6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Süresinde yapılmayan ayıp ihbarı ve takas savunmasının reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5873 E. 2022/7051 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Alıcının ayıp ihbarı TTK 23'te öngörülen sürelerde yapılmamışsa dinlenmez; açık ayıp niteliğindeki kusurlarda malı ayıplı şekliyle kabul eden alıcı bedeli ödemekle yükümlüdür. Dayanağı bir sözleşme bulunmayan komisyon alacağıyla takas mahsup savunması yerinde değildir.

Ele alınan sorunlar

Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması ve takas savunması → kabul

İddia: Davalı, davacıya borcunun bulunmadığını, aksine alacaklı olduğunu; düzenlediği reklamasyon ve komisyon faturaları ile takas mahsup savunmasında bulunmuştur.

Gerekçe: Davalı tarafça ileri sürülen ayıp ihbarı TTK 23'te belirtilen sürelerde yapılmamış; ayıp ihbarına dayanak reklamasyon faturası son fatura tarihinden çok sonra düzenlenip noter ihtarıyla tebliğ edilmiştir. Teknik bilirkişi raporunda belirtilen ve e-mail yazışmalarında sözü edilen, usulüne uygun tespit edilmeyen ayıplar açık ayıp niteliğinde olup, emtia ayıplı kabul edilse dahi alıcı malı ayıplı şekliyle kabul etmiştir. Komisyon alacağına ilişkin faturaya dayanak bir sözleşme bulunmadığından davalının takas mahsup savunması yerinde değildir; davalı satın aldığı mallardan dolayı bakiye sözleşme bedelini ödemekle yükümlü olduğundan itirazın iptali yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ayıp ihbarının TTK 23 süreleri içinde yapılması zorunluluğu ve dayanağı olmayan alacakla takas savunmasının reddi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı süresi açık ayıp malın ayıplı şekliyle kabulü takas mahsup savunması cari hesap

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 23

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5873 E.  ,  2022/7051 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.07.2018 tarih ve 2017/481 E- 2018/875 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.10.2020 tarih ve 2018/2082 E- 2020/1069 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davanın tarafı şirketler arasında süregelen bir cari hesap ilişkisi bulunduğundan, davalının takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete toplam 286.939,22 TL cari hesap borcu olduğunu, alacağın tahsili için Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7727 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini ileri sürerek, borçlunun haksız olan itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına, alacak bedeline takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; icra dairesinin yetkisine vaki itirazın değerlendirilmeden itirazın iptali davası açılamayacağını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığı gibi alacaklı olduğunu, davalı şirketçe düzenlenen 30/12/2016 tarihli 21.838,54 Euro bedelli ve 17/12/2016 tarihli 102.600 Euro bedelli faturaların 21/01/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, fatura bedellerinin halen ödenmediğinden takibe itiraz edildiğini, Bakırköy 44. Noterliği'nin 07/04/2017 tarih 15376 yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ edilerek borcun ödenmesinin talep edildiğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını savunarak davanın reddine, aksi halde alacağına karşılık takasını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının davasının kabulü ile; davalının Bakırköy 16. İcra Dairesi'nin 2017/7727 esas sayılı dosyasına vaki itirazının takip konusu 286.939,22 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin takipteki koşullar ile devamına, hükmedilen alacağın %20'si olan 57.387,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; davalının da davacıdan satın almış olduğu emtiayı yurt dışındaki şirkete satmış olduğu, davalının ayıp ihbarında bulunduğuna dair sunulu belgelerde imza bulunmadığı, dava konusu alacağa ilişkin son fatura tarihi 17/12/2015 tarihi olup, davalı tarafça düzenlenen 102.000 Euro'luk reklamasyon faturasının 30/12/2016 tarihli olduğu, bu faturanın 07.04.2017 tarihli noter ihtarı ekinde davacıya tebliğ edildiği, davalı tarafından yapıldığı ileri sürülen ayıp ihbarının TTK'nın 23. maddesinde belirtilen sürelerde yapılmadığı, 21.838,54 Euro'luk fatura ise ihracat komisyonu alacağına ilişkin olup, taraflar arasında buna ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, teknik bilirkişi raporunda belirtilen ve davalı tarafından e-mail yazışmalarında sözü edilen, usulüne uygun tespit edilmeyen ayıpların da açık ayıp niteliğinde olduğu, emtia ayıplı kabul edilse dahi alıcının emtiayı ayıplı şekli ile kabul ettiği, davalının takas mahsup savunması yerinde olmadığı, davalı satın aldığı mallardan dolayı bakiye sözleşme bedelini ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14.700,61 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/840395800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2082 E. 2020/1069 K.

Süresinde yapılmayan ayıp ihbarı nedeniyle takas savunmasının reddi

Gerekçe özeti

Ticari satım ilişkisinde alıcının ayıp ihbarı, TTK 23. maddede belirtilen sürelerde ve usulüne uygun şekilde yapılmamışsa (imzasız, tarihsiz veya belirsiz kaynaklı belgelerle), açık ayıplar bakımından 2 günlük ihbar süresi geçirildiğinden alıcı emtiayı ayıplı haliyle kabul etmiş sayılır ve buna dayanan takas-mahsup savunması kabul edilmez; ayrıca yazılı bir sözleşme bulunmadan iddia edilen ayrı bir komisyon alacağı da ispatlanmadıkça dikkate alınmaz.

Emsal değeri

Ticari satımlarda ayıp ihbarının TTK 23. madde kapsamında süresinde ve usulüne uygun (imzalı, tarihli, kaynağı belirli) belgelerle yapılmaması halinde takas-mahsup savunmasının reddedileceği yönünde, bölgesel ikna edici nitelikte bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: itirazın iptali ayıp ihbarı TTK 23. madde takas-mahsup açık ayıp icra dairesi yetkisi cari hesap

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2082

KARAR NO 2020/1069

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/07/2018

NUMARASI 2017/481 Esas - 2018/875 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/10/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın tarafı şirketler arasında süregelen bir cari hesap ilişkisi bulunduğundan, davalının takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete toplam 286.939,22-TL cari hesap borcu bulunmakta olduğunu, mezkur alacağın tahsili için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket takibe konu alacağa haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğinden, takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, borçlunun haksız olan itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına , alacak bedeline takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra dairesinin yetkisine vaki itirazın değerlendirilmeden itirazın iptali davası açılamayacağını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığı gibi alacaklı olduğunu, davalı şirketçe düzenlenen 30/12/2016 tarihli 21.838,54-EURO bedelli ve 17/12/2016 tarihli 102.600-euro bedelli faturaların 21/01/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, fatura bedellerinin halen ödenmediğini, bu nedenle takibe itiraz edildiğini, buna ilişkin Bakırköy .... Noterliği'nin 07/04/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ edilerek borcun ödenmesinin talep edildiğini, takibin cari hesaba dayandırılmasına rağmen taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine, aksi halde alacağına karşılık takasını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının davasının kabulü ile; davalının Bakırköy .... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasına vaki itirazının takip konusu 286.939,22-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin takipteki koşullar ile devamına, hükmedilen alacağın %20'si olan 57.387,84-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; İlamsız icrada icra dairesinin yetkisinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin adresinin Başakşehir/İstanbul olup, Küçükçekmece Adliyesi yargı çevresinde olduğunu, icra takibine yetki açısından da itiraz edilmişken yetkili icra dairesine dosya taşınmadan itirazın iptalinin istenmesinin mümkün olmadığını,mahkemenin bu usuli sorunu gözardı ettiği ve doğrudan esasa girerek hatalı bir karar verdiğini, takas mahsup defilerini dikkate dahi almadığını, ayrıca rapora ilişkin itirazlarının da hiç dikkate alınmadığını,ispat yükünün davacı değil davalı üzerine yıkılmaya çalışıldığını, ihracatın yapıldığı somut bir veri olmasına rağmen, komisyona hak kazanılmamış gibi müvekkili şirketin faturalarının dikkate alınmadığını, gecikme için sadece yazışma sunulduğunu iddia eden ve müvekkili şirketin ticari defterlerindeki 30/12/2015 tarihli credit notu atlayan bilirkişilerin burada da kendilerinin bahsettikleri yazışmalarda ayıba ilişkin ifadeleri göremediklerini,ayıp, gecikme vb.

ile bunların ispatı ve sonuçlarına ilişkin tespitlerin neredeyse tamamının hatalı olduğunu bildirerek,davanın kabulü yönünde verilen kararın bozularak yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacı ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili icra dairesinin yetkisine itirazın giderilmediğini ileri sürmüş ise de 07/12/2017 tarihli ön inceleme duruşmasında; İİK'nın 50. maddesi yollaması ile HMK'nın 10, HMK'nın 89. Maddesi gereğince davacının ikametgahı icra dairesi yetkili olduğundan gerek icra dairesi ve gerekse mahkemenin yetkisine yapılan itirazın reddine karar verilmiş olup ara kararında isabetsizlik olmadığından bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki, satım sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde davacı tarafından davalıya sözleşme konusu emtianın teslim edildiğinde ve bedelinde ihtilaf yoktur.Davalının da davacıdan satın almış olduğu emtiayı yurt dışındaki şirkete satmış olduğu, davalı tarafından ayıp ihbarında bulunduğuna dair 22/12/2017 havale tarihli dilekçe ekinde bir kısım belgeler sunulmuş ise de sunulu belgelerin hiçbirinde imza bulunmadığı, hangi tarihte ve ne şekilde ayıbın tespit edildiği konusunda hiçbir açıklama içermediği,imalat aşamasında yapılan kontrollere ilişkin olduğu diğer yandan, dava konusu alacağa ilişkin son fatura tarihi 17/12/2015 tarihi olup, davalı tarafça düzenlenen 102.000-euro 'luk reklamasyon faturasının 30/12/2016 tarihli olduğu, her ne kadar faturanın davacıya tebliğ edildiği savunulsa da faturanın 07 Nisan 2017 tarihli noter ihtarı ekinde davacıya tebliğ edildiği, bu durumda, davalı tarafından yapıldığı ileri sürülen ayıp ihbarının TTK.'nın 23.

Maddesinde belirtilen sürelerde yapılmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından savunulan 21.838,54-euro 'luk fatura ise ihracat komisyonu alacağına ilişkin olup, taraflar arasında buna ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır. Dolayısıyla; davacı, satın alarak yurt dışına ihraç ettiği emtia nedeniyle ayrı bir komisyon alacağının bulunduğu da kanıtlanamamıştır. Somut olayda; ayıp ihbarı süresinde yapılmadığı gibi düzenlenen raporların imzasız olması ve kim tarafından düzenlendiğinin belli olmaması karşısında raporlar TTK.'nın 23. maddesi anlamında ayıbın tespitine esas alınamaz. Teknik bilirkişi raporunda (3-5 sayfalar) belirtilen ve davalı tarafından e-mail yazışmalarında sözü edilen, usulüne uygun tespit edilmeyen ayıpların da açık ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2 gün içerisinde açık ayıpların tespit edilerek satıcıya ihbarı gerekirken buna yönelik işlem yapılmadığı, yargılama sırasında herhangi bir ayıp tespit edilmemiş olmasına rağmen, emtia ayıplı kabul edilse dahi alıcının emtiayı ayıplı şekli ile kabul ettiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla davalının takas mahsup savunması yerinde olmayıp, davalı satın aldığı mallardan dolayı bakiye sözleşme bedelini ödemekle yükümlü bulunduğundan, bu itibarla, İlk derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, istinaf sebebleri yerinde olmadığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 19.600,81- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.901- TL harcın mahsubu ile bakiye 14.699,81- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 48,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

27/10/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.