Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2496 E. 2023/6148 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sektör teamülü↗ ticari temsilci↗ malen kaydı↗ sahtelik↗ imza incelemesi↗ teamül↗ kıymetli evrak↗ yemin delili↗ ihtisas mahkemesi↗ sahtecilik↗ yemin↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ bono↗ vade↗ kötü niyet↗ ihbar↗ iflas↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dört adet senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan imza incelemesine göre 30.08.2014 tarihli ve 50.000,00 USD bedelli senet üzerindeki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptandığından, söz konusu imzaların davacının eli ürünü olduğu, diğer üç senetteki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptanmadığı, söz konusu üç adet senetteki imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.07.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli, 30.09.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli, ve 30.11.2014 tarihli 150.00,000 USD bedelli senetler sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine, 30.08.2014 tarihli 50.000,00 USD bedelli senet yönünden ise açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını ve bunun da defter incelemesi ile sabit olduğunu, mahkemece 3 adet bono yönünden verilen menfi tespit kararının yerinde olduğunu, ancak bu bonolar yönünden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece karar verilmediğini, 30.08.2014 vade tarihli ve 50.000,00 USD bedelli bono yönünden müvekkilin borçlu olduğu yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, bono üzerinde "malen" kaydı bulunmasına rağmen taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davalının bu bonoya karşılık herhangi bir mal ve hizmet sunmadığının açık olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yurt dışından getirmeyi vaat ettiği değerli taşlara karşılık müvekkili tarafından davacıya 500.000,00 USD nakit para verildiğini, bu paraya karşılık davaya konu bonoların davacının ticari temsilcisi durumundaki Bülent isimli elemanı tarafından davalıya getirilerek teslim edildiğini, her biri 150.000,00 USD olan bonolardan ikisinin 2014 yılında müvekkili tarafından bankaya verildiğini ve banka tarafından davacıya ihbarda bulunulduğunu, ancak davacının hiçbir itirazda bulunmadığını, dava dosyasına bildirilen davacının taraf olduğu 21 icra dosyasındaki davacı imzalarının birbirinden farklı olduğunu, davacının sürekli farklı imzalar kullandığını, bir kısım imza ile davaya konu bonolardaki imzanın aynı olduğunu, bu konuda inceleme yapılması yönündeki taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, alınan kriminal rapor ile bir bonodaki imzanın davacıya ait çıkmış olması nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının kanıtlanmış olduğunu, tanık ve yemin deliline dayandıkları halde mahkemece tanıkların dinlenmediği ve yemin hakkının hatırlatılmadığını, sektördeki teamül gereği kıymetli evrakın diğer tarafa eleman/personel aracılığıyla gönderildiğini, bu nedenle imzanın huzurda alınması imkanı olmadığını, mahkemece bu hususun araştırılmadığını, ayrıca bonoları getiren şahsın davacının ticari temsilcisi olduğunu, sektör uygulaması gereği bonoların tevdi şekli usule uygun olup davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonoların sahteliği ile ilgili başlatılan soruşturma sonucunda davalı ... hakkında İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/176 E., ve 2020/180 K. sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda, davalının mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediğinden sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraatine karar verildiği, ceza dosyasında tanık dinlendiği,mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olduğu, davanın niteliği ve miktarı itibariyle belirtilen hususların tanık ile ispatının mümkün olmadığı, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceği, Adli Tıp raporu kapsamında verilen kararın yerinde olduğu olduğu, davanın kabul edilen kısmı yönünden mahkemece kötü niyet tazminatı talebi konusunda karar verilmemesi hatalı ise de gerek mahkeme dosyası gerekse de ceza dosyası bir bütün olarak incelendiğinde davalının bonolardaki imzaların sıhhatini bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davacının kötü niyet tazminatının reddi gerektiğinden, mahkemece hükmün eksik bırakılması sonuca etkili görülmeyerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın boulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3550 E. 2021/68 K.
Ortak:menfi tespit
İncelediğiniz kararda… 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını ve bunun da «defter» incelemesi ile sabit olduğunu, mahkemece 3 adet «bono» yönünden verilen «menfi tespit» kararının yerinde olduğunu, ancak bu bonolar yönünden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece karar verilmediğini, 30.08.2014 «vade» tarihli ve 50.000,00 USD bedelli bono yönünden müvekkilin borçlu olduğu yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, bono üzerinde "«malen" kaydı» bulunmasına rağmen taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davalının bu bonoya karşılık herhangi bir mal ve hizmet sun …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,icra takibinden sonra açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, senede dayalı «menfi tespit davası» olup davacı vekili, dava konusu senetlerdeki «keşideci» imzalarının davacıya ait olmadığını ileri sürmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · lehtar · tespit davası · keşideci · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaDava, senede dayalı «menfi tespit davası» olup davacı vekili, dava konusu senetlerdeki «keşideci» imzalarının davacıya ait olmadığını ileri sürmektedir.
… 000,00 TL bedelli, 25.01.2007 keşide tarihli 28.07.2007 ödeme tarihli 62.000,00 TL bedelli, 25.01.2007 keşide tarihli 30.08.2007 ödeme tarihli 37.500,00 TL bedelli, «lehtarı» ... olan senetler üzerindeki davacı ...'ye atfen atılan «keşideci» borçlu imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şu halde yapılacak iş, dava konusu senedin keşide tarihinden önceki tarihlere ait çok sayıda mukayese belge asıllarının ilgili yerlerden getirtilerek yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve alınacak rapor sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2496 E. , 2023/6148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...'da değerli maden ve gümüş ticareti yapan bir tacir olduğunu, İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1315 D.iş sayılı dosyası ile davalı tarafından ihtiyati haciz kararı alınarak işyerinde haciz kararının uygulandığını, aynı zamanda davacıya ait tüm banka hesaplarına bloke konularak adına kayıtlı araç ve gayrimenkullere de haciz konulduğunu, ancak ihtiyati hacze konu edilen bonolardaki imzaların sahte olduğunu ve davacıya ait olmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, nakit alışverişleri de bulunmadığını, bu nedenle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, anılan nedenle davacı adına kayıtlı araçlar üzerine konulan haciz ve yakalamanın kaldırılmasına, yine banka hesaplarına konulan blokelerin kaldırılması ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıya vermiş olduğu çeşitli vadeli senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, davacı tarafın sahtelik iddiasının gerçek dışı olduğunu, takibe konu senetlerin bizzat davacı tarafından imzalandığını, davacının çalıştığı sektörde birçok kişiye borçlandığını ve hakkında alınmış birçok icra takibi bulunduğunu, ancak davacının borçlarını ödememek için sürekli olarak farklı şekillerde imzalar attığının tespit edildiğini, davacıdan sürekli talep edilmesine rağmen ödemenin yapılmadığı, bizzat imzaladığı senetlerdeki imzalara itirazının yersiz olduğunu, anılan nedenlerle davanın reddi ile davacı tarafından %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dört adet senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan imza incelemesine göre 30.08.2014 tarihli ve 50.000,00 USD bedelli senet üzerindeki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptandığından, söz konusu imzaların davacının eli ürünü olduğu, diğer üç senetteki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptanmadığı, söz konusu üç adet senetteki imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.07.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli, 30.09.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli, ve 30.11.2014 tarihli 150.00,000 USD bedelli senetler sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine, 30.08.2014 tarihli 50.000,00 USD bedelli senet yönünden ise açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını ve bunun da defter incelemesi ile sabit olduğunu, mahkemece 3 adet bono yönünden verilen menfi tespit kararının yerinde olduğunu, ancak bu bonolar yönünden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece karar verilmediğini, 30.08.2014 vade tarihli ve 50.000,00 USD bedelli bono yönünden müvekkilin borçlu olduğu yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, bono üzerinde "malen" kaydı bulunmasına rağmen taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davalının bu bonoya karşılık herhangi bir mal ve hizmet sunmadığının açık olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yurt dışından getirmeyi vaat ettiği değerli taşlara karşılık müvekkili tarafından davacıya 500.000,00 USD nakit para verildiğini, bu paraya karşılık davaya konu bonoların davacının ticari temsilcisi durumundaki Bülent isimli elemanı tarafından davalıya getirilerek teslim edildiğini, her biri 150.000,00 USD olan bonolardan ikisinin 2014 yılında müvekkili tarafından bankaya verildiğini ve banka tarafından davacıya ihbarda bulunulduğunu, ancak davacının hiçbir itirazda bulunmadığını, dava dosyasına bildirilen davacının taraf olduğu 21 icra dosyasındaki davacı imzalarının birbirinden farklı olduğunu, davacının sürekli farklı imzalar kullandığını, bir kısım imza ile davaya konu bonolardaki imzanın aynı olduğunu, bu konuda inceleme yapılması yönündeki taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, alınan kriminal rapor ile bir bonodaki imzanın davacıya ait çıkmış olması nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının kanıtlanmış olduğunu, tanık ve yemin deliline dayandıkları halde mahkemece tanıkların dinlenmediği ve yemin hakkının hatırlatılmadığını, sektördeki teamül gereği kıymetli evrakın diğer tarafa eleman/personel aracılığıyla gönderildiğini, bu nedenle imzanın huzurda alınması imkanı olmadığını, mahkemece bu hususun araştırılmadığını, ayrıca bonoları getiren şahsın davacının ticari temsilcisi olduğunu, sektör uygulaması gereği bonoların tevdi şekli usule uygun olup davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonoların sahteliği ile ilgili başlatılan soruşturma sonucunda davalı ... hakkında İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/176 E., ve 2020/180 K. sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda, davalının mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediğinden sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraatine karar verildiği, ceza dosyasında tanık dinlendiği,mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olduğu, davanın niteliği ve miktarı itibariyle belirtilen hususların tanık ile ispatının mümkün olmadığı, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceği, Adli Tıp raporu kapsamında verilen kararın yerinde olduğu olduğu, davanın kabul edilen kısmı yönünden mahkemece kötü niyet tazminatı talebi konusunda karar verilmemesi hatalı ise de gerek mahkeme dosyası gerekse de ceza dosyası bir bütün olarak incelendiğinde davalının bonolardaki imzaların sıhhatini bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davacının kötü niyet tazminatının reddi gerektiğinden, mahkemece hükmün eksik bırakılması sonuca etkili görülmeyerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın boulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981804200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz