Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5450 E. 2023/398 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kapora↗ alacaklı temerrüdü↗ borçlunun temerrüdü↗ teslim tarihi↗ cezai şart↗ ihtarname↗ tacir↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya teslimine engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak temerrüde düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve kapora iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün tacir olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın tesliminden önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, teslim tarihi gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli ihtarname ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında kapora adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede cezai şart olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden teslim yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra ihtarname çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile kapora olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60.000,00 USD’nin davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının teslim süresinde malı hazır ettiğini, davacının ödemeyi yapmadığını ve malı teslim almadığını, malın gümrüğe geldiğinin davacıya telefonla bildirildiğini, davacının malın gümrüğe geldiğinden haberdar olduğunun dosyadaki delillerden anlaşıldığını, bildirimin şekle bağlı olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşme hükümleri ve tarafların eylemleri ile ek sözleşme karşısında alacaklının temerrüdü ya da borçlunun temerrüdünün oluşup oluşmadığı, davacının sözleşmenin feshinde haklı ve geçerli sebebinin olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un 177 nci maddesi ve 212 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7932 E. 2018/2283 K.
Ortak:kapora · temerrüt · teslim
İncelediğiniz kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya «teslimine» engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak «temerrüde» düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve «kapora» iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün «tacir» olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden «teslim» yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra «ihtarname» çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile «kapora» olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın «tesliminden» önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, «teslim tarihi» gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli «ihtarname» ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında «kapora» adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede «cezai şart» olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmad …
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan işyeri devir sözleşmesi kapsamında tarafların 60.000,00 TL karşılığında 05.05.2014 tarihinde «teslim» edilmek üzere işyerinin devri hususunda 04.03.2014 tarihinde anlaştıkları, anlaşma kapsamında aynı tarihte davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya 5.000,00 TL «kapora» verildiği, kapora ödemesinin akdin kurulduğuna delil olmak üzere verilmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşme bozulduğunda ve davalı tarafında herhangi bir zararı bulunmadığı takdirde kaporanın iadesi gerektiği, davalı-karşı davacının herhangi bir zararının olduğu hususunun ispat edilemediği, davacı-karşı davalının takipten önce davalı-karşı davacıyı «temerrüde» düşürmediği için icra takibinde «işlemiş faiz» talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 5.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan işyeri devir sözleşmesi kapsamında tarafların 60.000,00 TL karşılığında 05.05.2014 tarihinde «teslim» edilmek üzere işyerinin devri hususunda 04.03.2014 tarihinde anlaştıkları, anlaşma kapsamında aynı tarihte davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya 5.000,00 TL «kapora» verildiği, kapora ödemesinin akdin kurulduğuna delil olmak üzere verilmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşme bozulduğunda ve davalı tarafında herhangi bir zararı bulunmadığı takdirde kaporanın iadesi gerektiği, davalı-karşı davacının herhangi bir zararının olduğu hususunun ispat edilemediği, davacı-karşı davalının takipten önce davalı-karşı davacıyı «temerrüde» düşürmediği için icra takibinde «işlemiş faiz» talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 5.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6107 E. 2021/3633 K.
Ortak:kapora · cezai şart
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın «tesliminden» önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, «teslim tarihi» gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli «ihtarname» ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında «kapora» adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede «cezai şart» olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmad …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya «teslimine» engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak «temerrüde» düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve «kapora» iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün «tacir» olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden «teslim» yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra «ihtarname» çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile «kapora» olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60 …
Benzer bu kararda2- Dava; taraflar arasında düzenlenen «hisse devir protokolüne» dayalı «kapora» bedeli ve sözleşmenin «ifa» edilmemesinden kaynaklanan «cezai şart» tutarına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının icra takibinde istediği kalemlerden birisi sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen 10.000.- TL «cezai şarta» ilişkin olmakla, kendi edimini sözleşme gereğince öncelikle yerine getirmediğinden davacının cezai şart isteminin reddedilmesi doğrudur.
Ancak; sözleşmenin imzalanması sırasında yine davacı tarafından 10.000.- TL «kapora» ödenmiş olup, 7. madde de bu ödemenin «cayma parası» olduğu konusunda bir açıklama bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cayma parası · hisse devir protokolü · müddeabih · ifa · protokol · asıl alacak
Benzer bu kararda2- Dava; taraflar arasında düzenlenen «hisse devir protokolüne» dayalı «kapora» bedeli ve sözleşmenin «ifa» edilmemesinden kaynaklanan «cezai şart» tutarına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «protokole» göre hisselerin davacı tarafın protokolün 3. ve 4. maddelerindeki edimlerini «ifa» etmesinden sonra davacıya devredileceği, davacının edimini ifa etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «müddeabihi» devralan davacı vekili temyiz etmiştir.
Ancak; sözleşmenin imzalanması sırasında yine davacı tarafından 10.000.- TL «kapora» ödenmiş olup, 7. madde de bu ödemenin «cayma parası» olduğu konusunda bir açıklama bulunmamaktadır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8859 E. 2010/173 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya «teslimine» engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak «temerrüde» düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve «kapora» iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün «tacir» olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın «tesliminden» önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, «teslim tarihi» gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli «ihtarname» ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında «kapora» adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede «cezai şart» olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmad …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden «teslim» yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra «ihtarname» çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile «kapora» olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60 …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcının» asli yükümlülüğünün malı gümrüğe «teslim» etmek olduğu ancak bunun yanında yan yükümlülük olarak emtianın gümrüğe geldiğini alıcıya bildirmek zorunda olduğundan sözleşmeye aykırı davranan davalının idari p …
Taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» 8. maddesi uyarınca, davalı «taşıyıcının» emtiayı Türkiye gümrüğüne kadar getirmekle taşıma yükümlülüğünün sona ermiş olduğu ve emtianın gümrükten çekilmesinin davacı alıcının sorumluluğunda olduğunun sözleşmeyle hüküm altına alındığı mahkemece de kabul edildiğine göre, yükleme esnasında emtianın gümrüğe muhtemel varış tarihini 29.07.2005 olarak bildiren davalının, bu tarihten bir gün önce malı «teslim» etmiş olmasıyla davacının ödediği idari para cezasının uygulanması arasında bu cezadan davalının sorumlu olmasını gerektirir bir kusurunun bulunmadığı nazara alına …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · taşıyan
Benzer bu karardaDava, davacı tarafça ithal edilen emtianın Gümrük Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca 20 günlük yasal süresinde gümrükten çıkışının yaptırılmaması nedeniyle davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan idari para cezasından davalı «taşıyanın sorumlu» olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» 8. maddesi uyarınca, davalı «taşıyıcının» emtiayı Türkiye gümrüğüne kadar getirmekle taşıma yükümlülüğünün sona ermiş olduğu ve emtianın gümrükten çekilmesinin davacı alıcının sorumluluğunda olduğunun sözleşmeyle hüküm altına alındığı mahkemece de kabul edildiğine göre, yükleme esnasında emtianın gümrüğe muhtemel varış tarihini 29.07.2005 olarak bildiren davalının, bu tarihten bir gün önce malı «teslim» etmiş olmasıyla davacının ödediği idari para cezasının uygulanması arasında bu cezadan davalının sorumlu olmasını gerektirir bir kusurunun bulunmadığı nazara alına …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcının» asli yükümlülüğünün malı gümrüğe «teslim» etmek olduğu ancak bunun yanında yan yükümlülük olarak emtianın gümrüğe geldiğini alıcıya bildirmek zorunda olduğundan sözleşmeye aykırı davranan davalının idari p …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1126 E. 2013/1500 K.
Ortak:kapora · cezai şart
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın «tesliminden» önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, «teslim tarihi» gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli «ihtarname» ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında «kapora» adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede «cezai şart» olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmad …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya «teslimine» engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak «temerrüde» düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve «kapora» iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün «tacir» olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden «teslim» yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra «ihtarname» çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile «kapora» olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60 …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde pay devri» usulünün düzenlendiği 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca, pay devri hakkındaki mukavelenin yazılı şekilde yapılmasının ve imzaların noterce «tasdik» ettirilmiş olmasının gerektiği, aksi halde sözleşmenin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin de anılan şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500,00 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen kaporanın ve yine bu sözleşme gereğince yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
Geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak «ifa» istenemeyeceği gibi bu sözleşmeden kaynaklanan menfi-«müspet zarar» ya da «cezai şartın» talep edilmesi de mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket pay devri · müspet zarar · hisse devri sözleşmesi · geçersiz sözleşme · ipoteğin kaldırılması · pay devri · tasdik kararı · teminat mektubu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde pay devri» usulünün düzenlendiği 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca, pay devri hakkındaki mukavelenin yazılı şekilde yapılmasının ve imzaların noterce «tasdik» ettirilmiş olmasının gerektiği, aksi halde sözleşmenin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin de anılan şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500,00 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu işlemin tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesinde «limited şirket» hisselerinin ne şekilde devredileceği düzenlenmiş olup anılan maddenin «son» fıkrasına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmadıkça ve imzalar noterce «tasdik» edilmedikçe taraflar arasında dahi hüküm ifade etmemektedir.
Taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmedeki imzalar noter tarafından «tasdik» edilmediğinden ortada geçerli bir «hisse devri sözleşmesi» bulunmamaktadır.
Somut olayda da, davalı taraf «geçersiz» bulunan sözleşmeye dayalı olarak kaporayı almış, davacının «teminat mektubu» vermesi ve kendisine ait akaryakıt istasyonu üzerine intifa ve «ipotek» hakkı tesis ettirmesi üzerine kendisinin verdiği teminat mektubunu geri almış, taşınmazı üzerindeki «ipoteğini kaldırmış» ve bu şekilde davacı üzerinde sözleşmenin «ifa» edileceği yönünde haklı bir güven yaratmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5450 E. , 2023/398 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ....Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların makine alımı konusunda sözleşme imzaladıklarını, 29.03.2016 tarihli ek sözleşme yapıldığını, bu sözleşmenin 3-b maddesinde makinenin müvekkiline 2016 yılı Haziran sonunda tesliminin taahhüt edildiğini, yine 3-d bendi uyarınca karşı tarafa 60.000,00 USD kapora ödendiğini, sözleşme uyarınca makinanın haziran sonunda teslimi gerekirken şifahi taleplerine rağmen bu tarihte teslimat gerçekleşmediğini, 25.07.2016 tarihinde vadeden 25 gün sonra teslim için kendileriyle irtibat kurulmuşsa da teslimin süresinde yapılmaması nedeniyle geç teslimi kabul etmediklerini belirterek kapora amacıyla ödenen 60.000,00 USD’nin ödeme tarihi 29.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yurt dışından sipariş edilen satımı kararlaştırılan ekipmanın Türkiye Gümrüğüne girdiğinde davacı tarafından 767.000,00 USD tutarındaki bedelin müvekkile ödenmesini ve kendilerinin de 2016 Haziran sonuna kadar teslim etmeyi kararlaştırdıklarını, 16.06.2016 günü malın limana, 23.06.2016 tarihinde ise antrepoya girdiğini, davacıya ifa hazırlık eylemlerini yapmasının hatırlatıldığını; ancak ülkede yaşanan sorunlar nedeniyle bir süre bekletmelerini talep ettiklerini, bunun üzerine kendilerinin beklediğini, 25.07.2016 günü ifa yerini bildirmelerini istemelerine rağmen davacının cevabi ihtarnameyle ifa yeri ve zamanı bildirilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından satıma konu malın yurt dışından kararlaştırılan vadeden önce yurda getirildiği, davacıya teslimine engel bir durumun olmadığı, davalının buna dair kusurunun bulunmadığı, özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince davalının malı belirlenen tarihte teslim etmemekte haklı olduğu; zira davacının ödemesi gereken bakiye bedeli tamamlamayarak temerrüde düştüğü, 8 inci madde uyarınca davalının kendisine ödenen parayı tutma hakkının bulunduğu, ödeme olmaması halinde malın teslim edilmeyeceğinin ve kapora iadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün tacir olan her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bakiye mal bedelinin müvekkili tarafından malın tesliminden önce ödenmesi kararlaştırıldığı halde Mahkemece bakiye ödemenin sevkiyattan önce ödenmesi gerektiğine dair tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafça malın limana ve antrepoya geldiği hususunun müvekkili şirkete bildirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin mütemerrit olmadığını, teslim tarihi gelmesine rağmen malın akıbeti hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan ve kendisine hiçbir talepte bulunulmayan, mütemerrit olmayan müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğini, davalının 25.07.2016 tarihli ihtarname ile sadece makinenin getirildiğini ve hangi adrese teslim edilmesi gerektiğini, yerinin hazır olup olmadığını sorduğunu, davalının ne savunmalarında ne de ihtarnamede teslime engel olarak göstermediği bir konunun Mahkemece teslime engel olarak sayılmasının yerinde olmadığını, sözleşmede teslim tarihinin net olarak kararlaştırıldığını, davalı şirketin ihtarnameyi çektiği 25.07.2016 tarihinde mütemerrit olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu varsayılsa bile sözleşmenin başında kapora adı altında verilen bedelin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 177 nci maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen bir bedel olduğunu, bu nedenle sözleşme haksız olarak feshedilse dahi kanun gereği bu bedelin iadesinin gerektiğini, kaporanın sözleşmede cezai şart olarak kararlaştırıldığına dair bir hüküm bulunmadığını ayrıca ürünün aynı fiyata başka bir firmaya satıldığının anlaşıldığını, davalının hiçbir zararının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bakiye sözleşme bedeli ödenmeden teslim yapılamayacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığı, bunu yapmadan karşı tarafın teslime zorlanamayacağı, ancak davacının ödeme yapabilmesi için malların gümrüğe girdiğinden haberi olması gerektiği, malların gümrüğe girdiğinden, teslim günü olan 30.06.2016 tarihinden önce davacının haberdar edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davalı satıcının 30.06.2016 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, davalı, teslim yeri ve zamanının gösterilmesi, gerekli hazırlıkların yapılması için davacıya 25.07.2016 tarihinden sonra ihtarname çekmiş olup temerrüde düştükten sonra gönderilen bu ihtarnamenin davalıyı temerrütten kurtarmayacağı gibi davacı da 12.08.2016 tarihli ihtarnamesi ile kapora olarak ödediği bedelin iadesini istediğine göre davacının sözleşmeden döndüğünü kabul etmek gerektiği, bu nedenle davacının sözleşmenin başında davalıya ödediği 60.000,00 USD’nin davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının teslim süresinde malı hazır ettiğini, davacının ödemeyi yapmadığını ve malı teslim almadığını, malın gümrüğe geldiğinin davacıya telefonla bildirildiğini, davacının malın gümrüğe geldiğinden haberdar olduğunun dosyadaki delillerden anlaşıldığını, bildirimin şekle bağlı olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşme hükümleri ve tarafların eylemleri ile ek sözleşme karşısında alacaklının temerrüdü ya da borçlunun temerrüdünün oluşup oluşmadığı, davacının sözleşmenin feshinde haklı ve geçerli sebebinin olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un 177 nci maddesi ve 212 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/882741900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz