğini belirttiği, davacı TMSF’nin davalı ...Ş.'nin «husumet itirazı» ileri sürülen cevabına karşı vermiş olduğu 18/10/2016 «havale» tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...Ş.'nin husumete ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu belirttiği, mahkemece ön «inceleme duruşmasında» davalı tarafın husumet itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunduğu, davanın «husumet yokluğu» nedeninden sonuçlandırılmadığı, bu şekilde davacının talebine konu olan sözleşmenin getirtilme «sebebinin» de konusuz kaldığı, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, tarafları aynı olan benzer uyuşmazlıkta (Kapatılan) Yargıtay 19.
… ihli kararında da ayrıntılı şekilde irdelendiği üzere; davacı TMSF ile dava dışı OYAK aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli bu sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş. daha sonra ticari unvanını değiştirerek ING Bank A.Ş. ismini almışsa da ticari unvan değişikliği haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceğinden, anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı ...Ş. olduğu, somut olayda TMSF ile OYAK arasında imzalanan 09.08.2001 tarihli sözleşmedeki üçüncü kişi olan ING Bank A.Ş.’nin, bu sözleşmede kendisine tanınan bu hakkı kullanmak istediği ve kullandığı, üçüncü kişinin bu hakkını kullanmasından sonra, davacı TMSF’nin bu sözleşmenin diğer tarafı OYAK ile yeni bir sözleşme yaparak bile «sorumluluktan kurtulabilmesinin» mümkün olmadığı, bu hususta 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 111/2 maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 129. maddesinin «son» cümlesinin çok açık olduğu, davacı TMSF’nin davasını 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayandırdığı, 18. ve 19. madde metinlerinin ikinci fıkralarının, d …
… 08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili olarak off-shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği («308» ve 309 no’lu) hesaplarla ilgili olarak OYAK’a bir varlık devrinin yapılmadığı”, off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, sözkonusu hesapların OYAK Grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında yer almadığı, OYAK Grubuna devredilmeyen bilanço kalemleri arasında yer aldığı, böylelikle TMSF bünyesinde kaldığı, yukarıda alıntı yapılan çok sayıdaki iç yazışmayla durumun davacı tarafça kabul edildiği ve gereğinin de yapıldığı, TMSF tarafından off-shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak Bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuan kısmi tahsilatlar yapıldığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1884 E. 2023/506 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Benzer bu karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi kararında «dolandırılan» olarak belirtilen kişiler olmadığını, yüksek faiz geliri elde edildiğinde iradenin sağlam ancak banka battığı zaman iradenin sakat denmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesiyle» ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya «ibraz» edilmediğini, kararın hatalı bilirkişi raporuna dayandığını, Bankacılık Kanunu gereğince bilirkişilerin resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi yararına sözleşme · külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · tanıma · muafiyet · ihbar olunan · ikrar
Benzer bu kararda… n bu ödemelerin, 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6.13 maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı Fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan borç ve yükümlülüklerden dolayı hisseleri devralan OYAK ve davalı ....’nin sorumlu olmayacağı, TMSF tarafından off shore mevduat hesapları ile ilgili olarak mudiler tarafından açılmış/açılacak davaların riskleri ile ilgili olarak bankaların hakim ortakları ile «protokoller» imzalandığı ve rücuen kısmi tahsilatlar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, kendi serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan Sümerbank A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine, başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» denilen yolla bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan Oyakbank A.Ş.’ye bütün hak ve borçlarıyla birlikte iltihak ederek birleştiğinden, bu sözleşmedeki hakkın halefinin de Oyakbank A.Ş. olduğu, Oyakbank A.Ş.’nin daha sonra ticari unvanını değiştirerek .... ismini almışsa da ticari unvan değişikliğinin haklarda ve borçlarda hiçbir değişiklik meydana getirmeyeceği, bu durumda anılan sözleşmedeki üçüncü kişinin artık davalı .... olduğu, yasal düzenlemeler ve davacı TMSF ile dava dışı OYAK arasında imzalanmış 08.09.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar …
… esine alınan Sümerbank A.Ş ile OYAK’a hisseleri devredilen Sümerbank’ın birbirinden tamamen farklı bankalar olduklarını, TMSF’nin hisseleri devrederken, sözleşmenin «tanımlar» başlığı altında sayılan kesinleşmiş bilanço ve kesinleşmemiş bilanço içeriğini devrettiğini, sadece bu bilançolar kapsamında doğmuş veya doğacak zarar kalemleri ile ilgili sorumluluk maddelerini kabul ettiğini, bu sebeple «hisse devir sözleşmesinin» 6.13 maddesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bu hisse devir sözleşmesinin sadece 6.13 maddesinden ibaret olmadığını, diğer maddelerinin ekleri ile birlikte ayrıntılı irdelenmesi gerektiğini, devir sözleşmesinin ve eki «protokollerin» off shore hesaplara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, bu konuların teknik irdeleme gerektirmesine rağmen itirazlarının mahkemece reddedilmesinin yerinde olmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin lafzi yorumunun tek başına sözleşmenin yorumlanmasında esas alınamayacağını, off shore hesapların güvence kapsamında olmadığı, bu sebeple kendi iradeleri ile off shore hesaplara para yatıran müşterilere ödenen paralardan davacının hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, hisse devir sözleşmesiyle ilişkili olan 18.06.2007 tarihli olduğu söylenen hisse devir sözleşmesinin dosyaya «ibraz» edilmediğini, «eksik inceleme» ile karar tesis edildiğini, ibraz edilen iş bu sözleşmede tazminleri ortadan kaldıran veya sorumlusunu farklı kılan hükümlerin olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple mahkemece bu sözleşme dosyaya ibraz ettirilip hükümleri «bilirkişilere incelettirilerek» karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7129 E. 2023/1075 K.
Ortak:eksik tahkikat · davayı aydınlatma ödevi · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Benzer bu karardaMadde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi», MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyak Bank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ...Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın gereği gibi aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Bank tarafından ödenen paraların çekince konmak suretiyle «hisse devir sözleşmesi» gereğince davalıya ödendiğini, hisse devir sözleşmesinin bugünkü şartlar altında değerlendirilmesi halinde TMSF aleyhine sonuçlar doğurduğunu, sözleşmedeki her türlü borç ibaresinin off-shore hesaplarından doğacak borcu kapsamadığını, yapılan ödemeler ile ilgili başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Bank'a çekince konularak ihtirazi kayıtla ödemeler yapıldığını, bu şekilde yapılan ödemelerden «hisse devir sözleşmesine» dayanılarak TMSF'den talepte bulunulamayacağını, sözleşme hükümlerinin dava konusu ödemeleri içermediğini ileri sürerek İstanbul 29.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi yararına sözleşme · külli halefiyet · hakim ortak · halefiyet · muafiyet · ikrar · hisse devri · üçüncü kişi
Benzer bu kararda… n bu ödemelerin 09.08.2001 tarihli sözleşmenin "Taahhütler" kısmının 6/13. maddesine göre TMSF tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı bu ödemelerin "banka «hakim ortaklarının» off- shore hesaplara ilişkin nitelikli «dolandırıcılık» suçundan kaynaklanan eylemlerinden dolayı bankalara ve mudilere verdikleri zararlara ilişkin" olduğu, bu zararlar için 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17 nci maddesine göre davacı fon tarafından banka hakim ortaklarına «rücu» edilerek tahsilatta bulunulduğu, böylece sözleşmede yer alan hususun fiili olarak davacı tarafça kabul edildiği, TMSF’nin «külli halefiyeti» söz konusu olduğundan devir öncesi gerçekleşen off-shore uygulamalarından kaynaklanan yükümlülüklerden sorumluluğunun devam ettiği, devir bilançosunda yer almayan …
… şmenin bir bütün halinde devralınma olduğunu, bilançoların kapsadığı alanın aynı zamanda tarafların borç ve yükümlülüklerinin de sınırını belirleyeceğini, imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, dayanak yapılan maddenin Borçlar Kanunu’nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, TMSF'nin off shore ödemelerinden sorumlu olmadığını, yargısal «muafiyetlerden» yararlanmak amacıyla davaları takip etmesinin borçların üstlenildiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, üstlenmenin «ikrar» anlamına gelmediğini, serbest iradesi ile talimat veren off shore müşterilerinin İstanbul 8.
A.Ş. isimli «üçüncü kişi» lehine, başkası lehine şart veya «üçüncü kişi yararına sözleşme» ile bazı haklar oluşturdukları, bu üçüncü kişi, daha sonra ayrı bir tüzel kişi olan ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı TMSF ile dava dışı OYAK’ın aralarında imzaladıkları 09.08.2001 tarihli sözleşme ile kendi aralarındaki «hisse devrinin» yanında hisselerin ait olduğu ve ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan...
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6261 E. 2024/4081 K.
Ortak:eksik tahkikat · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank ..... isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin sözleşmenin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep ederek bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirdiği, bu durumda mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi gereğince davacı vekilinin bu talebi karşılanarak, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank ... isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu Kurumundan (BDDK) talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar …
… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · garanti kapsamı · külli halefiyet · i̇i̇k 308/b · ihbar yükümlülüğü · halefiyet · mutabakat · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu kararda… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6261 E. 2024/4081 K.
Ortak:eksik tahkikat · tahkikat · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair «tahkikat» verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan «hisse devir sözleşmesinin» içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin «satış sözleşmesinin» mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
Madde metni şöyledir: “Hâkimin «davayı aydınlatma ödevi» MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… a dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING Bank N.V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu «son» satışa ilişkin sözleşmenin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep ederek bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirdiği, bu durumda mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi gereğince davacı vekilinin bu talebi karşılanarak, Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu Kurumundan (BDDK) talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik tahkikatla» yazılı şeklilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar …
… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · garanti kapsamı · külli halefiyet · i̇i̇k 308/b · ihbar yükümlülüğü · halefiyet · mutabakat · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu kararda… ı, Bank Kapital ve Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde OYAK bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetiminin ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında off shore bankasına «havale» edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a «hisse devrini» konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının «dahil» edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak «külli halefiyeti» doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, «malvarlığı» bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını ileri sürerek, davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan «ilamsız icra takibine» davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… TL'lik kısmının devredildiğini, OYAK tarafından satın alınmayan 4.300.000.000,00 TL'nin ise Kentbank'a ve Etibank'a devredidiliğini, off-shore mevduat hesaplarının «garanti kapsamında» yer almaması «sebebi» ile sözleşmede belirlenen yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içine off-shore mevduat hesaplarının yer almadığını, ancak açılan davalardan sonra bütün yükün devlete yüklendiğini, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan OYAK'ın ise mahkemece tüm sorumluluklardan ari tutulduğunu, «külli halefiyet» doğuracak şekilde bir birleşmenin söz konusu olmadığını, tüm sözleşmenin irdelenmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece 6 ncı maddesinden ibaret olmadığını, bu maddenin lafzının dayanak yapılmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel prensiplerine uygun düşmediğini, gerek ana sözleşmelerin gerekse de ek «protokollerin» geniş kapsamlı düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde off shore davalarına ve hesaplarına ilişkin hüküm içermediğini, sözleşmenin 6 ncı maddesinin off shore hesaplarından doğan borçları da kapsayamayacağını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin bilanço incelemesi yapmadıklarını, 2001 ve 2007 tarihli «hisse devir sözleşmeleri» arasındaki devir bedeli tutarı arasındaki uçurumu sorgulamadıklarını, 18.06.2007 tarihli sözleşmenin hükümleri ile karşılıklı taahhütlerinin hiç incelenmediğini, sadece birkaç satırla geçiştirildiğini, bilirkişilerin yalnızca davalının dosyaya emsal olarak «ibraz» ettiği bilirkişi raporunu baz aldıklarını, bozma ilamında yer alan yeni bir bilirkişi heyeti teşkili koşulunun oluşmadığını, 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşm …
… tarihli sözleşmenin, bankanın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya «husumet» yöneltilemeyeceğini, «hisse devir sözleşmesinin» 6 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasında açıkça, bankanın, hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, bankanın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı «ihbar yükümlülüğü» ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından «borcu üstlenen» sıfatı ile yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın «borç üstlenilmesini» de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların «rızası» aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore «alacak davalarının» aleyhe gelişmesi halinde borç ve «taahhütleri» üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMSF ve OYAK grubunun birlikte «görevlendirilmesi» ile bağımsız bir denetim şirketinden, Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin devir öncesinde mali tabloları ile ilgili bilançosunu içeren mali durum tespit raporunda da 10.08.2001 tarihi itibariyle Birleşik Sümerbank A.Ş.'nin 6.300.000.000,00 TL bilanço büyüklüğünün tespit edildiği, bu bilanço büyüklüğünün 4.300.000.000,00 TL'lik kısmının fon bünyesinde kaldığı, bakiye 2.013.412,00 TL'lik kısmının ise «hisse devir sözleşmesine» göre OYAK'a devredildiği, bu devre ilişkin devir bilançosunda ise ileride borç veya alacak doğuracak hak ve yükümlülüklerin izlendiği bilanço dışı nazım hesaplarında herhangi bir bakiye mevcut olmadığının anlaşılması karşısında yükümlülük ve «taahhüt» kalemleri içinde off shore hesaplarının devre konu edilmediğinin görüldüğü, zaten TMSF Varlık Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yazılan 09.02.2012 tarihli yazı içeriğinde dahi, OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemleri arasında off-shore hesaplarının devre konu olmadığının açıkça kabul edildiği, bir başka ifade ile adı geçen yazıda da "Off-shore hesapların OYAK'a devredilen 10.08.2001 tarihli Sümerbank bilançosunda yer almasının mümkün olmadığı, davalara konu hesaplarla ilgili off shore mudilerinden toplanan paraların kaydedildiği, («308» ve 309 nolu) hesaplarla ilgili olarak OYAK'a yıllık devrinin yapılmadığı" ifadelerine yer verildiği, böylelikle off shore mevduat hesaplarının devir öncesinde Sümerbank A.Ş.'nin bilançosunda pasif tarafta yer aldığı, bu şekilde hesapların Oyak grubuna devredilen bilanço kalemleri arasında bulunmadığı, dolayısıyla TMSF bünyesinde kaldığının tespit edildiği, öte yandan ek raporda da irdelendiği üzere 18.06.2007 tarihli hisse «satım sözleşmesinin» davaya konu olan ve yukarıda irdelenen 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilgilendirilebilecek hükümlerine raporda yer verildiği, adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesi dışında somut olaydaki uyuşmazlık ile ilgili başkaca bir uyuşmazlık maddesi tespit edilemediği gibi davacı vekiline verilen süreye rağmen başkaca bir somutlaştırma dahi yapılamadığı, buna göre adı geçen sözleşmenin 2.1 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, "İhbar olunan ... (Satıcı) ile ING Bank N.V. (Alıcı) arasında, satıcının sahip olduğu banka hisselerinin tamamının satıcı tarafından alıcıya satılması için 18.06.2007 tarihinde hisse satım sözleşmesinin "2.1 Hisselerin Satışı ve Devri" maddesinde; “İşbu sözleşmenin şartlarına tabi olmak kaydıyla, satıcı (1) işbu sözleşmenin tarihinde ihraç edilmiş olan ve tedavülde bulunan 874.364.991 adet banka hissesini ve bankanın madde 4.5 uyarınca ihraç ettiği sermaye arttırımında kullanılan banka hisselerini alıcıya her türlü takyidattan ari olarak kapanışta satmayı ve devretmeyi, alıcı da bunları satıcıdan bu şekilde satın almayı ve iktisap etmeyi kabul etmektedir.” şeklinde olduğu, sözleşmenin m.2.9 ile TMSF ile akdedilen sözleşmeler kısmında; kapanışın gerçekleştiği tarihten itibaren, bankanın TMSF hisse devir sözleşmesi ve şimdiye kadar TMSF ile akdetmiş olduğu ve işbu sözleşmede belirtilen diğer sözleşmeler ve «mutabakatlar» tahtındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edeceği; yalnızca madde 2.9 (a) hükmüne tabi olmak kaydıyla, satıcının, bankanın herhangi bir yükümlülük; harcama, «masraf», zarar ya da ziyanı konusunda hisse devir sözleşmesi uyarınca veya şimdiye kadar TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar uyarınca TMSF'den, yahut, satıcının banka lehine TMSF'den bulunabileceği taleplerden bankayı ya da alıcının tercihine göre, alıcıyı beri tutacağı; satıcının, kendisinin Banka ile ilgili olarak TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten alıcıyı beri tutacağı, söz konusu yükümlülüklerin, satıcının TMSF Hisse Devir Sözleşmesi ve ilgili «protokoller» ve şimdiye dek Satıcı ile TMSF arasında Banka veya Bankanın selefi olan başka kuruluşlarla ilgili olarak kapanıştan önceki dönemle ilişkili herhangi bir olay, işlem ya da hadise konusunda akdedilmiş diğer sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri de içerdiği fakat bunlarla sınırlı olmadığı hususlarına yer verildiği, adı geçen sözleşmede «ihbar olunan» OYAK'ın "satıcı" olarak gözükmekte iken dosyamızda fer'i müdahil olarak gözüken ...ise "alıcı" konumunda olduğu, söz konusu sözleşme ile "satıcı" OYAK sahip olmuş olduğu banka hisselerinin tamamını "alıcı" durumundaki ING Bank N.V.'ye satılması amacı ile 18.06.2007 tarihli hisse satım sözleşmesine adı geçen banka ile taraf olduğu, sözleşmedeki dayanak maddeden anlaşılacağı üzere satıcı OYAK'ın, alıcı durumundaki bankayı herhangi bir yükümlülük, harcama, masraf zarar ya da ziyanı konusunda adı geçen hisse devir sözleşmesi uyarınca veya sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle, TMSF ile akdedilmiş olan diğer sözleşmeler ve mutabakatlar ile ilgili alıcıyı beri tutacağı, buradaki alıcının ise ING Bank N.V. olduğu, öte yandan "satıcı" OYAK'ın kendisine banka ile ilgili TMSF'ye verdiği taahhütlerden kaynaklanan her türlü yükümlülükten de "alıcı" ING Bank N.V.'yi beri tutacağı, o halde 10.08.2001 tarihli «kesin» bilançoya göre OYAK grubuna devredilen 2.013.412,00 TL'lik pasif kalemler arasında off shore hesaplarına ait bir devir bulunmadığı gerçeği karşısında artık 18.06.2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5295 E. 2022/8613 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5097 E. , 2021/2263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.02.2018 gün ve 2016/1152 - 2018/136 sayılı kararı onayan Daire'nin 30.09.2019 gün ve 2018/2249 - 2019/4543 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, 22.12.1999 tarihinde Fona devredilen Sümerbank A.Ş ile ve yine Fon bünyesinde bulunan Egebank, Yurtbank, Tütüncüler Bankası, Bank Kapital, Ulusal Bank'ın 19.02.2001 tarihinde Sümerbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra Sümerbank A.Ş. hisselerinin 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile OYAK'a satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, Sümerbank'ın 11.02.2002 tarihinde Oyakbank bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında hisseleri tekrar satışa konu olan bankanın ünvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ING Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen Yurtbank, Egebank, Sümerbank gibi bankaların yönetim ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında Off Shore bankasına havale edildiği iddiasıyla (Oyakbank A.Ş.) ING Bank aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanması üzerine gönderilen icra emirlerine konu borçların ING Bank tarafından ödendiğini, OYAK ile TMSF arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6.13.
maddesi hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, davacı Fon tarafından ING Bank A.Ş.’ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığını, oysa Sümerbank'ın OYAK'a hisse devrini konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine Sümerbank'ın toplam aktiflerinin bir kısmının dahil edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak külli halefiyeti doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin söz konusu olmadığını, malvarlığı bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını belirterek davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan yapılan ilamsız icra takibine davalının vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İNG Bank A.Ş. vekili, davacının iddialarının aksine TMSF ile OYAK arasında akdedilen 09.08.2001 tarihli sözleşmenin, Banka'nın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin 6.13. maddesinde açıkça, Banka’nın hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan 3. kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun TMSF'ye ait olduğunun düzenlendiğini, Banka’nın böyle bir talep, dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı ihbar yükümlülüğü ile sınırlı olduğunu, ihbarı takiben her türlü işlemin TMSF tarafından borcu üstlenen sıfatıyla yürütüleceğini, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla TMSF'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/6(b) hükmüne göre, TMSF'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın borç üstlenilmesini de içerdiğini, yine aynı maddede, devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların rızası aranmaz hükmü uyarınca TMSF'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın off shore borçlarının artık TMSF'nin borcu haline geldiğini ve borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini,davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile off shore hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 nolu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağını TMSF ile OYAK arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça off shore alacak davalarının aleyhe gelişmesi halinde borç ve taahhütleri üstleneceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. yanında davaya katılan Fer'i Müdahil OYAK vekili, davacı TMSF'nin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı kurumun off shore hesaplarından dolayı sorumlu olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu savunarak kesin hüküm nedeniyle de davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporu ve sair tahkikat verileri doğrultusunda, TMSF ile OYAK kurumu arasında 09.08.2001 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesinin içeriğine göre, davacının davasının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı ...nin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli ilamı ile gerekçeleri de açıklanarak oy çokluğu ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bu kararına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, davacı tarafından tamamı davacıya ait Sümerbank A.Ş. hisselerin 09.08.2001 tarihinde dava dışı OYAK’a satıldığını, daha sonra Sümerbank A.Ş.’nin Oyakbank A.Ş.’ne iltihak ederek onunla birleştiğini ve en sonunda dava dışı OYAK tarafından kendisine ait Oyakbank A.Ş. hisselerinin Hollanda’da mukim ING […]V. isimli şirkete 18.06.2007 tarihinde satıldığını açıklayarak, bu son satışa ilişkin satış sözleşmesinin mahkemece dosyaya kazandırılmasını talep etmiş ve bu durumda davanın daha iyi anlaşılacağını bildirmiştir.
HMK’nun 31. maddesi hâkime davayı aydınlatma görevi vermiştir.
Madde metni şöyledir:
“Hâkimin davayı aydınlatma ödevi
MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bu talebi karşılanarak Oyakbank A.Ş hisselerinin Hollanda'da mukim ING Bank NV isimli şirkete 18.6.2007 tarihinde satışına ilişkin sözleşmenin taraflardan istenilerek veya bu satış Türk kamu otoritesinin onayına tabi olduğundan BDDK’dan talep edilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden tüm delillerin ve önceki bilirkişi raporunun da incelendiği bir rapor aldırılarak davanın iyice aydınlatılıp elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yazılı şeklilde karar verilmesi ve Diaremizce bu kararın onanması doğru olmamıştır.
Bu itibarla yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçeyle onanması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli onama ilamın kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vernek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli onama ilamı kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 10.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
İLAVE GEREKÇE ŞERHİ
Kararı oluşturan çoğunluğun yukarıda yazılı görüşlerine aynen iştirak etmekle birlikte Dairemizin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli ilamında yer alan karşı oy yazımdaki kapsamlı görüşlerimi de aynen tekrar ediyorum.
10. 03.2021
KARŞI OY YAZISI
Dairemizin yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli kararında belirtilen gerekçe ve varılan sonuç doğru olduğundan saygıdeğer çoğunluğun davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının bozulmasına yönelik kararına muhalifim.
10. 03.2021
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin 2018/2249 esas ve 2019/4543 karar sayılı ve 30.09.2019 tarihli kararında belirtilen gerekçe ve ilave ettiğim şerhte yer alan görüşlerim doğrultusunda davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının bozulmasına yönelik saygıdeğer çoğunluğun kararına muhalifim.
10. 03.2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652498500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz