6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Azlık istemiyle ilmühaber bastırılması ve teslim olgusunda ispat yükü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4751 E. 2022/8302 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

TTK 486 uyarınca azlığın istemi üzerine nama yazılı pay senedi bastırılıp pay sahiplerine dağıtılması gerekir; ilmühaberlerin bastırılıp teslim edildiğini ileri süren şirket teslim olgusuna dayandığından ispat yükü şirkete geçer, ilmühaber bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı tek başına bastırma ve teslimi ispatlamaz; teslim ispatlanamazsa ilmühaber bastırılmadığı kabul edilerek bastırılıp teslimine karar verilir.

Ele alınan sorunlar

İlmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine teslim edildiğinin ispatı ve bastırma/teslim yükümlülüğü → kabul

İddia: Davalı şirket, ilmühaberlerin 2004 yılında basılıp pay sahiplerine dağıtıldığını, davacının bunları muhtemelen kaybettiğini, davanın iptal davası olup husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini ve TTK 651 uyarınca önce mevcut ilmühaberlerin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 486 uyarınca azlık isterse nama yazılı pay senedi bastırılarak tüm pay sahiplerine dağıtılır. 27.07.2004 tarihli yönetim kurulu kararıyla nama yazılı ilmühaber çıkarılmasına oy birliğiyle karar verilip karar pay defterine işlenmiştir. Genel ispat kuralı uyarınca ispat yükü kural olarak davacıda ise de, davalı vekili pay senetlerinin bastırılıp pay sahiplerine teslim edildiğini ileri sürerek teslim olgusuna dayandığından, teslime ilişkin ispat yükü davalı şirkete geçmiştir; davalıya süre verilmesine karşın ilmühaberlerin davacıya veya diğer pay sahiplerine teslim edildiğine ilişkin belge sunulamadığından ilmühaber bastırılmadığının kabulü gerekir. İlmühaber bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı alınması tek başına bastırma ve dağıtımı ispatlamaz. Önce ilmühaberlerin iptaline karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi; teslim olgusunda ispat yükü Bölge Adliye Mahkemesince de vurgulanmıştır)

Emsal değeri

Azlığın istemi üzerine ilmühaber bastırma yükümlülüğü ve ilmühaberlerin teslim edildiğini ileri süren şirketin bunu ispatla yükümlü olacağı; yönetim kurulu kararının tek başına ispata yetmeyeceği yönünde emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nama yazılı pay senedi ilmühaber azlık hakkı TTK 486/3 ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 486/36102 sayılı TTK 486

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4751 E.  ,  2022/8302 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.10.2020 tarih ve 2020/68 E- 2020/446 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.03.2021 tarih ve 2021/461 E- 2021/380 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33.16’sını temsil eden payların sahibi olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana müvekkilinin hisselerini temsil eden hisse senedi veya ilmühaberlerin tanzim edilerek müvekkiline teslim edilmediğini, 6102 sayılı TTK’nın 486/3 maddesi gereğince azınlığın istemde bulunması halinde nama yazılı pay senedi bastırılarak sahiplerine dağıtılması gerekirken davalı şirket tarafından hisse senedi veya ilmühaber bastırılmış ise bunların teslimi için davalı şirkete ihtarname gönderdiklerini, davalı şirketin ihtarnameye cevap vermediğini iddia ederek, davalı şirketin kuruluşundan itibaren hisse senedi veya ilmühaber bastırıp bastırmadığının tespitine, hisse senedi veya ilmühaber bastırılmış ise bunların paylarını temsilen ve payları oranında müvekkiline teslimine, aksi halde hisse senedi veya ilmühaberlerin bastırılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin 1979 yılında kurulduğunu, davacının kuruluştan itibaren 2011 yılına kadar şirket yönetim kurulunda bulunduğunu, şirketin kuruluşundan 25 yıl sonra yönetim kurulu tarafından 27.07.2004 tarihli 2004/2 sayılı karar ile ilmühaber çıkartılmasına karar verildiğini, bu karar kapsamında basılan ilmühaberlerin sahiplerine dağıtıldığını, müvekkili şirket nezdinde hiçbir ortağa ait ilmühaber bulunmadığını, davacının tüm genel kurullara katılarak hissesi oranında temsil edildiğini, müvekkili şirket tarafından bastırılan ilmühaberlerin davacı da dahil pay sahiplerine dağıtıldığı dönemde davacının şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının bu ilmühaberleri muhtemelen kaybetmiş olduğunu, ilmühaberlerin teslimi esnasında yönetim kurulu üyesi olan davacının aradan geçen 24 yıllık zamanın uzunluğundan faydalanmak istediğini, bu kadar süre zarfında kendisine ilmühaber teslim edilmemiş olsaydı bunu talep etmemiş olmasının, bu yönde bir dava açmamış olmasının hayatın doğal akışına uygun olmadığını, davanın iptal davası olduğunu, müvekkilinin hasım gösterilemeyeceğini, husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, TTK 651 maddesi gereğince davacı adına daha önce tanzim edilen ilmühaberlerin iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu şekilde karar verilmesi durumunda müvekkili şirket tarafından yeniden bastırılacak ilmühaberlerin davacıya verilebileceğini, davanın açılmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TTK’nın 486.maddesinde azlık isterse nama yazılı pay senedi bastırılarak tüm pay sahiplerine dağıtılacağının belirtildiği, davacının da imzası bulunan 27.07.2004 tarihli 2004/2 sayılı yönetim kurulu görüşmesinde nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına oy birliği ile karar verilerek kararın pay defterine işlendiği, ancak ilmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine dağıtıldığı hususunda ispat külfetinin davalı şirkete ait olduğu, ilmühaberlerin bastırılıp dağıtıldığına ilişkin olarak davalı şirket tarafından herhangi bir belge sunulmadığı, ilmühaber bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı alınmasının, ilmühaberlerin bastırılıp dağıtıldığını ispata tek başına yeterli olmayacağı, gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, 27.04.2004 tarihli 2004/2 sayılı yönetim kurulu kararında nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına karar verildiği ve kararın pay defterine işlendiği, genel ispat kuralı uyarınca ispat yükünün davacıda olduğu, ancak somut olayda davalı vekilinin pay senetlerinin bastırılıp pay sahiplerine teslim edildiğini ileri sürmesi nedeniyle teslim olgusuna davalı şirket tarafından dayanıldığı, bu nedenle teslime ilişkin ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, davalı vekiline 10.09.2020 tarihli oturumda diğer pay sahiplerine teslim edilmiş ilmühaber var ise bu hususta beyanda bulunması için süre verilmesine karşın davalı şirket vekilince ilmühaberlerin davacı veya dava dışı pay sahiplerine teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, bu nedenlerle davalı şirket tarafından ilmühaber bastırılmadığının kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda davalı vekilince ileri sürülen ve öncelikle ilmühaberlerin iptaline karar verilmesi gerektiğine ilişkin bulunan istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Karar, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871498200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/461 E. 2021/380 K.

İlmühaber teslim edildiğini ispat yükü, teslimi savunan davalıdadır

Gerekçe özeti

TTK 486/3 uyarınca azlığın talebi üzerine nama yazılı ilmühaberin bastırılıp pay sahiplerine dağıtıldığı iddiası, ilmühaberin bastırılıp teslim edildiğini savunan tarafın ispat yükü altında olduğu bir husustur; yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın pay defterine işlenmesi, tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğinin ispatı için yeterli değildir. Bastırma ispat edilemediğinde, önceden bastırılmış ilmühaberin iptaline karar verilmesi şartı da aranmaz.

Emsal değeri

Nama yazılı ilmühaberin bastırılıp pay sahiplerine teslim edildiği iddiasında, bu olgunun ispat yükünün teslimi savunan tarafa (davalıya) ait olduğu ve salt yönetim kurulu kararı ile pay defteri kaydının bu ispata yeterli olmadığı yönündeki değerlendirme, benzer TTK 486/3 uyuşmazlıklarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: ilmühaber nama yazılı pay senedi azlık hakları ispat yükü TTK 486

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/461

KARAR NO 2021/380

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/10/2020

NUMARASI 2020/68 2020/446

DAVA

Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/03/2021

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33,16'sını temsil eden payların sahibi olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana müvekkilinin hisselerini temsil eden hisse senedi veya ilmühaber tanzim edilerek teslim edilmediğini, TTK 486/3 md sine göre azınlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi pay sahiplerine dağıtılır, şeklinde olduğunu, müvekkili tarafından şirket paylarını temsilen hisse senedi veya ilmühaber basılıp basılmadığı, basılmış ise bunların müvekkil paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimi hususunda davalı şirkete ihtarnamesi gönderdiklerini, davalı şirketin ihtarnameye cevap vermediğini beyan ederek, davalı şirketin kuruluşundan itibaren şirketin hisseleri temsilen hisse senedi veya ilmühaber basılıp basılmadığının tespiti ile, basılmış ise müvekkiline ait hisseler için basılmış bulunan hisse senedi veya ilmühaberlerin şirket tarafından müvekkiline teslimine,aksi halde ilmühaberlerin bastırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,davalı şirketin 1979 yılında kurulduğunu, davacının şirketin kuruluşundan 2011 yılına kadar şirket YKnda yer aldığını, şirketin kuruluşundan 25 yıl sonra yönetim kurulunun27/07/2004 ve 2004/2 sayılı kararı ile ilmühaber çıkarılmasına karar verildiğini ve basılan ilmühaberlerin sahiplerine dağıtıldığını, şirket nezdinde davacı dahil hiçbir ortağa ait ilmühaber bulunmadığını, davacının tüm genel kurullara katılarak hissesi oranında temsil edildiğini, davacının kendisine kendisininde yönetim kurulu üyesi olduğu zamanda teslim edilen ilmühaberleri muhtemelen kaybettiğini, zamanın uzunluğundan faydalanarak aradan 24 yıl geçtikten sonra iş bu davayı ikame ettiğini, kendisine ilmühaber verilmemiş olsa dahi bu güne kadar bu yönde bir talebin ve davanın açılmamış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, T.T.K.'nın 486. maddesi uyarınca azlık isterse nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılacağının belirtildiği, davacının da imzasının bulunduğu 27.07.2004 tarihli 2004/2 karar sayılı yönetim kurulunda yapılan görüşmede nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına oy birliği ile karar verildiği, pay defterine ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar işlendiği, ilmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine dağıtıldığına ilişkin ispat yükü davalı şirkette olup, davalı ilmühaberlerin bastırıldığını ve teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunmadığı, yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın pay defterine işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğini ispat için yeterli görülmediği gerekçesiyle T.T.K.'nın 486/3 maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; iptal davasının hasımsız açılması gerektiğini,davanın YK kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 15,5 yıl sonra ikame edildiğini, pay defterine ilmühaberlerin teslim edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının YK üyesi olduğu dönemde yapıldığını,defterlerin tutulmasının davacının da sorumluluğunda olduğunu, hayatın olağan akışına uygun olmayan bir iddiayı ileri sürenin bu iddiasını ispat zorunda olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, buna rağmen mahkemenin ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiğini ,ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

TTK.'nın 486. maddesi; "... İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. (3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır.." hükmünü haizdir.Somut olayda; davacının da imzasının bulunduğu 27.07.2004 tarihli 2004/2 karar sayılı yönetim kurulunda yapılan görüşmede nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına karar verilmiş,anılan karar pay defterine kaydedilmiştir. İspat yüküne ilişkin genel kural davacıdadır.Ancak davalı vekili pay senetlerinin bastırılarak paydaşlara teslim edildiğini ileri sürdüğünden davalının savunmasını teşkil eden teslim bakımından ispat yükü teslim olgusuna dayanan davalıdadır.

Davalı ilmühaberlerin bastırıldığını ve teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunmamıştır. Davalı vekiline;10.9.2020 tarihli oturumda diğer pay sahiplerine teslim edilmiş ilmühaber var ise beyanda bulunmak üzere mehil verilmiş ise de ,davalı tarafça bu konuda bir belge, ilmühaber sureti de sunulmamış,davalı şirket davacı dışındaki diğer paydaşlara teslim ettiği bir ilmühaber olduğunu da ispat edememiştir. Bu durumda,davalı şirket tarafından ilmühaber bastırılmadığının kabulü gerekir. İlmühaber bastırıldığı ispat edilemediğinden ,davalı vekilinin öncelikle eski ilmühaberlerin iptaline karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ,ilk derece mahkemesince ,yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın pay defterine işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/03/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.