İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2325 E. 2022/6520 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 352↗ arabuluculuk↗ uyap↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 186.949,75 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 186.949,75 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, HMK'nın 118. maddesine göre davanın dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağının düzenlendiği, bu durumda istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarih olan 17/04/2020 tarihinde istinaf dilekçesinin HMK'nın 345. maddesinde öngörülen iki haftalık süre içerisinde verilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı vekiline, 23.03.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından 17.04.2020 tarihinde UYAP sistemi üzerinden verilen dilekçe ile karar temyiz edilmiş ve temyiz harçları da süresinde tamamlanmıştır.
HMK'nın 345. maddesi gereğince, "İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." hükmolunmuş olup, 26.03.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde ise, ".. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmü getirilmiş olup, akabinde 30.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile durma süresi 15/06/2020 tarihine karar uzatılmıştır.
Somut olayda, Covid-19 salgın hastalığının yayılması ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen ve yürürlüğe konan işbu düzenlemeler nedeniyle davalının istinaf yoluna süresinde başvurduğu anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince davalının istinaf sebeplerinin incelenmesi ve buna ilişkin bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2273 E. 2025/771 K.
Ortak:arabuluculuk · hak düşürücü süre · ihtar · zamanaşımı · ibraz · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.
Benzer bu kararda… hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu markayı tescilli bulunduğu ve «uyuşmazlık konusu» olan 43. sınıf kapsamında Türkiye'de ciddi bir şekilde kullandığını ispata yarar delil sunmadığından iptal koşullarının oluştuğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sıyılı KHK) uyarınca hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, tescilin kötü niyetle yapılması halinde açılacak hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadığı, somut olayda dava konusu sayılı marka yönünden dava tarihi olan 23.11.2020 tarihi itibariyle, tescil tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolduğu, davalının marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunun da iddia ve ispat edilmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davalı markasının 43. sınıf hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekiller …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu markayı tescilli bulunduğu ve «uyuşmazlık konusu» olan 43. sınıf kapsamında Türkiye'de ciddi bir şekilde kullandığını ispata yarar delil sunmadığından iptal koşullarının oluştuğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sıyılı KHK) uyarınca hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, tescilin kötü niyetle yapılması halinde açılacak hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadığı, somut olayda dava konusu sayılı marka yönünden dava tarihi olan 23.11.2020 tarihi itibariyle, tescil tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolduğu, davalının marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunun da iddia ve ispat edilmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davalı markasının 43. sınıf hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekiller …
… üncül olarak ibaresinden oluştuğu, davacı markalarındaki esas unsurun da markalarda tek kelime unsuru olarak yer alan ibaresi olduğu, davalı markasındaki ibaresinin «ayırt edicilik» sağlamadığı, üniversitenin ismini çağrıştırdığı, davacı markası ibaresi ile ' şeklinden, davalı markası da esas unsuru ve şeklinden oluştuğundan işaretlerin «ortalama tüketici» tarafından karıştırılabileceği, hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, davalının markasını tescil edildiği tarihten itibaren 43. hizmet sınıfı bakımından Türkiye’ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7837 E. 2022/4627 K.
Ortak:arabuluculuk · hak düşürücü süre · ihtar · zamanaşımı · ibraz · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.
Benzer bu kararda… gın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin, durma süresinin so …
7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi ile dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulması ve maddenin 2. fıkrasında sayılan kapsam dışı süreler arasında yer almaması da nazara alındığında Tebligat Kanunu ve Elektronik Tebligat Yönetmeliğinde düzenlenen, «elektronik tebligatın» «yapılmış sayılması» için elektronik adrese ulaşma tarihini izleyen günlerin işlemesinin 7226 sayılı Kanunla durduğu ve Cumhurbaşkanı kararı ile de 15.06.2020 tarihi «dahil» uzatıldığı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının 04.06.2020 tarihinde davacı «vekilinin tebligat» alanına konulduğu, Tebligat Kanunu ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin anılan maddelerinde belirtilen 5 günlük sürenin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil …
Davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elektronik tebligat · vekile tebligat · yapılmamış sayılma · vekile tebliğ · tebligat · menfi tespit · dahili dava
Benzer bu kararda7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi ile dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulması ve maddenin 2. fıkrasında sayılan kapsam dışı süreler arasında yer almaması da nazara alındığında Tebligat Kanunu ve Elektronik Tebligat Yönetmeliğinde düzenlenen, «elektronik tebligatın» «yapılmış sayılması» için elektronik adrese ulaşma tarihini izleyen günlerin işlemesinin 7226 sayılı Kanunla durduğu ve Cumhurbaşkanı kararı ile de 15.06.2020 tarihi «dahil» uzatıldığı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının 04.06.2020 tarihinde davacı «vekilinin tebligat» alanına konulduğu, Tebligat Kanunu ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin anılan maddelerinde belirtilen 5 günlük sürenin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil …
Bölge Adliye Mahkemesince, kararın 09.06.2020 tarihinde davacı «vekiline tebliğ» edildiği, bu tarih itibariyle Covid 19 önlemleri kapsamında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi doğrultusunda sürelerin 15.06.2020 tarihili «dahil» olmak üzere durup 16.06.2020 tarihinde işlemeye başladığı, buna göre HMK'nın 345. maddesinde öngörülen iki haftalık istinaf süresinin 30.06.2020 günü sona ermesine …
Dava, «menfi tespit» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesinin 4. bendinde ve Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9/(6). maddesinde elektronik yolla «tebligatın», muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1587 E. 2022/3955 K.
Ortak:arabuluculuk · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, «ihtar», bildirim, «ibraz» ve «zamanaşımı» süreleri, «hak düşürücü süreler» ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava dosyasının 05/03/2020 tarihindeki 9. celsede 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yasal 3 aylık «hak düşürücü sürenin» dolmasından sonra 23/06/2020 tarihinde «tasfiye memuru» ... tarafından yenilendiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 150/2 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… ılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile «arabuluculuk» ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması ve bu tarih itibariyle bitimine 15 gün veya daha az kalm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · sahtelik · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · tasfiye memuru · yenileme · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava dosyasının 05/03/2020 tarihindeki 9. celsede 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yasal 3 aylık «hak düşürücü sürenin» dolmasından sonra 23/06/2020 tarihinde «tasfiye memuru» ... tarafından yenilendiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 150/2 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Yapılan yargılamada 05.03.2020 tarihli duruşmada 6100 sayılı HMK'nın 150 maddesi uyarınca dosyanın «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», yasal 3 aylık sürenin sonunda ise «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Anılan Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca sürenin uzatılmış olması ve uzatılan süre içerisinde «yenileme dilekçesinin» verilmiş olmasına rağmen, mahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacı şirket «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2325 E. , 2022/6520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.02.2020 tarih ve 2016/1236 E. - 2020/125 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin süre yönünden reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2020/880 E. - 2020/1234 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının arasında 01.03.2014 tarihinde Ulaşım Hizmetleri Sözleşmesinin imzalandığını, bu kapsamda davacının davalıya ulaşım hizmetleri sunduğunu, ancak davalının bunun karşılığında hizmet bedelinin bir kısmını ödemediğini, bu nedenle bu bedelin tahsili amacıyla davalıya yönelik genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile ulaşım hizmetleri sözleşmesinin akdedildiğini, ancak davacı ve taşeronlarının neden olduğu trafik kazası nedeniyle davalı tarafından yapılan teminat ödemesinin davacının alacağından mahsup edildiğini ve tarafların arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiğini, bu nedenle davalının davacıya bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 186.949,75 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 186.949,75 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, HMK'nın 118. maddesine göre davanın dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağının düzenlendiği, bu durumda istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarih olan 17/04/2020 tarihinde istinaf dilekçesinin HMK'nın 345. maddesinde öngörülen iki haftalık süre içerisinde verilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı vekiline, 23.03.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından 17.04.2020 tarihinde UYAP sistemi üzerinden verilen dilekçe ile karar temyiz edilmiş ve temyiz harçları da süresinde tamamlanmıştır.
HMK'nın 345. maddesi gereğince, "İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." hükmolunmuş olup, 26.03.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde ise, ".. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler;
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır.
Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmü getirilmiş olup, akabinde 30.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile durma süresi 15/06/2020 tarihine karar uzatılmıştır.
Somut olayda, Covid-19 salgın hastalığının yayılması ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen ve yürürlüğe konan işbu düzenlemeler nedeniyle davalının istinaf yoluna süresinde başvurduğu anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince davalının istinaf sebeplerinin incelenmesi ve buna ilişkin bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838592700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz