6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Geçerli vekaletnameye uygun kredi kullandıran bankanın sorumsuzluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3374 E. 2022/7370 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Kişi, vekaletname ile bir kişiyi bankalardan adına kredi kullanmaya yetkilendirmişse, bu geçerli vekaletnameye uygun olarak kullandırılan kredilerden sorumludur. Banka geçerli vekaletnameye ve içeriğine uygun işlem yaptığı sürece kusurlu sayılmaz; bankanın güven kurumu olması, vekaletname içeriğinde açıkça yetki verilen hususlarda ayrıca araştırma veya asilden teyit alma zorunluluğu doğurmaz.

Ele alınan sorunlar

Geçerli vekaletnameye dayalı kredi kullandırımında bankanın sorumluluğu ve vekaletname verenin sorumluluğu → ret

İddia: Davacı, farklı amaçlı vekaletnameyle aldatılarak kredi kullandırıldığını, aynı yöntemle çok sayıda kişiye kredi veren bankanın teyit almadan işlem yapmakla özen yükümlülüğünü ihlal ederek ağır kusurlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının verdiği vekaletname ile Türkiye'deki tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda dava dışı kişiler yetkilendirilmiş; bu geçerli vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullanılmıştır. Bankanın geçerli vekaletnameye uygun işlem yapması karşısında davacı kredilerden sorumludur. Bankaların güven kurumu olması, tek başına vekaletnameye değer vermemesini veya vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapmasını zorunlu kılmaz. Bu itibarla bankanın vekaletname uyarınca kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygun olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hüküm davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Geçerli vekaletnameye ve içeriğine uygun kredi kullandıran bankanın, güven kurumu olması nedeniyle ayrıca araştırma/teyit yükümlülüğü bulunmadığı ve vekaletname veren kişinin kredilerden sorumlu olduğu yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit istirdat vekaletname vekaleten kredi kullandırımı bankanın özen yükümlülüğü güven kurumu müterafik kusur

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Geçerli vekâletnameye uygun kredi kullandıran bankanın sorumsuzluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3406 E. 2024/973 K.

    Ortak: · Menfi tespit

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7459 E. 2022/2065 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3374 E.  ,  2022/7370 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.09.2017 tarih ve 2014/914 E. - 2017/766 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/143 E. - 2021/170 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ticari plakalı taksi sahibi olan müvekkilinin taksiyi dava dışı ...’a kiraladığını, adı geçen kişinin müvekkilinden mevcut taksinin eskidiği ve yeni bir taksi alınması gerektiğinden bahisle vekaletname istediğini, müvekkilinin bunun üzerine ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için ...5. Noterliği'nin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, ilerleyen süreçte ...’ın bu vekaletnameye istinaden kendisi adına davalı bankadan 4 ayrı kredi kullandığını ve vermiş olduğu vekaletnamede adına kredi kullanma yetkisi bulunduğunu da öğrendiğini, ancak müvekkilinin kredi kullanma iradesinin bulunmadığını, vekaletnamenin verildiği esnada ... ve noter çalışanları tarafından başka bir vekaletname gösterilerek aldatıldığını, bu şekilde borçlandırılmasında davalı bankanın ağır kusurunun bulunduğunu zira banka tarafından kredilerin kullandırılması aşamasında müvekkilinden teyit alınmadığı gibi, ...

isimli şahsın aynı yöntemle davalı bankadan 3. kişiler adına 70-75 milyon TL tutarında kredi kullandığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince ve şube çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin söz konusu krediler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, akabinde kredi borcunun ödendiğini bildirerek davayı istirdat davasına dönüştürmüştür.

Davalı vekili, müvekkilinin vekaletnameye istinaden işlem yaptığını, kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterden teyit ettiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının vermiş olduğu vekaletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacıya kredi kullandırdığı, kredi kullanımının vekaletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterliğe teyit ettirdiği, bu hale göre davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemlerin şüpheli olmasına ve aynı tür kredinin aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekalet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekaletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekaleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekaleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekaletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka her hangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu, davacının ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu olduğu, yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 159.905,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının vermiş olduğu vekaletname ile Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda dava dışı kişileri yetkilendirdiği, bu geçerli vekaletname uyarınca dava dışı kişilerin davacı adına kredi kullandıkları, bu kredilerin kısmen ödendiği, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmıştır. Bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olması tek başına vekaletnameye değer vermemesi veya vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapması zorunluluğunu ortaya koymaz.

Tüm bu hususlar karşısında, bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygundur. Nitekim, 3. kişilerce ... ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında da Dairemizce ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce aynı sonuçlara ulaşılmıştır (Dairemizin 17.03.2022 gün, 2020/7459 Esas-2022/2065 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2016 gün, 2016/3383 Esas-2016/13900 Karar sayılı ilamları). Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava dışı ...'ın aynı bankanın aynı şubesinden çok sayıda kişi için vekaleten kredi çekilmesine aracılık etmesini şüpheli bulması ve davalı Bankanın en azından sözleşmenin tarafı asil borçludan bu konuda teyit alması gerektiği halde almamış olması nedeniyle bir özen kuruluşu olan davalı Bankanın da zararın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüş ve kararına katılmıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/856705800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/143 E. 2021/170 K.

Vekaletnamenin kötüye kullanılması ile çekilen kredide banka kusuru

Gerekçe özeti

Vekaletnamede yer alan, herhangi bir banka adı ve kredi türü/sayısı belirtilmeksizin genel biçimde verilmiş kredi kullanma yetkisi kapsamında, vekil tarafından vekil edenin bilgisi ve onayı olmadan kısa aralıklarla aynı şubeden müteaddit defalar kredi kullanıldığı durumlarda; basiretli tacir ve güven kurumu sıfatına sahip bankanın, sadece vekaletnamenin azledilip azledilmediğini notere sorarak yetinmesi ve vekalet vereni bu işlemlerden haberdar etmeyi ihmal etmesi, özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturur ve bankanın kusurlu sorumluluğunu doğurur. Buna karşılık, vekaletname içeriğini okumadan ve verilen yetkileri denetlemeden imzalayan vekil eden de zararın doğumunda müterafık kusurlu sayılır; bu durumda taraflar arasındaki kusur oranı somut olayın özelliklerine göre paylaştırılarak tazminattan indirim yapılır.

Emsal değeri

Vekaletnamede genel biçimde verilen kredi kullanma yetkisinin kötüye kullanılması sonucu vekalet veren adına çekilen kredilerde, bankanın özen yükümlülüğünün kapsamı ve buna karşılık vekaletnameyi incelemeden imzalayan vekil edenin müterafik kusurunun kusur paylaşımına etkisi bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: menfi tespit vekaletin kötüye kullanılması bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğu basiretli tacir adam çalıştıranın sorumluluğu objektif özen yükümlülüğü müterafik kusur istirdat

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/143

KARAR NO 2021/170

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/09/2017

NUMARASI 2014/914 Esas 2017/766 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/02/2021

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... ticari plakalı taksinin sahibi olup, taksi plakasının, daha önce aracılık hizmetleri ile uğraşan dava dışı ... tarafından kiralandığını, daha sonra 2013 yılı Ocak ayında ... aracın eski olup değişmesi gerektiği, yeni alınacak aracın ticari plakaya tescili için vekaletname verilmesi gerektiğini söylediğini, müvekkilinin bunun üzerine ..., ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp .... Noterliği'nin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, noterde müvekkilinin noter çalışanı ve ... tarafından bir tip vekaletname örneği gösterildiğini, müvekkilinin tip vekaletnameyi okudğunu ve yapılacak işlemlere ilişkin olduğunu gördüğünü, ancak daha sonra tip vekaletnamede yer almayan bir hüküm içeren başka bir vekaletname düzenlediğini ve müvekkiline içinde "TC bankalarından kullanacağım her türlü kredi nedeniyle adıma dilediği bedel ve şartlarla kredi kullanmaya, beni borçlandırmaya, kredi sözleşmelerini tanzim ve imza etmeye, kredi bedellerini tahsil etmeye, kullanılacak kredi nedeniyle adıma kayıtlı araçları, ticari plaka hattımı banka lehine rehnetmeye, rehin sözleşmelerini ve yediemin senedini imzalamaya...

" şeklinde hüküm bulunan başka bir vekaletname getirildiğini, aynı başlığın yer aldığı vekaletnamenin kendisine gösterilen tip vekaletname olduğunu düşünen müvekkilinin vekaletnameyi imzaladığını, sonrasında müvekkilinin, bu kişilerin bahsedilen vekaletname ile ... Sultangazi Şubesinden kendi adına çeşitli tarihlerde dört ayrı kredi çektiklerini öğrendiğini, bu kişi tarafından 09/01/2013 tarihinde 45.000-TL, 09/01/2013 tarihinde 305.000-TL, 18/03/2013 tarihinde 50.000-TL ve 23/05/2013 tarihinde 50.000-TL olmak üzere müvekilli adına toplam 450.000-TL kredi çekildiğini, krediler nedeniyle bakiye 241.261,95TL borcunun bulunduğunu, ..., ilgili noter ve banka çalışanları hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2013/128310 soruşturma no.lu dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ...

her ne kadar müvekkili adına vekaletname ile işlem yapmış olsa da, kredilerin çekilmesinde ve bu sebeple ve müvekkilinin haksız ve yasaya aykırı olarak borçlanmasında davalı bankanın ağır kusuru ve sorumluluğunun bulunduğunu, ... adlı şahsın ortadan kaybolmasından sonra edilen bilgilere göre ... ve yönlendirdiği çalışnları tarafından davalı bankanın dönemi itibarı olan kişiler olması sebebiyle bahsedilen vekaletname yöntemiyle 70-75 milyon TL tutarında kredi kullanıldığını, müvekkilinin aslında davalı banka ile bir kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince ve şube çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu belirterek, müvekkilinin davalı bankaya borçlandıran kredilerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı bankaya 241.261,65 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili; kredi borçlarının müvekkili tarafından toplam 266.509-TL ödeme yapılmak suretiyle kapatıldığını belirterek, yapılan ödeme gereğince davaya istirdat davası olarak devam edilerek ödemenin davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı adına kredi sözleşmelerinin Eyüp .... Noterliğinin 05/01/2013 tarih ve ... yevmiye no.lu vekaletnamesi ile vekil edilen ... imzaladığını, davacının bu kişiye geniş yetkiler içeren genel vekaletname verdiğini, kredi başvurusunun bu vekaletname ile yapıldığını, müvekkili tarafından davacı tarafa tahsis edilen her bir kredi öncesinde Eyüp .... Noterliği aranarak vekaletnamede azil olup olmadığnın teyit edildiğini, iş bu vekaletnamede azil olmadığı için kredilerin kullandırıldığını, tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, okuduğu ve imzaladığı vekaletnamelerin farklı olduğu iddiası soyut olup, müvekkili bankanın kendisine ibraz edilenden başka vekalatnameler varsa bunları bilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın kullanmış olduğu kredi taksitlerinin bir kısmının ödendiğini, davacı tarafa kullandırılan kredilerde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, kredi kullandırılırken davacı nüfüs cüzdan sureti, aracın ruhsat sureti, vergi levhası, imza beyannamesi, taksi çalıştırma ruhsat sureti ve vekaletname aslının ibraz edildiğini, tespit edilen limitin müvekkili bankanın mevzuatı dahilinde bir defada kullandırılabileceği gibi talep halinde 60 aya kadar peyderpey kullandırılabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; somut olayda davacının vermiş olduğu vekaletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacı adına kredi kullandırıldığı, kredi kullanımının vekaletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın vekaletnameyi ilgili notere teyit ettirmek suretiyle kredi kullandırdığı, davalı bankaya atfedilecek bir mütefarik kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu ticari taksinin yenilenmesi işlemleri için ..., ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp .... Noterliği'nden 04.01.2013 tarihli ve ... yevmiye no.lu vekaletnameyi verdiğini, ... esnafı dolandırdığı haberleri üzerine bu kişilerin bahsedilen vekaletname ile ... Sultangazi Şubesinden kendi adına yaklaşık beş ayı kapsayan çeşitli tarihlerde dört ayrı kredi çektiklerini öğrendiğini, vekil olarak işlem yapan bir kişinin kısa aralıklarla aynı şubeden kredi çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, banka tarafından müvekkiline bilgilendirme yapılmadığını, olayda bankanın ağır kusurlu olduğunu, 263 müşteki tarafından yapılan şikayet üzerine ...

hakkında İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/51 esas sayılı dosyasında açılan davanın gerekçeli kararında sanıkların kastının dolandırıcılık olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunda da davalı bankanın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece davanın reddine karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, vekalet görevi kötüye kullanılarak dava dışı kişiye davalı bankaca tahsis edilen kredilerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bu nedenle bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.

Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Aynı zamanda tacir olan bankaların, 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi gereğince bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi zorunludur. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer güven kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha ağır olduğunun kabulü gerekmektedir. Ayrıca bankalar, adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğu 6098 sayılı TBK’nın 66.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede; “Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz." hükmü öngörülmüştür. Bu madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir.

Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.

Adam çalıştıran, ancak zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır. Sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Ancak zararlı sonucun doğmasına zarar veren yanında zarar görenin kusuru veya bazı durum ve davranışları ya da umulmayan olaylarda katkıda bulunmuşsa tazminattan belirli bir indirim yapılması hakkaniyete daha uygun düşmektedir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır.

Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir. Buna karşılık zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bu yoğunlukta değilse ortak sebep olarak tazminattan indirim sebebi teşkil edecektir. Başka bir deyişle zarar görenin davranışının illiyet bağını kesecek yoğunlukta olup olmadığı tespit edildikten sonra zarar görenin müterafik (ortak) kusuru belirlenerek sorumluluk paylaştırılıp tazminattan indirim yapılacaktır. Somut olayda, davacı tarafından taksi plakasının tescili amacıyla dava dışı ... verilen vekaletnamede tescil işlemleri yanında açıkça vekile "TC bankalarından kullanacağım her türlü kredi nedeniyle adıma dilediği bedel ve şartlarla kredi kullanmaya, beni borçlandırmaya, kredi sözleşmelerini tanzim ve imza etmeye, kredi bedellerini tahsil etmeye, kullanılacak kredi nedeniyle adıma kayıtlı araçları, ticari plaka hattımı banka lehine rehnetmeye, rehin sözleşmelerini ve yediemin senedini imzalamaya...

haciz ve rehin koymaya, kaldırmaya ve bu konuda gerekli bütün işlemleri yapmaya, bankaya adıma hesap açmaya..." şeklinde, adına kredi kullanma ve ilgili tüm işlemleri yapma yetkisini de içeren bir vekaletname verildiği, vekil tarafından vekil eden davacının bilgisi dışında davalı banka şubesinden 09.01.2013 tarihinde 45.000-TL ve 305.000-TL, 18.03.2013 tarihinde 50.000-TL ve 23.05.2013 tarihinde 50.000-TL olmak üzere toplam 450.000-TL tutarında kredi kullanıldığı, yargılama sırasında davacı tarafından bakiye kredi borçlarına mahsuben 24.01.2014 tarihinde 245.000-TL, 03.02.2014 tarihinde ise 21.509-TL olmak üzere toplam 266.509-TL ödeme yapılmak suretiyle kredi borçlarının kapatıldığı, harç ikmali de yapılmak suretiyle davacı vekilince ödenen bu tutarın istirdatının talep edildiği anlaşılmaktadır.

Dosyaya yansıyan bilgiler ve Dairemizce Uyap sisteminden yapılan sorgulamada, dava dışı ... ve yanında çalışanların aynı dönemlerde davacı gibi ticari taksi plakası sahiplerinden aynı noterlikten benzer nitelikte vekaletnameler aldıkları ve aynı banka şubesinden vekalet verenler adına krediler kullandırıldığı, olayın basına da yansıdığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemler şüpheli olmasına ve aynı tür kredi aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekalet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekaletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekaleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekaleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekaletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka her hangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu açıktır.Davacı ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu kabul edilmelidir.Yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü, dosya kapsamına ve toplanan delillere uygun düşmektedir.

Bu kabul doğrultusunda davacı tarafından kredi borcuna mahsuben ödenen 266.509-TL tutarın %60'ı oranında 159.905,40 TL üzerinden davanın kısmen kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hususlar yeniden yargılama gerektirmediğinden, hükmün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunn KABULÜNE, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/914 Esas-2017/766 Karar sayılı ve 26/09/2017 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KISMEN KABULÜ ile, 159.905,40 TL tazminatın, ödeme tarihi olan 24.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 10.923,14-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan toplam 4.551,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.371,79-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 4.579,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.800-TL bilirkişi ücreti, 92,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.892,70-TL yargı giderinin, davanın kabulü oranında hesaplanan 1.135,62-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 24-TL posta masrafının davanın reddi oranında hesaplanan 9,60-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 19.141,01-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir olunan 14.077,34-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 101-TL istinaf yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 60,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.