İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2720 E. 2022/6748 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 584↗ kesin hükümsüzlük↗ kefalet tarihi↗ akdi faiz oranı↗ takip talebi↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ esnaf↗ kat ihtarı↗ kefalet limiti↗ taleple bağlılık↗ akdi faiz↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ butlan↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ ticari işletme↗ temerrüt tarihi↗ müteselsil kefil↗ eş rızası↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli ihtarname ile hesap kat edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ... ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin rızası ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetlerle ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in kefalet limitinin 2.650.000,00 TL olduğu, akdi faiz oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, temerrüt faiz oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen taleple bağlılık gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, hesap kat ihtarının tebliği ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların temerrüt tarihinin 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak asıl alacak ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ... kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, takip talebi nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara alınarak takip tarihi sonrası davalı şirket yönünden 1.042.719,21 TL üzerinden davalı kefiller ... ve ... yönünden ise 1.000.000,00 TL üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesinin 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı kefil ...'in kefalet tarihinin 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin muvafakatname düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması kefalet sözleşmesinin tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğü (butlanı) sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin geçersizliğini ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin istinafının incelendiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosyaya sunulan ‘‘ticari krediler eş muvafakatnamesi’’ belgesinin gerek sağ üst köşesinde gerekse muvafakat tarihi kısmında 02.05.2017 yazılmış ise de ardı sıra bu tarihin çizilerek tekraren 28.04.2017 tarihinin yazıldığı ve bu tarihlerin altına ...’in eşi olan ... tarafından atılmış 2 adet inkar edilmeyen imza ile teyit edildiği görülmekle bu durumda mahkemece 02.05.2017 tarihinin sehven atıldığı sonucuna varılarak eş rızasının usulüne uygun bir şekilde alındığının kabulü ile uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12388 E. 2016/8554 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · kefil · ticaret sicili · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere «müşterek borçlu müteselsil kefil» oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli «ihtarname» ile «hesap kat» edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ... ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin «rızası» ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre «ticaret siciline» kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetlerle ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in «kefalet limitinin» 2.650.000,00 TL olduğu, «akdi faiz oranının» ihracat döviz kredisi, «ticari kredi» ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, «temerrüt faiz» oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen «taleple bağlılık» gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, «hesap kat ihtarının tebliği» ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların «temerrüt tarihinin» 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak «asıl alacak» ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ... kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, «takip talebi» nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara …
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında «genel kredi sözleşmesinin» 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı «kefil» ...'in «kefalet tarihinin» 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin «muvafakatname» düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması «kefalet sözleşmesinin» tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin «kesin hükümsüzlüğü» («butlanı») sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin «geçersizliğini» ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin «istinafının incelendiği», mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen karar …
Benzer bu karardaİhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine ....04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.....2006 tarihli ve 5570 sayılı ... .... ...
Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · tüzel kişilik · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, asıl borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne; borçlu ...... yönünden ise bu kişinin evli olduğu, eşinin rızasının alındığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, ihtiyati haciz talep dilekçesinde, bu kişinin «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretinin eklendiği belirtilmesine rağmen, ekli evrakların incelenmesinde buna ilişkin bir belge bulunmadığının g …
İhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1306 E. 2016/1277 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · kefil · ticaret sicili · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere «müşterek borçlu müteselsil kefil» oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli «ihtarname» ile «hesap kat» edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ... ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin «rızası» ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre «ticaret siciline» kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetlerle ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in «kefalet limitinin» 2.650.000,00 TL olduğu, «akdi faiz oranının» ihracat döviz kredisi, «ticari kredi» ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, «temerrüt faiz» oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen «taleple bağlılık» gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, «hesap kat ihtarının tebliği» ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların «temerrüt tarihinin» 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak «asıl alacak» ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ... kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, «takip talebi» nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara …
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında «genel kredi sözleşmesinin» 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı «kefil» ...'in «kefalet tarihinin» 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin «muvafakatname» düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması «kefalet sözleşmesinin» tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin «kesin hükümsüzlüğü» («butlanı») sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin «geçersizliğini» ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin «istinafının incelendiği», mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen karar …
Benzer bu karardaBu itibarla, alacaklı banka tarafından «müteselsil kefiller» ... ve ...'nın ortağı oldukları ...Kollektif Şirketi ... ve Ortağı unvanlı şirkete 22.11.2013, 27.12.2013, 18.04.2014 ve 18.12.2014 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak bu «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan, yine talebe dayanak 30.03.2009 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte de müteselsil kefillerin birbirleri ile evli olduklar …
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haklarında «ihtiyati haciz» istenilen ... ile ...'nın sözleşmelerde «kefil» durumunda bulunduğu, kefillerin evli olduğu, fakat Türk Borçlar Kanunu'nun 584.maddesi gereğince eşlerinin rızasının alındığına ilişkin evrak bulunmadığı ve ayrıca ihtiyati haciz dayanağı evrak asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haklarında «ihtiyati haciz» istenilen ... ile ...'nın sözleşmelerde «kefil» durumunda bulunduğu, kefillerin evli olduğu, fakat Türk Borçlar Kanunu'nun 584.maddesi gereğince eşlerinin rızasının alındığına ilişkin evrak bulunmadığı ve ayrıca ihtiyati haciz dayanağı evrak asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · muvafakat · genel kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere «müşterek borçlu müteselsil kefil» oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli «ihtarname» ile «hesap kat» edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ... ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin «rızası» ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre «ticaret siciline» kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetlerle ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in «kefalet limitinin» 2.650.000,00 TL olduğu, «akdi faiz oranının» ihracat döviz kredisi, «ticari kredi» ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, «temerrüt faiz» oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen «taleple bağlılık» gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, «hesap kat ihtarının tebliği» ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların «temerrüt tarihinin» 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak «asıl alacak» ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ... kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, «takip talebi» nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara …
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında «genel kredi sözleşmesinin» 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı «kefil» ...'in «kefalet tarihinin» 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin «muvafakatname» düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması «kefalet sözleşmesinin» tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin «kesin hükümsüzlüğü» («butlanı») sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin «geçersizliğini» ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin «istinafının incelendiği», mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen karar …
2-Dosyaya sunulan ‘‘ticari krediler eş «muvafakatnamesi»’’ belgesinin gerek sağ üst köşesinde gerekse muvafakat tarihi kısmında 02.05.2017 yazılmış ise de ardı sıra bu tarihin çizilerek tekraren 28.04.2017 tarihinin yazı …
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
Şirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaKararı «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmede «müteselsil kefil» ...'in eşinin «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4679 E. 2016/4907 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · kefil · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… ılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere «müşterek borçlu müteselsil kefil» oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli «ihtarname» ile «hesap kat» edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ... ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin «rızası» ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre «ticaret siciline» kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetlerle ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in «kefalet limitinin» 2.650.000,00 TL olduğu, «akdi faiz oranının» ihracat döviz kredisi, «ticari kredi» ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, «temerrüt faiz» oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen «taleple bağlılık» gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, «hesap kat ihtarının tebliği» ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların «temerrüt tarihinin» 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak «asıl alacak» ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ... kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, «takip talebi» nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara …
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında «genel kredi sözleşmesinin» 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı «kefil» ...'in «kefalet tarihinin» 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin «muvafakatname» düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması «kefalet sözleşmesinin» tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin «kesin hükümsüzlüğü» («butlanı») sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin «geçersizliğini» ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin «istinafının incelendiği», mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen karar …
Benzer bu karardaMüşterek borçlu ve «müteselsil kefil» «esnaf» olduğundan TBK'nın 584. maddesine 6455 S.Y. ile eklenmiş fıkradaki "Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek «kefaletler»" ibaresi doğrultusunda eş «rızası» aranmaz.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, gerek sözleşme tarihinin «kefil» tarafından elle yazılması ve gerekse eşin rızasının bulunması hususunun, Kefalet Sözleşmesinin kurucu ve «emredici» hükümleri olarak düzenlenmiş, olduğu, dosya kapsamında bu unsurların yerine getirildiği sabit olmadığı, Kefalet Sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca «kefil» yönünden «kefalete» yönelik bir «ipotek» de bulunmadığından kefil bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · emredici hüküm · ipotek · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, gerek sözleşme tarihinin «kefil» tarafından elle yazılması ve gerekse eşin rızasının bulunması hususunun, Kefalet Sözleşmesinin kurucu ve «emredici» hükümleri olarak düzenlenmiş, olduğu, dosya kapsamında bu unsurların yerine getirildiği sabit olmadığı, Kefalet Sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, ihtiyati haciz isteme koşulları İİK «257». maddesinde belirlenmiştir.
Ayrıca «kefil» yönünden «kefalete» yönelik bir «ipotek» de bulunmadığından kefil bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2720 E. , 2022/6748 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.11.2020 tarih ve 2019/144 E- 2020/678 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.02.2021 tarih ve 2021/51 E- 2021/264 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili banka ile davalılar ...,... ve ...’in müşterek ve müteselsil kefaletiyle diğer davalı ... Sürücü Koltukları San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye krediler kullandırıldığını ve ticari kredi kartı tesis edildiğini, davalıların ihracat döviz kredisi,ticari kredi, borçlu cari kredi, esnek ticari hesap ve business karttan kaynaklı borçlarını ödemediklerini, davalılara ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 27/07/2012, 07/06/2013, 26/04/2012, 15/04/2016 ve 28/04/2017 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişilerin işbu kredi sözleşmelere müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine davacı tarafından 02/01/2019 tarihli ihtarname ile hesap kat edilerek davalılar aleyhine takip başlatıldığı, takibin dayanağının 27/07/2012 tarihli 520.000,00 TL bedelli GKS ile işbu GKS'ye bağlı 07/06/2013 tarihli limit arttırım sözleşmesi, 26/04/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarih 1.000.000,00 TL bedelli ve 15/04/2016 tarihli 350.000,00 TL bedelli sözleşmelerin akdedildiği, kefiller ...
ve ...'in sorumluluk tutarının ayrı ayrı 2.650.000,00 TL, ...'in 1.350.000,00 TL olduğu, davalı gerçek kişilerin sözleşmelerde imzalarının bulunduğunun tespit edildiği,TBK 584. maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin rızası ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında verilmiş olmasının şart olduğu, maddenin 2.fıkrasında ise eş rızasının aranmayacağı haller gösterilmiş olup, buna göre ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetlerle ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler ve 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı, dosya kapsamından davalılardan ...'in davalı borçlu şirketin ortak ve yöneticisinin olmadığı, evli olması sebebiyle kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızasının gerektiği, dosya kapsamından ise eş rızasının tespit edilemediği, kullandırılan kredinin de TBK 584/2 maddesi kapsamında kredilerden olmadığı anlaşılmakla geçerli bir kefaleti olmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı gerçek kişilerden ...
ve ...'in sözleşme ve limit arttırım tarihlerinde asıl borçlu ...'nin ortak ve yöneticisi oldukları, bu davalılar yönünden kefaletlerin geçerli olduğu , davalı kefil ... ve ...'in kefalet limitinin 2.650.000,00 TL olduğu, akdi faiz oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %55,50 , ...ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise tarihler itibariyle bilirkişi raporunda ayrı ayrı tespit edildiği, temerrüt faiz oranının ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklanan alacak için %90 olmasına rağmen taleple bağlılık gereği %46,8 , ... ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacak için ise %33 olduğu, hesap kat ihtarının tebliği ve verilen 24 saatlik ödeme süresine göre tüm davalıların temerrüt tarihinin 06/01/2019 olduğunun tespit edildiği,hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda her bir kredi türü için ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, ihracat döviz kredisi, ticari kredi ve borçlu cari krediden kaynaklı alacakların hesaplanması yönünden her bir ticari kredi yönünden kat tarihi itibariyle akdi faiz uygulanarak alacak tespit edildikten sonra kat tarihiyle temerrüt tarihi arasında yine akdi faiz uygulanarak asıl alacak ve ferilerin tespit edildiği, temerrüt tarihinden 30/01/2019 takip tarihi arasında ise temerrüt faizi uygulanarak asıl alacak ve ferilerinin belirlendiği, bu kredi türü için 1.460.746,58 TL toplam asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.510.015,13 TL olarak tespit edildiği, raporunda ...
kaynaklı alacak hesabı ve esnek ticari hesaptan kaynaklı alacak hesabının da aynı yöntemle yapıldığı 1.830,14 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 1.871,84 TL olarak tespit edildiği, takip talebi nazara alınarak davalı kefil ... ve ...'in yönünden asıl alacak 1.000.000,00 TL olarak kabul edilerek buna göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca yine talep nazara alınarak takip tarihi sonrası davalı şirket yönünden 1.042.719,21 TL üzerinden davalı kefiller ... ve ... yönünden ise 1.000.000,00 TL üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka ile asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesinin 28/04/2017 tarihinde düzenlendiği, davalı kefil ...'in kefalet tarihinin 28/04/2017 olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ...'in eş rızasına ilişkin muvafakatname düzenleme tarihinin 02/05/2017 tarihi olduğu, aynı tarihli eş muvafakatnamesi belgesinde muvafakat tarihi 02/05/2017 tarihinin üstü çizilerek 28/04/2017 tarihi yazıldığı, ancak belgenin düzenleme tarihinde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle eş muvafakatnamesine ilişkin belgenin kredi sözleşmesinin düzenlendiği 28/04/2017 tarihinden sonraki bir tarih olduğu, eş rızasının varlığını, eş rızasının sözleşmeden önce veya sözleşme anında düzenlendiğini ve bunun geçerli olduğunu iddia eden tarafın ispatlaması gerekiği, bu kişinin ise esas itibariyle alacaklı olduğu, diğer taraftan eşin rızasının alınması kefalet sözleşmesinin tamamlayacı unsuru değil, geçerlilik unsuru olduğundan ve bahsi geçen sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eş rızasının mutlaka alınması gerektiğinden, bu rızasının alınmaması kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğü (butlanı) sonucunu doğuracağı, eşin rızasının bulunup bulunmadığı hususunun hakim tarafından resen dikkate alınacağı ayrıca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra kefil olan kişinin eşinin kefalete sonradan onay vermesi veya alacaklının iyi niyetli olması da sözleşmenin geçersizliğini ortadan kaldırmayacağı, mahkemece bu husus gözönüne alınarak sözleşmenin kurulması sırasında davalılardan ...'in eş rızasının sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, mahkemenin bu yöndeki kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının tazminat miktarına ilişkin istinafının incelendiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yapıldığı, rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosyaya sunulan ‘‘ticari krediler eş muvafakatnamesi’’ belgesinin gerek sağ üst köşesinde gerekse muvafakat tarihi kısmında 02.05.2017 yazılmış ise de ardı sıra bu tarihin çizilerek tekraren 28.04.2017 tarihinin yazıldığı ve bu tarihlerin altına ...’in eşi olan ... tarafından atılmış 2 adet inkar edilmeyen imza ile teyit edildiği görülmekle bu durumda mahkemece 02.05.2017 tarihinin sehven atıldığı sonucuna varılarak eş rızasının usulüne uygun bir şekilde alındığının kabulü ile uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858238100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz