Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6738 E. 2021/5232 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas defi↗ takas mahsup defi↗ cevap süresi↗ takas-mahsup↗ ilk itiraz↗ temlik sözleşmesi↗ takas↗ alacağın temliki↗ muacceliyet↗ muvafakat↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ bono↗ temlik↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davanın 300.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekli ise de, dava dışı Kayiser...A.Ş’nin noter huzurunda düzenlenen 01.12.2015 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davacıdan olan ve 5 adet bonoya dayalı icra takibinden kaynaklanan 659.419,75 TL miktarındaki alacağının tamamını ve bütün ferilerini davalıya devrettiği, davalı vekilinin de verdiği dilekçeyle temlik alınan bu alacağı gerekçe göstererek takas mahsup definde bulunduğu, davacı yanca takas mahsup definin eldeki davanın niteliği gereği yerinde olmadığı iddia edilmişse de, gerek devredilen alacağın gerekse de huzurdaki davaya konu alacağın bir miktar paraya ilişkin ve muaccel oldukları, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle takip dosyasına yapılan kısmi ödemeler de mahsup edildikten sonra temliknamenin düzenlendiği 01/12/2015 tarihi itibariyle davalının davacıdan icra takibindeki alacak nedeniyle 836.376,14 TL alacağının olduğu, temlikname tarihi itibariyle davacının davalıdan olan dava konusu 300.000,00 TL alacağının işlemiş faizi ile birlikte 460.214,38 TL olduğu, takas mahsup sonrası davacının davalıdan alacağı kalmadığı bilakis davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya devredilen anonim şirket hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen takas defi gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Takas, hukuki mahiyeti itibariyle bir defi niteliğinde olup, defiler, ilk itirazlardan farklı olarak esasa cevap süresi geçtikten sonra da ileri sürülebilirler. Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden takas definin dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça muvafakat etmesi gerekir. Ancak esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen bir definin cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülmesi mümkündür.
Somut olayda, davalı yanca esasa cevap süresi içerisinde takas defi ileri sürülmemiş olup, defi, bozmadan sonra verilen 16.07.2019 tarihli dilekçeyle ileri sürülmüştür. Davacı yanca, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olan bu hususa karşı açıkça muvafakat edilmemiştir. Ayrıca huzurdaki dava dolayısıyla verilen kararın Dairemizce bozulduğu ve takas definin bozmadan sonra ileri sürüldüğü de gözetildiğinde, HMK'nın 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değişik 177/2. maddesinin son cümlesi gereğince bozmaya uyulmakla ortaya çıkan hukuksal durumu ortadan kaldırılması mahiyyette olacak şekilde davalı yanca takas definin cevap dilekçesinin ıslah edilmesi suretiyle dahi ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın 300.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürülmeyen takas define dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülen takas defi ve birleşen davada hukuki yarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3395 E. 2022/8469 K.
Ortak:takas defi · muvafakat
İncelediğiniz karardaDava, davalıya devredilen «anonim şirket» hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen «takas defi» gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden «takas definin» dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir.
Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça «muvafakat» etmesi gerekir.
Benzer bu karardaDavacı taraf, savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediği için mahkemece asıl davaya konu alacağın «takas defi» gözetilerek belirlenmesi doğru görülmemiştir.
Davalı birleşen davacı vekili, asıl davada, süresinden sonra verdiği cevap dilekçesiyle «takas» definde bulunmuş, davacı vekili, takas define savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan bahisle «muvafakat» etmediğini bildirmiş, davalı taraf bunun üzerine takas defini dava yoluyla ileri sürmüş ve birleşen davayı açmıştır.
Mahkemece asıl davada, davacının alacağı, «takas defi» ve taraflar arasındaki «açık hesap ilişkisi» gözetilip, bu ilişki kapsamında davalının davacıdan olan alacağı «mahsup» edilmek suretiyle tespit edilip hüküm altına alınmış, birleşen dava ise yukarıda yazılı gerekçelerle «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunmanın genişletilmesi yasağı · hukuki yarar
Benzer bu karardaBunun yanında, birleşen dava, bu davaya konu edilen alacağın asıl davada mahsuba konu edildiğinden bahisle esasa girilmeksizin «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmiş ise de gerek asıl davadaki «takas definin» «savunmanın genişletilmesi yasağı» sebebiyle dikkate alınamayacak olması gerekse de takasın karşılık bir davayla ileri sürülmesinin mümkün olduğu da gözetildiğinde birleşen davanın açılmasında hukuk …
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların mutabık oldukları 131.«308»,81 TL'den davacının davalıya borçlu olduğu, 47.315,47 TL ve 306.- TL'nin mahsubu ile bakiyenin 83.687,34 TL olduğu, asıl dava dosyasında davacı alacağı bu iken, her ne kadar birleşen dava dosyasında davalı birleşen davacı, kendisinin alacağının tahsili için dava açmış ise de, asıl dava dosyasında dava ve takibin «fatura» ve «cari hesap alacağına» dayalı olduğu, bu alacak hesaplanırken, davalı savunması doğrultusunda davacı alacağının da dikkate alınacağı ve davacı alacağının buna göre belirleneceği, davalının, asıl dosyada savunması kapsamında ileri sürdüğü ve değerlendirilecek hususta ayrıca dava açmasına gerek bulunmadığı, nitekim bilirkişi hesaplaması yapılırken, davacı «defterlerinde» kayıtlı olan davalı alacağının da dikkate alındığı ve tarafların kayden mutabık oldukları tutarın davalı alacağı düşülerek belirlendiği, bu anlamda davalının birleşen davasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 83.687,34 TL «asıl alacak» bakımından iptaline ve «icra inkar tazminatın» davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise hukuki yarar dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl davada, davacının alacağı, «takas defi» ve taraflar arasındaki «açık hesap ilişkisi» gözetilip, bu ilişki kapsamında davalının davacıdan olan alacağı «mahsup» edilmek suretiyle tespit edilip hüküm altına alınmış, birleşen dava ise yukarıda yazılı gerekçelerle «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.
Ortak:takas defi · takas
İncelediğiniz karardaDava, davalıya devredilen «anonim şirket» hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen «takas defi» gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden «takas definin» dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir.
Somut olayda, davalı yanca esasa «cevap süresi» içerisinde «takas defi» ileri sürülmemiş olup, defi, bozmadan sonra verilen 16.07.2019 tarihli dilekçeyle ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6738 E. , 2021/5232 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.06.2020 tarih ve 2019/190 - 2020/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 08.10.2010 tarihinde kurulan dava dışı Kayıser Madencilik San. Tic. A.Ş’nin davalı ile dava dışı ..., Mehmet Serin ve Recep Serin'in 1.500.000,00 USD karşılığı %40 hissesine ortak edildiğini, bu paranın 500.000,00 USD’si ile şirketin eski borçlarının ödeneceği, 500.000,00 USD’si ile ekipman ve teçhizat alınacağı, 500.000,00 USD’nin de şirkete sermaye olarak kalacağının davalı tarafa bildirildiğini, 2010 yılı Aralık ayında davalı tarafça, müvekkilinin çağrılarak şirketin eski borçları için yapılan harcamaların açıklanmasının istenildiğini ancak, müvekkilinin açıklamaları kabul edilmeyerek, harcamalar düşüldükten sonra müvekkilinin hisse bedelinin değerlendirileceğinin müvekkiline bildirildiğini, davalı tarafça şirketlerinin muhasebe kayıtlarını tutan müvekkiline, işvereni konumunda bulunmasının verdiği maddi ve manevi baskı unsuru ile her biri 100.000,00 TL bedelli, 30.12.2010 düzenleme tarihli 5 adet bono ile bonoların şirketin kabul edilmeyen eski borçlarına dair verildiğine ilişkin bir belgenin imzalattırıldığını, bu belgelerin hükümsüzlüğüne ilişkin dava açma haklarının saklı tutulduğunu, ayrıca davalı tarafça aynı baskı unsuru kullanılarak müvekkiline ait %20 hissenin davalı tarafa devrine yönelik 30.12.2010 tarihli hisse devir senedinin imzalattırıldığını, müvekkilinin hisselerinin nominal değeri 400.000,00 TL olmasına rağmen reel-net değerinin daha yüksek olduğunu, davalı tarafça, yapılan hisse devri sonrası müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, anılan hisselerin değerinin tespitini, şimdilik hisselerin nominal bedeli olan 400.000,00 TL’nin hisse devir tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra, dava dilekçesindeki talep sonucunu açıklayarak, ikrah hukuki sebebine dayalı olarak 30.12.2010 tarihli hisse devir ferağının ve aynı şekilde ikrah altında imza ettirilen önalım hakkı ve bono teslimi ile ilgili belgelerin geçersiz olduğunun tespitini;
şirket hisse devrinin geçerli olduğunun kabulü halinde ise dava dışı Kayıser Madencilik San. ve Tic. A.Ş'nin varlıklarından borçları çıkarılmak suretiyle tespit edilecek net-reel değerinin tespit edilip, bedeli müvekkiline ödenmeyen hisselerin nominal değeri olan 400.000,00 TL'nin 30.12.2010 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davanın 300.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekli ise de, dava dışı Kayiser...A.Ş’nin noter huzurunda düzenlenen 01.12.2015 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davacıdan olan ve 5 adet bonoya dayalı icra takibinden kaynaklanan 659.419,75 TL miktarındaki alacağının tamamını ve bütün ferilerini davalıya devrettiği, davalı vekilinin de verdiği dilekçeyle temlik alınan bu alacağı gerekçe göstererek takas mahsup definde bulunduğu, davacı yanca takas mahsup definin eldeki davanın niteliği gereği yerinde olmadığı iddia edilmişse de, gerek devredilen alacağın gerekse de huzurdaki davaya konu alacağın bir miktar paraya ilişkin ve muaccel oldukları, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle takip dosyasına yapılan kısmi ödemeler de mahsup edildikten sonra temliknamenin düzenlendiği 01/12/2015 tarihi itibariyle davalının davacıdan icra takibindeki alacak nedeniyle 836.376,14 TL alacağının olduğu, temlikname tarihi itibariyle davacının davalıdan olan dava konusu 300.000,00 TL alacağının işlemiş faizi ile birlikte 460.214,38 TL olduğu, takas mahsup sonrası davacının davalıdan alacağı kalmadığı bilakis davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya devredilen anonim şirket hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmadan sonra ileri sürülen takas defi gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Takas, hukuki mahiyeti itibariyle bir defi niteliğinde olup, defiler, ilk itirazlardan farklı olarak esasa cevap süresi geçtikten sonra da ileri sürülebilirler. Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden takas definin dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça muvafakat etmesi gerekir. Ancak esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen bir definin cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülmesi mümkündür.
Somut olayda, davalı yanca esasa cevap süresi içerisinde takas defi ileri sürülmemiş olup, defi, bozmadan sonra verilen 16.07.2019 tarihli dilekçeyle ileri sürülmüştür. Davacı yanca, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olan bu hususa karşı açıkça muvafakat edilmemiştir. Ayrıca huzurdaki dava dolayısıyla verilen kararın Dairemizce bozulduğu ve takas definin bozmadan sonra ileri sürüldüğü de gözetildiğinde, HMK'nın 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değişik 177/2. maddesinin son cümlesi gereğince bozmaya uyulmakla ortaya çıkan hukuksal durumu ortadan kaldırılması mahiyyette olacak şekilde davalı yanca takas definin cevap dilekçesinin ıslah edilmesi suretiyle dahi ileri sürülmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın 300.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürülmeyen takas define dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/693986300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz