6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tek taraflı belgedeki tahkim şartının geçersizliği ve tahkim iradesinin açıklığı ölçütü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3725 E. 2022/9061 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerliliği, tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık bir tahkim iradesinin (imzalı yazılı anlaşma, mektup teatisi veya telgraf) varlığına bağlıdır; tek taraflı gönderilen ve teati edildiği/kabul edildiği ispatlanamayan bir belgedeki tahkim şartı ile belgenin mail gönderilmesi veya faturalarda atıf yapılması açık tahkim iradesini göstermez; ayrıca aynı ilişkiye ait belgelerde hem mahkemeye hem tahkime başvuru öngörülmüşse kesin ve açık bir tahkim iradesi bulunmadığından tahkim şartı geçersizdir ve tahkim ilk itirazı reddedilerek esasa girilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Tahkim şartının geçerliliği ve tahkim ilk itirazı → kabul

İddia: Davacı, tahkim şartını içeren belgenin yabancı dilde düzenlendiğini ve 805 sayılı Yasa'nın 1. maddesi gereğince hükümsüz olduğunu ileri sürmüştür (bu istinaf sebebi Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir).

Gerekçe: HMK 116 uyarınca tahkim itirazı ilk itirazlardandır ve davalı vekilince süresinde ileri sürülmüştür. Bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerli olabilmesi için tahkim iradesinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık olması; taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi ya da telgrafla üzerinde mutabakata varılmış kesin ve açık bir tahkim iradesinin bulunması gerekir. Somut olayda 2004 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinde uyuşmazlığın mahkeme yoluyla çözülmesi öngörülmüş; tahkim şartını içeren "Şirketin Satış Şart ve Hükümleri" başlıklı belge ise ticari ilişki sırasında davalıca gönderilen tek taraflı bir belge olup teati edildiğine ve davacıca kabul edildiğine dair delil yoktur; belgenin mail gönderilmesi veya faturalarda ona atıf yapılması açık tahkim iradesini göstermez. Kaldı ki bu belge teati edilmiş olsaydı bile, ekli "EK-2 Satış Genel Şartları" ve "Dağıtımcı Sözleşmesi" belgelerinde uyuşmazlık halinde yetkili mahkemeye başvurulacağı düzenlendiğinden, birlikte değerlendirildiğinde kesin ve açık bir tahkim iradesinden söz edilemez; tahkim şartı geçerli değildir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince tahkim ilk itirazının reddiyle esasa girilip karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddi ve bu karara yönelik istinafın esastan reddi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tahkim şartının geçerliliği için gereken açık ve kesin tahkim iradesinin ölçütü ve tek taraflı belge/atıf yoluyla tahkim iradesinin kurulamayacağı yönünde bağlayıcı içtihat niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkim şartı tahkim ilk itirazı açık ve kesin tahkim iradesi teati yabancı unsurlu sözleşme

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 116

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • 805 sayılı kanun

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/495 E. 2023/7397 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3725 E.  ,  2022/9061 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.09.2020-15.10.2020 tarih ve 2019/643 E. - 2020/487 K. sayılı asıl ve ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2021/205 E. - 2021/185 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... Aygözger ile Av. ... ve davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin Mayıs 2004’ten bu yana davalı şirket ürünlerini Türkiye Bölgesi ile sınırlı olmak kaydıyla “münhasıran yetkiyle” distribütör olarak satmak şeklinde ticari ilişkisi bulunduğunu, son zamanlarda davalıdan satın alınarak müşterilerine satılan pompalarda arızalara yönelik sayısız şikayet ve ayıp bildirimi aldığını, davalının gizli ayıplı mal satmaya devam ettiğini, ticari ilişkinin haklı nedenlerle feshedildiğini, sürekli arıza yapan ve arızaları davalı tarafından giderilmeyen uzaktan kumanda ve alıcı (reciever) arızaları aşırı ısınma (hararet) sorunlarının müvekkilinin 5 yıl boyunca uğradığı zarar tazmin edilmeksizin sadece teknik açıdan ve kısmi şekilde çözüme kavuşturulan “Pumping Piston” (Pompalama Pistonu) arızalarının fazla gürültülü çalışma ve titreme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olduğunu, müvekkiline zararların karşılanmasına yönelik taleplere ilişkin mutabakata rağmen ödeme yapılmadığını, ayıbın bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, Bakırköy 2.

Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/71 D. İş sayılı dosyası ile davalının Yeşilköy CNR Expo Fuar Merkezi’nde düzenlenen Ankomak 2016 Uluslararası İş Makine ve İnşaat Teknolojileri Fuarı’nda Stetter marka beton mikserlerinin Beta İş Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ standında satışa sunulmak üzere sergilendiğinin tespit edildiğini, davalının üçüncü bir kişiyi yetkilendirdiğini ve tanınan tek satıcılık yetkisinin ihlal edildiğini, müvekkilinin davalı Schwing ürünlerini marka haline getirdiğini, TTK 122. maddesi uyarınca portföy tazminatını hak ettiğini, ayıplı ve gizli ayıplı mallardan kaynaklı davalı tarafça kabul edilmesine rağmen ödenmeyen garanti ve ihtilaflı masraflar için şimdilik 60.311,51 Euro karşılığı 371.651,58 TL, ticari ilişkinin davalı tarafın kusuru nedeniyle sona erdirildiğinden iade alınması gereken davacı stoklarında bulunan yedek parça bedellerinin karşılığı olarak 650.000,00 Euro karşılığı 4.005.430,00 TL, davacının hak kazandığı portföy tazminatı için şimdilik 1.000,00 Euro karşılığı 6.162,20 TL, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat tutarı için şimdilik 1.000,00 Euro karşılığı 6.162,20 TL olmak üzere toplam 712.311,51 Euro karşılığı 4.389.405,98 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının tüm söylemleri ve istemlerinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine, maddi vakıaya, uygulanması gereken sözleşme hükümlerine ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, gerek usul gerekse de esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davanın öncelikle tahkim şartına göre çözümlenmesi gerektiğini, davacının HMK’nın 29. maddesinde ifade edilen dürüst davranma ve doğruyu sözleşme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, ileri sürdüğü taleplerinin 6098 sayılı TBK’nın 209. maddesine ve TTK’nın 23. vd. hükümlerine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının taraflar arasındaki distrübütörlük sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı davalıdan bir kısım taleplerde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeni ile geçerli olduğu ve 805 sayılı Kanun’un uygulanma olanağı olmadığı, davalı tarafın süresi içinde tahkim ilk itirazında bulunduğu, sözleşmenin 12.3. maddesi gereği uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesinin zorunlu olduğu, öte yandan dava dilekçesindeki tüm taleplerini taraflar arasındaki sözleşmeye davalının aykırı davrandığı iddiasına dayandıran davacının bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, yok hükmünde olduğunu ileri sürmesinin TMK’nın 2. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu, HMK'nın 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, 15.10.2020 tarihli ek karar ile Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı tarafın İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasa’nın 1. maddesine dayandığı, yabancı dilde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunduğu, 805 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin, "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmaya mecburdurlar" hükmünü içerdiği, anılan Yasa’nın 2. maddesine göre bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredildiği, somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasa’nın 1.

maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığı, davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, sözleşmenin şartlarını belirleyen distrübütörlük sözleşmesine dayalı isteklerin belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olması, özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olması nedeniyle tahkim şartının geçerli olduğu, tacirler arasında düzenlenen bir sözleşmeye tahkim koşulu konulmasının haksız şart sayılamayacağı, İlk Derece Mahkemesi’nce yasal sürede yapılan tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddi yönünde verilen kararda ve arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline ilişkin ek kararda isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin karar ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı portföy tazminatı, davacının stoklarında bulunan yedek parça bedellerinin tazmini, rekabet yasağının ihlali ve gizli ayıplı mallardan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

HMK'nın 116. maddesinde tahkim itirazı, ilk itirazlar arasında sayılmış olup davalı vekilince süresinde tahkim ilk itirazında bulunulmuştur. Bir davanın hakemde görüleceğine dair hakem sözleşmesinin ya da bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerli olabilmesi için ortaya konan tahkim iradesinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık olması gerekmektedir. Buna göre geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi ya da telgraf ile üzerinde mutabakata varılmış ve bu şekilde ortaya çıkmış kesin ve açık bir tahkim iradesinin bulunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında teati edilen ve imza altına alınan 2004 yılında yapılan Distribütörlük Sözleşmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahkeme yoluyla çözülmesinin öngörüldüğü hiçbir surette tahkim anlaşmasının bulunmadığı gerek İlk Derece Mahkemesi’nce gerekse Bölge Adliye Mahkemesi’nce geçerli olduğu kabul edilen tahkim şartının yer aldığı “Şirketin Satış Şart ve Hükümleri” başlıklı belgenin ticari ilişkinin devamı sırasında davalı tarafından gönderilen tek taraflı bir belge olduğu, bu belgenin taraflar arasında teati edildiğine ve bu belgedeki tahkim şartının davacı tarafça kabul edildiğine dair dosya içinde bir bilgi bulunmamaktadır.

Bu belgenin davacı tarafa mail olarak gönderilmesi ya da tanzim edilen faturalarda bu belgeye atıf yapılması da açık bir tahkim iradesinin varlığını göstermez. Bu haliyle ortada kesin ve açık bir tahkim iradesinin varlığından söz edilemeyecek olduğundan tahkim şartı geçerli değildir.

Kaldı ki tahkim şartını içeren “Şirketin Satış Şart ve Hükümleri” başlıklı belgenin taraflar arasında teati edilmiş olsaydı bile, bu belgenin 12. maddesinin 12.3 bendinde, “SCHWING Avrupa Birliği dışında ikamet eden sözleşme taraflarıyla, ilgili sınırlar konusunda aşağıdaki hususlar üzerinde mutabakata varmıştır: İşbu Şart ve Hükümlerin esas teşkil ettiği akdi ilişkiden kaynaklı olarak veya akdi ilişkiyle bağlantılı olarak ortaya çıkan her türlü uyuşmazlık, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Tahkim Kurallarına göre tayin edilmiş bir veya birden fazla hakemin bu Kurallar çerçevesinde vereceği hakem kararıyla kesin çözüme kavuşturulacaktır.” denilmesine rağmen, “EK 2 Satış Genel Şartları” başlıklı belgenin 12.

maddesi, “İş bu sözleşmedeki tüm teslimat ve hizmetlerin ifa yeri ve ayrıca, işbu sözleşme ile ilgili her türlü uzlaşmazlık konusunda yetkili yargı mahalli SCHWING’in ana ticari faaliyet merkezinin yahut SCHWING’in ilgili teslimat veya hizmeti yürüten iştirakinin bulunduğu yerdir. SCHWING MÜŞTERİNİN ticari faaliyet merkezinde veya ifa yerinde dava açma hakkını da haizdir.” düzenlemesi ile “ Dağıtımcı Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin “Uzlaşmazlıkların Çözümlenmesi” başlıklı 28. maddesi, “Yetkili mahkeme mahalli TEDARİKÇİNİN Tescilli merkezinin bulunduğu şehir olacaktır. Ayrıca, TEDARİKÇİ DAĞITIMCININ tescilli merkezinin bulunduğu şehirde bir mahkeme seçme hakkında da sahip olacaktır.” düzenlemesi birlikte dikkate alındığında ortada kesin ve açık bir tahkim iradesinin varlığından söz edilemeyecek olduğundan (zira uyuşmazlık halinde mahkemeye de başvurulacağı düzenlenmiştir) tahkim şartı geçerli değildir.

İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan olgular gözetilerek davalı tarafın tahkim ilk itirazının reddine karar verilip tarafların dava ve cevap dilekçelerinin iddia ve savunmalar değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve bu karara yönelen davacı istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868133400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/205 E. 2021/185 K.

Yabancı taraflı sözleşmede tahkim şartının 805 sayılı Kanun karşısında geçerliliği

Gerekçe özeti

Tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması halinde, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. maddesindeki Türkçe kullanma zorunluluğu uygulanmaz; bu durumda yabancı dilde düzenlenmiş tahkim şartının geçerliliği New York Sözleşmesi'nin 2. maddesindeki yazılı şekil şartına (taraflarca imzalanmış yazılı anlaşma, mektup teatisi veya telgraf) göre değerlendirilir. Tacirler arasındaki bir sözleşmeye konulan tahkim koşulu, sözleşmeden kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlıklarını kapsıyorsa haksız şart sayılmaz ve geçerlidir.

Emsal değeri

Bir tarafı yabancı şirket olan sözleşmelerde 805 sayılı Kanun'un Türkçe kullanma zorunluluğunun uygulanamayacağı ve bu nedenle yabancı dilde düzenlenen tahkim şartının New York Sözleşmesi'nin şekil şartına göre geçerli sayılabileceği yönündeki değerlendirme, benzer yabancı taraflı distribütörlük/ticari sözleşme uyuşmazlıklarında tahkim itirazının değerlendirilmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tahkim ilk itirazı 805 sayılı Kanun (mecburi Türkçe kullanılması) New York Sözleşmesi tahkim sözleşmesinin şekil şartı distribütörlük sözleşmesi genel işlem koşulları haksız şart dürüstlük kuralı (MK 2)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/205

KARAR NO 2021/185

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/09/2020 (Karar) - 15/10/2020 (Ek Karar)

NUMARASI 2019/643 Esas 2020/487 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/02/2021

Tahkim ilk itirazının kabulüne ilişkin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; müvekkili şirketin Mayıs 2004’den bu yana davalı şirket ürünlerinin Türkiye Bölgesi ile sınırlı olmak kaydıyla “münhasıran yetkiyle” distribütör olarak ticari ilişkisi bulunduğunu, son zamanlarda davalıdan satın alınarak müşterilerine satılan pompalarda arızalara yönelik sayısız şikayet ve ayıp bildirimi aldığını, davalının gizli ayıplı mal satmaya devam ettiğini, ticari ilişkinin haklı nedenlerle feshedildiğini, sürekli arıza yapan ve arızaları davalı tarafından giderilmeyen uzaktan kumanda ve alıcı (reciever) arızaları aşırı ısınma (hararet) sorunlarının müvekkilinin 5 yıl boyunca uğradığı zarar tazmin edilmeksizin sadece teknik açıdan ve kısmi şekilde çözüme kavuşturulan “Pumping Piston” (Pompalama Pistonu) arızlarının fazla gürültülü çalışma ve titreme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olduğunu, müvekkiline zararların karşılanmasına yönelik taleplere ilişkin mutabakata rağmen ödeme yapılmadığını, ayıbın bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, Bakırköy 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/71 D.İş sayılı dosyası ile davalının Yeşilköy CNR Expo Fuar Merkezi’nde düzenlenen Ankomak 2016 Uluslararası İş Makine ve İnşaat Teknolojileri Fuarı’nda ...

marka beton mikserlerinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ standında satışa sunulmak üzere sergilendiğinin tespit edildiğini, davalının üçüncü bir kişiyi yetkilendirdiğini ve tanınan tek satıcılık yetkisinin ihlal edildiğini, müvekkilinin davalı .... ürünlerini marka haline getirdiğini,TTK 122.maddesi uyarınca portföy tazminatını hak ettiğini, ayıplı ve gizli ayıplı mallardan kaynaklı davalı tarafça kabul edilmesine rağmen ödenmeyen garanti ve ihtilaflı masraflar için şimdilik 60.311,51-euro karşılığı 371.651,58- TL, ticari ilişkinin davalı tarafın kusuru nedeniyle sona erdirildiğinden iade alınması gereken davacı stoklarında bulunan yedek parça bedellerinin karşılığı olarak 650.000-euro karşılığı 4.005.430-TL,davacının hak kazandığı portföy tazminatı için şimdilik 1.000-euro karşılığı 6.162,20- TL, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat tutarı için şimdilik 1.000-euro karşılığı 6.162,20-TL olmak üzere toplam 712.311,51-euro karşılığı 4.389.405,98-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm söylemleri ve istemlerinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine, maddi vakıaya, uygulanması gereken sözleşme hükümlerine ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, gerek usul gerekse de esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davanın öncelikle tahkim şartına göre çözümlenmesi gerektiğini, davacının gerek HMK Mad.29.maddesinde ifade edilen dürüst davranma ve doğruyu sözleşme yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi, gerekse de ileri sürdüğü taleplerinin 6098 sayılı TBK 209.madde ve TTK 23. vs. Hükümlere aykırı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının taraflar arasındaki distrübütörlük sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı davalıdan bir kısım taleplerde bulunduğu, taraflar arasındaki, sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeni ile geçerli olduğu ve 805 sayılı kanunun uygulanma olanağı olmadığı , davalı tarafın süresi içinde tahkim ilk itirazında bulunduğu, sözleşmenin 12.3. Maddesi gereği uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesinin zorunlu olduğu, öte yandan dava dilekçesindeki tüm taleplerini taraflar arasındaki sözleşmeye davalının aykırı davrandığı iddiasına dayandıran davacının bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, yok hükmünde olduğunu ileri sürmesi de MK.2. Maddesi anlamında dürüstlük kuralına da aykırı olduğu, HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceği gerekçesiyle 413/1 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.Mahkemece 15/10/2020 tarihli ek karar ile;

Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320- TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili,mahkeme gerekçesinde dayanılan kararların hiçbirinin uyuşmazlıkta uygulanabilecek kararlardan olmadığını, Distribütörlük Sözleşmesinin yalnızca İngilizce dilinde düzenlenmiş olup geçersiz olduğunu ve “Şirketin Satış Şart ve Hükümleri” isimli belgenin hiçbir zaman müzakere edilmediğini, hiçbir zaman imzalanmadığını hatta tam tersi davalı tarafından kendisine dayatıldığını, “Şirketin Satış Şart ve Hükümleri” isimli belgenin de 805 sayılı Kanun uyarınca geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin dürüstlük kuralına aykırı bir davranışta bulunmadığını, Yargıtay’ın İngilizce düzenlenen sözleşmeleri ve tahkim şartlarını 805 sayılı Kanun’a göre geçersiz kabul ettiğine dair yerleşik Yargıtay içtihatlarının olduğunu, Distribütörlük Sözleşmesinin Genel İşlem Koşulları hükümleri bakımından da geçerli olmadığını,gizli ayıp sorununun müvekkilinin ciddi şekilde zarara uğramasına ve Türkiye pazarındaki itibarının sarsılmasına neden olduğunu, davalının kasıtlı şekilde müvekkilinin münhasır yetkisini ihlal ettiğini, müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, ihracatın davalı tarafından pasif yolla yasaklandığını, uyuşmazlığın tabi olduğu hukukun Türk Hukuku ve yargı yerinin Türk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili ek karara ilişkin sunduğu istinaf dilekçesinde, kararda kanun yolu ve başvurusu süresine dair bilgilerin doğru, net ve eksiksiz olarak verilmediğini, davalının geçerli ya da geçersiz hiçbir mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmesine katılmadığını ek kararın kaldırılmasını, arabuluculuk ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK'nın 116. maddesinde tahkim itirazı ilk itirazlar arasında sayılmış olup davalı vekilince süresinde cevap süresi içerisinde tahkim ilk itirazında bulunulmuştur. Somut olayda uyuşmazlık , taraflar arasındaki distrübütörlük sözleşmesinden kaynaklı, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı rekabet yasağını ihlali, pörtföy tazminatı, davacının stoklarında bulunan yedek parça bedellerinin tazmini, gizli ayıplı mallardan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Şirketin satış şart ve hükümleri başlıklı sözleşmenin 12.3. Maddesinde " iş bu şart ve hükümlerin esas teşkil ettiği akdi ilişkiden kaynaklı olarak veya akdi ilişkiye bağlantılı olarak ortaya çıkan her türlü uyuşmazlık Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkim kurallarına göre tayin edilmiş bir veya birden fazla hakemin bu kurallar çerçevesinde vereceği hakem kararıyla kesin çözüme kavuşturulacaktır." düzenlemesi mevcuttur.

Gerek HMK ,gerekse Milletlerarası Tahkim Kanunu tahkim yeri Türkiye bulunan uyuşmazlıklarda uygulanmaktadır. Geçerli bir tahkim şartı bulunup bulunmadığı hususunda Türkiye'nin taraf olduğu Newyork Sözleşmesi hükümlerine bakılmalıdır. Tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmalar tahkim sözleşmesi olarak adlandırılmakta olup yalnızca iki tarafın iradeleriyle tasarrufta bulunabilecekleri konularda tahkim sözleşmesi yapılabilir. İster bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şaklinde yapılsın tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlar geçerli bir tahkim iradesinin varlığı ve yazılı şekil şartıdır.

Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil 1958 tarihli New York Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre geçerli tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır. Öte yandan davacı taraf İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1.maddesine dayanmakta, yabancı dilde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1.maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2.maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir.

Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı yasanın 1.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin şartlarını belirleyen distrübütörlük sözleşmesine dayalı isteklerin belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olması ,özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olması nedeniyle tahkim şartının geçerli olduğu ,tacirler arasında düzenlenen bir sözleşmeye tahkim koşulu konulmasının haksız şart sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır.O halde ilk derece mahkemesince, yasal sürede yapılan tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddi yönünde verilen kararda ve arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline ilişkin ek kararda isabetsizlik olmadığından istinaf sebebleri yerinde olmayan davacı vekilinin karara ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin karar ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 118,60- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 108,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 9,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.