Dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülen takas defi ve birleşen davada hukuki yarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3395 E. 2022/8469 K. · · İlk derece: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Takas defi hem karşılık dava hem defi olarak ileri sürülebilirse de, dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülen takas defi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup karşı tarafın açık muvafakati olmadan dikkate alınamaz; bu durumda takasın karşılık davayla ileri sürülmesi mümkün olduğundan ve birleşen her dava bağımsızlığını koruduğundan, mahsuba konu edildiği gerekçesiyle birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddi doğru değildir; her dava hakkında esasa girilip ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.
Ele alınan sorunlar
Süresinden sonra ileri sürülen takas definin savunmanın genişletilmesi yasağı karşısında dikkate alınabilirliği → kabul
İddia: Davalı-birleşen davacı, asıl davada takas definin ve birleşen davadaki alacağın dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 139'a göre iki kişi karşılıklı olarak muaccel para veya özdeş edimleri birbirine borçluysa her biri alacağını borcuyla takas edebilir; hukuki mahiyeti bir defi olan takas karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi defi olarak da ileri sürülebilir. Defiler esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülebilirse de, HMK 141 uyarınca dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden takas definin bu aşamadan sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi niteliğindedir ve dikkate alınabilmesi için karşı tarafın açıkça muvafakat etmesi gerekir. Somut olayda takas defi esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmüş, davacı savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediğinden, mahkemece asıl davaya konu alacağın takas defi gözetilerek belirlenmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Birleşen davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı → kabul
Gerekçe: Asıl davadaki takas defi savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle dikkate alınamayacağından ve takasın karşılık bir davayla ileri sürülmesi de mümkün olduğundan, birleşen davanın açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır; birleşen her dava bağımsızlığını koruduğundan her bir dava hakkında işin esasına girilip ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Bu itibarla birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülen takas definin muvafakat olmadan dikkate alınamayacağı ve takasın karşılık davayla ileri sürülebilmesi nedeniyle birleşen davada hukuki yararın bulunacağı yönünde emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar (birleşen davada)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas defi↗ savunmanın genişletilmesi yasağı↗ muvafakat↗ hukuki yarar↗ birleşen davanın bağımsızlığı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6738 E. 2021/5232 K.
Ortak:takas defi · muvafakat
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediği için mahkemece asıl davaya konu alacağın «takas defi» gözetilerek belirlenmesi doğru görülmemiştir.
Davalı birleşen davacı vekili, asıl davada, süresinden sonra verdiği cevap dilekçesiyle «takas» definde bulunmuş, davacı vekili, takas define savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan bahisle «muvafakat» etmediğini bildirmiş, davalı taraf bunun üzerine takas defini dava yoluyla ileri sürmüş ve birleşen davayı açmıştır.
Mahkemece asıl davada, davacının alacağı, «takas defi» ve taraflar arasındaki «açık hesap ilişkisi» gözetilip, bu ilişki kapsamında davalının davacıdan olan alacağı «mahsup» edilmek suretiyle tespit edilip hüküm altına alınmış, birleşen dava ise yukarıda yazılı gerekçelerle «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalıya devredilen «anonim şirket» hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen «takas defi» gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden «takas definin» dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir.
Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça «muvafakat» etmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas mahsup defi · cevap süresi · takas-mahsup · ilk itiraz · temlik sözleşmesi · takas · alacağın temliki · muacceliyet
Benzer bu kararda… ilamı doğrultusunda davanın 300.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekli ise de, dava dışı Kayiser...A.Ş’nin noter huzurunda düzenlenen 01.12.2015 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» ile davacıdan olan ve 5 adet «bonoya» dayalı icra takibinden kaynaklanan 659.419,75 TL miktarındaki alacağının tamamını ve bütün ferilerini davalıya devrettiği, davalı vekilinin de verdiği dilekçeyle temlik alınan bu alacağı gerekçe göstererek «takas mahsup» definde bulunduğu, davacı yanca «takas mahsup definin» eldeki davanın niteliği gereği yerinde olmadığı iddia edilmişse de, gerek devredilen alacağın gerekse de huzurdaki davaya konu alacağın bir miktar paraya ilişkin ve «muaccel» oldukları, yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle» takip dosyasına yapılan kısmi ödemeler de mahsup edildikten sonra temliknamenin düzenlendiği 01/12/2015 tarihi itibariyle davalının davacıdan icra takibindeki alacak nedeniyle 836.376,14 TL alacağının olduğu, temlikname tarihi itibariyle davacının davalıdan olan dava konusu 300.000,00 TL alacağının «işlemiş faizi» ile birlikte 460.214,38 TL olduğu, takas mahsup sonrası davacının davalıdan alacağı kalmadığı bilakis davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar ver …
Takas, hukuki mahiyeti itibariyle bir defi niteliğinde olup, defiler, «ilk itirazlardan» farklı olarak esasa «cevap süresi» geçtikten sonra da ileri sürülebilirler.
Somut olayda, davalı yanca esasa «cevap süresi» içerisinde «takas defi» ileri sürülmemiş olup, defi, bozmadan sonra verilen 16.07.2019 tarihli dilekçeyle ileri sürülmüştür.
Dava, davalıya devredilen «anonim şirket» hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen «takas defi» gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.
Ortak:takas defi
İncelediğiniz karardaMahkemece asıl davada, davacının alacağı, «takas defi» ve taraflar arasındaki «açık hesap ilişkisi» gözetilip, bu ilişki kapsamında davalının davacıdan olan alacağı «mahsup» edilmek suretiyle tespit edilip hüküm altına alınmış, birleşen dava ise yukarıda yazılı gerekçelerle «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden «takas definin» dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, asıl davada, «takas definin» esasa «cevap süresi» geçtikten sonra ileri sürüldüğü ihtilafsız olup, bu durum savunmanın genişletilmesi niteliğindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas · yargılama giderleri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3395 E. , 2022/8469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.06.2018 tarih ve 2014/1214 E. - 2018/681 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2398 E. - 2020/1388 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı birleşen davalı vekili asıl davada, müvekkilinin 2013 yılı Eylül ayı sonuna kadar Artemis isimli oteli işlettiğini, 2013 Ekim ayından itibaren anılan otelin işletmeciliğinden çekildiğini, işletmeyi bıraktığı süreçte otelde bulunan ve kendisine ait olan yiyecek içecek ve kırtasiye gibi stok malzemeleri fatura karşılığında davalıya teslim ettiğini, söz konusu fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı birleşen davacı vekili birleşen davada, müvekkili şirketin otelin işletmesini devraldıktan sonra, karşı tarafça ön ödemesi alınmış bir takım hizmetleri ilgililere ifa etmek zorunda kaldığını, otelin karşı tarafça işletildiği dönemlere ilişkin bir takım faturaları ödediğini, bunun yanında, bir takım müşterilerin hizmeti müvekkilinden almalarına rağmen ödemeleri davalıya yaptıklarını, belirtilen hususlardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 57.337,17 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların mutabık oldukları 131.308,81 TL'den davacının davalıya borçlu olduğu, 47.315,47 TL ve 306.- TL'nin mahsubu ile bakiyenin 83.687,34 TL olduğu, asıl dava dosyasında davacı alacağı bu iken, her ne kadar birleşen dava dosyasında davalı birleşen davacı, kendisinin alacağının tahsili için dava açmış ise de, asıl dava dosyasında dava ve takibin fatura ve cari hesap alacağına dayalı olduğu, bu alacak hesaplanırken, davalı savunması doğrultusunda davacı alacağının da dikkate alınacağı ve davacı alacağının buna göre belirleneceği, davalının, asıl dosyada savunması kapsamında ileri sürdüğü ve değerlendirilecek hususta ayrıca dava açmasına gerek bulunmadığı, nitekim bilirkişi hesaplaması yapılırken, davacı defterlerinde kayıtlı olan davalı alacağının da dikkate alındığı ve tarafların kayden mutabık oldukları tutarın davalı alacağı düşülerek belirlendiği, bu anlamda davalının birleşen davasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 83.687,34 TL asıl alacak bakımından iptaline ve icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava ise alacak istemine ilişkindir. Davalı birleşen davacı vekili, asıl davada, süresinden sonra verdiği cevap dilekçesiyle takas definde bulunmuş, davacı vekili, takas define savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan bahisle muvafakat etmediğini bildirmiş, davalı taraf bunun üzerine takas defini dava yoluyla ileri sürmüş ve birleşen davayı açmıştır. Mahkemece asıl davada, davacının alacağı, takas defi ve taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi gözetilip, bu ilişki kapsamında davalının davacıdan olan alacağı mahsup edilmek suretiyle tespit edilip hüküm altına alınmış, birleşen dava ise yukarıda yazılı gerekçelerle hukuki yarar yokluğundan reddedilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 139. maddesine göre iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Hukuki mahiyeti itibariyle bir defi niteliğinde olan takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Defiler, ilk itirazlardan farklı olarak esasa cevap süresi geçtikten sonra da ileri sürülebilirler. Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden takas definin dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça muvafakat etmesi gerekir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, asıl davada, takas definin esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürüldüğü ihtilafsız olup, bu durum savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davacı taraf, savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği için mahkemece asıl davaya konu alacağın takas defi gözetilerek belirlenmesi doğru görülmemiştir. Bunun yanında, birleşen dava, bu davaya konu edilen alacağın asıl davada mahsuba konu edildiğinden bahisle esasa girilmeksizin hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş ise de gerek asıl davadaki takas definin savunmanın genişletilmesi yasağı sebebiyle dikkate alınamayacak olması gerekse de takasın karşılık bir davayla ileri sürülmesinin mümkün olduğu da gözetildiğinde birleşen davanın açılmasında hukuki yarar bulunmakta olup, aksi yöndeki mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, birleşen her bir davanın bağımsızlığını koruduğu gözetilerek, her bir dava hakkında işin esasına girilip ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı birleşen davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya iadesine, 29.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868478900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz