Eş rızası/muvafakatnamesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3240 E. 2022/7221 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eş rızası/muvafakatnamesi↗ ttk 122↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ portföy tazminatı↗ tek satıcılık↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ eş rızası↗ muvafakat↗ fesih↗ kâr payı↗ kusur↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı şirket yetkilisi tarafından davalı tarafa "Tadım bayiliğine 17.10.2014 tarihinden itibaren son verildiği" ne ilişkin muvaffakatname verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince Mahkemenin kararının dayanağı olan "Muvafakatname" başlıklı belge incelendiğinde; "Sayın yetkili ... Yılında Sefaköy-K.Çekmece bölgesinde başlamış olduğum Tadım bayiliğine 17.10.12014 tarihinden itibaren son vermiş bulunmaktayız. Konuyla ilgili olarak belirtilen süreçte gerekli işlemlerin yapılmasını rica ederiz. Devir işlemleri esnasında her türlü konuda yardımcı olacağımızı beyan ederiz.." şeklinde olup yazının altında davacı şirkete atfen imza ve kaşe olduğunun görüldüğü, ilgili belgedeki imzanın, davacı şirket yetkilisi tarafından kabul edildiği, davacı yanın, sözleşmenin davalı yanca fesh edildiğine ve baskı altında imzalandığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, bu durumda muvafakatname başlıklı belgenin davacıyı bağlayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşmenin, sözleşmenin feshi nedeniyle doğan zarar, kâr kaybından doğan zarar ile denkleştirme (portföy) tazminatı istemlerine dair belirsiz alacak davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince, “Muvafakatname” başlıklı belgeye istinaden bayilik ilişkisine 17.10.2014 tarihinden itibaren son verildiği ve davalı şirket yetkilisinin de bu belgeye muvafakat ettiği gerekçesiyle her hangi bir alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar ile kâr payı zararı talebi hakkında davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de denkleştirme tazminatı talebinin aynı gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra acentelerin, Kanun’da yazılı şartların varlığı halinde müvekkillerinden uygun bir miktarda “denkleştirme” istemine bulunmaları mümkündür.
Her şeyden önce, TTK’nın 122/5. maddesi uyarınca talep olunabilecek denkleştirme tazminatı istemi, distribütörlük, franchisingi, bayilik vs. tekel veya tek satıcılık hakkı veren diğer sözleşme ilişkilerine de uygulanabileceği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bununla birlikte acentenin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple müvekkil tarafından feshi halinde acente denkleştirme isteminde bulunma hakkını kaybedecektir.
Somut olayda, fesih beyanında “muvafakatname” başlığının kullanılmış olmasından, keza taraflar arasındaki yazışmalardan ve fesih tarihi olarak kabul edilen tarihten çok kısa süre sonra da ticari ilişkinin devam etmiş olmasından, davalı şirketin Sefaköy-Küçükçekmece Bölge Bayisi olan davacının sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshetmediği, bilakis davalının isteği üzerine ve onun rızası/muvafakati ile feshettiği anlaşılmaktadır.
Denkleştirme istemi esasen, acente/bayii vs. tarafından uzun yıllar müvekkili belirli bir bölgede ve belirli işlerde temsil ederek ona yeni müşteriler kazandırması ve sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da bu müşteriler sayesinde müvekkilin başka bayiler aracılığıyla işlerini kolaylıkla sürdürebilecek olması nedeniyle elde ettiği menfaatin karşılığıdır.
Kanunda denkleştirmenin hangi hallerde talep edilemeyeceği istisnai olarak sayılmış olup, Türk hukukunda geçerli olan “istisnaların dar yorumlanması” ilkesinin, tüm istisnalar gibi bu hususta da dar yorumlanması gerekmektedir. Somut olayda davacının sözleşmeyi davalının muvafakatiyle sona erdirmiş olması nedeniyle, TTK 122/1. Maddesindeki şartların varlığı halinde davalıdan hakkaniyete uygun bir denkleştirme talebinde bulunabileceğinin kabulü gerekirken Mahkemece hatalı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:denkleştirme (portföy) tazminatı · sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda2-Dava, sözleşmenin, «sözleşmenin feshi» nedeniyle doğan zarar, kâr kaybından doğan zarar ile «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemlerine dair belirsiz alacak davasıdır.
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Mahkemece, davacının «sözleşmenin feshi» nedeniyle uğranılan zarar ile kâr «payı» zararı talebi hakkında davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de denkleştirme tazminatı talebinin aynı gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5133 E. 2021/4971 K.
Ortak:denkleştirme (portföy) tazminatı · tek satıcılık · acente · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaBununla birlikte «acentenin» tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin «kusuru» nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple müvekkil tarafından feshi halinde «acente» denkleştirme isteminde bulunma hakkını kaybedecektir.
2-Dava, sözleşmenin, «sözleşmenin feshi» nedeniyle doğan zarar, kâr kaybından doğan zarar ile «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemlerine dair belirsiz alacak davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «acentelerin», Kanun’da yazılı şartların varlığı halinde müvekkillerinden uygun bir miktarda “denkleştirme” istemine bulunmaları mümkündür.
Benzer bu kararda… a isteğe bağlı olarak ve ne zaman olursa olsun bu sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 02.02.2012 tarihli «ihtarname» ile sözleşmelerin iki yıl sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere feshedildiğinin bildirildiği, gerekçe olarak da teknik revizyonlara ihtiyaç duyulduğu, rekabetçi bir yapıya kavuşmak amacıyla yeniden yapılanmanın zorunluluk arz ettiği, kurumca belirlenen standartları karşılayan firmalar ile yeniden sözleşme imzalanacağının belirtildiği, daha sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 08.10.2013 tarihli ihbarnamede ise önceki ihbarnameye atıf yapılarak «fesih» süresinin 08.02.2014 tarihinde sona ereceğinin bildirildiği, yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalının, sözleşmelerdeki «olağan fesih» hakkını kullandığı, davalının bu anlamda fesih hakkını kullanırken TMK'nın 2. maddesinde öngörülen «dürüstlük kuralına» uygun hareket etmesi gerektiği, gerekçe olarak gösterilen yeniden yapılanmaya gidilmesinin başlı başına davalıyı haksız çıkarmadığı, zaten davalı tarafın yeniden yapılanma sürecinde standartları sağlayan firmalarla yeniden sözleşme yapılacağını da bildirdiği, öte yandan davacı tarafın da kendisine verilen 2 yıllık süre zarfında davalı tarafça belirlenen standartları karşıladığı ya da bu hususta birçok yatırım yaptığı, girişimlerde bulunduğu hususlarını kanıtlayamadığının İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşıldığı, bu itibarla davalı tarafça sözleşmede öngörülen olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanıldığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, ilk derece mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler bağlamında «olağan fesih» hakkını kullandığı, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının kâr «kaybı» talebinin yerinde olmadığı gibi «hakkın kötüye kullanılması» gibi bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, yine alınan bilirkişi raporuna göre davacının karşılanmayan yatırım maliyetleri zararı talebinin yerinde olmadığı, denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacının «acente» sıfatının bulunması gerektiği ve ancak davacının acente sıfatının bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ka …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · acentelik ilişkisi · tekel hakkı · hakkın kötüye kullanılması · bayilik sözleşmesi · istinaf incelemesi
Benzer bu kararda… a isteğe bağlı olarak ve ne zaman olursa olsun bu sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 02.02.2012 tarihli «ihtarname» ile sözleşmelerin iki yıl sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere feshedildiğinin bildirildiği, gerekçe olarak da teknik revizyonlara ihtiyaç duyulduğu, rekabetçi bir yapıya kavuşmak amacıyla yeniden yapılanmanın zorunluluk arz ettiği, kurumca belirlenen standartları karşılayan firmalar ile yeniden sözleşme imzalanacağının belirtildiği, daha sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 08.10.2013 tarihli ihbarnamede ise önceki ihbarnameye atıf yapılarak «fesih» süresinin 08.02.2014 tarihinde sona ereceğinin bildirildiği, yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalının, sözleşmelerdeki «olağan fesih» hakkını kullandığı, davalının bu anlamda fesih hakkını kullanırken TMK'nın 2. maddesinde öngörülen «dürüstlük kuralına» uygun hareket etmesi gerektiği, gerekçe olarak gösterilen yeniden yapılanmaya gidilmesinin başlı başına davalıyı haksız çıkarmadığı, zaten davalı tarafın yeniden yapılanma sürecinde standartları sağlayan firmalarla yeniden sözleşme yapılacağını da bildirdiği, öte yandan davacı tarafın da kendisine verilen 2 yıllık süre zarfında davalı tarafça belirlenen standartları karşıladığı ya da bu hususta birçok yatırım yaptığı, girişimlerde bulunduğu hususlarını kanıtlayamadığının İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşıldığı, bu itibarla davalı tarafça sözleşmede öngörülen olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanıldığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, davalının yedek parça «bayilik sözleşmesiyle» «servis sözleşmelerini» haksız olarak feshettiği iddiasıyla açılan «maddi tazminat», karşılanmayan maliyet yatırımları, maliyetlerin tazmini, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, davacı tarafın, davalının sözleşmeleri TMK'nın 2. maddesine aykırı biçimde haksız yere feshettiğini iddia ettiği, davalı tarafın ise feshin haksız olmadığını, sözleşmeye uygun «fesih» yapıldığını bildirerek davanın reddini istediği, taraflar arasında 28.02.2007 tarihli «yetkili servis sözleşmesiyle» yedek parça bayilik sözleşmeleri imzalandığı, yetkili servis sözleşmesinin 18.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, ilk derece mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler bağlamında «olağan fesih» hakkını kullandığı, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının kâr «kaybı» talebinin yerinde olmadığı gibi «hakkın kötüye kullanılması» gibi bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, yine alınan bilirkişi raporuna göre davacının karşılanmayan yatırım maliyetleri zararı talebinin yerinde olmadığı, denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacının «acente» sıfatının bulunması gerektiği ve ancak davacının acente sıfatının bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4540 E. 2025/4358 K.
Ortak:denkleştirme (portföy) tazminatı · portföy tazminatı · tek satıcılık · acentelik · hakkaniyet
İncelediğiniz kararda2-Dava, sözleşmenin, «sözleşmenin feshi» nedeniyle doğan zarar, kâr kaybından doğan zarar ile «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemlerine dair belirsiz alacak davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «acentelerin», Kanun’da yazılı şartların varlığı halinde müvekkillerinden uygun bir miktarda “denkleştirme” istemine bulunmaları mümkündür.
Her şeyden önce, TTK’nın 122/5. maddesi uyarınca talep olunabilecek denkleştirme tazminatı istemi, distribütörlük, franchisingi, bayilik vs. tekel veya «tek satıcılık» hakkı veren diğer sözleşme ilişkilerine de uygulanabileceği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaDairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · ihtarname · dosya masrafı · maddi tazminat · dava sebebi · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu kararda… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu, bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmişt …
Zira gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse karar yerinde denkleştirme tazminatının koşullarının varlığı konusunda bir değerlendirme yapılmamış, ''...taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3240 E. , 2022/7221 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.03.2017 tarih ve 2015/866 E- 2017/286 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2018/1176 E- 2021/280 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kuruluş tarihi olan 1996 yılından itibaren münhasıran Küçükçekmece-Başakşehir-Esenyurt-Kayaşehir-Gümüşpala Firuzköy Bölge temsilciliğini yaptığını, taraflar arasında en son 01.10.2013 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bölgede çalışmaya başlayan müvekkil Şirketin kriz ve sonrasında başarı ile Tadım’a bölgede bir müşteri portföyü kazandırdığını, başarılı çalışmaların ardından bölgede müvekkili şirkete yönelik yıldırma politikaları ile çeşitli sorunlar yaşanmaya başlandığını, davalıya borcu bulunmamasına rağmen kredi kullanılması nedeniyle mal tedariğinin kesildiğinin ve müvekkili şirket ile olan sözleşmenin herhangi bir tazminat ödenmeden feshedildiğini, davalının sözleşmeye aykırı tutumları nedeniyle itibar kaybı yaşadığını ileri sürerek HMK 107.
madde çerçevesinde belirsiz alacak davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalıdan dava tarihi itibarı ile oluşan 2.000,00 TL sözleşmesel zarar, 2.000.- TL kâr kaybı, 2000 portföy tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren uygulanan reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkili şirket tarafından fesh edilmediğini, talep edilen tüm zarar kalemlerinin hukuksal dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinde yer alan edimlerini yerine getirdiğini, manevi tazminat talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı şirket yetkilisi tarafından davalı tarafa "Tadım bayiliğine 17.10.2014 tarihinden itibaren son verildiği" ne ilişkin muvaffakatname verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince Mahkemenin kararının dayanağı olan "Muvafakatname" başlıklı belge incelendiğinde; "Sayın yetkili ... Yılında Sefaköy-K.Çekmece bölgesinde başlamış olduğum Tadım bayiliğine 17.10.12014 tarihinden itibaren son vermiş bulunmaktayız. Konuyla ilgili olarak belirtilen süreçte gerekli işlemlerin yapılmasını rica ederiz. Devir işlemleri esnasında her türlü konuda yardımcı olacağımızı beyan ederiz.." şeklinde olup yazının altında davacı şirkete atfen imza ve kaşe olduğunun görüldüğü, ilgili belgedeki imzanın, davacı şirket yetkilisi tarafından kabul edildiği, davacı yanın, sözleşmenin davalı yanca fesh edildiğine ve baskı altında imzalandığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, bu durumda muvafakatname başlıklı belgenin davacıyı bağlayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşmenin, sözleşmenin feshi nedeniyle doğan zarar, kâr kaybından doğan zarar ile denkleştirme (portföy) tazminatı istemlerine dair belirsiz alacak davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince, “Muvafakatname” başlıklı belgeye istinaden bayilik ilişkisine 17.10.2014 tarihinden itibaren son verildiği ve davalı şirket yetkilisinin de bu belgeye muvafakat ettiği gerekçesiyle her hangi bir alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar ile kâr payı zararı talebi hakkında davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de denkleştirme tazminatı talebinin aynı gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra acentelerin, Kanun’da yazılı şartların varlığı halinde müvekkillerinden uygun bir miktarda “denkleştirme” istemine bulunmaları mümkündür.
Her şeyden önce, TTK’nın 122/5. maddesi uyarınca talep olunabilecek denkleştirme tazminatı istemi, distribütörlük, franchisingi, bayilik vs. tekel veya tek satıcılık hakkı veren diğer sözleşme ilişkilerine de uygulanabileceği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bununla birlikte acentenin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple müvekkil tarafından feshi halinde acente denkleştirme isteminde bulunma hakkını kaybedecektir.
Somut olayda, fesih beyanında “muvafakatname” başlığının kullanılmış olmasından, keza taraflar arasındaki yazışmalardan ve fesih tarihi olarak kabul edilen tarihten çok kısa süre sonra da ticari ilişkinin devam etmiş olmasından, davalı şirketin Sefaköy-Küçükçekmece Bölge Bayisi olan davacının sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshetmediği, bilakis davalının isteği üzerine ve onun rızası/muvafakati ile feshettiği anlaşılmaktadır.
Denkleştirme istemi esasen, acente/bayii vs. tarafından uzun yıllar müvekkili belirli bir bölgede ve belirli işlerde temsil ederek ona yeni müşteriler kazandırması ve sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da bu müşteriler sayesinde müvekkilin başka bayiler aracılığıyla işlerini kolaylıkla sürdürebilecek olması nedeniyle elde ettiği menfaatin karşılığıdır.
Kanunda denkleştirmenin hangi hallerde talep edilemeyeceği istisnai olarak sayılmış olup, Türk hukukunda geçerli olan “istisnaların dar yorumlanması” ilkesinin, tüm istisnalar gibi bu hususta da dar yorumlanması gerekmektedir. Somut olayda davacının sözleşmeyi davalının muvafakatiyle sona erdirmiş olması nedeniyle, TTK 122/1. Maddesindeki şartların varlığı halinde davalıdan hakkaniyete uygun bir denkleştirme talebinde bulunabileceğinin kabulü gerekirken Mahkemece hatalı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.10.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat kâr kaybı ve portföy tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğini, özellikle "muvafakatname," başlıklı belgenin baskı altında imzalatıldığını iddia etmiş lakin bu iddialarına ilişkin dosyaya kesin ya da takdiri deliller sunmamıştır. Bu durumda davalının TTK 121/4. maddesi gereğince haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi feshettiği ya da TTK 122/3 maddesi gereğince müvekkilinin, feshi haklı gösterecek bir eyleminin bulunduğu hususu davacı tarafça ispatlanamamış olmasına göre istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/867923700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz