İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1347 E. 2017/2454 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari vekillik sözleşmesi↗ kasa açığı↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ hakediş↗ kabul beyanı↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ mahsup↗ keşideci↗ fatura↗ çek↗ eksik inceleme↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; ilk ve son bilirkişi raporunun davacı tarafından tutulan tutanaklara itibar edilerek hazırlandığı, tutanakların içeriklerinde yer alan borcun dayanağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tüm belge ve tutanakların değerlendirildiği 17/10/2014 tarihli rapora itibar edildiği, buna göre davacının 11.827,74 TL fatura açığına ve 41.611 TL kasa açığına ilişkin iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığı, davacının uhdesinde bulunan 13.500 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğine dair de herhangi bir belge ve delil bulunmadığı, davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari vekillik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının kasa açığını ve tahsil edilen fatura açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan çek bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporları incelendiğinde her birinde farklı ve çelişkili sonuçlara varıldığı görülmekte olup, davacının alacak miktarı ilk raporda 15.399 TL, ikinci raporda 40.726 TL, son raporda ise 28.111 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafından kasa açığına ilişkin farklı tarihlerde tutulan tutanakların altında davalının da imzası ve açıkça kasa açığına dair kabul beyanı varken bu tutanaklara itibar edilmemesi de doğru olmamıştır. Ayrıca davacı, davalının 13.500TL tutarlı müşteri çekini ve çok sayıda faturayı tahsil etmiş olmasına rağmen kayıtlarında tahsil edilmemiş görüldüğünü, bu hususta borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak çek ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep etmiş ise de mahkemece davalının bu talebi karşılanmayıp alacağını ispata yarar delil sunmuşken bu konuda araştırma yapılmamış ve eksik inceleme ile dosya neticelendirilmiştir. O halde mahkemece, davaya konu çekin keşidecisi şirkete ve davalı adına faturaları düzenleyen şirketlere müzekkere yazılarak davalıya herhangi bir ödemede bulunup bulunmadıklarının sorulması, kasa açığına ilişkin davalının da ikrarı ve imzası bulunan tutanaklara da itibar edilmesi ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte, davacının dava dilekçesinde, kasa açığı olarak tespit ettiği tutardan davalının yaptığı gider ve harcamaları ile hakedişlerini mahsup ederek 41.611 TL talep ettiği de gözetilerek, gerekli yerlere müzekkereler yazılıp, taraflar arasında imzalanan tutanaklar ve diğer tüm delillerle kasa açığı tespit edildikten sonra davalının yaptığı giderler ve hakedişler de bu tutardan düşülerek davacının işbu davada davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespiti için dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · mahsup · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; ilk ve «son» bilirkişi raporunun davacı tarafından tutulan tutanaklara itibar edilerek hazırlandığı, tutanakların içeriklerinde yer alan borcun dayanağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tüm belge ve tutanakların değerlendirildiği 17/10/2014 tarihli rapora itibar edildiği, buna göre davacının 11.827,74 TL «fatura» açığına ve 41.611 TL «kasa açığına» ilişkin iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığı, davacının uhdesinde bulunan 13.500 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğine dair de herhan …
Bununla birlikte, davacının dava dilekçesinde, «kasa açığı» olarak tespit ettiği tutardan davalının yaptığı gider ve harcamaları ile «hakedişlerini» «mahsup» ederek 41.611 TL talep ettiği de gözetilerek, gerekli yerlere müzekkereler yazılıp, taraflar arasında imzalanan tutanaklar ve diğer tüm delillerle kasa açığı tespit edildikten sonra davalının yaptığı giderler ve hakedişler de bu tutardan düşülerek davacının işbu davada davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespiti için dosyada mevcut «bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi» de giderecek şekilde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, taraflar arasındaki «ticari vekillik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının «kasa açığını» ve tahsil edilen «fatura» açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan «çek» bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; ilk ve «son» bilirkişi raporunun davacı tarafından tutulan tutanaklara itibar edilerek hazırlandığı, tutanakların içeriklerinde yer alan borcun dayanağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tüm belge ve tutanakların değerlendirildiği 17/10/2014 tarihli rapora itibar edildiği, buna göre davacının 11.827,74 TL «fatura» açığına ve 41.611 TL «kasa açığına» ilişkin iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığı, davacının uhdesinde bulunan 13.500 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğine dair de herhan …
Dava, taraflar arasındaki «ticari vekillik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının «kasa açığını» ve tahsil edilen «fatura» açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan «çek» bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporları incelendiğinde her birinde farklı ve çelişkili sonuçlara varıldığı görülmekte olup, davacının alacak miktarı ilk raporda 15.399 TL, ikinci raporda 40.726 TL, «son» raporda ise 28.111 TL olarak hesaplanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · ihtar · ıslah · yönetim kurulu kararı · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1347 E. , 2017/2454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2015 tarih ve 2011/447-2015/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkili şirketin ... Şubesi'nde ticari vekil olarak faaliyet gösterdiğini, yapılan denetimlerde davalının kasa açığı verdiğini, 26/02/2010 tarihinde şubede yapılan son kasa kontrolünde 28.111,65 TL nakit parayı zimmetine geçirdiği ve müşteri borcundan mahsup edilmek üzere alınan ... Kurumu A.Ş'ye ait 4065423 çek nolu 13.500 TL miktarlı karşılıksız çıkan çek tutarı ile birlikte toplam müvekkili şirketin 41.611 TL zarara uğradığını, davalıya 41.156,72 TL'nin müvekkili şirketin banka hesabına yatırılması için ihtarname gönderildiğini, bu meblağın yatırılmaması nedeniyle ilamsız takip başlattıklarını, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin şahsi ödemeleri için nakit kullanmadığını, eski tarihli tahsilatı gecikmiş olan faturaların sistemde tahsil gösterilmesinden kaynaklanan açık miktarlarının kasa kontrollerinde tespit edildiğini, acentalığı döneminde kendisine nakit para verilmediğini, acentenin ihtiyaçları için davacı Şirket'in sözlü onayı alınarak harcama yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; ilk ve son bilirkişi raporunun davacı tarafından tutulan tutanaklara itibar edilerek hazırlandığı, tutanakların içeriklerinde yer alan borcun dayanağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tüm belge ve tutanakların değerlendirildiği 17/10/2014 tarihli rapora itibar edildiği, buna göre davacının 11.827,74 TL fatura açığına ve 41.611 TL kasa açığına ilişkin iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığı, davacının uhdesinde bulunan 13.500 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğine dair de herhangi bir belge ve delil bulunmadığı, davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari vekillik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, sonuç olarak davacının kasa açığını ve tahsil edilen fatura açığını ispata yarar belgesi bulunmadığı, iddia olunan çek bedelinin de davalı tarafından tahsil edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporları incelendiğinde her birinde farklı ve çelişkili sonuçlara varıldığı görülmekte olup, davacının alacak miktarı ilk raporda 15.399 TL, ikinci raporda 40.726 TL, son raporda ise 28.111 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafından kasa açığına ilişkin farklı tarihlerde tutulan tutanakların altında davalının da imzası ve açıkça kasa açığına dair kabul beyanı varken bu tutanaklara itibar edilmemesi de doğru olmamıştır. Ayrıca davacı, davalının 13.500TL tutarlı müşteri çekini ve çok sayıda faturayı tahsil etmiş olmasına rağmen kayıtlarında tahsil edilmemiş görüldüğünü, bu hususta borçlu olan firmalara müzekkere yazılarak çek ve faturalar karşılığında davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep etmiş ise de mahkemece davalının bu talebi karşılanmayıp alacağını ispata yarar delil sunmuşken bu konuda araştırma yapılmamış ve eksik inceleme ile dosya neticelendirilmiştir.
O halde mahkemece, davaya konu çekin keşidecisi şirkete ve davalı adına faturaları düzenleyen şirketlere müzekkere yazılarak davalıya herhangi bir ödemede bulunup bulunmadıklarının sorulması, kasa açığına ilişkin davalının da ikrarı ve imzası bulunan tutanaklara da itibar edilmesi ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte, davacının dava dilekçesinde, kasa açığı olarak tespit ettiği tutardan davalının yaptığı gider ve harcamaları ile hakedişlerini mahsup ederek 41.611 TL talep ettiği de gözetilerek, gerekli yerlere müzekkereler yazılıp, taraflar arasında imzalanan tutanaklar ve diğer tüm delillerle kasa açığı tespit edildikten sonra davalının yaptığı giderler ve hakedişler de bu tutardan düşülerek davacının işbu davada davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespiti için dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358346900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz