Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5682 E. 2024/3110 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borçtan kurtulma↗ müteselsil kefalet↗ dain-i mürtehin↗ ticari avans faizi↗ lehdar↗ sigorta ettiren↗ rücuen tahsil↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil kefil↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ mirasçılık↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ garantörlük↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirketin Anadolu Bankası Antalya Şubesinden kullanmış olduğu kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesinde davalı şirket lehine kefil olduğunu ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olduğunu, mirasçıların murisin ölümünden sonra hisselerini devrettiklerini, murisin vefatı sonucunda genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinden dolayı .... Sigorta A.Ş. tarafından 27.01.2009 tarihinde dava dışı bankaya 269.800,00 TL ödeme yapıldığını, murisin kefaleti sebebiyle ödenen bu para sonucunda davalı şirketin borçtan kurtulduğunu, davacıların garantör ferdi kaza sigortası kapsamında ödenen miktarı çok sonra öğrendiğini, davalı şirketin ortağı olan amcalarının miras yolu ile kalan hisselerini şirketin borçlu olduğunu söyleyerek hiç bir bedel ödemeden ellerinden aldığını ileri sürerek, davacıların murisi adına sigorta şirketi tarafından bankaya davalı lehine ödenmiş olan 269.800,00 TL’nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zaman aşımına uğradığını, kefilin talepte bulunabilmesi için alacaklıya ödeme yapmasının gerektiğini, kefil tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığını, bankaya yapılan ödemenin kaynağının davalı şirket ile ... (....) Sigorta şirketi arasında bulunan sigorta ilişkisi olduğunu, sigorta ettirenin ... İnş. Tur. Ltd. Şti., sigortalının ..., dain-i mürtehin'in Anadolubank A.Ş. olduğunu, poliçe priminin de davalı şirket tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/307 E., 2019/599 K. sayılı kararıyla; davacıların murisi tarafından veya adına kefil sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, sigorta primlerinin davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin kefaleti nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2021 tarihli ve 2019/2683 E., 2021/56 K. sayılı kararıyla; 25.10.2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde, sigortalının "...", sigorta ettirenin "... İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin de müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin rücu koşulları varsa mirasçılarının da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25/10/2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinde sigortalının "...", sigorta ettirenin "... İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, mirasçıların da asıl borçluya rücu edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; poliçenin kimin lehine yapıldığı hususunda Yargıtayın hataya düştüğünü, poliçenin muris menfaatine değil şirket menfaatine yapıldığını, eğer muris lehine bir poliçe yapılmak istenseydi bu poliçenin kredi sözleşmesi ile ilişkilendirilmeyeceğini, doğrudan mirasçılar lehine ödeme yapılacağının yazılacağını, davacının menfaatinin kredi borcunu aşan kısma ilişkin olduğunu, verilen kararın mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının talebinin haklı sayılması halinde müvekkilin garantör sigorta poliçesi satın alması ya da almaması arasında hiçbir fark bulunmadığını, her iki durumda da kredi borcunun tamamen müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilin riskine karşı poliçe satın almasının anlamsız hale geldiğini, poliçenin lehdarının müteveffa değil müvekkil şirket olduğunu, bozma kararı ve mahkeme kararında dava ile ilgisi olmayan ''muris ...'' isimli bir şahısta söz edildiğini, bunun temyiz incelemesinin özensiz yapıldığını gösterdiğini, faizin ödeme tarihinden itibaren işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilse dahi dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi.
3. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1321 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3643 E. 2022/7617 K.
Ortak:müteselsil kefalet · sigorta ettiren · sözleşmeden doğan dava · müteselsil kefil · sigorta sözleşmesi · ek prim · mirasçılık · kefalet
İncelediğiniz karardaDairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin «rücu» koşulları varsa «mirasçılarının» da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe il …
Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, «mirasçıların» da asıl borçluya «rücu» edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/307 E., 2019/599 K. sayılı kararıyla; davacıların murisi tarafından veya adına «kefil» sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, sigorta «primlerinin» davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin «kefaleti» nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMuris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris Reyhan'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine ya …
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacıların murisi tarafından veya adına «kefil» sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, sigorta «primlerinin» davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin «kefaleti» nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna «kefalet» verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; «teminat» miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının «sigorta ettiren» olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14372 E. 2016/175 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · kesin süre · muvafakat · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · kesin hüküm
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'nün «muvafakatinin» olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10392 E. 2016/4924 K.
Ortak:sigorta poliçesi · Alacak
İncelediğiniz karardaDairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin «rücu» koşulları varsa «mirasçılarının» da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe il …
Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, «mirasçıların» da asıl borçluya «rücu» edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
… hususunda Yargıtayın hataya düştüğünü, poliçenin muris menfaatine değil şirket menfaatine yapıldığını, eğer muris lehine bir poliçe yapılmak istenseydi bu poliçenin «kredi sözleşmesi» ile ilişkilendirilmeyeceğini, doğrudan «mirasçılar» lehine ödeme yapılacağının yazılacağını, davacının menfaatinin kredi borcunu aşan kısma ilişkin olduğunu, verilen kararın mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının talebinin haklı sayılması halinde müvekkilin «garantör» «sigorta poliçesi» satın alması ya da almaması arasında hiçbir fark bulunmadığını, her iki durumda da kredi borcunun tamamen müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilin riskine karşı poliçe satın almasının anlamsız hale geldiğini, poliçenin «lehdarının» müteveffa değil müvekkil şirket olduğunu, bozma kararı ve mahkeme kararında dava ile ilgisi olmayan ''muris ...'' isimli bir şahısta söz edildiğini, bunun temyiz i …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · rehin · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Daini mürtehin tarafından verilen «muvafakat» davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı niteliğinde olmakla, yargılama sırasında bulunmayan dava şartının sonradan hasıl olması, dava ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesini gerektireceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması için hükmün bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8892 E. 2013/2733 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın «garantör» ferdi kaza «sigortası poliçesi» kapsamında muris «kefil» adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin de «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin «rücu» koşulları varsa «mirasçılarının» da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe il …
Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının «müteselsil kefili» olduğu, poliçenin «müteselsil kefaletin» «teminatını» oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının «sigorta ettiren» olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu «sigorta sözleşmesinden doğan» hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş «sigorta poliçesinden» kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, «mirasçıların» da asıl borçluya «rücu» edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
… hususunda Yargıtayın hataya düştüğünü, poliçenin muris menfaatine değil şirket menfaatine yapıldığını, eğer muris lehine bir poliçe yapılmak istenseydi bu poliçenin «kredi sözleşmesi» ile ilişkilendirilmeyeceğini, doğrudan «mirasçılar» lehine ödeme yapılacağının yazılacağını, davacının menfaatinin kredi borcunu aşan kısma ilişkin olduğunu, verilen kararın mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının talebinin haklı sayılması halinde müvekkilin «garantör» «sigorta poliçesi» satın alması ya da almaması arasında hiçbir fark bulunmadığını, her iki durumda da kredi borcunun tamamen müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilin riskine karşı poliçe satın almasının anlamsız hale geldiğini, poliçenin «lehdarının» müteveffa değil müvekkil şirket olduğunu, bozma kararı ve mahkeme kararında dava ile ilgisi olmayan ''muris ...'' isimli bir şahısta söz edildiğini, bunun temyiz i …
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına sahip olan dava dışı T.İş Bankası A.Ş. tarafından, davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine açıkça ve şartsız bir şekilde «muvafakat» verilmediği, davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına haiz dava dışı Türkiye İş Bankası tarafından verilmiş açık ve şartsız bir «muvafakat» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili tarafından ....07.2012 tarihli EŞ-1643 sayılı muvafakatname dosyaya «ibraz» edilmiş olmakla, bu muvafakatname örneğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmü …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hayat sigortası · muvafakat · taraf ehliyeti · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına sahip olan dava dışı T.İş Bankası A.Ş. tarafından, davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine açıkça ve şartsız bir şekilde «muvafakat» verilmediği, davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin sıfatına haiz dava dışı Türkiye İş Bankası tarafından verilmiş açık ve şartsız bir «muvafakat» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili tarafından ....07.2012 tarihli EŞ-1643 sayılı muvafakatname dosyaya «ibraz» edilmiş olmakla, bu muvafakatname örneğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmü …
Dava, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen «hayat sigortasından» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5682 E. , 2024/3110 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/165 Esas ,2023/358 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirketin Anadolu Bankası Antalya Şubesinden kullanmış olduğu kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesinde davalı şirket lehine kefil olduğunu ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olduğunu, mirasçıların murisin ölümünden sonra hisselerini devrettiklerini, murisin vefatı sonucunda genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinden dolayı .... Sigorta A.Ş. tarafından 27.01.2009 tarihinde dava dışı bankaya 269.800,00 TL ödeme yapıldığını, murisin kefaleti sebebiyle ödenen bu para sonucunda davalı şirketin borçtan kurtulduğunu, davacıların garantör ferdi kaza sigortası kapsamında ödenen miktarı çok sonra öğrendiğini, davalı şirketin ortağı olan amcalarının miras yolu ile kalan hisselerini şirketin borçlu olduğunu söyleyerek hiç bir bedel ödemeden ellerinden aldığını ileri sürerek, davacıların murisi adına sigorta şirketi tarafından bankaya davalı lehine ödenmiş olan 269.800,00 TL’nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zaman aşımına uğradığını, kefilin talepte bulunabilmesi için alacaklıya ödeme yapmasının gerektiğini, kefil tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığını, bankaya yapılan ödemenin kaynağının davalı şirket ile ... (....) Sigorta şirketi arasında bulunan sigorta ilişkisi olduğunu, sigorta ettirenin ... İnş. Tur. Ltd. Şti., sigortalının ..., dain-i mürtehin'in Anadolubank A.Ş. olduğunu, poliçe priminin de davalı şirket tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/307 E., 2019/599 K. sayılı kararıyla; davacıların murisi tarafından veya adına kefil sıfatıyla yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, sigorta primlerinin davalı tarafından yatırıldığı, davacıların, murislerinin kefaleti nedeniyle davalı şirketten talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2021 tarihli ve 2019/2683 E., 2021/56 K. sayılı kararıyla;
25. 10.2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde, sigortalının "...", sigorta ettirenin "... İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, poliçede "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcunun dain-i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenmesine ilişkin açık hüküm bulunduğu", davacıların murisi tarafından veya davacılar tarafından bankaya yapılan bir ödeme bulunmadığı, davalının sigorta ettiren olduğu, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.11.2022 tarih, 2021/3643 E. ve 2022/7617 K. sayılı kararıyla davanın garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuuna ilişkin olduğu, muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin de müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehini konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla (TTK m 1454/1), muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiğini, muris kefilin rücu koşulları varsa mirasçılarının da asıl borçluya rücu edebileceğini, bu durumda kefilin rücu koşulları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25/10/2008 tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinde sigortalının "...", sigorta ettirenin "... İnş. Taah. Tur. Ltd. Şti." olduğu, Muris ...'ın şahsen davalı şirketin tüm kredi borçlarının müteselsil kefili olduğu, poliçenin müteselsil kefaletin teminatını oluşturduğu, dava dışı bankanın dâin-i mürtehin konumuna haiz bulunduğu, davalının sigorta ettiren olarak davacıların murisinin menfaatine, onun adını belirterek sigorta yaptırdığı, bu sigorta sözleşmesinden doğan hakkın sigortalı murise dolayısı ile davacılara ait olduğu anlaşılmakla muris ...'a tanzim edilmiş sigorta poliçesinden kredilerden kaynaklanan alacağını tahsil edildiği ve böylece yapılan ödemenin, sigorta poliçesi kapsamında muris ...'ın kefaletine karşılık davalı şirket lehine yapılan bir ödeme olduğunun açık olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi kapsamında ödemenin muris tarafından yapılmış bir ödeme olarak kabulünün gerektiği, mirasçıların da asıl borçluya rücu edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 269.800,00 TL'nin 27.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; poliçenin kimin lehine yapıldığı hususunda Yargıtayın hataya düştüğünü, poliçenin muris menfaatine değil şirket menfaatine yapıldığını, eğer muris lehine bir poliçe yapılmak istenseydi bu poliçenin kredi sözleşmesi ile ilişkilendirilmeyeceğini, doğrudan mirasçılar lehine ödeme yapılacağının yazılacağını, davacının menfaatinin kredi borcunu aşan kısma ilişkin olduğunu, verilen kararın mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının talebinin haklı sayılması halinde müvekkilin garantör sigorta poliçesi satın alması ya da almaması arasında hiçbir fark bulunmadığını, her iki durumda da kredi borcunun tamamen müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilin riskine karşı poliçe satın almasının anlamsız hale geldiğini, poliçenin lehdarının müteveffa değil müvekkil şirket olduğunu, bozma kararı ve mahkeme kararında dava ile ilgisi olmayan ''muris ...'' isimli bir şahısta söz edildiğini, bunun temyiz incelemesinin özensiz yapıldığını gösterdiğini, faizin ödeme tarihinden itibaren işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilse dahi dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, garantör ferdi kaza sigortası poliçesi kapsamında muris kefil adına yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunun 496 ıncı maddesi.
3. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1321 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040679200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz