Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1792 E. 2022/5799 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi anlamda kesin hüküm↗ imza sahteliği↗ kabul beyanı↗ yazılı delille ispat↗ sahtelik↗ teminat senedi↗ icra hukuk mahkemesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ihtisas mahkemesi↗ sahtecilik↗ davanın konusu↗ kötüniyet tazminatı↗ bedelsizlik↗ ikrar↗ mirasçılık↗ denetime elverişlilik↗ dolandırıcılık↗ işlemiş faiz↗ bono↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebini 21/11/2016 tarihli dilekçesiyle tamamen ıslah ettiğini, dosyadan alınan iki ayrı bilirkişi raporunda imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, ancak söz konusu bonolardaki imzalara ilişkin olarak icra mahkemesinin ve ceza mahkemesinin kesinleşen kararlarında imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, bu kararların kesin hüküm niteliğinde olduğu, ceza yargılamasındaki maddi vakıanın imzanın davacıya ait olması ve hukuk hakimini bağlaması nedeniyle davacının imzanın sahteliği iddiasının yerinde görülmediği, davacı bedelsizlik iddiasını da yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı lehine tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; İcra Hukuk Mahkemeleri sınırlı yetkili mahkemeler olduğu, kural olarak bu mahkemelerin kararlarının, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ...2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/76 Esas ve 2012/25 Karar sayılı dosyası ile sanık ... hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, bu dosya kapsamında senetler üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, icra hukuk mahkemesi kararı ile senetteki imzaların müştekiye ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu beraat kararı da hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığı, gerek ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 22/06/2016 tarihli rapor, gerekse bu rapora itiraz üzerine alınan ve İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 28/10/2016 tarihli raporda, inceleme konusu senetler ile ...Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliğine hitaben yazılmış 03/07/2003 tarihli dilekçede ...'e atfen atılan söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olmadığı yönünde tespit yapıldığı, söz konusu raporlar denetime elverişli nitelikte olduğu, takibe konu senetler üzerindeki imzaların ...'in eli ürünü olmadığı anlaşıldığıı ve davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davacılar vekilinin ıslah dilekçesi de gözönünde bulundurularak, davacıların (... mirasçılarının) icra dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması sebebiyle İİK'nın 72/5. maddesi gereğince davacılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 57.000.- TL bedelli iki adet bonoya dayanılarak davacı aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davaya konusu bonolar altındaki imzanın davalının murisine ait olmadığı belirlenmiş ise de dava dilekçesinde davacı vekili, 40.000.- TL'yi kabule yönelik olarak davalı alacaklının mahkeme zabıtlarına giren resmi beyanlarına istinaden takibe mesnet tutulan "iki adet 57.000.- TL meblağlı senetten kaynaklanan gerçek bir borç bulunmadığını ve takibe mesnet senetlerden bir tanesinin teminat senedi olarak alındığının beyan edilmesi ve yine daha sonra verdiği resmi ifade de davacı borçludan 40.000.- TL alacağı bulunduğu beyanın da dikkate alındığında, davacının 74.000.- TL borcunun bulunmadığına dair menfi tespit talebimiz ..." beyanında bulunmuştur. Dolayısıyla mahkemece davacının 40.000.- TL'ye yönelik kabul beyanı dikkate alınmaksızın ve ikrar edilen bu hususun ıslah ile de düzeltilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, 40.000.- TL asıl alacak ve bu asıl alacak miktarına ilişkin işlemiş faiz alacağına yönelik davanın kısmen reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2496 E. 2023/6148 K.
Ortak:sahtelik · sahtecilik · dolandırıcılık · bono · menfi tespit
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesi'nin 2011/76 Esas ve 2012/25 Karar sayılı dosyası ile sanık ... hakkında «sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, bu dosya kapsamında senetler üzerinde yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadan, «icra hukuk» mahkemesi kararı ile senetteki imzaların müştekiye ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu beraat kararı da hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığı, gerek ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 22/06/2016 tarihli rapor, gerekse bu rapora itiraz üzerine alınan ve İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 28/10/2016 tarihli raporda, inceleme konusu senetler ile ...Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliğine hitaben yazılmış 03/07/2003 tarihli dilekçede ...'e atfen atılan söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olmadığı yönünde tespit yapıldığı, söz konusu raporlar «denetime elverişli» nitelikte olduğu, takibe konu senetler üzerindeki imzaların ...'in eli ürünü olmadığı anlaşıldığıı ve davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davacılar vekilinin «ıslah» dilekçesi de gözönünde bulundurularak, davacıların (... «mirasçılarının») icra dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması sebebiyle İİK'nın 72/5. maddesi gereğince davacılar lehine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Davaya konusu «bonolar» altındaki imzanın davalının murisine ait olmadığı belirlenmiş ise de dava dilekçesinde davacı vekili, 40.000.- TL'yi kabule yönelik olarak davalı alacaklının mahkeme zabıtlarına giren resmi beyanlarına istinaden takibe mesnet tutulan "iki adet 57.000.- TL meblağlı senetten kaynaklanan gerçek bir borç bulunmadığını ve takibe mesnet senetlerden bir tanesinin «teminat senedi» olarak alındığının beyan edilmesi ve yine daha sonra verdiği resmi ifade de davacı borçludan 40.000.- TL alacağı bulunduğu beyanın da dikkate alındığında, davacının 74.000.- TL borcunun bulunmadığına dair «menfi tespit» talebimiz ..." beyanında bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebini 21/11/2016 tarihli dilekçesiyle tamamen «ıslah» ettiğini, dosyadan alınan iki ayrı bilirkişi raporunda imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, ancak söz konusu bonolardaki imzalara ilişkin olarak icra mahkemesinin ve ceza mahkemesinin kesinleşen kararlarında imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, bu kararların «kesin» hüküm niteliğinde olduğu, ceza yargılamasındaki maddi vakıanın imzanın davacıya ait olması ve hukuk hakimini bağlaması nedeniyle davacının «imzanın sahteliği» iddiasının yerinde görülmediği, davacı «bedelsizlik» iddiasını da «yazılı delille ispat» edemediği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı lehine tazminata karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonoların «sahteliği» ile ilgili başlatılan soruşturma sonucunda davalı ... hakkında İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/176 E., ve 2020/180 K. sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda, davalının mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediğinden «sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçlarından beraatine karar verildiği, ceza dosyasında tanık dinlendiği,mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olduğu, davanın niteliği ve miktarı itibariyle belirtilen hususların tanık ile ispatının mümkün olmadığı, «yemin» edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceği, Adli Tıp raporu kapsamında verilen kararın yerinde olduğu olduğu, davanın kabul edilen kısmı yönünden mahkemece «kötü niyet tazminatı» talebi konusunda karar verilmemesi hatalı ise de gerek mahkeme dosyası gerekse de ceza dosyası bir bütün olarak incelendiğinde davalının bonolardaki imzaların sıhh …
… 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını ve bunun da «defter» incelemesi ile sabit olduğunu, mahkemece 3 adet «bono» yönünden verilen «menfi tespit» kararının yerinde olduğunu, ancak bu bonolar yönünden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece karar verilmediğini, 30.08.2014 «vade» tarihli ve 50.000,00 USD bedelli bono yönünden müvekkilin borçlu olduğu yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, bono üzerinde "«malen" kaydı» bulunmasına rağmen taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davalının bu bonoya karşılık herhangi bir mal ve hizmet sun …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,icra takibinden sonra açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sektör teamülü · ticari temsilci · malen kaydı · imza incelemesi · teamül · kıymetli evrak · yemin delili · yemin
Benzer bu kararda… tirmeyi vaat ettiği değerli taşlara karşılık müvekkili tarafından davacıya 500.000,00 USD nakit para verildiğini, bu paraya karşılık davaya konu bonoların davacının «ticari temsilcisi» durumundaki Bülent isimli elemanı tarafından davalıya getirilerek «teslim» edildiğini, her biri 150.000,00 USD olan bonolardan ikisinin 2014 yılında müvekkili tarafından bankaya verildiğini ve banka tarafından davacıya «ihbarda» bulunulduğunu, ancak davacının hiçbir itirazda bulunmadığını, dava dosyasına bildirilen davacının taraf olduğu 21 icra dosyasındaki davacı imzalarının birbirinden farklı olduğunu, davacının sürekli farklı imzalar kullandığını, bir kısım imza ile davaya konu bonolardaki imzanın aynı olduğunu, bu konuda inceleme yapılması yönündeki taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, alınan kriminal rapor ile bir bonodaki imzanın davacıya ait çıkmış olması nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının kanıtlanmış olduğunu, tanık ve «yemin deliline» dayandıkları halde mahkemece tanıkların dinlenmediği ve yemin hakkının hatırlatılmadığını, «sektördeki teamül» gereği «kıymetli evrakın» diğer tarafa eleman/personel aracılığıyla gönderildiğini, bu nedenle imzanın huzurda alınması imkanı olmadığını, mahkemece bu hususun araştırılmadığını, ayrıca bon …
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dört adet senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan «imza incelemesine» göre 30.08.2014 tarihli ve 50.000,00 USD bedelli senet üzerindeki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik …
… 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını ve bunun da «defter» incelemesi ile sabit olduğunu, mahkemece 3 adet «bono» yönünden verilen «menfi tespit» kararının yerinde olduğunu, ancak bu bonolar yönünden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece karar verilmediğini, 30.08.2014 «vade» tarihli ve 50.000,00 USD bedelli bono yönünden müvekkilin borçlu olduğu yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, bono üzerinde "«malen" kaydı» bulunmasına rağmen taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davalının bu bonoya karşılık herhangi bir mal ve hizmet sun …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonoların «sahteliği» ile ilgili başlatılan soruşturma sonucunda davalı ... hakkında İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/176 E., ve 2020/180 K. sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda, davalının mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediğinden «sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçlarından beraatine karar verildiği, ceza dosyasında tanık dinlendiği,mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olduğu, davanın niteliği ve miktarı itibariyle belirtilen hususların tanık ile ispatının mümkün olmadığı, «yemin» edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceği, Adli Tıp raporu kapsamında verilen kararın yerinde olduğu olduğu, davanın kabul edilen kısmı yönünden mahkemece «kötü niyet tazminatı» talebi konusunda karar verilmemesi hatalı ise de gerek mahkeme dosyası gerekse de ceza dosyası bir bütün olarak incelendiğinde davalının bonolardaki imzaların sıhh …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1792 E. , 2022/5799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2017 tarih ve 2014/596 E. - 2017/348 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2020/152 E. - 2020/400 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine iki adet 57.000.- TL tutarlı bonoya dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından söz konusu bonolardaki imzaya itiraz edildiğini, mahkemece itirazın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, ceza yargılaması sonunda beraat kararı verildiğini, temyiz incelemesinin devam ettiğini, söz konusu bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığını, icra mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde kimin tarafından düzenlendiği belli olmayan ...Trafik Tescil Şubesi'ne yazılmış, 03.07.2003 tarihli belge fotokopisinin incelemeye esas alındığını, davalının 28.08.2013 tarihli ifadesinde davacıdan 40.000.- TL alacağı kaldığını ifade ettiğini, ileri sürerek icra dosyasından dolayı 74.000.- TL borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 21.11.2016 tarihli dilekçesiyle, davadaki talebini davacının 203.826,30 TL takip çıkışlı icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının imzaya yaptığı itirazın icra mahkemesince reddedildiği ve kararın kesinleştiği ayrıca davalının ceza yargılaması sonucunda beraat ettiğini, davanın davalının alacağına ulaşmasını engellemek için açıldığını belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının talebini 21/11/2016 tarihli dilekçesiyle tamamen ıslah ettiğini, dosyadan alınan iki ayrı bilirkişi raporunda imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, ancak söz konusu bonolardaki imzalara ilişkin olarak icra mahkemesinin ve ceza mahkemesinin kesinleşen kararlarında imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, bu kararların kesin hüküm niteliğinde olduğu, ceza yargılamasındaki maddi vakıanın imzanın davacıya ait olması ve hukuk hakimini bağlaması nedeniyle davacının imzanın sahteliği iddiasının yerinde görülmediği, davacı bedelsizlik iddiasını da yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı lehine tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; İcra Hukuk Mahkemeleri sınırlı yetkili mahkemeler olduğu, kural olarak bu mahkemelerin kararlarının, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ...2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/76 Esas ve 2012/25 Karar sayılı dosyası ile sanık ... hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, bu dosya kapsamında senetler üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, icra hukuk mahkemesi kararı ile senetteki imzaların müştekiye ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu beraat kararı da hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığı, gerek ATK Fizik İhtisas Dairesi Adli İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 22/06/2016 tarihli rapor, gerekse bu rapora itiraz üzerine alınan ve İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 28/10/2016 tarihli raporda, inceleme konusu senetler ile ...Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliğine hitaben yazılmış 03/07/2003 tarihli dilekçede ...'e atfen atılan söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olmadığı yönünde tespit yapıldığı, söz konusu raporlar denetime elverişli nitelikte olduğu, takibe konu senetler üzerindeki imzaların ...'in eli ürünü olmadığı anlaşıldığıı ve davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davacılar vekilinin ıslah dilekçesi de gözönünde bulundurularak, davacıların (...
mirasçılarının) icra dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması sebebiyle İİK'nın 72/5. maddesi gereğince davacılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 57.000.- TL bedelli iki adet bonoya dayanılarak davacı aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davaya konusu bonolar altındaki imzanın davalının murisine ait olmadığı belirlenmiş ise de dava dilekçesinde davacı vekili, 40.000.- TL'yi kabule yönelik olarak davalı alacaklının mahkeme zabıtlarına giren resmi beyanlarına istinaden takibe mesnet tutulan "iki adet 57.000.- TL meblağlı senetten kaynaklanan gerçek bir borç bulunmadığını ve takibe mesnet senetlerden bir tanesinin teminat senedi olarak alındığının beyan edilmesi ve yine daha sonra verdiği resmi ifade de davacı borçludan 40.000.- TL alacağı bulunduğu beyanın da dikkate alındığında, davacının 74.000.- TL borcunun bulunmadığına dair menfi tespit talebimiz ..." beyanında bulunmuştur.
Dolayısıyla mahkemece davacının 40.000.- TL'ye yönelik kabul beyanı dikkate alınmaksızın ve ikrar edilen bu hususun ıslah ile de düzeltilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, 40.000.- TL asıl alacak ve bu asıl alacak miktarına ilişkin işlemiş faiz alacağına yönelik davanın kısmen reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/841953600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz