Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5099 E. 2022/9355 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibra sözleşmesi↗ hisse devir protokolü↗ borç üstlenimi↗ borçtan kurtulma↗ temlik sözleşmesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ borcun üstlenilmesi↗ alacağın temliki↗ ibra↗ eş rızası↗ hisse devir sözleşmesi↗ tbk 99↗ temlik↗ protokol↗ ticari defter↗ ıslah↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 16/10/2012 tarihli şartlı hisse devir sözleşmesinde davalı ... tarafından davalı ... Gıda A.Ş'nin borçlarının üstlenildiği, davacı şirketler ile davalı ... arasında borcun dış yüklenilmesi sözleşmesinin kurulduğu, davacı şirketlerin alacağını ancak, borcu yüklenen davalı ...'ndan isteyebileceği gerekçesiyle davalılardan ...'na yönelik açılan davanın kabulü ile, davacılardan ...nin davalılardan ...'ndan 20.622,21 TL alacaklı olduğunun tespiti ile, 20.622,21 TL alacağın, 25/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacılardan ...ye verilmesine, davacılardan ...nin davalılardan ...'ndan 1.025.039,28 TL alacaklı olduğunun tespiti ile, 1.025.039 TL alacağın, 989.106,77 TL kısmı için 25/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, bakiye kalan 22.956,23 TL kısmı için dava tarihi olan 20/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, bakiye kalan 12.976,00 TL kısmı için ıslah tarihi olan 12/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacılardan ...ye verilmesine, davalılardan ...ye yönelik açılan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı şahıs vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekili ile davalı ...'nun istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ve davalı şahıs vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan devir bedelinin davalı gerçek kişiden, bilançoya dayalı alacakların ise hisseleri devredilen davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, 16.10.2012 ve 23.01.2013 tarihli şartlı hisse devir sözleşmelerine istinaden gerek devir bedeli, gerekse davalı şirketin borcunu üstlenmesinden kaynaklanan 20.622,21 TL’nin davalı ...’dan tahsili ile Kızılırmak Döküm San. A.Ş.’ye, 1.025.039,28 TL’nin ise diğer davacı ... San. A.Ş.’ye ödenmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Hisse Alım Protokolü ile Pay Devir Senedi başlıklı belgelerden; davacıların, davalı şirkette olan toplam 673.659,19 TL nominal değerdeki hisselerini 606.293,27 TL mukabilinde, - davalı şirketin davacılara olan 995.371,58 TL borçlarını da davacılara ödemesi koşuluyla- devrettikleri, Kızılırmak Döküm’e ait hisse devir bedeli 188.928 TL’nin devredene ödendiği, Kızılırmak Holding’e ait hisse devir bedeli 417.374,61 TL’nin ileri tanzim tarihli çeklerle ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, ticari defter kayıtlarına göre 01.01.2013 tarihi itibariyle davalı şirketin davacılardan Kızılırmak Holding’e 120.0003 no’lu hesap kodundan 378.309 TL olduğu, 131.003 no’lu hesap kodundan ise 646.730,16 TL olmak üzere toplam 1.025.039,28 TL borçlu gözüktüğü, Kızılırmak Döküm’e ise 131.003 no’lu hesap kodundan 7.646,21 TL, hisse satış bedelinden ise 12.976 TL olmak üzere toplam 20.622,21 TL borçlu gözüktüğü belirtilmiş olup mahkemece bu bedellerin davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı şirketin borcunun bu kişiye temlik edildiğine ilişkin herhangi bir temlik sözleşmesi ya da asıl borçlu şirketin bu borçtan ibra sözleşmesi bulunmadığı ve 6098 sayılı TBK'nın 195. Maddesi uyarınca davalı ...’nın alacaklının rızası ile borcun iç üstlenmesinde bulunduğu halde, mahkemece Hisse Alım-Satım Protokolüne yanlış anlam verilerek asıl borçlu şirketin borçtan kurtulduğu şeklinde yorum yapılarak davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve hükmün davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Öte yandan davalı tarafın temyizine gelince; bilirkişi raporunda, 21.12.2012 tarihli ve 14 sayılı YK kararıyla bu alacağın, davalı şirketin üçüncü kişilerden olan alacağının temlik alınarak kapatılmasının uygun olduğuna ve durumun davalı şirkete bildirilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup, davalı yanca bu hesabın yılsonu itibariyle bu gerekçeyle sıfırlanarak bu miktarın “diğer alacaklar” hesabına aktarıldığı, 2013 yılında ise muhasebe hilesiyle tekrar “alıcılar” hesabına aktarıldığı ileri sürülmüş olup bu konuda davalının itirazını karşılayan bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Ayrıca, hisse devir protokolünde davalı şirketin davacı şirketlere 995.371,58 TL borçlu olduğundan söz edildiği halde, her hangi bir gerekçeye ve açıklamaya yer verilmeksizin davalı ... aleyhine bu miktardan daha yüksek bir alacağa hüküm olunması isabetli olmadığı gibi, fazla miktarın protokolden sonra doğmuş bir borç olduğu kabul edilse bile, davalı ...’nın hisse devir sözleşmesi tarihine kadar olan borçlardan sorumlu tutulması, sonraki borçlar yönünden ise sadece davalı şirketin sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiş ve kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12247 E. 2012/3297 K.
Ortak:ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece alınan bilirkişi raporunda, «ticari defter kayıtlarına» göre 01.01.2013 tarihi itibariyle davalı şirketin davacılardan Kızılırmak Holding’e 120.0003 no’lu hesap kodundan 378.309 TL olduğu, 131.003 no’lu hesap kodundan ise 646.730,16 TL olmak üzere toplam 1.025.039,28 TL borçlu gözüktüğü, Kızılırmak Döküm’e ise 131.003 no’lu hesap kodundan 7.646,21 TL, hisse satış bedelinden ise 12.976 TL olmak üzere toplam 20.622,21 TL borçlu gözüktüğü belirtilmiş olup mahkemece bu bedellerin davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı şirketin borcunun bu kişiye «temlik» edildiğine ilişkin herhangi bir «temlik sözleşmesi» ya da asıl borçlu şirketin bu borçtan «ibra sözleşmesi» bulunmadığı ve 6098 sayılı TBK'nın 195.
Benzer bu karardaBu durumda, davacı kendi «ticari defterlerinde» davalı «limited şirketin» borcunu dava dışı «anonim şirkete» aktardığına ve borçlu olarak anonim şirketi kabul ettiğine göre artık davalı ile dava dışı şirketin ortaklarının ve yöneticilerinin aynı kişilerden oluşması, işyerlerinin aynı adreste bulunması gibi nedenlerle, dava konusu alacaktan davacı tarafın kayıtlarında borçlu gözüken anonim şirketten ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip davalı şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · ticari avans faizi · tüzel kişilik · anonim şirket · limited şirket · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… ayalı bir ilişkinin bulunmadığı, 2002 yılında yurt dışı taşıma işlerinden dolayı ticari ilişkinin oluştuğu, davacı tarafından düzenlenen 4 adet toplam 1.039-USD'lik «fatura» bedelinin her iki tarafın kayıtlarında da yer aldığı, kalan 5 adet faturanın ise davalı kayıtlarında yer almadığı, bu faturaların davalı tarafa «teslim» edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, 2003 yılında yapılan bir muhasebe «kaydı» ile «limited şirket» adına olan borcun «anonim şirket» hesabına aktarıldığı ve halen davacı kayıtlarında borcun Vender A.Ş adına görüldüğü, iş bu şirketlerin şirket yapılarının, adreslerinin, faaliyet alanlarının, «temsilcilerinin» ve ortaklarının aynı olduğu, farklı «tüzel kişilik» savunmasının gerçeği yansıtmadığı, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ilkesi gözetildiğinde davalının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanını kısmen kabulüne, davalının 1.039 USD karşılığı 1.415,01 TL'na yönelik itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «ticari avans faizi» yürütülmesine, fazlaya ilişkin takibin iptaline, alacak likit olmakla %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı kendi «ticari defterlerinde» davalı «limited şirketin» borcunu dava dışı «anonim şirkete» aktardığına ve borçlu olarak anonim şirketi kabul ettiğine göre artık davalı ile dava dışı şirketin ortaklarının ve yöneticilerinin aynı kişilerden oluşması, işyerlerinin aynı adreste bulunması gibi nedenlerle, dava konusu alacaktan davacı tarafın kayıtlarında borçlu gözüken anonim şirketten ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip davalı şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükm …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında yurt dışı taşımasından kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, 2003 yılında yapılan bir muhasebe «kaydı» ile davalı «limited şirket» adına olan borcun Vender A.Ş. hesabına aktarıldığı ve halen davacı kayıtlarında borcun dava dışı bu şirkete ait olarak gözüktüğü, davalı şirket adına herhangi bir borca rastlanılmadığı açıklanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5099 E. , 2022/9355 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Alaca Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2018 tarih ve 2014/384 E- 2018/290 K. sayılı kararın davacılar vekili ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2021/447 E- 2021/611 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, faaliyetlerini daha rahat yürütebilmesi için payların devredildiği tarihe kadar davalı şirkete mali açıdan destekte bulunduğunu, Kızılırmak Holding AŞ’nin sahibi olduğu davalı şirketin %55,22’sine denk gelen 463.739,57 payı ve Kızılırmak Döküm A.Ş’nin sahibi olduğu davalı şirketin %25’sine denk gelen 200.920,00 payı davalı ...'na 16/10/2012 tarihinde Kızılırmak Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin borçlarını ödenmesi şartı ile devrettiğini, müvekkillerinin bütün iyi niyetlerine rağmen davalı şirket ve payı devralan davalı şahsın borçlarını ödemediğini, payların devri ile ilgili alıcı tarafından bir miktar ödeme yapılmış ise de bilançodan kaynaklanan borçların mevcut olduğunu ileri sürerek fazlaya dair her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalılardan alacağının tespiti ile ihtarname tarihinden itibaren uygulanacak reeskont avans faizi ile 1.032.685,21 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11.12.2017 tarihli dilekçesiyle talebini 1.045.841,21 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, şirketin hisse pay defterinde devredilen hisselerin ... adına işlendiğini, müvekkilinin 16/10/2012 tarihli devir sözleşmelerinin tarafı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacılara borcunun olmadığını, devirden sonra şirketin bilançoda gösterilen kayıtların dışında davalı şirketin borçlarının bulunduğunun belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 16/10/2012 tarihli şartlı hisse devir sözleşmesinde davalı ... tarafından davalı ... Gıda A.Ş'nin borçlarının üstlenildiği, davacı şirketler ile davalı ... arasında borcun dış yüklenilmesi sözleşmesinin kurulduğu, davacı şirketlerin alacağını ancak, borcu yüklenen davalı ...'ndan isteyebileceği gerekçesiyle davalılardan ...'na yönelik açılan davanın kabulü ile, davacılardan ...nin davalılardan ...'ndan 20.622,21 TL alacaklı olduğunun tespiti ile, 20.622,21 TL alacağın, 25/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacılardan ...ye verilmesine, davacılardan ...nin davalılardan ...'ndan 1.025.039,28 TL alacaklı olduğunun tespiti ile, 1.025.039 TL alacağın, 989.106,77 TL kısmı için 25/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, bakiye kalan 22.956,23 TL kısmı için dava tarihi olan 20/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, bakiye kalan 12.976,00 TL kısmı için ıslah tarihi olan 12/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacılardan ...ye verilmesine, davalılardan ...ye yönelik açılan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı şahıs vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekili ile davalı ...'nun istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ve davalı şahıs vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan devir bedelinin davalı gerçek kişiden, bilançoya dayalı alacakların ise hisseleri devredilen davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, 16.10.2012 ve 23.01.2013 tarihli şartlı hisse devir sözleşmelerine istinaden gerek devir bedeli, gerekse davalı şirketin borcunu üstlenmesinden kaynaklanan 20.622,21 TL’nin davalı ...’dan tahsili ile Kızılırmak Döküm San. A.Ş.’ye, 1.025.039,28 TL’nin ise diğer davacı ... San. A.Ş.’ye ödenmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Hisse Alım Protokolü ile Pay Devir Senedi başlıklı belgelerden; davacıların, davalı şirkette olan toplam 673.659,19 TL nominal değerdeki hisselerini 606.293,27 TL mukabilinde, - davalı şirketin davacılara olan 995.371,58 TL borçlarını da davacılara ödemesi koşuluyla- devrettikleri, Kızılırmak Döküm’e ait hisse devir bedeli 188.928 TL’nin devredene ödendiği, Kızılırmak Holding’e ait hisse devir bedeli 417.374,61 TL’nin ileri tanzim tarihli çeklerle ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, ticari defter kayıtlarına göre 01.01.2013 tarihi itibariyle davalı şirketin davacılardan Kızılırmak Holding’e 120.0003 no’lu hesap kodundan 378.309 TL olduğu, 131.003 no’lu hesap kodundan ise 646.730,16 TL olmak üzere toplam 1.025.039,28 TL borçlu gözüktüğü, Kızılırmak Döküm’e ise 131.003 no’lu hesap kodundan 7.646,21 TL, hisse satış bedelinden ise 12.976 TL olmak üzere toplam 20.622,21 TL borçlu gözüktüğü belirtilmiş olup mahkemece bu bedellerin davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı şirketin borcunun bu kişiye temlik edildiğine ilişkin herhangi bir temlik sözleşmesi ya da asıl borçlu şirketin bu borçtan ibra sözleşmesi bulunmadığı ve 6098 sayılı TBK'nın 195.
Maddesi uyarınca davalı ...’nın alacaklının rızası ile borcun iç üstlenmesinde bulunduğu halde, mahkemece Hisse Alım-Satım Protokolüne yanlış anlam verilerek asıl borçlu şirketin borçtan kurtulduğu şeklinde yorum yapılarak davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve hükmün davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Öte yandan davalı tarafın temyizine gelince; bilirkişi raporunda, 21.12.2012 tarihli ve 14 sayılı YK kararıyla bu alacağın, davalı şirketin üçüncü kişilerden olan alacağının temlik alınarak kapatılmasının uygun olduğuna ve durumun davalı şirkete bildirilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup, davalı yanca bu hesabın yılsonu itibariyle bu gerekçeyle sıfırlanarak bu miktarın “diğer alacaklar” hesabına aktarıldığı, 2013 yılında ise muhasebe hilesiyle tekrar “alıcılar” hesabına aktarıldığı ileri sürülmüş olup bu konuda davalının itirazını karşılayan bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Ayrıca, hisse devir protokolünde davalı şirketin davacı şirketlere 995.371,58 TL borçlu olduğundan söz edildiği halde, her hangi bir gerekçeye ve açıklamaya yer verilmeksizin davalı ... aleyhine bu miktardan daha yüksek bir alacağa hüküm olunması isabetli olmadığı gibi, fazla miktarın protokolden sonra doğmuş bir borç olduğu kabul edilse bile, davalı ...’nın hisse devir sözleşmesi tarihine kadar olan borçlardan sorumlu tutulması, sonraki borçlar yönünden ise sadece davalı şirketin sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli görülmemiş ve kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte yer alan gerekçelerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, (3) ve (4) no’lu bentlerde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğunu düşündüğümden sayın çoğunluğun (1) nolu bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
...
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/881819900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz