İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3808 E. 2022/6614 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ resmi belgede sahtecilik↗ takip talebi↗ zimmet↗ sahtecilik↗ ciro↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ fatura↗ çek↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı yanın dosya kapsamındaki deliller itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının 26.02.2010 tarihine kadar davacı şirketin ... şubesinin ticari vekili olarak görev yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının görev yaptığı dönemde tahsil ettiği bir takım fatura bedellerini ve bir adet çeki bedelini şirkete aktarmayıp zimmetine geçirdiği iddia etmiştir. Bu hususta davacı yanca 6 adet tutanak düzenlenmiş olup, bu tutanakların ilk dördüne davalı da imza atmış ve tespit edilen kasa açığını kabul etmiştir. Ancak dosya kapsamından ve takip talebine ekli belgelerden, davacının belirtilen 4 adet tutanağa dayalı olarak alacak talebinde bulunmadığı, alacağın davalının imzası bulunmayan 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklara dayandırıldığı, davalının kabulünde olan kasa açığının ise dönem içerisinde mahsuplaşmayla kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklarda belirtildiği şekilde davalının tahsil ettiği fatura ve 1 adet çekin bedelini zimmetine geçirip geçirmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereklerine tam olarak riayet edilmediği anlaşılmaktadır. Zira, bozma ilamında, davacının belirtilen iddiasını ispat zımmında borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak çek ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiği, mahkemece talep edildiği şekilde araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş, bunun yanında, davacının davalının ticari vekillikten kaynaklanan alacağını mahsup ederek talepte bulunduğu, mahsubun davalının gerçek alacak miktarı belirlenerek doğru şekilde yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemece, dava konusu çeki davacıya ciro eden “Doğu İş Tesktil” isimli firmaya müzekkere yazılarak belirtilen hususta bilgi istenilmişse de adı geçen firma tarafından müzekkereye cevap verilmemiş, adı geçene yeniden müzekkere yazılmamıştır. Bunun yanında, mahkemece, davalının ticari vekillikten kaynaklı alacağı olup olmadığının davacı nezdinde araştırılması gerektiği gözden kaçırılarak, bu hususun yazılan müzekkerelerle müşteriler nezdinde araştırıldığı da görülmektedir. Bunun yanında, davalı hakkında davaya konu çeki sahte olarak düzenlendiğinden bahisle ceza davası açılmış, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/75 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda davalı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum olmuş, karar Yargıtay’ca onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu çekin sahte olarak düzenlediğinin sabit olduğu gözetilerek, söz konusu çekin kasa açığını kapatmak için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi ve uyulan bozma ilamının gereklerine uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1347 E. 2017/2454 K.
Ortak:kasa açığı · mahsup · fatura · çek · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaAncak dosya kapsamından ve «takip talebine» ekli belgelerden, davacının belirtilen 4 adet tutanağa dayalı olarak alacak talebinde bulunmadığı, alacağın davalının imzası bulunmayan 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklara dayandırıldığı, davalının kabulünde olan «kasa açığının» ise dönem içerisinde «mahsuplaşmayla» kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Zira, bozma ilamında, davacının belirtilen iddiasını ispat zımmında borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak «çek» ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiği, mahkemece talep edildiği şekilde araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş, bunun yanında, davacının davalının ticari vekillikten kaynaklanan alacağını «mahsup» ederek talepte bulunduğu, mahsubun davalının gerçek alacak miktarı belirlenerek doğru şekilde yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu çekin sahte olarak düzenlediğinin sabit olduğu gözetilerek, söz konusu çekin «kasa açığını» kapatmak için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi ve uyulan bozma ilamının gereklerine uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari vekillik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının «kasa açığını» ve tahsil edilen «fatura» açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan «çek» bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, davacının dava dilekçesinde, «kasa açığı» olarak tespit ettiği tutardan davalının yaptığı gider ve harcamaları ile «hakedişlerini» «mahsup» ederek 41.611 TL talep ettiği de gözetilerek, gerekli yerlere müzekkereler yazılıp, taraflar arasında imzalanan tutanaklar ve diğer tüm delillerle kasa açığı tespit edildikten sonra davalının yaptığı giderler ve hakedişler de bu tutardan düşülerek davacının işbu davada davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespiti için dosyada mevcut «bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi» de giderecek şekilde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; ilk ve «son» bilirkişi raporunun davacı tarafından tutulan tutanaklara itibar edilerek hazırlandığı, tutanakların içeriklerinde yer alan borcun dayanağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tüm belge ve tutanakların değerlendirildiği 17/10/2014 tarihli rapora itibar edildiği, buna göre davacının 11.827,74 TL «fatura» açığına ve 41.611 TL «kasa açığına» ilişkin iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığı, davacının uhdesinde bulunan 13.500 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğine dair de herhan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekillik sözleşmesi · bilirkişi raporları arasında çelişki · hakediş · kabul beyanı · ikrar · icra takibine itiraz · keşideci · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari vekillik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının «kasa açığını» ve tahsil edilen «fatura» açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan «çek» bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafından «kasa açığına» ilişkin farklı tarihlerde tutulan tutanakların altında davalının da imzası ve açıkça kasa açığına dair «kabul beyanı» varken bu tutanaklara itibar edilmemesi de doğru olmamıştır.
O halde mahkemece, davaya konu çekin «keşidecisi» şirkete ve davalı adına faturaları düzenleyen şirketlere müzekkere yazılarak davalıya herhangi bir ödemede bulunup bulunmadıklarının sorulması, «kasa açığına» ilişkin davalının da «ikrarı» ve imzası bulunan tutanaklara da itibar edilmesi ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, davacının dava dilekçesinde, «kasa açığı» olarak tespit ettiği tutardan davalının yaptığı gider ve harcamaları ile «hakedişlerini» «mahsup» ederek 41.611 TL talep ettiği de gözetilerek, gerekli yerlere müzekkereler yazılıp, taraflar arasında imzalanan tutanaklar ve diğer tüm delillerle kasa açığı tespit edildikten sonra davalının yaptığı giderler ve hakedişler de bu tutardan düşülerek davacının işbu davada davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespiti için dosyada mevcut «bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi» de giderecek şekilde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · mahsup
İncelediğiniz karardaAncak dosya kapsamından ve «takip talebine» ekli belgelerden, davacının belirtilen 4 adet tutanağa dayalı olarak alacak talebinde bulunmadığı, alacağın davalının imzası bulunmayan 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklara dayandırıldığı, davalının kabulünde olan «kasa açığının» ise dönem içerisinde «mahsuplaşmayla» kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bu hususta davacı yanca 6 adet tutanak düzenlenmiş olup, bu tutanakların ilk dördüne davalı da imza atmış ve tespit edilen «kasa açığını» kabul etmiştir.
Zira, bozma ilamında, davacının belirtilen iddiasını ispat zımmında borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak «çek» ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiği, mahkemece talep edildiği şekilde araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş, bunun yanında, davacının davalının ticari vekillikten kaynaklanan alacağını «mahsup» ederek talepte bulunduğu, mahsubun davalının gerçek alacak miktarı belirlenerek doğru şekilde yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı
İncelediğiniz karardaBu hususta davacı yanca 6 adet tutanak düzenlenmiş olup, bu tutanakların ilk dördüne davalı da imza atmış ve tespit edilen «kasa açığını» kabul etmiştir.
Ancak dosya kapsamından ve «takip talebine» ekli belgelerden, davacının belirtilen 4 adet tutanağa dayalı olarak alacak talebinde bulunmadığı, alacağın davalının imzası bulunmayan 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklara dayandırıldığı, davalının kabulünde olan «kasa açığının» ise dönem içerisinde «mahsuplaşmayla» kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu çekin sahte olarak düzenlediğinin sabit olduğu gözetilerek, söz konusu çekin «kasa açığını» kapatmak için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi ve uyulan bozma ilamının gereklerine uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · ihtar · ıslah · yönetim kurulu kararı · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3808 E. , 2022/6614 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.03.2021 tarih ve 2017/443 E. - 2021/85 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ... Şubesi'nde ticari vekil olarak faaliyet gösterdiğini, yapılan denetimlerde davalının kasa açığı verdiğini, 26/02/2010 tarihinde şubede yapılan son kasa kontrolünde 28.111,65 TL nakit parayı zimmetine geçirdiği ve müşteri borcundan mahsup edilmek üzere alınan... Kurumu A.Ş.'ye ait ... çek nolu 13.500.- TL miktarlı karşılıksız çıkan çek tutarı ile birlikte toplam müvekkili şirketin 41.611.- TL zarara uğradığını, davalıya 41.156,72 TL'nin müvekkili şirketin banka hesabına yatırılması için ihtarname gönderildiğini, bu meblağın yatırılmaması nedeniyle ilamsız takip başlattıklarını, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şahsi ödemeleri için nakit kullanmadığını, eski tarihli tahsilatı gecikmiş olan faturaların sistemde tahsil gösterilmesinden kaynaklanan açık miktarlarının kasa kontrollerinde tespit edildiğini, acentalığı döneminde kendisine nakit para verilmediğini, acentenin ihtiyaçları için davacı Şirket'in sözlü onayı alınarak harcama yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı yanın dosya kapsamındaki deliller itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının 26.02.2010 tarihine kadar davacı şirketin ... şubesinin ticari vekili olarak görev yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının görev yaptığı dönemde tahsil ettiği bir takım fatura bedellerini ve bir adet çeki bedelini şirkete aktarmayıp zimmetine geçirdiği iddia etmiştir. Bu hususta davacı yanca 6 adet tutanak düzenlenmiş olup, bu tutanakların ilk dördüne davalı da imza atmış ve tespit edilen kasa açığını kabul etmiştir. Ancak dosya kapsamından ve takip talebine ekli belgelerden, davacının belirtilen 4 adet tutanağa dayalı olarak alacak talebinde bulunmadığı, alacağın davalının imzası bulunmayan 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklara dayandırıldığı, davalının kabulünde olan kasa açığının ise dönem içerisinde mahsuplaşmayla kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 25.02.2010 ve 13.03.2010 tarihli tutanaklarda belirtildiği şekilde davalının tahsil ettiği fatura ve 1 adet çekin bedelini zimmetine geçirip geçirmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereklerine tam olarak riayet edilmediği anlaşılmaktadır. Zira, bozma ilamında, davacının belirtilen iddiasını ispat zımmında borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak çek ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiği, mahkemece talep edildiği şekilde araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş, bunun yanında, davacının davalının ticari vekillikten kaynaklanan alacağını mahsup ederek talepte bulunduğu, mahsubun davalının gerçek alacak miktarı belirlenerek doğru şekilde yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu çeki davacıya ciro eden “Doğu İş Tesktil” isimli firmaya müzekkere yazılarak belirtilen hususta bilgi istenilmişse de adı geçen firma tarafından müzekkereye cevap verilmemiş, adı geçene yeniden müzekkere yazılmamıştır. Bunun yanında, mahkemece, davalının ticari vekillikten kaynaklı alacağı olup olmadığının davacı nezdinde araştırılması gerektiği gözden kaçırılarak, bu hususun yazılan müzekkerelerle müşteriler nezdinde araştırıldığı da görülmektedir. Bunun yanında, davalı hakkında davaya konu çeki sahte olarak düzenlendiğinden bahisle ceza davası açılmış, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/75 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda davalı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum olmuş, karar Yargıtay’ca onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu çekin sahte olarak düzenlediğinin sabit olduğu gözetilerek, söz konusu çekin kasa açığını kapatmak için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi ve uyulan bozma ilamının gereklerine uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858228700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz