6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi tahsis ücreti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8386 E. 2022/9290 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi tahsis ücreti 2006/1 sayılı tebliğ genel işlem koşulu ticari kredi ticari işletme tbk 99 komisyon istirdat kredi sözleşmesi tacir dosya masrafı yasal faiz

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 20 · TTK — TTK 20

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı bankanın tacir olması nedeniyle kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları isteyebileceğini, davalı bankanın davacıyı alınacak komisyon konusunda usulüne uygun olarak bilgilendirmediği, dosyaya sunulan sözleşme öncesi bilgilendirme formunda davacının imzasının bulunmadığı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 24. maddesinde bankanın kullandırdığı krediler nedeniyle kredi kullanandan her türlü masraf ve komisyon talep edebileceğinin belirtildiği, ancak masraf ve komisyon miktarı konusunda bir açıklık bulunmadığı, bu nedenle davacıdan kredi tahsis ücreti adı altında alınan ücretin haksız kesildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 11.812,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının kullandığı kredi nedeniyle haksız kesildiği iddia olunan tahsis ücretinin istirdadı talebidir. Mahkemece, yapılan kesintisinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesi “Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir...” düzenlemesi karşısında davalı bankanın kullandırdığı kredi ile ilgili faaliyeti ticari işletmesiyle ilgili ticari bir iş ve hizmet olup, bu işler karşılığında ücret talep etme hakkının yasal dayanağıdır.

Ancak alınacak ücretin ve oranının taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde belirlenmediği ve davalı bankanın kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce de davacıya bilgilendirme yapmadığı görülmekle sözleşme şartının 6098 sayılı TBK 20. ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem koşulu mahiyetinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğ uyarınca davalı bankanın Merkez Bankasına yaptığı bildirim oranları dosyaya kazandırılmış olup, buna göre davalı bankanın dava konusu krediler için uyguladığı kesinti oranın %2 olduğu belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da davalı bankanın davacının kullandığı kredi için %0,78 oranında kesinti yaptığı, davalı bankanın rayiç oranlarının altında yaptığı kesintinin aynı zamanda diğer banka uygulamalarının ortalamasının da altında ve makul olduğunu bildirmiştir. Bu durumda açıklanan nedenlerle davacının kullandığı ticari kredi nedeniyle yapılan kesintiyi talep edemeyeceği gerekçesiyle davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8386 E.  ,  2022/9290 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 13.04.2021 tarih ve 2018/20 E. - 2021/74 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ...Şubesi'nden 27.01.2016 tarihinde kredi kullandığını, kredinin kullanımı sırasında kendisinden 11.812,50 TL tahsis ücreti adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek, 11.812,50 TL 'nin davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, kredinin ticari nitelikte olduğunu, tarafların tacir olması nedeniyle sözleşmenin eşit şartlarda aktedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı bankanın tacir olması nedeniyle kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları isteyebileceğini, davalı bankanın davacıyı alınacak komisyon konusunda usulüne uygun olarak bilgilendirmediği, dosyaya sunulan sözleşme öncesi bilgilendirme formunda davacının imzasının bulunmadığı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 24. maddesinde bankanın kullandırdığı krediler nedeniyle kredi kullanandan her türlü masraf ve komisyon talep edebileceğinin belirtildiği, ancak masraf ve komisyon miktarı konusunda bir açıklık bulunmadığı, bu nedenle davacıdan kredi tahsis ücreti adı altında alınan ücretin haksız kesildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 11.812,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının kullandığı kredi nedeniyle haksız kesildiği iddia olunan tahsis ücretinin istirdadı talebidir. Mahkemece, yapılan kesintisinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesi “Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir...” düzenlemesi karşısında davalı bankanın kullandırdığı kredi ile ilgili faaliyeti ticari işletmesiyle ilgili ticari bir iş ve hizmet olup, bu işler karşılığında ücret talep etme hakkının yasal dayanağıdır.

Ancak alınacak ücretin ve oranının taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde belirlenmediği ve davalı bankanın kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce de davacıya bilgilendirme yapmadığı görülmekle sözleşme şartının 6098 sayılı TBK 20. ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem koşulu mahiyetinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğ uyarınca davalı bankanın Merkez Bankasına yaptığı bildirim oranları dosyaya kazandırılmış olup, buna göre davalı bankanın dava konusu krediler için uyguladığı kesinti oranın %2 olduğu belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da davalı bankanın davacının kullandığı kredi için %0,78 oranında kesinti yaptığı, davalı bankanın rayiç oranlarının altında yaptığı kesintinin aynı zamanda diğer banka uygulamalarının ortalamasının da altında ve makul olduğunu bildirmiştir.

Bu durumda açıklanan nedenlerle davacının kullandığı ticari kredi nedeniyle yapılan kesintiyi talep edemeyeceği gerekçesiyle davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/865781900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.