6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması üzerine fesih ve katılım bedelinin kıstelyevm iadesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4881 E. 2022/8918 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Nokta satış sözleşmesinde süre sonunda kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde tarafa fesih hakkı tanınmışsa, kalan sürede tamamlanması gereken sipariş oranı, ürünün stoklanamaması ve fesihten önce gündeme getirilmeyen sonraki gelişmeler dikkate alınarak kotaya ulaşılamayacağı değerlendirmesi haklı sayılır ve ödenen katılım bedelinin gerçekleşen sipariş oranına göre kıstelyevm esasıyla iadesi gerekir; likit ve belirlenebilir alacakta icra inkar tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşme süresi dolmadan kotaya ulaşılamayacağı gerekçesiyle feshin haklılığı ve katılım bedelinin kıstelyevm iadesi → kabul

İddia: Davalı, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sonradan iki yeni restoran açıldığını ve daha fazla ürüne ihtiyaç duyulacağının göz ardı edildiğini, davacının katılım bedelini ödememek için sözleşmeyi haksız feshettiğini savunmuştur.

Gerekçe: Sözleşmede, süre sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde davacıya fesih hakkı tanınmıştır. Sözleşme iki iş yeri için 3 yıllık (36 ay) satış kotası öngörmüş; davalı 14. ayda kotanın yalnız %12'si oranında ürün siparişi vermiştir. Yeni iş yeri açılacağı hususu fesih tarihinden önce gündeme getirilmemiştir. Kalan 22 aylık dönemde kotanın %88'i oranında daha sipariş verilmesi gerektiği, ürünün stoklanamayacağı dikkate alındığında davacının süre sonunda kotaya ulaşılamayacağı değerlendirmesi haklıdır. Ödenen 118.000 TL yatırım bedelinin gerçekleşen %12'lik sipariş oranına göre 103.840 TL'lik (talep 103.486 TL) kısmının iadesi gerekir; ayrıca sipariş edilen ürünlerden doğan 16.330,69 TL cari hesap alacağı likit ve belirlenebilir olduğundan davanın tümüyle kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Süre sonunda kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde tanınan fesih hakkının kullanımının haklılığı ve katılım bedelinin kıstelyevm esasına göre iadesi yönünde emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nokta satış sözleşmesi katılım bedeli kıstelyevm satış kotası icra inkar tazminatı

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tek taraflı fesih

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5126 E. 2022/9445 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4881 E.  ,  2022/8918 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.11.2018 tarih ve 2017/599 E. - 2018/1188 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.04.2021 tarih ve 2019/485 E. - 2021/495 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki 21/09/2015 imza tarihli "Nokta Satış Sözleşmesi" ile davacı ürünlerinin davalıya satılmasında mutabık kalındığını, sözleşme süresinin 36 ay olduğu ve 26.500 koli Exclusive cam su ile 11.000 koli Exclusive maden suyunun sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde davalı tarafça sipariş edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalı tarafından 36 ay içerisinde belirlenen kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması nedeni ile feshedildiğinde, davalıya ödenen katılım bedeli olan 250.000 TL+KDV'lik tutarın kıstelyevm esasına göre ilk yazılı talepte iade edileceğinin düzenlendiğini, katılım bedelinin 100.000 TL+KDV'lik kısmın sözleşmenin başlangıcında davalıya ödendiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 14 ay geçmiş olmasına karşın davalının yalnızca %12'lik kısmını sipariş ettiğini, kalan 22 aylık sürede kota miktarından kalan %88'lik kısmını sipariş etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle sözleşmede yer alan "belirlenen kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması" şartının gerçekleştiğini, bunun sonucu olarak sözleşmenin feshedilmesine ve davalıya ödenen katılım bedelinin kıstelyevm esasına göre 103.486.-TL'sinin iade edilmesinin gerektiğini, bunun dışında müvekkili şirketin davalıdan 16.330,69-TL cari hesaptan kaynaklanan alacağının bulunduğunu, katılım bedeli iadesine ilişkin 06.01.2017 tarihli ve 725061 numaralı faturanın ihtarname ekinde gönderildiği ve ödeme yapılmaması halinde hukuki yollara başvurulacağının davalıya ihtar edildiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul 5.

İcra Müdürlüğü'nün 2017/3275 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesiyle anılan icra takibinin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin “Hudson” ve “Barbounia” isimli iki mekanı açtığını ve davalıya ait ürünlerin siparişlerini verdiğini ve ürünleri satın alındığını, sonuç itibariyle sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, daha sonra davacının, sözleşmede belirlenen 36 ay dolmadan, sözleşmenin imzasından kısa bir süre sonra Hudson ve Barbounia‘ya ek olarak iki restoran açıldığını, davalının bu iki yeni restoran ile daha fazla ürüne ihtiyaç duyacağını göz ardı ettiğini, davacının bu yönde hiç bir tespit yazılı ihtar vs. yapmadığını, davacının 2. yarıyılda ödenmesi gereken katılım bedelini ödememek için böyle bir yola başvurduğunu ayrıca davacı tarafından gönderildiği iddia edilen bir kısım malların davalıya teslim edilmediğini, bir kısım faturaların tebliğ edilmediğini belirterek haksız davanın reddi ile alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 21/09/2015 tarihinde Nokta Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 5.maddesi uyarınca sözleşmenin başlangıcında ödenmesi gereken 100.000-TL+KDV'lik katılım bedelinin davacı tarafından ödendiği ve sözleşmenin 14. ayında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 14. ayında gerekli kotaya ulaşılamayacağı anlaşıldığından davacının sözleşmeyi feshettiği, fakat sözleşme hükümlerine göre kotanın 36 ay içinde tamamlanması gerektiği, bu sürenin beklenmeyip 22 ay öncesinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, ayrıca davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğü de yerine getirmediği, bu nedenle katılım bedelinin iadesinin istenemeyeceği, incelenen defter kayıtlarına göre davalının 16.330,69-TL cari hesap borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde davacıya fesih hakkı tanındığına göre davalıya ait iki iş yeri ile ilgili satış kotası için 3 yıllık süre öngörülmüş olup davalı sözleşmenin 14. Ayında sözleşmeden öngörülen kotanın henüz %12'si oranında ürün siparişi verdiği, sözleşme, davalıya ait iki iş yeri için yapılmış olup, iş yeri sayısının artacağı, yeni işyeri açılacağı hususu fesih tarihinden önce gündeme getirilmediği, sözleşmenin geriye kalan 22 aylık döneminde ise kotanın % 88 oranında daha ürün siparişi vermesi gerekmekte olup, sözleşmenin kalan süresi ve henüz sipariş edilmeyen ürün miktarı ve ürünün stoklanamayacağı dikkate alındığında davacının, davalının sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağını değerlendirmesinin haklı olduğu, davacı tarafından davalıya ödenen yatırım bedeli 118.000.-TL'nin sipariş kotasının gerçekleştiği %12 oranına göre, 103.840.-TL kısmının davacıya iadesinin gerektiği, davacının talebinin 103.486.-TL olduğu, sipariş edilen ürünlerden dolayı davacının ayrıca 16.330,69 TL alacağının bulunduğu, davacının alacağının likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davanın tümüyle kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının İstanbul 5.

İcra Müdürlüğü'nün 2017/3275 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 120.040,73 TL yönünden iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, %20 oranında hesaplanan 24.008,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.149,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava taraflar arasındaki nokta satış sözleşmesinin feshi nedeniyle davalıya ödenen katılım bedelinin kıstelyem usulüne göre belirlenecek bakiye bedelinin ve cari hesap borcunun tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dosya içerisinde toplanan delillere göre davacının davalıdan 16.330,69 TL cari hesap alacağının bulunduğu sabittir.

Taraflar arasındaki nokta satış sözleşmesinin özel hükümler bölümünde “Hudson ve Barbonia tabela isimli iki mekanında açılmamış ve sipariş vermesi şartıyla katılım bedelinin 100.000 TL+KDV'lik kısmı sözleşme başlangıcında kalan tutar olan 150.000 +KDV'lik kısmı ikinci yıl başlangıcında ödenecektir.

Sözleşmenin SATIŞ NOKTASI tarafından 36 ay içerisinde beklenen kotaya ulaşılamaması veya ulaşılamayacağının anlaşılması veya kararlaştırılan kotaya ulaşmadan önce veya haksız biçimde fesh edilmesi veya sözleşme şartlarının ihlali nedeniyle ŞİRKET tarafından feshine sebep olunması durumunda pazarlama faaliyetlerinde katılım bedeli olan 250.000 TL +KDV'lik tutar kıstelyem esasına göre ilk yazılı talep ile ŞİRKET iade edecektir. SATIŞ NOKTASI 36 ay içerisinde kotayı tamamlayamaz ise koli başına yapılmış ödeme miktarı hesaplanır. Hesaplanan tutarlar kalan kota koli adedi ile çarpılır ve ortaya çıkan TL tutarı ŞİRKET kotası ile birlikte ödemeyi taahhüt eder” şeklinde bölümler yer almaktadır.

Uyuşmazlık özel hükümlerdeki bu maddeler uyarınca davacının katılım bedelinin bakiye kısmını kıstelyem metoduna göre ödemesi gerekip gerekmediği ve davalının sözleşmenin kalan süresi içerisinde belirlenen satış kotasına ulaşıp ulaşamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Sözleşme uyarınca davalı 36 ay içerisinde belirlenen kotada ürünü davacıdan alınması gerekir. 36 ay içerisinde kotaya ulaşılamazsa veya ulaşılamayacağının anlaşılması halinde davacı sözleşmeyi fesih ederek sözleşmede belirlenen metoda göre bakiye katılım bedelini talep edebilir.

Davacı sözleşmenin başlangıç tarihinden 14 ay sonra kararlaştırılan kotaya ulaşılamayacağını ileri sürerek sözleşmeyi fesh etmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 123. madde hükmü uyarınca karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir.

124. maddede ise süre verilmesini gerektirmeyen durumlar (derhal fesih hakkı) açıkca belirtilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi ve sayın çoğunluk 124/1 madde hükmü uyarınca borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması nedeniyle sözleşmenin fesih ihbarı yapılmaksızın derhal fesih edilebileceğini kabul etmiştir.

Oysa sözleşme süresi 36 ay olup henüz 14 aylık süre geçtikten sonra halen sözleşmenin bitimine 22 aylık süre varken ve bu süre içerisinde davalının kotayı doldurma durumu yüksek iken sözleşmenin temerrüt ihtarı yapılmaksızın derhal feshi haksız fesihtir.

Henüz davalı borçlu temerrüde dahi düşürülmemiştir. TBK’nın 125/1. madde hükmü açıkca temerrüde düşen borçlu demek suretiyle fesih için borçlunun temerrüdünün yasal koşullardan olduğu çok açık olarak vurgulanmıştır.

Kaldı ki yine taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davacı sözleşmenin ikinci yıl başlangıcında yani fesihten önceki 12. ayın sonunda 150.000.-TL + KDV’lik ikinci kısım katılım bedelini ödemek zorundadır.

Karşılıklı edim içeren sözleşmelerde ifada sıra TBK’nın 97. maddesine belirtilmiştir. Bu madde hükmüne göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, önce kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

Bu madde uyarınca davacının öncelikle sözleşmenin 12. ayının sonunda davalıya vermesi gereken 150.000.-TL+KDV’yi ödemiş olması gerekir. Davacı kendi edimini yerine getirmeksizin sözleşmeyi 14. ayda fesih etmesi haksızdır.

İlk derece mahkemesince alınan 10.08.2018 tarihli bilirkişi raporu da bu yönde olup, davacının sözleşmeyi haksız fesih ettiği bu nedenle davalıya ödemiş olduğu katkı bedelini isteyemeyeceği belirtilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının sözleşmeyi fesh etmesi haksız olup, davalıya ödemiş olduğu katkı bedelini geri isteyemeceğinden ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararı yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesi’ nin kararının bu gerekçelerle bozulması gerekmektedir. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamamaktayız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871567200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/485 E. 2021/495 K.

Sözleşmede kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşılması nedeniyle fesih

Gerekçe özeti

Bir sözleşmede, sözleşme süresinin sonunda öngörülen kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde fesih hakkı tanınmışsa; sözleşme süresinin büyük bölümü kalmasına karşın gerçekleşen sipariş oranının çok düşük kalması, kalan sürede ulaşılması gereken oranın yüksekliği ve ürünün stoklanamaz niteliği gibi somut göstergeler, kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşıldığı sonucunu doğurabilir ve bu durumda kullanılan fesih hakkı haklıdır. Karşı tarafın kendi edim yükümlülüğünü (örneğin bakiye bir bedel ödemesini) yerine getirmemiş olması, kotaya ulaşılamayacağının anlaşılmasında etkili olmadığından, bu ihmal, koşulları gerçekleşmiş fesih hakkını bertaraf edici nitelikte değildir.

Emsal değeri

Kotaya ulaşılamayacağının önceden anlaşılması şartına dayalı fesih hakkının hangi somut göstergelerle (sipariş oranı, kalan süre, stoklama imkansızlığı) değerlendirileceği ve karşı tarafın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin bu fesih hakkını bertaraf etmeyeceği yönündeki değerlendirme açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: kıstelyevm fesih hakkı ödemezlik def'i itirazın iptali icra inkar tazminatı cari hesap alacağı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/485

KARAR NO 2021/495

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/11/2018

NUMARASI 2017/599 Esas 2018/1188 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden )

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/04/2021

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasındaki 21/09/2015 imza tarihli "Nokta Satış Sözleşmesi" ile davacı ürünlerinin sözleşmede belirli fiyat ve şartlarla davalıya satılmasında mutabık kalındığını, sözleşme süresinin 36 ay olarak belirlendiğini, sözleşmede 26.500- koli ... cam su ve 11.000 koli ... maden suyu miktarındaki kotanın tamamının sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde davalı tarafça sipariş edilip söz konusu ürünlerin bedellerinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalı tarafından 36 ay içerisinde belirlenen kotaya ulaşılamaması veya ulaşılamayacağının anlaşılması veya kararlaştırılan kotaya ulaşmadan önce veya haksız biçimde feshedilmesi veya sözleşme şartlarının ihlali nedeni ile müvekkili şirket tarafından feshine sebep olunması durumunda pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli olan 250.000-TL+ KDV'lik tutarın kıstelyevm esasına göre ilk yazılı talepde iade edileceğinin düzenlendiğini, sözleşmede belirlenen 250.000-TL+KDV tutarındaki katılım bedelinin 100.000-TL+ KDV'lik kısmın sözleşmenin başlangıcında davalıya ödendiğini,sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 14 ay geçmiş olmasına karşın davalının yalnızca %12'lik kısmını sipariş ettiğini, kalan 22 aylık sürede kota miktarından kalan %88'lik kısmını sipariş etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle sözleşmede yer alan "belirlenen kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması" şartının gerçekleştiğini, bunun sonucu olarak sözleşmenin feshedilmesine ve davalıya ödenen katılım bedelinin kıstelyevm esasına göre 103.486-TL'sinin (87.000-TL+KDV) iade edilmesinin gerektiğini, bunun dışında müvekkili şirketin davalıdan 16.330,69-TL cari hesaptan kaynaklanan alacağının bulunduğunu, katılım bedeli iadesine ilişkin 06.01.2017 tarihli ve ...

numaralı faturanın ihtarname ekinde gönderildiği ve ödeme yapılmaması halinde hukuki yollara başvurulacağının davalıya ihtar edildiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesiyle anılan icra takibinin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında 21.09.2015 tarihinde “Nokta Satış Sözleşmesi” düzenlendiğini, sözleşmede müvekkili şirketin “...” ve “...” tabela isimli iki mekanın açılması ve sipariş vermesi şartıyla katılım bedelinin l00.000-TL+KDV kısmı sözleşme başlangıcında, kalan tutar olan 150.000-TL+KDV bedelli kısmı ikinci yıl başlangıcında ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirkerin “...” ve “...” isimli iki mekanı açtığını ve davalıya ait ürünlerin siparişlerini verdiğini ve ürünleri satın alındığını, sonuç itibariyle sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, daha sonra davacının, sözleşme gereğince sözleşmenin ikinci yıl başlangıcında, 21.09.2016 tarihinde ödenmesi gereken 150.000-TL+ KDV lik kısmı ödemekten imtina ettiğini,sözleşmede belirlenen 36 ay dolmadan, sözleşmenin imzasından kısa bir süre sonra Hudson ve Barbounia‘ya ek olarak Akmerkez içerisinde ve Bebek Amavutköy de yeniden iki restoran açıldığını, davalının bu iki yeni restoran ile daha fazla ürüne ihtiyaç duyacağını göz ardı ettiğini ve 14.

ayda kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması gerekçesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, davacının bu yönde hiç bir tespit yazılı ihtar vs. yapmadığını, davacının 2. yarıyılda ödenmesi gereken katılım bedelini ödememek için böyle bir yola başvurduğunu, sözleşme ile davacının ürün fiyatlarında indirim yapmadığını, aynı evsafta ürünü piyasadan daha ucuza alabilecekken katılım bedeli için aradaki farka da razı olduğunu, davalının hem yüksek fiyattan ürün almak zorunda kaldığını hem de katılım bedelini alamadığını, ayrıca davacı tarafından gönderildiği iddia edilen bir kısım malların davalıya teslim edilmediğini, bir kısım faturaların tebliğ edilmediğini belirterek, haksız davanın reddi ile alacağın % 20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında 21/09/2015 tarihinde Nokta Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 5.maddesi uyarınca sözleşmenin başlangıcında ödenmesi gereken 100.000-TL+KDV'lik katılım bedelinin davacı tarafından ödendiği ve sözleşmenin 14. ayında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin feshi nedeniyle takibe konu faturaya yansıtılan katılım bedelinin ve cari hesap alacağının talep edilip edilemeyeceği hususu olduğu, sözleşmenin 5.maddesinin incelenmesinde katılım bedeli olarak 250.000-TL'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bunun sözleşmenin başındaki 100.000-TL+KDV'lik kısmının ödendiği, 2.yıl başlangıcında 150.000-TL+KDV'lik kalan katılım bedelinin ise ödenmediği, sözleşmenin 14.

ayında gerekli kotaya ulaşılamayacağı anlaşıldığından davacının sözleşmeyi feshettiği, fakat sözleşme hükümlerine göre kotanın 36 ay içinde tamamlanması gerektiği, bu sürenin beklenmeyip 22 ay öncesinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, ayrıca davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğü de yerine getirmediği, bu nedenle katılım bedelinin iadesinin istenemeyeceği, incelenen defter kayıtlarına göre davalının 16.330,69-TL cari hesap borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya asıl alacağın %'20 si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; Taraflar arasındaki sözleşmede katılım bedeli iadesinin sadece kotaya ulaşılamaması halinde değil, kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda da söz konusu olduğunu,mahkemece bu sözleşme hükmünün değerlendirilmediğini, Mahkemece, kalan sürede kotanın doldurulamayacağının anlaşılması şartının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden inceleme yapılması gerektiğini, davalının sözleşmenin başından beri verdiği siparişlerin bedellerinin hiçbirisini ödemediğini, davalının kotayı doldurmamasının yanı sıra aldığı ürünlere ilişkin hiç bir ödeme yapmadığını, satın aldığı ürünlerin bedeli dahi ödemeyen davalıya ikinci dönem katılım bedelinin ödenmesinin beklenmesinin yerinde olmadığını, ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödemezlik definin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 100.000-TL katılım bedeli ödemesine rağmen davalının 14 ayda sadece 16.330,69-TL tutarında sipariş verdiğini ve sipariş bedellerin hiç birinin ödenmediğini, bu durumda davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; Davanın kısmen kabulüne rağmen tüm harcın müvekkiline yüklendiğini,davanın reddedilen kısmı ile ilgili müvekkili lehine tazminata hükmedilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, taraflar arasındaki Nokta Satış Sözleşmesi'nin davalının sözleşmede kararlaştırılan kotayı gerçekleştirememesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davalıya ödenen 118.000-TL katılım bedelinin kıstalyevm usulüne göre 103.486-TL kısmı ve davalı tarafından sipariş edilip de ödenmeyen ürün bedeli 16.330,69-TL olmak üzere toplam 119.816-69-TL alacağın tahsilini icra yolu ile talep etmiştir. Davalı ise sözleşmenin ikinci yılında 21/09/2016 tarihi itibariyle ödenmesi gereken 150.000-TL+KDV katılım bedelinin defalarca talep edilmesine rağmen ödenmediğini, sözleşmede 36 aylık kota süresinin 250.000-TL üzerinden kararlaştırıldığını, bakiye katılım bedelinin tahsili için icra takibi başlattıklarını ve akabinde itirazın iptali davası açtıklarını savunarak davanın reddini talep etmişdir.

Sözleşmede belirlenen 250.000-TL+KDV tutarındaki katılım bedelinin 100.000-TL+ KDV'lik kısmının sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde sözleşmenin başlangıcında davalı şirkete ödendiği,ikinci yılın başında ödenmesi kararlaştırılan bakiye katılım bedeli 150.000-TL'nin ödenmediği, sözleşmenin 14.ayında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 14 ay geçmiş olmasına karşın davalının %12'lik kısmını sipariş ettiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki 21/09/2015 imza tarihli "Nokta Satış Sözleşmesi"nde davacıya ait ürünlerin sözleşmede belirli fiyat ve şartlarla davalıya satılması kararlaştırılmış, sözleşme süresi 36 ay olarak belirlenmiştir.

Sözleşmede 26.500 koli ... cam su ve 11.000 koli ... maden suyu miktarında kotanın tamamının sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde sipariş edilerek bedelinin ödeneceği öngörülmüştür. Sözleşmede davalı tarafından 36 ay içerisinde belirlenen kotaya ulaşılamaması veya ulaşılamayacağının anlaşılması veya kararlaştırılan kotaya ulaşmadan önce veya haksız biçimde feshedilmesi veya sözleşme şartlarının ihlali nedeni ile davacı tarafından feshine sebep olunması durumunda pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli olan 250.000-TL+ KDV'lik tutarın kıstelyevm esasına göre ilk yazılı talep ile iade edileceği hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde davacıya fesih hakkı tanınmıştır.

Davacı da bu hakkını kullanarak 22/11/2016 tarihinde 14. Ayında sözleşmeyi feshetmiştir.Davalı, sözleşmenin ikinci yılında ödenmesi kararlaştırılan bakiye 150.000-TL katılım bedeli ile ilgili olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacı şirket hakkında icra takibi başlatmış, davacı şirketin itirazı üzerine İstanbul 6. ATM'nin 2017/421 esas sırasında kayıtlı itirazın iptali davasını açmıştır. Bahse konu dosyanın incelenmesinde istinaf incelemesine konu olan eldeki dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde davacıya fesih hakkı tanındığına göre, davacının sözleşmeyi fesih gerekçesi olarak öne sürdüğü "davalının sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşıldığı" gerekçesinin yerinde olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.

Taraflar arasındaki sözleşmede davalıya ait iki iş yeri ile ilgili satış kotası için 3 yıllık süre öngörülmüş olup davalı sözleşmenin 14. Ayında sözleşmeden öngörülen kotanın henüz %12'si oranında ürün siparişi vermiştir. Sözleşme, davalıya ait iki iş yeri için yapılmış olup, iş yeri sayısının artacağı, yeni işyeri açılacağı hususu fesih tarihinden önce gündeme getirilmemiştir. Sözleşmenin geriye kalan 22 aylık döneminde ise kotanın % 88 oranında daha ürün siparişi vermesi gerekmekte olup, sözleşmenin kalan süresi ve henüz sipariş edilmeyen ürün miktarı ve ürünün stoklanamayacağı dikkate alındığında davacı tarafından, davalının sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağını değerlendirmesi haklıdır.

Her ne kadar davalı, sözleşmenin ikinci yılının başında ödenmesi gereken bakiye katılım bedeli 150.000-TL'nin kendilerine ödenmediğini ileri sürmüş ise de; davacı sözleşmenin feshini, davalının sözleşme süresinin sonunda sipariş kotasındaki miktara ulaşamayacağının önceden anlaşılması gerekçesine dayandırmış olup, davalıya bakiye katılım bedeli ödenmemiş olmasının, sipariş kotasına ulaşılmasında bir etkisi olmadığı gibi, davacının koşulları gerçekleşen fesih hakkını bertaraf edici özelliği de bulunmamaktadır. Sonuç olarak, davacı tarafından davalıya ödenen yatırım bedeli 118.000-TL'nin sipariş kotasının gerçekleştiği %12 oranına göre, 103.840-TL kısmının davacıya iadesinin gerektiği, davacının talebinin 103.486-TL olduğu, sipariş edilen ürünlerden dolayı davacının ayrıca 16.330,69-TL alacağının bulunduğu, davacının alacağının likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davanın tümüyle kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece bu kısımlar bakımından yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Ancak bu hata /eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne dair yerinden hüküm tesisine;

davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/599 Esas-2018/1188 Karar sayılı ve 16/11/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 120.040,73-TL yönünden iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, %20 oranında hesaplanan 24.008,15-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 8.199,98-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme ve icra dosyasına peşin yatırılan toplam 2.050-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.149,98-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 2.086-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.600-TL bilirkişi ücreti, 172,50-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.772,50-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 15.353,87-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalıdan alınması gereken 1.117,34-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 279,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 837,94-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 56-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.