Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3022 E. 2022/7002 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakimin takdir yetkisi↗ belirsiz alacak davası↗ yoksun kalınan kâr↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ iptal davası↗ alacak davası↗ marka hakkına tecavüz↗ ıslah↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, Mahkemece dosyada mevcut deliller uyarınca karar verilmesine ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre göre davalı vekilinin Dairemizin 09.02.2022 tarih ve 2020/7400 E. – 2022/909 K. sayılı Onama ilamına yönelik aşağıdaki bent dışındaki sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekili, 30.03.2006 tarihli asıl dava dilekçesinde; davalının eylemleriyle davacı markasına tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, sonuçların giderilmesine, şimdilik 1.000.- TL maddi tazminatın tahsiline, verilecek kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş; 12.10.2011 tarihli ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat talebini 4.000.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
Davacı vekili, 17.03.2010 tarihli Birleşen İstanbul 3 FSHHM’nin 2006/540 E. sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde ise, asıl davada ileri sürdüğü tecavüze dayalı olarak 350.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref’i ile, 500.000.- TL maddi ve 35.000.- TL manevi tazminat ilişkin 10.12.2013 tarihli karar Dairemizce önce sadece vekalet ücreti yönünden bozulmuş, akabinde karar düzeltme aşamasında ise davalının 10.02.2006 – 24.02.2006 (davalının 2006/6792 saylıı marka tescil başvurusu yaptığı) tarihleri arasındaki 14 günlük kullanım süresinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine, davanın 30.03.2006 tarihinde açıldığı, davalı adına tescil olunan markanın mahkemece kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiği, karar sonrasında hükümsüz kılınan tescil kapsamı itibariyle davalı kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği cihetiyle inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle esastan bozulmuştur. Ayrıca bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve davalı markasının tecavüze konu 37. sınıftaki inşaat hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının mülga 556 sayılı KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca karşı tarafın elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazanç talebinde bulunduğu, davacının davayı “belirsiz alacak davası” şeklinde açtığı, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacının dayandığı 37. sınıfta tescilli 2006/10902 sayılı markanın yargılama sırasında kullanılmama nedeniyle iptal edilmesinin, dava tarihinde bu markanın varlığı nedeniyle sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle yeniden marka hakkına tecavüzün tespiti ile men ve ref’i ile, hakimin takdir yetkisi kapsamında BK 51. maddesi uyarınca 500.000.- TL maddi ve 30.000.- TL manevi tazminat ile 14.02.2006 tarihinden itibaren avans faizine hüküm olunmuştur.
Asıl davanın açıldığı 30.03.2006 ve birleşen davanın açıldığı 17.03.2010 tarihi itibariyle geçerli olan usul kuralları 1086 sayılı mülga HUMK hükümleri olup, Mahkemece yargılamanın çok sonrasında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde yer alan belirsiz alacak davası hükümlerinin olaya uygulanması doğru olmamıştır. O halde Mahkemece, hem asıl davadaki ıslah talebi yönünden, hem de birleşen davada talep olunan manevi tazminat istemi yönünden davalı tarafın zamanaşımı def’ilerinin HUMK hükümlerine göre usulüne uygun ve süresinde ileri sürülüp sürülmediği denetlenerek zamanaşımı def’i konusunda öncelikle hüküm kurması gerekirken hatalı gerekçeyle davacının belirsiz alacak davası açtığı gerekçesiyle davalı tarafın zamanaşımı def’ilerinin reddi doğru olmadığı gibi, manevi tazminat istemlerinin HMK hükümleri doğrultusunda dahi belirsiz alacak davası olarak açılamayacaklarının gözden kaçırılması da doğru olmamış ve hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemenin kabulüne göre de, mahkemece iptal davalarının ileriye etkili olduğu gerekçesiyle, dava tarihinde davacının 37. sınıfta tescilli markasının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizin 02/04/2015 tarih ve 2014/6633 E. - 2015/4600 K. sayılı ilamında da zikrolunduğu üzere, mehaz kanunlardaki düzenlemelerden hareketle, davacının haklı menfaatinin varlığı halinde “kullanmama nedeniyle iptal” sebebi dahil iptal davalarının geriye etkili olarak hüküm ifade edebileceği yönündeki içtihatı tartışılmaksızın hüküm tarihi itibariyle varlığı mevcut olmayan markaya istinaden marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Yine Mahkemenin kabulüne göre de, Dairemizin karar düzeltme aşamasında vermiş olduğu 14.09.2017 tarih ve 2016/1062 E. – 2017/4363 sayılı uyulan bozma ilamı ile marka hakkına tecavüz eyleminin ihtarnamenin çekildiği 10.02.2006 tarihi ile davalının marka başvurusunda bulunduğu 24.02.2006 tarihi arasındaki 48 günlük süre için KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca davalının elde ettiği maddi kazanca göre yoksun kalınan tazminata karar verilmesi gerekirken, Mahkemece hangi kıstaslara göre ve hangi tarih aralığındaki eylemler için olduğu vuzuha kavuşturulmaksızın BK’nın 51.maddesi uyarınca spot bir tazminata karar verilmesi de doğru olmamış ve bu sebeplerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin Onama ilamının kaldırılarak, hükmün yukarıdaki sebeplerle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4307 E. 2014/11630 K.
Ortak:yoksun kalınan kâr · ıslah · maddi tazminat · vekalet ücreti · avans faizi
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekili, 30.03.2006 tarihli asıl dava dilekçesinde; davalının eylemleriyle davacı markasına tecavüzde ve «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, sonuçların giderilmesine, şimdilik 1.000.- TL «maddi tazminatın» tahsiline, verilecek kararın «ilanına» karar verilmesini talep ve dava etmiş; 12.10.2011 tarihli «ıslah» dilekçesinde ise maddi tazminat talebini 4.000.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
… nıftaki inşaat hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının mülga 556 sayılı KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca karşı tarafın elde ettiği kazanca göre «yoksun kalınan» kazanç talebinde bulunduğu, davacının davayı “«belirsiz alacak davası»” şeklinde açtığı, bu nedenle davalının «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, davacının dayandığı 37. sınıfta tescilli 2006/10902 sayılı markanın yargılama sırasında kullanılmama nedeniyle iptal edilmesinin, dava tarihinde bu markanın varlığı nedeniyle sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle yeniden «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile men ve ref’i ile, «hakimin takdir yetkisi» kapsamında BK 51. maddesi uyarınca 500.000.- TL maddi ve 30.000.- TL manevi tazminat ile 14.02.2006 tarihinden itibaren «avans faizine» hüküm olunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile «marka hakkına tecavüzün» tespiti, men ve ref’i ile, 500.000.- TL maddi ve 35.000.- TL manevi tazminat ilişkin 10.12.2013 tarihli karar Dairemizce önce sadece «vekalet ücreti» yönünden bozulmuş, akabinde karar düzeltme aşamasında ise davalının 10.02.2006 – 24.02.2006 (davalının 2006/6792 saylıı marka tescil başvurusu yaptığı) tarihleri a …
Benzer bu kararda2- Asıl davada, tasarım hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi, tecavüzün men ve ref'i, «yoksun kalınan» kazancın 1.000,00 TL'sinin davalıdan tahsili, 10.000,00 TL itibar tazminatının ve 20.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte tahsili talep edilmiş; «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebi 4.909,27 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı-karşı davada davacı yargılamada vekille «temsil» edilmiş, asıl davada talep edilen «maddi tazminatın» 2.909,27 TL'sinin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı-karşı davada davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen «maktu ücrete» hükmedilmesi gerekirken, fazla «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının 2011/07827 sayılı tasarım tescil belgesinin 4 nolu tasarımına davalı yanın tecavüzünün men ve ref'ine, takdiren 2.000,00 TL maddi ve takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek «avans faizi» ile birlikte tahsiline, fazla talep ile itibar tazminatı talebinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · vekalet ücreti takdiri · temerrüt faizi · temerrüt · temsil
Benzer bu karardaDavalı-karşı davada davacı yargılamada vekille «temsil» edilmiş, asıl davada talep edilen «maddi tazminatın» 2.909,27 TL'sinin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı-karşı davada davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen «maktu ücrete» hükmedilmesi gerekirken, fazla «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
2- Asıl davada, tasarım hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi, tecavüzün men ve ref'i, «yoksun kalınan» kazancın 1.000,00 TL'sinin davalıdan tahsili, 10.000,00 TL itibar tazminatının ve 20.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte tahsili talep edilmiş; «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebi 4.909,27 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkemece tasarıma tecavüzün men ve ref'ine, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… nıftaki inşaat hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının mülga 556 sayılı KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca karşı tarafın elde ettiği kazanca göre «yoksun kalınan» kazanç talebinde bulunduğu, davacının davayı “«belirsiz alacak davası»” şeklinde açtığı, bu nedenle davalının «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, davacının dayandığı 37. sınıfta tescilli 2006/10902 sayılı markanın yargılama sırasında kullanılmama nedeniyle iptal edilmesinin, dava tarihinde bu markanın varlığı nedeniyle sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle yeniden «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile men ve ref’i ile, «hakimin takdir yetkisi» kapsamında BK 51. maddesi uyarınca 500.000.- TL maddi ve 30.000.- TL manevi tazminat ile 14.02.2006 tarihinden itibaren «avans faizine» hüküm olunmuştur.
Asıl davanın açıldığı 30.03.2006 ve birleşen davanın açıldığı 17.03.2010 tarihi itibariyle geçerli olan usul kuralları 1086 sayılı mülga HUMK hükümleri olup, Mahkemece yargılamanın çok sonrasında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde yer alan «belirsiz alacak davası» hükümlerinin olaya uygulanması doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece, hem asıl davadaki «ıslah» talebi yönünden, hem de birleşen davada talep olunan manevi tazminat istemi yönünden davalı tarafın «zamanaşımı def»’ilerinin HUMK hükümlerine göre usulüne uygun ve süresinde ileri sürülüp sürülmediği denetlenerek zamanaşımı def’i konusunda öncelikle hüküm kurması gerekirken hatalı gerekçeyle davacının «belirsiz alacak davası» açtığı gerekçesiyle davalı tarafın zamanaşımı def’ilerinin reddi doğru olmadığı gibi, manevi tazminat istemlerinin HMK hükümleri doğrultusunda dahi belirsiz alacak …
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9085 E. 2011/10424 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3022 E. , 2022/7002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2019 gün ve 2018/34 - 2019/415 sayılı kararı onayan Daire'nin 09.02.2022 gün ve 2020/7400 - 2022/909 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının adına tescilli “MERİT” ibareli markalarının bulunduğunu, davalının müvekkilinin unvan ve markasında yer alan “Merit” sözcüğüyle iltibas yaratacak “Merit Life” ibaresini kullandığının tespit edildiğini, davalıya, davacının marka ve unvanına tecvüz teşkil eden ve haksız rekabet niteliğindeki eylemine son verilmesine ilişkin olarak ihtarname gönderildiyse de ihtarnameye cevap verilmediğini, davalının http://meritlife.net adresli bir internet sitesinin de bulunduğunu, günlük gazetelerde “Merit Life Göl Konakları” isminde reklamlar yayınlattığı gibi tanıtım-reklam amaçlı haberlerde de davalının “Merit Life” ibaresini kullanmaya devam ederek tecavüz eylemlerini sürdürdüğünü ileri sürerek, asıl davada davalının eylemleriyle davacı markasına tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, sonuçların giderilmesine, şimdilik 1.000.- TL maddi tazminatın tahsiline, verilecek kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş;
ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 4.000.000,00 TL'ye yükseltilmiştir. Birleşen davada ise, asıl davadaki tecavüze dayalı olarak 350.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının iştigal alanından tamamen farklı bir alanda faaliyet gösterdiğini, “Merit” ibaresinin davacının inhisarına bırakılabilecek bir ibare olmadığını, taraf markalarının bütün itibariyle birbirine benzemediğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, Mahkemece dosyada mevcut deliller uyarınca karar verilmesine ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre göre davalı vekilinin Dairemizin 09.02.2022 tarih ve 2020/7400 E. – 2022/909 K. sayılı Onama ilamına yönelik aşağıdaki bent dışındaki sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekili, 30.03.2006 tarihli asıl dava dilekçesinde; davalının eylemleriyle davacı markasına tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, sonuçların giderilmesine, şimdilik 1.000.- TL maddi tazminatın tahsiline, verilecek kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş;
12. 10.2011 tarihli ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat talebini 4.000.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
Davacı vekili, 17.03.2010 tarihli Birleşen İstanbul 3 FSHHM’nin 2006/540 E. sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde ise, asıl davada ileri sürdüğü tecavüze dayalı olarak 350.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref’i ile, 500.000.- TL maddi ve 35.000.- TL manevi tazminat ilişkin 10.12.2013 tarihli karar Dairemizce önce sadece vekalet ücreti yönünden bozulmuş, akabinde karar düzeltme aşamasında ise davalının 10.02.2006 – 24.02.2006 (davalının 2006/6792 saylıı marka tescil başvurusu yaptığı) tarihleri arasındaki 14 günlük kullanım süresinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine, davanın 30.03.2006 tarihinde açıldığı, davalı adına tescil olunan markanın mahkemece kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiği, karar sonrasında hükümsüz kılınan tescil kapsamı itibariyle davalı kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği cihetiyle inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle esastan bozulmuştur.
Ayrıca bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve davalı markasının tecavüze konu 37. sınıftaki inşaat hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının mülga 556 sayılı KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca karşı tarafın elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazanç talebinde bulunduğu, davacının davayı “belirsiz alacak davası” şeklinde açtığı, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacının dayandığı 37. sınıfta tescilli 2006/10902 sayılı markanın yargılama sırasında kullanılmama nedeniyle iptal edilmesinin, dava tarihinde bu markanın varlığı nedeniyle sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle yeniden marka hakkına tecavüzün tespiti ile men ve ref’i ile, hakimin takdir yetkisi kapsamında BK 51.
maddesi uyarınca 500.000.- TL maddi ve 30.000.- TL manevi tazminat ile 14.02.2006 tarihinden itibaren avans faizine hüküm olunmuştur.
Asıl davanın açıldığı 30.03.2006 ve birleşen davanın açıldığı 17.03.2010 tarihi itibariyle geçerli olan usul kuralları 1086 sayılı mülga HUMK hükümleri olup, Mahkemece yargılamanın çok sonrasında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde yer alan belirsiz alacak davası hükümlerinin olaya uygulanması doğru olmamıştır. O halde Mahkemece, hem asıl davadaki ıslah talebi yönünden, hem de birleşen davada talep olunan manevi tazminat istemi yönünden davalı tarafın zamanaşımı def’ilerinin HUMK hükümlerine göre usulüne uygun ve süresinde ileri sürülüp sürülmediği denetlenerek zamanaşımı def’i konusunda öncelikle hüküm kurması gerekirken hatalı gerekçeyle davacının belirsiz alacak davası açtığı gerekçesiyle davalı tarafın zamanaşımı def’ilerinin reddi doğru olmadığı gibi, manevi tazminat istemlerinin HMK hükümleri doğrultusunda dahi belirsiz alacak davası olarak açılamayacaklarının gözden kaçırılması da doğru olmamış ve hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemenin kabulüne göre de, mahkemece iptal davalarının ileriye etkili olduğu gerekçesiyle, dava tarihinde davacının 37. sınıfta tescilli markasının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizin 02/04/2015 tarih ve 2014/6633 E. - 2015/4600 K. sayılı ilamında da zikrolunduğu üzere, mehaz kanunlardaki düzenlemelerden hareketle, davacının haklı menfaatinin varlığı halinde “kullanmama nedeniyle iptal” sebebi dahil iptal davalarının geriye etkili olarak hüküm ifade edebileceği yönündeki içtihatı tartışılmaksızın hüküm tarihi itibariyle varlığı mevcut olmayan markaya istinaden marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Yine Mahkemenin kabulüne göre de, Dairemizin karar düzeltme aşamasında vermiş olduğu 14.09.2017 tarih ve 2016/1062 E. – 2017/4363 sayılı uyulan bozma ilamı ile marka hakkına tecavüz eyleminin ihtarnamenin çekildiği 10.02.2006 tarihi ile davalının marka başvurusunda bulunduğu 24.02.2006 tarihi arasındaki 48 günlük süre için KHK’nın 66/1-b maddesi uyarınca davalının elde ettiği maddi kazanca göre yoksun kalınan tazminata karar verilmesi gerekirken, Mahkemece hangi kıstaslara göre ve hangi tarih aralığındaki eylemler için olduğu vuzuha kavuşturulmaksızın BK’nın 51.maddesi uyarınca spot bir tazminata karar verilmesi de doğru olmamış ve bu sebeplerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin Onama ilamının kaldırılarak, hükmün yukarıdaki sebeplerle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) no’lu bentlerde yer alan sebeplerle davalının karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 09.02.2022 tarihli Onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın asıl ve birleşen davada anılan sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 13.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/866084900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz