6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2226 E. 2022/7743 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek taahhütnamesi denetime elverişli rapor temlik sözleşmesi bsmv teminat mektubu sözleşmeden doğan dava depo kararı davanın açılmamış sayılması denetime elverişlilik açılmamış sayılma kefalet genel kredi sözleşmesi işlemiş faiz temlik kefil ihtar bilirkişi incelemesi havale tebligat kredi sözleşmesi taahhütname ihtarname asıl alacak çek icra inkar tazminatı inkar tazminatı eksik inceleme temerrüt teminat

Atıf yapılan mevzuat: BK · TMK · TBK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava dışı olup alacağını davacıya temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'ın bu sözleşmelerden 29.03.2005 tarihli, 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu, herhangi bir zaman diliminde kefaletinden vazgeçtiğine dair alacaklı dava dışı bankaya, noter marifeti ile bir ihtarname göndermediğinden sözleşme tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar kullandırılan ve 31.01.2013 ihtar tarihine kadar riski bulunan dava dışı şirkete kullandırılan nakit kredilerden dolayı 527.570,55 TL asıl alacak, 1.110,78 TL faiz ve 55,53 TL BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL’den sorumlu olduğu, gayri nakdi kredilerden teminat mektubu yönünden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, çek yaprağı taahhüt bedelleri yönünden ise 9.100,00 TL üzerinden sorumlu tutulabileceği ancak onda da ilgili genel kredi sözleşmesinde, bankaya kefil yönünden depo hakkını veren herhangi bir hüküm bulunmadığından ancak çek taahhüt bedellerinin nakde dönüşmesi halinde talep hakkının olacağı, bu nedenle davalı hakkında açılan davanın 527.570,55 TL'si asıl alacak, 1.110,78 TL'si işlemiş faiz, 55,53 TL'si BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL tutarlı nakdi alacak talebi yönünden kabulü, fazlaya dair talepler yönünden reddi gerektiği ve ayrıca dava konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile Ankara 23. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 esas sayılı takip dosyası kapsamında davalı tarafından yapılan itirazın 527.570,55 TL'si asıl alacak, 1.110,78 TL'si işlemiş faiz, 55,53 TL'si BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL tutarlı nakdi alacak talebi yönünden iptali ile takibin bu tutarlar üzerinden devamına, fazlaya dair nakdi ve tüm gayri nakdi alacak talepleri yönünden davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar, temlik alan davacı vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir.

(1) Mahkemece verilen ilk karar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2017 tarih, 2016/16729 esas ve 2017/3117 karar sayılı ilamında açıklanan, … dava dosyasında birden fazla kredi sözleşmesinin bulunduğu, davalının bu sözleşmelerden sadece 2005 tarihli sözleşmede kefil olduğu, bu durumda mahkemece dava konusu uyuşmazlığın hangi sözleşmeden kaynaklandığının bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek davalının kefaleti bulunmayan sözleşmelerden doğan borçlardan dolayı kefalet sorumluluğunun bulunmayacağı, kefil olduğu sözleşmeden dolayı borç saptanması halinde ise kefilin asıl borçlunun borcu ve fer'ileri ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek deliller eksiksiz olarak toplanıp değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususları incelemeyen ve yetersiz olan 3. bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği… gerekçesiyle, mahkeme verilen ikinci karar ise, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2019 tarih, 2018/1392 esas, 2019/4581 karar sayılı ilamında açıklanan, “... Mahkemece dairemizin bozma kararına uyulmuş ancak bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairemizce bozma ilamında “Dava dosyasında birden fazla kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı bu sözleşmelerden sadece 2005 tarihli sözleşmede kefildir. Bu durumda mahkemece dava konusu uyuşmazlığın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek davalının kefaleti bulunmayan sözleşmelerden doğan borçlardan dolayı kefalet sorumluluğu bulunmayacağı, kefil olduğu sözleşmeden dolayı borç saptanması halinde ise kefilin asıl borçlunun borcu ve fer'ileri ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek deliller eksiksiz olarak toplanıp, değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususları incelemeyen ve yetersiz olan 3. bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmiştir. Bu durumda mahkemece deliller eksiksiz olarak toplanıp bu yönden banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, davacının takip konusu yaptığı alacağın davalının kefil olduğu sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı saptanarak alacak borç durumunun tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bozmadan sonra yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi dosya üzerinden yapıldığı gibi bozmadan önce alınan 2. bilirkişi raporundaki tespitlere atıf yapılarak yeniden bir değerlendirme yapılmaksızın rapor düzenlenmiştir. Yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru olmayıp, bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarına uyulmuş, 01.10.2019 tarihli bozma ilamına uyulmasından sonra bilirkişi Savaş Kaya’dan alınan 05.08.2020 tarihli kök ve 23.11.2020 tarihli ek rapora itibar edilerek hüküm tesis edilmiş ise de 01.10.2019 tarihli bozma ilamından sonra alınan bu kök rapor ve ek rapor, Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarını karşılar nitelikte değildir. Öte yandan Mahkemenin hükmüne dayanak kıldığı, davalı ...'ın bu sözleşmelerden 29.03.2005 tarihli, 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu, herhangi bir zaman diliminde kefaletinden vazgeçtiğine dair alacaklı dava dışı bankaya, noter marifeti ile bir ihtarname göndermediğinden sözleşme tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar kullandırılan ve 31.01.2013 ihtar tarihine kadar riski bulunan dava dışı şirkete kullandırılan nakit kredilerden dolayı sorumlu olduğu yönündeki kabul de isabetli değildir. Zira bozma ilamlarında açıkça ifade edildiği şekilde tespit edilmesi gereken husus, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu 2005 tarihli sözleşme çerçevesinde kullandırılan kredi/kredilerden dolayı davacı/temlik eden bankanın icra takibine konu ettiği bir alacağının bulunup bulunmadığıdır.

Bu açıklamalar ışığında mahkemece konusunda uzman yeni bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi tanınıp davacı/temlik eden bankanın takibe konu ettiği kredi alacağının hangi kredi sözleşmesi/sözleşmeleri çerçevesinde kullandırıldığını, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan krediden kaynaklanıp davacı/temlik eden bankanın takibe konu ettiği bir alacağının bulunup bulunmadığını açıkça tespit eden, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu 2005 tarihli kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan ve takibe konu edilen bir alacak varsa bunun miktarını hesap eden başka bir deyişle Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarında açıklanan konuları şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

(2) Nakde dönüşmeyen gayri nakdi alacakların deposunun kefilden talep edilebilmesi, bu hususta kefilden deponun talep edilebileceğine dair kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunmasına bağlıdır. Öte yandan dava dosyası içinde bulunan temlik sözleşmesi incelendiğinde, davacı (temlik eden) bankanın sadece nakdi alacaklarını temlike konu ettiği, gayri nakdi alacaklarını temlike konu etmediği, bu durumda gayri nakdi alacakları üzerinde hak sahipliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte temlik eden davacı banka vekili mahkemeye sunduğu 19.04.2016 havale tarihli dilekçesinde, devir/temlik sözleşmesi gereği, görülmekte olan davada Güven Varlık Yönetim A.Ş.’nin taraf sıfatına haiz olduğunu, […]A.Ş. olarak davadan çekildiklerini, bundan böyle yapılacak tüm tebligatların devir/temlik alan Güven Varlık Yönetim A.Ş.’nin aşağıda belirtilen adresine yapılmasını talep etmiştir. Davacı (temlik eden) banka vekilinin bu beyanı çerçevesinde duruşmaları takip etmediği de gözetilerek nakde dönüşmeyen gayri nakdi alacaklar bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5692 E. 2012/7317 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/2226 E.  ,  2022/7743 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.12.2020 tarih ve 2020/59 E. - 2020/493 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu şirketin imzaladığı genel kredi sözleşmeleri ve 13 adet taşıt rehni sözleşmeleri gereğince dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, bu kredi sözleşmelerinden 29.03.2005 tarihli, 750.000,00 TL miktarlı genel kredi taahhütnamesinin davalı ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olması nedeniyle davalının genel kredi taahhütnamesi tutarı kadar asıl alacaktan ve temerrüt faizinden sorumlu olduğunu, kullanılan kredinin geri ödenmemesi üzerine davalıya...4.Noterliği’nin 26.02.2013 tarih ve 4324 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borcun tahsili amacıyla davalı ve diğer borçlular hakkında Ankara 23.

İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 esas sayılı takip dosyasından 28.02.2013 tarihinde davalının sorumluluk tutarı olan 750.000,00 TL belirtilerek genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığını, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlunun takipte talep edilen kredilerin asıl alacaklarına, işlemiş ve işleyecek faizine ve tüm fer'ileri ile birlikte sorumluluk tutarı olan 750.000,00 TL borcun tamamına itiraz ettiğini, haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şekliyle devamına ve alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, delil olarak sunulan 29.03.2005 tarihli taahhütnamenin düzenlenme tarihindeki şartlarda imzalandığını, aradan geçen 8 yıla rağmen yenilenmeden ve alınan kredilerin mahiyeti bildirilmeden sürdürülmesinin MK ve BK hükümlerine aykırı olduğunu, ödeme emrinde asıl alacak olarak belirtilen 750.000,00 TL'nin nasıl bulunduğunun denetime elverişli bir şekilde açıklanmadığını, borçlunun birçok kez ödeme güçlüğüne düşmesine rağmen borçlanmanın devam ettirilmesi ve yeni kredi sözleşmeleri yapılmasının, borçlanmalarda yeni kefillerin aranmamasının ve yerine eski kefaletin sürdürüldüğünün iddia edilmesininin MK’nın 2. ve TBK’nın 584, 599. maddelerine aykırı olduğunu, davada...mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava dışı olup alacağını davacıya temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'ın bu sözleşmelerden 29.03.2005 tarihli, 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu, herhangi bir zaman diliminde kefaletinden vazgeçtiğine dair alacaklı dava dışı bankaya, noter marifeti ile bir ihtarname göndermediğinden sözleşme tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar kullandırılan ve 31.01.2013 ihtar tarihine kadar riski bulunan dava dışı şirkete kullandırılan nakit kredilerden dolayı 527.570,55 TL asıl alacak, 1.110,78 TL faiz ve 55,53 TL BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL’den sorumlu olduğu, gayri nakdi kredilerden teminat mektubu yönünden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, çek yaprağı taahhüt bedelleri yönünden ise 9.100,00 TL üzerinden sorumlu tutulabileceği ancak onda da ilgili genel kredi sözleşmesinde, bankaya kefil yönünden depo hakkını veren herhangi bir hüküm bulunmadığından ancak çek taahhüt bedellerinin nakde dönüşmesi halinde talep hakkının olacağı, bu nedenle davalı hakkında açılan davanın 527.570,55 TL'si asıl alacak, 1.110,78 TL'si işlemiş faiz, 55,53 TL'si BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL tutarlı nakdi alacak talebi yönünden kabulü, fazlaya dair talepler yönünden reddi gerektiği ve ayrıca dava konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile Ankara 23.

İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 esas sayılı takip dosyası kapsamında davalı tarafından yapılan itirazın 527.570,55 TL'si asıl alacak, 1.110,78 TL'si işlemiş faiz, 55,53 TL'si BSMV olmak üzere toplam 528.736,86 TL tutarlı nakdi alacak talebi yönünden iptali ile takibin bu tutarlar üzerinden devamına, fazlaya dair nakdi ve tüm gayri nakdi alacak talepleri yönünden davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar, temlik alan davacı vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir.

(1) Mahkemece verilen ilk karar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2017 tarih, 2016/16729 esas ve 2017/3117 karar sayılı ilamında açıklanan, … dava dosyasında birden fazla kredi sözleşmesinin bulunduğu, davalının bu sözleşmelerden sadece 2005 tarihli sözleşmede kefil olduğu, bu durumda mahkemece dava konusu uyuşmazlığın hangi sözleşmeden kaynaklandığının bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek davalının kefaleti bulunmayan sözleşmelerden doğan borçlardan dolayı kefalet sorumluluğunun bulunmayacağı, kefil olduğu sözleşmeden dolayı borç saptanması halinde ise kefilin asıl borçlunun borcu ve fer'ileri ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek deliller eksiksiz olarak toplanıp değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususları incelemeyen ve yetersiz olan 3.

bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği… gerekçesiyle, mahkeme verilen ikinci karar ise, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2019 tarih, 2018/1392 esas, 2019/4581 karar sayılı ilamında açıklanan, “... Mahkemece dairemizin bozma kararına uyulmuş ancak bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairemizce bozma ilamında “Dava dosyasında birden fazla kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı bu sözleşmelerden sadece 2005 tarihli sözleşmede kefildir. Bu durumda mahkemece dava konusu uyuşmazlığın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek davalının kefaleti bulunmayan sözleşmelerden doğan borçlardan dolayı kefalet sorumluluğu bulunmayacağı, kefil olduğu sözleşmeden dolayı borç saptanması halinde ise kefilin asıl borçlunun borcu ve fer'ileri ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek deliller eksiksiz olarak toplanıp, değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususları incelemeyen ve yetersiz olan 3.

bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmiştir. Bu durumda mahkemece deliller eksiksiz olarak toplanıp bu yönden banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, davacının takip konusu yaptığı alacağın davalının kefil olduğu sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı saptanarak alacak borç durumunun tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bozmadan sonra yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi dosya üzerinden yapıldığı gibi bozmadan önce alınan 2. bilirkişi raporundaki tespitlere atıf yapılarak yeniden bir değerlendirme yapılmaksızın rapor düzenlenmiştir. Yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru olmayıp, bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarına uyulmuş, 01.10.2019 tarihli bozma ilamına uyulmasından sonra bilirkişi Savaş Kaya’dan alınan 05.08.2020 tarihli kök ve 23.11.2020 tarihli ek rapora itibar edilerek hüküm tesis edilmiş ise de 01.10.2019 tarihli bozma ilamından sonra alınan bu kök rapor ve ek rapor, Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarını karşılar nitelikte değildir. Öte yandan Mahkemenin hükmüne dayanak kıldığı, davalı ...'ın bu sözleşmelerden 29.03.2005 tarihli, 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu, herhangi bir zaman diliminde kefaletinden vazgeçtiğine dair alacaklı dava dışı bankaya, noter marifeti ile bir ihtarname göndermediğinden sözleşme tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar kullandırılan ve 31.01.2013 ihtar tarihine kadar riski bulunan dava dışı şirkete kullandırılan nakit kredilerden dolayı sorumlu olduğu yönündeki kabul de isabetli değildir.

Zira bozma ilamlarında açıkça ifade edildiği şekilde tespit edilmesi gereken husus, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu 2005 tarihli sözleşme çerçevesinde kullandırılan kredi/kredilerden dolayı davacı/temlik eden bankanın icra takibine konu ettiği bir alacağının bulunup bulunmadığıdır.

Bu açıklamalar ışığında mahkemece konusunda uzman yeni bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi tanınıp davacı/temlik eden bankanın takibe konu ettiği kredi alacağının hangi kredi sözleşmesi/sözleşmeleri çerçevesinde kullandırıldığını, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan krediden kaynaklanıp davacı/temlik eden bankanın takibe konu ettiği bir alacağının bulunup bulunmadığını açıkça tespit eden, davalı kefil ...’ın kefaletinin bulunduğu 2005 tarihli kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan ve takibe konu edilen bir alacak varsa bunun miktarını hesap eden başka bir deyişle Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin yukarıya metinleri alınan bozma ilamlarında açıklanan konuları şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

(2) Nakde dönüşmeyen gayri nakdi alacakların deposunun kefilden talep edilebilmesi, bu hususta kefilden deponun talep edilebileceğine dair kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunmasına bağlıdır. Öte yandan dava dosyası içinde bulunan temlik sözleşmesi incelendiğinde, davacı (temlik eden) bankanın sadece nakdi alacaklarını temlike konu ettiği, gayri nakdi alacaklarını temlike konu etmediği, bu durumda gayri nakdi alacakları üzerinde hak sahipliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte temlik eden davacı banka vekili mahkemeye sunduğu 19.04.2016 havale tarihli dilekçesinde, devir/temlik sözleşmesi gereği, görülmekte olan davada Güven Varlık Yönetim A.Ş.’nin taraf sıfatına haiz olduğunu, […]A.Ş.

olarak davadan çekildiklerini, bundan böyle yapılacak tüm tebligatların devir/temlik alan Güven Varlık Yönetim A.Ş.’nin aşağıda belirtilen adresine yapılmasını talep etmiştir. Davacı (temlik eden) banka vekilinin bu beyanı çerçevesinde duruşmaları takip etmediği de gözetilerek nakde dönüşmeyen gayri nakdi alacaklar bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı (temlik alan) vekilinin temyizi ile BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 03/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847749100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.