Müteselsil kefalet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3643 E. 2022/7617 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ dain-i mürtehin↗ sigorta ettiren↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil kefil↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ mirasçılık↗ kefalet↗ rücu↗ garantörlük↗ kefil↗ sigorta poliçesi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacıların murisi tarafından veya adına kefil sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, sigorta primlerinin davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin kefaleti nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 25/10/2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde, sigortalının "...", sigorta ettirenin "Onka İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkindir. Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin de müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğu açıktır. Bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulü gerekir. Muris kefilin rücu koşulları varsa mirasçıları da asıl borçluya rücu edebilir. Bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5682 E. 2024/3110 K.
Ortak:müteselsil kefalet · sigorta ettiren · sözleşmeden doğan dava · müteselsil kefil · sigorta sözleşmesi · ek prim · mirasçılık · kefalet
İncelediğiniz karardaMuris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine ya …
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacıların murisi tarafından veya adına «kefil» sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, sigorta «primlerinin» davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin «kefaleti» nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna «kefalet» verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; «teminat» miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Benzer bu karardaDairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin «rücu» koşulları varsa «mirasçılarının» da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe il …
Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, «mirasçıların» da asıl borçluya «rücu» edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/307 E., 2019/599 K. sayılı kararıyla; davacıların murisi tarafından veya adına «kefil» sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, sigorta «primlerinin» davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin «kefaleti» nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçtan kurtulma · ticari avans faizi · lehdar · rücuen tahsil · kazanılmış hak · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · yasal faiz
Benzer bu karardaSigorta A.Ş. tarafından 27.01.2009 tarihinde dava dışı bankaya 269.800,00 TL ödeme yapıldığını, murisin «kefaleti» sebebiyle ödenen bu para sonucunda davalı şirketin «borçtan kurtulduğunu», davacıların «garantör» ferdi kaza sigortası kapsamında ödenen miktarı çok sonra öğrendiğini, davalı şirketin ortağı olan amcalarının miras yolu ile kalan hisselerini şirketin borçlu olduğunu söyleyerek hiç bir bedel ödemeden ellerinden aldığını ileri sürerek, davacıların murisi adına sigorta şirketi tarafından bankaya davalı lehine ödenmiş olan 269.800,00 TL’nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan «rücuen tahsiline» karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirketin Anadolu Bankası Antalya Şubesinden kullanmış olduğu kredinin dayanağı «genel kredi sözleşmesinde» davalı şirket lehine «kefil» olduğunu ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olduğunu, «mirasçıların» murisin ölümünden sonra hisselerini devrettiklerini, murisin vefatı sonucunda genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinden dolayı ....
… hususunda Yargıtayın hataya düştüğünü, poliçenin muris menfaatine değil şirket menfaatine yapıldığını, eğer muris lehine bir poliçe yapılmak istenseydi bu poliçenin «kredi sözleşmesi» ile ilişkilendirilmeyeceğini, doğrudan «mirasçılar» lehine ödeme yapılacağının yazılacağını, davacının menfaatinin kredi borcunu aşan kısma ilişkin olduğunu, verilen kararın mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının talebinin haklı sayılması halinde müvekkilin «garantör» «sigorta poliçesi» satın alması ya da almaması arasında hiçbir fark bulunmadığını, her iki durumda da kredi borcunun tamamen müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilin riskine karşı poliçe satın almasının anlamsız hale geldiğini, poliçenin «lehdarının» müteveffa değil müvekkil şirket olduğunu, bozma kararı ve mahkeme kararında dava ile ilgisi olmayan ''muris ...'' isimli bir şahısta söz edildiğini, bunun temyiz i …
Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, «mirasçıların» da asıl borçluya «rücu» edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14372 E. 2016/175 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · kesin süre · muvafakat · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · kesin hüküm
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'nün «muvafakatinin» olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8892 E. 2013/2733 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkindir.
Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine ya …
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına sahip olan dava dışı T.İş Bankası A.Ş. tarafından, davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine açıkça ve şartsız bir şekilde «muvafakat» verilmediği, davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına haiz dava dışı Türkiye İş Bankası tarafından verilmiş açık ve şartsız bir «muvafakat» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili tarafından ....07.2012 tarihli EŞ-1643 sayılı muvafakatname dosyaya «ibraz» edilmiş olmakla, bu muvafakatname örneğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hayat sigortası · muvafakat · taraf ehliyeti · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına sahip olan dava dışı T.İş Bankası A.Ş. tarafından, davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine açıkça ve şartsız bir şekilde «muvafakat» verilmediği, davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına haiz dava dışı Türkiye İş Bankası tarafından verilmiş açık ve şartsız bir «muvafakat» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili tarafından ....07.2012 tarihli EŞ-1643 sayılı muvafakatname dosyaya «ibraz» edilmiş olmakla, bu muvafakatname örneğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmü …
Dava, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen «hayat sigortasından» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10392 E. 2016/4924 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkindir.
Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine ya …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · rehin · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Daini mürtehin tarafından verilen «muvafakat» davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı niteliğinde olmakla, yargılama sırasında bulunmayan dava şartının sonradan hasıl olması, dava ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesini gerektireceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması için hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3643 E. , 2022/7617 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.10.2019 tarih ve 2018/307 E- 2019/599 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.01.2021 tarih ve 2019/2683 E- 2021/56 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisi ...'ın davalı şirketin Anadolu Bankası ... Şubesinden kullanmış olduğu kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesinde davalı şirket lehine kefil olduğunu ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olduğunu, mirasçıların murisin ölümünden sonra hisselerini devrettiklerini, murisin vefatı sonucunda genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinden dolayı Unıco Sigorta A.Ş. tarafından 27/01/2009 tarihinde dava dışı bankaya 269.800,00 TL ödeme yapıldığını, murisin kefaleti sebebiyle ödenen bu para sonucunda davalı şirketin borçtan kurtulduğunu, davacıların garantör ferdi kaza sigortası kapsamında ödenen miktarı çok sonra öğrendiğini, davalı şirketin ortağı olan amcalarının miras yolu ile kalan hisselerini şirketin borçlu olduğunu söyleyerek hiç bir bedel ödemeden ellerinden aldığını ileri sürerek, davacıların murisi adına sigorta şirketi tarafından bankaya davalı lehine ödenmiş olan 269.800,00 TL’nin 27/01/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin zaman aşımına uğradığını, kefilin talepte bulunabilmesi için alacaklıya ödeme yapmasının gerektiğini, kefil tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığını, bankaya yapılan ödemenin kaynağının davalı şirket ile Aviva (Unico) Sigorta şirketi arasında bulunan sigorta ilişkisi olduğunu, sigorta ettirenin Onka İnş. Tur. Ltd. Şti., sigortalının ..., dain-i mürtehin'in Anadolubank A.Ş. olduğunu, poliçe priminin de davalı şirket tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacıların murisi tarafından veya adına kefil sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, sigorta primlerinin davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin kefaleti nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 25/10/2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde, sigortalının "...", sigorta ettirenin "Onka İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkindir. Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin de müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğu açıktır.
Bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulü gerekir. Muris kefilin rücu koşulları varsa mirasçıları da asıl borçluya rücu edebilir. Bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/866189600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz